Orhan Pamuk ve Fransa

Türkiye, belki de dünyanın en fazla aydın ihanetine uğramış ülkesidir. M. Niyazi Özdemir, bunu “kravatlı ihaneti” olarak tanımlıyor. Ve bu yüzden bir türlü düzlüğe çıkamıyoruz. Beyni sağlıksız çalışan bir insanın hastalıktan kurtulması nasıl mümkün değilse, sağlıklı aydınlara sahip olmayan toplumların da iki yakaları bir araya gelmez.

Özellikle son iki yüzyıldan beri, “batıcı”, “tanzimatçı”, “poizitivist”vb. etiketlere sahip aydınımız, hep milletini küçümsedi. Halkın kültürüne ve dinine ilgisiz kaldı. Bunun neticesi olarak da bürokratlarımız halka rağmen, halk adına bir bir şeyler yapmaya çalıştılar.

Orhan Pamuk’un Nobel ödülü almış olması, ilk bakışta hoşumuza gidiyor. Bir Türk vatandaşı olarak belki gurur duyuyoruz. Ama madalyonun bir de öteki yüzüne bakmakta fayda var. Evvela şunu sorgulamak lazım: Orhan Pamuk gerçekten büyük bir yazar olduğu için mi ödüle layık görüldü? Hulki Cevizoğlu şöyle diyordu: “Orhan Pamuk’un kitapları 45 dile çevrilmiş. Keşke Türkçe’ye çevrilse de biz de okuyup istifade etsek.” Bence çok doğru bir tespit. Şahsen ben de merak edip birkaç kere okumak istediğim halde devamını getiremedim. Anlaşılıyor ki, bu ödül, dünya edebiyatına yaptığı katkıdan dolayı Orhan Pamuk’a verilmedi. O halde başka bir gerekçesi olmalı bu ödülün.

Günümüz olaylarını daha iyi anlayabilmek için tarihi bilmek gerekiyor. Şimdi bundan yüzyıl öncesine gidelim ve “Jön Türkler: 1908 İhtilali’nin Doğuşu” adlı kitaptan bazı pasajlar aktaralım. Türkiye’de de görev yapmış bir Amerikalı olan Ernerst Edmondson Ramsaur adlı tarihçi ve diplomat tarafından yazılan kitapta, Fransızların Osmanlı’daki Ermenileri nasıl kışkırttıkları ve meşhur tehcir hareketini nasıl adım adım hazırladıkları çok iyi bir şekilde anlatılmaktadır. Hem de bir Batılı yazarın kaleminden… Kitapta şöyle deniyor: “Fakat Ermeni sorunu bir çok kişi için Avrupalı güçlerin Osmanlı Devleti üzerindeki emellerinin bahanesi olarak görülmekteydi.”

Bugün aynı Avrupa, en başta Fransa, özellikle aralarında Ermeniler gibi gayri Müslim unsurların da bulunduğu Osmanlı muhaliflerini örgütleyip bölücü unsur olarak kullandılar. Bir taraftan da azınlıkları örgütleyip sosyal çalkantılar çıkardılar. Aynı zamanda Batılıların rahatsız olduğu Sultan 2.Abdulhamid’i devirmek için planlar hazırladılar.

Tarihi gerçeklere bu gözle bakıldığı zaman, bugün yaşananları anlamak çok daha kolaylaşır. Hafızalarımızı yoklayalım ve son birkaç ayda yaşanan olaylar zincirini gözlerimizin önüne getirelim. Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması, Danıştay Cinayeti, İsmailağa komplosu, Cüppeli Ahmet haberleri, Fransa’daki kampanyalar, irtica beyanatları, PKK’nın ve Talabani’nin açıklamaları, Hrant Dink’e verilen ödüller, Kuzey Irak’ta yaşananlar ve Orhan Pamuk’a verilen Nobel Ödülü…

Yüzyıl öncesinden aldığımız bir kesite ne kadar da çok benziyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir