Papa İçin Biraz Da İçrek Bilgiler

Tam da Papa gitti, her şey söylendi diye rahatlamışken, Mail adresime bir “içrek” bilgi geldi. İçrek, yani bâtıni. Aslında biz Papa için çok siyasi, çok tarihi bilgilere dayanarak bazı yorumlar yapmıştık. İşin bu kadarla kalmadığını hissediyordum da artık bu konuyu konuşmaktan bıkmıştım.

Bir kere, üzerinde durulması gereken bir önemli husus Papa’nın aslen Yahudi olması idi. İkincisi ABD ile, Fener Patrikhanesi üzerinden iş birliği yapma zaruretleriydi. Bunları da yazdık, tarihi kurcaladık falan ama Papa’nın, hem de o kadar bilgili bir Papa’nın, üstelik Yahudi kökenli oluşunun da sonucu olarak, Kabala bilgisine de sahip olduğunu düşünmeliydik. Sahip değilse bile bu bilgiye âşina oluşunu düşünebilirdik. Madem ki ortada Armegedon savaşı için davullar çalınıyordu, işin bir de bu yanı olmalıydı.


Diyeceksiniz ki, Papa Nazi örgütünde çalışmış, Almanya’da yetişmiş. İyi de Avrupa’dan ve özellikle Almanya’dan, II. Dünya Harbi’nde bir türlü, yerleşik düzenlerini bozmak istemeyen Yahudi halkın İsrail’e, Sionist-Nazi işbirliğiyle yollandığı gibi bir gerçek de vardı. Üstelik büyük Yahudi kartellerinin hanedanların gemileri ve finansıyla. Irkçıysa, o da ırkçı, bu da ırkçı. Ahbaplıkları da zaten biraz burdan kaynaklanıyor.


*


Oktan Keleş’in yazdığına göre, ABD’deki Masonik anıta, (Özgürlük Anıtı’na) devrin Papası da bir taş göndermiş ve Sionistler bu taşı anıta koymayı reddetmişler. Taştaki ibareler şunlarmış:


“Büyük Haç altında Costantinopolisten “kutsal topraklara” buradan adım atılacak. Luther’in soyundan gelecek Papa, İsa Mesihi çağıracaktır.” Taşta, belli tarihler de varmış. Bu taşı Sionistler çalıp Washington’daki Beyaz Saray’ın bugün olduğu yere gömmüşler. Biliyor musunuz, Luther “bana Yahudi diyebilirsiniz” diyen bir reformistti. Katolik öğretisini reforme etmişti.


*


Biz Papa’nın ziyaret sırasında “Ortodosk-Katolik” ilişkileri üzerinde durduk. Oysa erbabı bilir ki, Haçlılarla Sionistler arasında da bitmeyen bir mücadele vardır. Dünyaya egemen olma rekabetidir bu. Sionistler, bana verilen bilgiye göre, Yeni Dünya Düzeninin merkezini İstanbul yapmak istemişler. Hatta Osmanlı, ABD’deki Hürriyet heykelinin parasını ödüyor. Heykeli de Fransız mimar Eyfel’e yaptırıyorlar. İstanbul’a, yazarın ifadesiyle, İstanbul’un manevi güçleri, bu heykelin dikilmesini önlüyor.


Sait Halim Paşa (masondur), Hiram ustanın dul annesini temsil eden (A.I.) bu heykeli Mısır’a diktirmeyi önerir. Bu sefer de buna engel olan İsmail Paşa’dır. Sonra heykeli, Fransa’da rötüşlar yaptırıp ABD’ye yollarlar.


Bence de ABD en uygun ülkeydi. Onun işgal edilme planları yoktu. Çünkü o çoktan işgal edilmişti. Kurucu Washington’un üstad-ı azam derecesinde bir Mason olduğunu bilirsiniz.


*


News Week Dergisi’nin çok dikkat çekici bir yorumu vardı dün. Dergide deniliyor ki, AB’nin Türkiye’yi kaybetmesi herkes için felaket olacaktır. AB’nin en büyük projesi batırıldı. Türkiye’de askerler ve halk bu projeye karşı seslerini daha da yükseltmeye başladı.”


Oysa Rumlar Türkiye’nin AB sürecinin devam etmesinden yana. Bunu Karamanlis de söyledi.


Şimdi, bu tavırların Türkiye’ye duyulan derin muhabbet sebebiyle gösterildiğini düşünmüyorsunuzdur herhalde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir