Onlar Satmamak İçin Direniyor, Biz Satmak İçin

Fransa, AB’nin tüm baskısına rağmen enerji sektörünü özelleştirmeye açmamakta direniyor, İngiltere ise piyasa düzenleyici olarak görev yapan kamu ofisi ile gerektiğinde sert yaptırımlarda ve kısıtlamalarda bulunuyor. AB üyesi ülkelerde bunlar yaşanırken, Türkiye ise elektrik santrallerini özelleştirme kapsamına alıyor, yabancı şirketlerin denetimine sokacak düzenlemelere imza atıyor.

Önümüzdeki yıl elektrik enerjisi üreten 15 termik santrali özelleştirme programına alan AKP hükümeti, enerji sektörünü tamamen yabancı şirketlerin tekeline sokacak yasal değişiklikler için adım atarken, AB’ye üye olan ülkeler kendi özel konumlarını dikkate alarak özelleştirme programı uyguluyor. Fransa, AB’nin tüm baskısına rağmen enerji sektörünü özelleştirmeye açmamakta direniyor, İngiltere ise piyasa düzenleyici olarak görev yapan kamu ofisi ile gerektiğinde sert yaptırımlarda ve kısıtlamalarda bulunuyor.
En yoğun nükleer enerji üreten ülke olan Fransa’da Ulusal Elektrik İdaresi (EDF) ‘kamu tekeli’ olma özelliğini sürdürüyor. Avrupa Birliği Komisyonu, Fransa’dan 2003-2004’te profesyonel 2005’ten itibaren de bütün tüketiciler için geçerli olmak üzere, elektrik ve gaz konusunda milli pazarın tam rekabete açmasını istedi. EDF’nin, birlik içindeki rekabet koşullarını ihlal ettiğini bildirdi. Bunun üzerine Fransa’dan tepkiler yükseldi. Özelleştirme programını kararlılıkla yürüten hükümet EDF’yi ‘sınırsız garanti’ koruma altına alırken, Fransız vatandaşları da ülke genelinde bu girişime büyük tepki gösterdi.
Hatta Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, “EDF, dünyanın en güzel elektrik şirketlerinden biri, hatta en güzeli” sözleri ile ulusal elektrik kurumuna sonuna kadar savundu.

İNGİLTERE’DE PİYASA KONTROL ALTINDA

En büyük elektrik özelleştirmelerinden birisini gerçekleştiren İngiltere’de ise piyasa düzenleyici bir kamu ofisi bulunuyor. Halihazırda AB Dönem Başkanlığı’nı da elinde bulunduran İngiltere’de piyasa düzenleyici olarak görev yapan kamu ofisi gerektiğinde sert yaptırımlarda ve kısıtlamalarda bulunabiliyor. İletim tesisleri ve hizmetinin tamamen kamunun elinde bulunduğu ülkede ‘enterkonnekte sistem’ bile özelleştirmeden sonra üretimi ve arzı düzenleyen Ulusal İletişim Şirketi’ne bağlandı. Ayrıca ‘yetkili müşteri’ diye tanımlanan yaklaşık 5 bin civarında 1mw üzerinde tüketim gücü bulunan alıcıların dağıtım şirketi seçme imkanı da bulunuyor. Bunların dışında gerçek tüketicilerin hakları ise, sıkı denetim altında uygulanan ‘hizmet standartları yönetmeliği’ ile korunuyor.

GÜNEY AFRİKA VE BREZİLYA’DA FATURALAR KABARIK GELİNCE…

Elektrik üretimi ve dağıtımın kamuya ait ESKOM adlı tek bir şirket üzerinden yürütüldüğü Güney Afrika’da devlet bir dönem elektrik santrallerini özelleştirme girişimlerinde bulundu. ‘Sektörü yeniden yapılandırma’ adı altında sürdürülen özelleştirme programına göre ESKOM’un entegre yapısı dağıtılarak, üretimde kapasitenin yüzde 30’unun satılmasına, iletim faaliyetine ise ‘stratejik sermaye ortaklığı’ adı altında özel sektörün dahil edilmesine karar verildi. Ayrıca dağıtım için ülkenin ayrı bölgelerinde faaliyet gösterecek altı yerel şirket kuruldu. Ancak özelleştirme planlandığı gibi yürümedi ve yeniden yapılandırmanın daha ilk aşamasında, sürecin olumsuz etkileri ortaya çıkmaya başladı. Elektrik tarifeleri yüzde 25-30 oranında arttı, ESKOM’un vergilendirildiği çerçeve değişti. Başkent Soweto’da abonelerin yüzde 61 ’i artan elektrik faturalarını ödeyemediklerinden dolayı elektrik bağlantılarını kapattırmak zorunda kaldı.
Bir zamanlar ucuz elektrik ülkesi Brezilya’da uluslararası elektrik şirketlerinin elinde 2001 yılında elektrik kesintileri ile karşı karşıya kaldı. Özelleştirmeyi takiben Rio de Janerio’da elektrik fiyatları yüzde 400 artarken, sektörde çalışanların yüzde 40’ı da işlerini kaybetti.
Avusturya, İsviçre ve Kanada gibi gelişmiş ülkelerde hala kamu tekeli sürüyor, Belçika ve ABD’de ise kamu-özel ortaklığı belli oranlarda sürdürülüyor.

BİZE ‘ÖZELLEŞTİRİN’ TELKİNİNDE BULUNUYORLAR

Elektrik sektöründe gerçekleştirilen veya gerçekleştirilmeye çalışılan özelleştirme politikalarının gelişmekte olan ülkelerde de başarıya ulaşmadığı görülüyor. Buna karşılık aynı ülkeler devlet şirketlerinin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyük bir hızla sürdürülen özelleştirmelere girmesi için büyük destek veriyor. Örneğin Fransız EDF ve Alman RWE şirketleri uluslararası enerji piyasalarında durumlarını kuvvetlendirmek için geniş dış yatırımlar yapıyor. Bulgaristan, Polonya ve Slovenya gibi ülkelerde adından sıkça söz ettiren şirketlerin 10 yıl içerisinde Balkanlara kalıcı olarak girmesine kesin gözüyle bakılıyor.

40 BİN KİŞİ İŞSİZ KALABİLİR

1998 Avrupa İstihdam Raporu’nda, son on yılda en fazla gaz ve elektrik sektöründe istihdamda azalma olduğu belirtiliyor. Buna göre 1990 ve 1998 yılları arasında elektrik ve gaz sektöründe 250 bin kişi işten çıkartıldı. Son ILO Raporu’na göre ise ,1990’dan beri , tüm Batı Avrupa enerji sektöründeki iş kaybının yarısı İngiltere’de görülüyor. Bu rapora göre 1990-95 yılları arasında Batı Avrupa enerji sektöründe 212 bin kişi işten çıkarıldı.
Türkiye’de ise özelleştirmeler sonrasında elektrik gibi kritik bir sektörün yabancı firmaların eline geçmesi durumunda en az 40 bin kişinin işsiz kalacağı hesaplanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir