Özbeklerin Kerimov`la imtihanı

Kerimov, 1991`den beri doğalkaynakları zengin ülkesini refaha taşıyacağına, rejime en küçük eleştirinin bedelini muhalifleri, yetmedi eşlerini hapse tıkarak ödettirdi. Ilımlı İslami Özbeklerin payına isyan düşse de Kerimov`un kozu şimdilik ABD desteği.

Peşinen söyleyelim, Özbekistan ne Gürcistan, ne Ukrayna ne de Kırgızistan`la özdeş. Birçok açıdan, devrim rüzgârını Taşkent`e taşıma sevdalılarını hayal kırıklığına uğratacak dezavantajlarla yüklü. Komünist Parti liderliğinden 1989`da Devlet Başkanlığı`na terfi etmiş Semerkantlı ekonomist İslam Kerimov, tüm muhalifler için tam bir kâbus. Cadı avıyla hapse tıktığı muhaliflerin sayısı İnsan Hakları İzleme (HRW) örgütüne göre
7 bin, muhaliflere göre ise 30 bin. Beyaz Rusya`yı Avrupa`da tiranlığın son kalesi sayan ABD, Orta Asya`nın gerçek diktatörüyle müttefik olması muhalefetin en büyük talihsizliği.
Sakın muhalif olma!
Özbekistan, Orta Asya`nın efendisi olma iddiasında bir ülke. 26.9 milyonluk nüfusun yüzde 80`i Özbek, yüzde 5.5`i Rus, yüzde 5`i Tacikler ve yüzde 3`ü Kazaklardan müteşekkil. Denize kıyısı olmayan ülke dünyanın en büyük 10 altın üreticisinden. Pamuk ihracatında dünya ikincisi. Doğalgaz en önemli ihracat kalemi. Fakirlik ise ülkenin boynundaki en ağır tasma. Kerimov, SSCB dağıldıktan sonra 1991`de seçilerek başkanlık koltuğuna oturduğundan beri ülke adil seçim yüzü görmüş değil. Kerimov, Orta Asya`da kendisini laikliğin şampiyonu ilan etse de, laik programa sahip muhalefete de geçit yok. En kaydadeğer iki muhalefet partisi Erk ve Birlik 1993`ten beri yasaklı. İki parti 11 yıl sonra ancak 2003`te kongre yapabildi. Erk`in lideri Muhammed Salih, 1993`te Türkiye ile başlayan sürgün hayatını 1999`dan sonra da Norveç`te sürdürüyor.
Basın özgürlüğünün esamisi okunmuyor. 2002`e dek tüm yayınlar ön sansüre tabiydi. Hâlâ hiçbir yayın organının Kerimov`u eleştirme şansı yok. Zaten baskı ve dağıtım devlet tekelinde. Kerimov, 2002`de referandumla 2005`te bitecek başkanlık süresini iki yıl uzattı. 2004 genel seçimlerinde de muhalefetin adı yoktu.
Yeraltı muhalefeti
Kerimov`un iktidarı paylaşmadaki aşırı kıskançlığı muhalefeti radikalleştirirken, doğan boşluğu İslamcı akımlar doldurdu. Kerimov, SSCB`de bile dinin izlerinin silinemediği Fergana Vadisi`nde bit yeniği gibi ortaya çıkan Tevbe, Adalet, İslam Laşkarları gibi örgütleri anında dağıtsa da İslami muhalefetin kökünü kurutamadı. Tüm Orta Asya`da taban tutturmayı başaran İslami Rönesans Partisi, 1993`te liderine düzenlenen suikastla sahne dışına çıkarıldı. 1997`ye kadar ideolojik tabanlı örgütlenmeler olarak varlığını sürdüren İslamcılardan bir kısmı Taliban etkisiyle şiddete yönelirken, 1998`de çıkarılan Din Özgürlüğü Yasası`yla, sayıları 10 bini bulan camiden en az 7 bini kapatıldı. Sıradan cami cemaati ile militan ayrımı yapmayan Kerimov rejimi, on binlerce insanı sorgudan geçirip hapse tıkarak radikal örgütlerin ekmeğine yağ sürdü. Bu atmosferde Adalet`in eski kurucuları ve Afganistan savaşına katılmış olan Cuma Namangani ile Tahir Yoldaş, Kerimov`u silahlı mücadeleyle devirmek için Özbekistan İslami Hareketi`ni (ÖİH) kurup, Pakistan ve Afganistan`daki üslerde militan eğitmeye başladı.
İlk ciddi terör eylemi, 1999`da Taşkent`te Kerimov`u hedef alan suikast girişimiydi. Kerimov 50 kişinin ölümüne yol açan saldırıdan ÖİH`yi sorumlu tuttu. Ancak bu terör eyleminin failinin kim olduğu muamma.
Bir patlamaya 4 bin fail
Radikal İslamcılardan ılımlılara, laiklerden milliyetçilere uzanan tüm muhalefet kanatları Kerimov`un gözünde faildi. Gözaltına alınan `4 bin fail` kendilerini demir parmaklıkların ardında buldu. Özbek yargısı her zanlıyı üç dakika mahkeme etme lütfunda bulunmuştu. Bu davada Yoldaş ve Cuma idama mahkûm edilirken, bunlarla işbirliği yaptığı iddia edilerek gıyabında yargılanan Muhammed Salih ile Ekremiler grubunun lideri Ekrem Yoldaş 15`şer yıl ceza aldı. Salih, Ankara`nın Kerimov`a jesti sonucu Türkiye`den sınır dışı edildi. ÖİH ile Salih uzlaşamamıştı. Gerçi tanık sonradan idam edilecek altı muhalif liderin affına karşılık Salih aleyhine yalan ifade verdiğini itiraf edecekti. Ama bu itiraf bir şey değiştirmedi. `İnancın Yolu` adlı kitabı yüzünden daha yeni hapisten çıkmış olan matematik öğretmeni Ekrem Yoldaş ise, yeniden hapse konuldu.
11 Eylül ona yaradı
11 Eylül saldırılarının payidar ettiği diktatörden biri de Kerimov oldu. Kerimov `İslami terörizm` deyip Beyaz Saray`la aynı nakaratı çalarak zorbalığına maske bulmuştu. Afganistan`ın işgali sırasında ABD`ye üs veren Kerimov, 2002`de kendisini Washington`da ağırlayan Başkan George W. Bush`la terörle mücadelede anlaşması imzalayarak müttefikliğini perçinledi. Sadece 2003`te Washington`ın Taşkent`e aktardığı para 83 milyon dolara ulaştı.
Sefalet radikalizmin katığı
Namangani`nin 2001`de Taliban`a karşı operasyonlarda Pakistan`da öldürülmesi ve Tahir Yoldaş`ın kaçmasıyla ÖİH tehdit olmaktan çıktı. Gerçi örgütün aktif militan sayısının 100 civarında olduğu söyleniyordu. ÖİH`den boşalan meydan şiddeti benimsemeyen ama rejimi devirmek isteyen Hizb-ut Tahrir`e kaldı. Örgüt 2001-2004 yıllarında kahvehane, okul demeden on binlerce bildiri dağıtıp ülkenin yoksulluğuna, kötü yönetime ve yöneticilerin ABD ile Siyonizm`le bağlantılarına dikkati çekti. Bildiriyle yakalananın ailece sorguya çekilip hapisten kurtulma şansı yoktu. 2004`te geri dönen şiddet Kerimov`un imdadına yetişti! Mart-Nisan 2004`teki intihar saldırılarında 50 kişi ölmüştü. İntihar saldırıları haziranda İsrail ve Amerikan büyükelçiliklerini hedef almıştı. Tutuklama furyası yeniden başlarken saldırılar ÖİH`nin küllerinden yeniden doğduğuna yoruldu. Adı yeni duyulan Cemaat adlı bir grubun ÖİH`nin uzantısı olduğu iddia edildi.
İslamcı radikalizmi besleyen en önemli faktör devlet terörüne ilaveten sefalet ve işsizlik. Özbekistan ekonomik büyüme ve yaşam standartları
açısından eski Sovyet cumhuriyetlerinin en kötüsü. Resmi kayıtlarda kişi başına milli gelir 385 dolar. Burası asgari ücretin altı, ortalama aylık gelirin 20 dolar olduğu bir ülke. Taşkent`te çaresiz işçiler günlük bir dolar için can atıyor. Sayıları 8 bini bulan Hizb-ut Tahrir, sefaleti el ilanlarıyla halkın gözüne soktukça taraftar topluyor.
Kerimov uysal sufizmi sever
Kerimov, iktidarı eleştiren İslami akımlara terörist muamelesi yaparken bunlara set çekmek için `itaatkâr` sufizme desteği esirgemiyor. Nakşibendiliğin çıkış yeri Buhara`nın sterilize edilmiş halde yeniden sufizmin merkezi olmasından yana. 1991`de Buhara`daki Lenin Caddesi`ne, Nakşibendiliğin kurucusu Bahuddin Nakşibendi`nin adını verdi. Buradaki Mir-Arap Medresesi`ndeki din eğitimi de Kerimov tiranlığına halel getirmeyecek şekilde işliyor. Radikallere meyleden anında kendini kapı önünde buluyor.
Halk isyanı öğrendi
Fakat Kerimov`un terör siyaseti, 2003`ten beri yaşanan `kadife devrimlerle` zora girdi. Her şeyden önce Tiflis, Kiev ardından Bişkek`te patlayan devrim, sıradan Özbeklere sivil itaatsizliği aşıladı. Mesela Haziran 2004`te işadamı Bahadır Çoriyev, Kerimov`un istifası için gösteri planlıyordu ama daha meydana inmeden evinden alınıp Taşkent`ten sürüldü. Başarsaydı bu, sıradan insanların ilk protestosu olacaktı. Kasım 2004`te küçük tüccara lisans zorunluluğu getirilince Kokand`da 6 bin esnaf ayaklandı. Kerimov onlara `Siz İslamcı teröristsiniz` diyemedi ve isyana neden olan uygulamayı askıya aldı. Bu, sivil itaatsizliğin ilk zaferiydi. Geçen şubatta halkı yine Kerimov`un yüzünü kızarttı! Tiflis`ten `Gösteri yapıp bunu bir de dünya âleme gösterirsen istediğini alırsın` tüyosunu kapan Kibraili 50 çiftçi, Taşkent`te eylem yapıp Kazak-Özbek sınırında insansız bölgeyi genişletme adına yıkılan evlerine karşılık tazminat sözü almayı başardı.
Mayısta ise Haşkadarya`dan 70 kişi yanlışlıkla kamulaştırılan bir çiftliğin iadesi için ABD elçiliğinin önünü mesken tuttu. Hesapta mülk verilmezse elçiliğe sığınıp (nasipse) ABD`ye gideceklerdi. Ama bir gece kargatulumba memleketlerine paketleniverdiler. Sıradan vatandaş bu şekilde `Hak verilmez alınır`ı öğrenmeye başlarken, şubattan beri Fergana Vadisi`ndeki Andican içten içe kaynıyordu. Haziran 2004`te Ekremi diye tutuklanan 23 işadamının davasında sona gelinmiş ve ağır cezalar öngörülmüştü. Mahkeme, Ekremileri Hizb-ut Tahrir`le aynı kefeye koymuştu. Hizb-ut Tahrir, politik şiddeti benimsemeyerek Ekremilerle paralellik arz etse de düşünce yapıları taban tabana zıt. 1950`lerde Kudüs`te Takiyuddin Nebhani`nin kurduğu ve şimdi Londra merkezli örgüt, hilafet devleti istiyor. Yoldaş ise ahlaki öğretiden yana ve siyasal taleplerden uzak. Hatta günde beş vakit namaz ve ramazanda orucun şart olmadığını söyleyecek kadar mezhebi geniş.
Ama Kerimov bunlara Hizb-ut Tahrirci dedi bir kere. Ekremilere ağır cezaların kesildiği haberi üzerine Kerimov`a ilk sivil isyan patlak verdi. Neticede hapishane basılıp tutuklular serbest bırakılırken yüzlerce insan asker ve polis kurşunuyla öldürüldü.
İslam Kerimov, tüm dünyaya yine her türlü ayaklanmayı kanla bastırma kapasitesi olduğunu gösterdi. Özbek muhalefeti tamamen mahpus. Hapis dışında Kerimov`u sarsabilecek bir örgütlenme ve güçlü bir liderlik yok. İslamcı örgütlerin ise kitleleri devrime ikna etmesi olası değil. Bu örgütlerin en büyük handikabı uluslararası toplumdan asla destek görmemeleri. Öyle görünüyor ki Amerika`nın uygun gördüğü zamana dek Kerimov iktidarın keyfini çıkarmaya devam edecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir