ONLAR BİZDEN DEĞİL Mİ?

Ne zaman kurtulacağız şu kahvehane kültüründen bilmiyorum
ama kurtulacağız umutluyum… Ne demek kahvehane kültürü derseniz eğer değerli
okurlarım, bir meclise gittiğinizde, bir toplulukta hemen bir gruplaşma oluyor.
Birileri iyi birileri kötüdür. Bu bir parti, bu bir kişi bu bir millet ya da
ırk da olabilir. Daha açık söyleyeyim. Bugün yakın tarihimizden baktığımız
zaman bizde şöyle bir gelenek oluşmuş birileri kötü yapmıştır, eziyet
çektirmiştir. Kötüdür. İşte CHP ile ilgili söylenen sözler. Ezanı
Türkçeleştirdi. Camileri kapattırdı. Şunu yaptı bunu yaptı. …Veya hemen öbür
tarafa geçelim. Abdülhamithan kötüdür, kızıl sultandır… Şöyledir böyledir… Ya
da hemen konuyu Atatürk’e getirelim. Bir grup Atatürk’ü öve öve bitiremezken
bir grup tam tersi elinden geldiğince unutturmaya çalışıyor. Ya da nerede
yapmış olduğu hatalar varsa ya da en sivri yönleri, çok özel hayatı onu öne
çıkartarak gözden çıkartmaya çalışması… Yine bir grup ülkemizdeki dini
cemaatleri, ya da tasavvuf ekollerini diline dolayıp yerin dibine batırmaya
çalışırken bir grup tam tersi aşırı yüceltmeye doğru çabalıyor… Bir taraf
10.yıl Marşını neredeyse kutsallaştırırken diğer taraf ise mehter marşını
kutsallaştırmaya çalışıyor…
Konuyu uzatmayalım Dış İşler Bakanımız Davutoğlu’un çok
güzel bir kitabı var Stratejik Derinlik – Türkiye’nin Uluslararası Konumu. Bu kitabı karıştırırken Sayın Davutoğlu, kendi
tarihimize karşı, kendi ülkemize karşı karşı yabancı olduğumuzu dile getiriyor
şöyle diyor : “…Türkiye’de yaşanmakta olan çok yönlü bunalımda da iç benlik ile
dışa yansıyan benlik arasında farklılaşmanın izleri görülmektedir… Kişinin
kendi vücudu ile yabancılaşarak sahte benlik içine girmesi gibidir… İtiraf
edelim ki ilkokuldan itibaren verilen yoğun tarih ve coğrafya bilgisine rağmen
bir tür tarihsizleşme sürecinin içinde yaşıyoruz…” Özellikle kendi kendimize
yabancı olduğumuzun en belirgin özelliği ile ilgili olarak kitaptaki şu cümleye
lütfen dikkat edelim : “…. Kutladığımız yıldönümleri ve bayramlar bizdeki tarih
bilincini güçlendirmek yerine tarih –ötesi alanlara yönelmemize yol açıyor. …”

Türkiye toprakları
içerisinde yaşayan her kişi, her vatandaşımız bu ülkenin vatandaşıdır. Geçmişte
de günümüzde de bu toprakların insanıdır. Biz birilerini eleştirirken ya da
birilerini överken lütfen şunu unutmayalım yerdiğimiz ya da övdüğümüz insanlarımız
bu topraklarda yaşamıştır hepsi de bizim insanımızdır. Atatürk başka bir yerden
gelmedi onu biz yetiştirdik İnönü itilaf devletlerinin askeri değil bizim
komutamızdı. İyi yönleri kötü yönleri ayrı… Ne Nazım Hikmet ne de Necip
Fazıl’ın insan olarak birbirinden farkı yoktur. Hepsini biz yetiştirdik. Hamurlarından
bizim kültürümüz var
… O zaman lütfen artık bölünmeyi değil, birleşmeyi
düşünelim. Tartışmayalım demiyorum, tartışalım ama yok sayarak değil, ÖNCE
İNSAN OLDUĞUN DÜŞÜNEREK… Bizim insanımız olduğunu düşünerek eleştirelim, tartışalım.

İslam dini insanı
kötü saymaz, tam tersi insan güzel yaratılmıştır. Biz insanı en güzel şekilde
yarattık …(Tin Suresi 4) Biz insanın hatasına kızarız, hatasını eleştiririz,
hatasını düzeltmeye çalışırız. Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem mealen ne
diyor, Her insan hata eder. Hata
işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir
. Yine başka bir sözünde yine Peygamberimiz, bir Müslüman hakkında ileri
geri konuşulduğunu duyunca şöyle diyor (mealen ) Kardeşlerinizden biri kuyuya
düşse onun kim olduğuna bakılmaksızın kuyudan çıkartmaz mısınız? …

Bugün Almanya
Hitler’den utanmıyor, İtalya Mussoliniden utanmıyor. Ya da Japonya atom
bombasından zarar görmesine rağmen hiç savaşa biz niye girdik bizi kimi savaşa
soktu, neden bu atam bombası atıldı diye birbirlerini yemiyorlar… Biz olsak
hemen ittihat terakkiden başlarız kötülemeye… Sakın yanlış anlaşılmasın
eleştirmeyelim demiyorum AMA NE OLUR DIŞLAMAYALIM… Hepsin insan… hem de
bizim insanımız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir