PAPA’NIN ‘’U’’ DÖNÜŞÜ

Günlerce dört gözle beklediğimiz, uğruna trafiği altüst edip güvenlik önlemleri destanı yazdığımız Papa Hazretlerini nihayet uğurladık.

Çok şükür ki dünyanın gözünü kulağını diktiği tarihi ziyaret sorunsuz geçti. 4 günlük gezi, akıllara önemli bir soruyu da getirdi. (En azından benim aklıma) Kardinal olduğu dönemlerde iflah olmaz bir Türkiye karşıtı olarak ünlenen ve her fırsatta Türkiye`nin AB`ye alınmaması gerektiğini söyleyen, Papa olduktan sonra da İslam dini ve peygamberimiz hakkındaki açıklamalarıyla tepki çeken 16. Benediktus`un Türkiye ziyareti sırasında sergilediği dostane tavır ve verdiği sıcak mesajlar herkesi şaşırttı. Şimdi soru şu: ‘Nedir bu değişimin sırrı?’’

Papa, daha uçağa binmeden önce İtalya’da “Türk halkı konukseverdir, barış yanlısıdır. Türkiye her zaman kültürler arasında bir köprü ve diyalog yeri olmuştur.” sözleriyle tüm dünyaya ‘fikrim değişti’ sinyalini yollamıştı. Değişen Papa portresi, Türkiye`ye ayak basar basmaz daha net bir şekilde ortaya çıktı.

16. Benediktus, Esenboğa`dan tüm dünyaya “Türkiye`yi AB`de görmek isteriz“ açıklamasını yapıverince batıdaki Türk düşmanları başta olmak üzere dünyadan ‘haydaaa’ nidaları yükseldi.

Dünyanın dört bir yanından Papa’nın ziyaretini takip eden gazeteciler daha bu mesajı çalıştıkları kurumlara geçemeden, Papa’dan Türk dostu olma yolunda artarda hamleler gelmeye devam etti. İzmir`deki Meryem Ana Kilisesi’nde düzenlenen ayini yöneten Papa, sözlerine Türkçe başladı, Türkçe bitirdi. ‘’Türkleri seviyorum’’ diyerek ilan-ı aşk eden Papa, bununla da yetinmeyip Türk Bayrağı’yla poz verdi.

Bitti mi? Hayır.

Duyarlı Türk medyasının büyük bir hassasiyetle ‘’müze’’ olarak tanımladığı Ayasofya Camisi’nde papanın jest zincirine bir halka daha eklendi. Dua edecek mi, etmeyecek mi, istavroz çıkaracak mı, çıkarmayacak mı diye derin derin düşünürken, Papa bir turist edasıyla yavaş yavaş arşınladığı Ayasofya’yı yine yavaş yavaş terk etti.

Bitti mi? Biter mi?

Jestin babası az sonra…

Efendim Papa hazretleri ziyaretinden birkaç ay önce yaptığı konuşmasında şiddetle eş tuttuğu İslam dininin en önemli kentlerinden İstanbul’da bulunan, Sultan Ahmet Camii’nde tarihe geçecek bir hamleyle mevzuyu şahane bir şekilde kapattı.

İstanbul Müftümüz Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın literatüre kazandırdığı “Huzur duruşu’’ ile (Biz ona kıyamda durmak da diyebiliriz) derin bir huşu içinde kıbleye doğru dua eden papa, ‘’yok bizim farkımız aynı Allah’ın kuluyuz’’ mesajını salık verdi. Şimdi, Papa’nın değiştiğine dair tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu önemli delilleri sıraladıktan sonra baştaki soruyu yeniden soralım. Papa, hayırdır ne iş?

Efendim durum âcizane benim gibi bir fakirin bile kavrayacağı kadar basittir aslında.

Şimdi bu Papa hazretleri, yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’ye gelmeden önce, Almanya’daki konuşmasında İslâmiyet ve Hz. Muhammed aleyhine bazı sözler söylemiş miydi?

Evet.

Her ne kadar ‘’ben bu sözleri Bizans imparatoru İkinci Michael Paleologos’un 14. yüzyılda söylediği sözlere atfen dile getirmiştim’’ dese de İslam âlemi ayaklanmış ve ‘’yuh sana papaz efendi’’ demiş miydi?

Evet.

Peki bu densiz sözlere en aklı başında ve sert tepkiyi bizim Diyanet işleri başkanımız Ali Bardakoğlu vermiş miydi?

Evet.

Bardakoğlu’nun sözleri tüm dünyada manşetlere çıkartılmış ve hatta başta koyu Katolik AB ülkeleri olmak üzere Hıristiyan ülke başkentlerinde tokat gibi algılanmış mıydı?

Evet.

Bu sözler, ne kadar reddi miras etsek de bizi Osmanlı’nın veliahdı gibi gören, bir ağabey gibi algılayan Müslüman âlemi tarafından yürekten alkışlanmış mıydı?

Evet.

Ani oluşan bu gelişmeler istesek de istemesek de Türkiye’nin hâlâ daha İslam dünyasının bir lideri olduğu gerçeğinin üzerindeki tozları almış mıydı?

Evet.

Bu papa hazretleri tüm tepkilere rağmen özür dilemeyi ‘’ben ruhani bir adamım’’ edalarıyla reddetmiş miydi?

Evet.

“Hee çaktım şimdi” dediğiniz duyar gibiyim. Ben de çaktım. Papa ve Avrupa çoktan çakmış.

Olay şudur;

Papa, hâlâ daha manevi lider olarak görülen Türkiye üzerinden İslam dünyasından özür dilemiştir.

Papa hâlâ daha manevi lider olarak görülen Türkiye üzerinden dünyaya barış ve diyalog mesajları göndermiştir.

Yani Papa kızgın ve kırgın İslam âlemini ağabeyleri Türkiye üzerinden teskin etmeye çalışmıştır.

Vatikan her ne kadar dini bir kurum gibi görülse de tarihin akışına yön verebilecek derecede önemli bir ülkedir. Papa da o ülkenin devlet başkanı. Şimdi Papa ve akıl hocaları Türkiye’de böyle bir tablonun çizilmesini uygun görmüştür.

Yarın rüzgâr tersten esebilir. Söylemler tavırlar değişebilir. Önemli olan Papa’nın ve Avrupa’nın gördüğü gerçeği bizlerin de görebilmesi ve Türkiye’nin dünya siyaset sahnesinde hangi rolde olduğunu bilerek rolünün hakkını verebilmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir