ORMAN BAKANI PEPE’NİN HAVAALANINDAKİ “DEMOKRASİ” AYIBI / EŞCİNSELLİK ÜZERİNE ÖNEMLİ BİR YAZI

ORMAN BAKANI PEPE’NİN HAVAALANINDAKİ “DEMOKRASİ” AYIBI / EŞCİNSELLİK ÜZERİNE ÖNEMLİ BİR YAZI

Atatürk Havalimanı’nda Devlet Bakanı Osman Pepe’nin oğluna araç ruhsatı soran polis şüphe üzerine mahdum PEPE’yi yere yatırarak kelepçelemiş.

Nerede? Havalimanı’nda…

Peki Mahdum Pepe aracı nerede bekletiyormuş? Park etmemesi gereken bir yerde. Havaalanı’nda park ücreti ne kadar. 5,5 YTL. Yani Beşbuçuk milyon. Bu parayı ödemek yerine Dış Hatlar Geliş bölümünde müsait olarak gözüken boş yerde beklemeyi tercih eden Bakan oğlunun bu düşüncesi ona “1” Saatlik kelepçeli göz altına mal olmuş.

Havaalanı’nda ister iç hatlar, ister dış hatlarda yolcu bekleyenler “Uçak indi yolcum şimdi geliyor” deseler bile yolcunun çıkması, valizi yok ise 15 dk, bağajı var ise 1 saati bulabiliyor. Ama genelde 30 dakikaya kadar çıkıyorlar. Misafirini her karşılamaya gelen aracının başında beklese ve Havaalanı’nın önünü işgal etse nasıl bir görüntü oluşurdu dersiniz?

Polis Bakan Bey’in oğlunu kelepçelemiş de..

Yahu Havaalanı’nda güvenlik kontrolünden geçerken kemerimizi donumuzun görünmesi pahasına da olsa çıkartıyoruz. Dünya’da 11 Eylül sendromu etkisini bariz bir şekilde sürdürüyor.

Sayın Bakanımız neden eskort eşliğinde intikal etmek istediği yere gidiyor. Ya da koruma kullanıyor.

Orman Bakanı Osman PEPE Havaalanı’nda görevli o iki polise özür borçlu.

Polisler yeniçeriler misali ayaklanmamışlar.

Tedbir olarak engelleyici bir güvenlik perdelemesi yapmışlar.

Park edecek yer yokmuş.

Biz havaalanından misafir karışılamaya gittiğimizde memurlar lütfen ya otaparka buyurun ya da aracınızı burada park etmeyin dediklerinde dışarıya çıkarak bir tur daha atıyoruz.

Neymiş. Mahdum Bey, bakan oğlu olduğunu söylememiş…

Özrü kabahatinden büyük…

Hem de çook çok büyük…

EŞCİNSELLİK MESELESİ

İstanbul’da ikamet edenler akşamları Merter’den Topkapı istikametine doğru giderken, ya da Yusufpaşa – Haseki güzergahında, Çapa istikametinde bir sürü eşcinselin para karşılığı birlikte olabilecekleri müşteri arayışında olduklarını müşahade eder.

Erkeklerin kadınsı kıyafetler içerisinde kırıtarak müşteri beklemesi ve göğüslerini özel yöntem ve cerrahi müdahalelerle kadına benzetmeleri işlerini nasıl etkiliyordur bilmiyorum

Ama dün akşam gördüğüm manzara beni şok etti. Birkaç eşcinsel bir arada yürüyorlardı. Son derece alacalı renkler içerisinde. Kadınsı erkekler. Müşterilerine laf atıyor, yanlarından geçenlere sarkıntılık ediyorlardı. Bir tanesin kolsuz elbisesi erkeksi kol kaslarını bütün çıplaklığı ile ortaya çıkarmıştı. Kollarına gözümün takılması çıplak oluşundan değildi. 6 – 8 yaşlarındaki bir kız çocuğunun elinin bu kolların üzerinde dolaşmasındandı.

Aralarındaki muhabbet seyretmeye değerdi desem…. Doğru… Sanırım baba kız olsalar gerek. Babası kızını da yanında onun elinden tutarak gezdiriyordu. Acaba müşteriye gideceği zaman ne yapacaktı.

Bu manzara beni çok şaşırtmıştı. Annesi kılığındaki bir adamın kendisinin babası olması onun ruh dünyasını nasıl etkiliyor du. Ve bu baba para karşılığında erkeklerle birlikte oluyordu.

Kırmızı ışıktaki duraksamamız olayı daha fazla izlemeye imkan vermedi. Zira yeşil ışık yanmıştı… Korna sesleri küçük kızın babası ile şakalaşarak yürürken çıkardığı neşeli sesleri bastırırken içimde bir yerlerde dev bir volkanın patladığını hissettim.

Yetiştirilme tarzıma hiç uygun bir görüntü değildi. Ama padişah herkesin padişahı, müftü herkesin müftüsü, vali herkesin valisiydi. Toplumda sosyal sorumluluğu olan bir birey olarak bu manzaradan ben de en az ona neden olanlar kadar sorumluydum.

Eşcinsellik, eşcinsel fuhuş ve o küçük kız çocuğu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir