Parayı Veren Düdüğü Çalacak Mı?

Erdemir sıcaklığın 1600 derecelere çıktığı, Ayşe ve Zübeyde adlı ateşi hiç sönmeyen, iki fırını ile bir ülkenin bağımsızlık hayalindeki en önemli kilometre taşı.

Erdemir, İsdemir’le birlikte Romanya, Erdemir Çelik Servis Merkezi, Erdemir Mühendislik Şirketi, Çelbor Boru, Erdemir Maden, Erdemir Lojistik, Erdemir Gaz olmak üzere bünyesinde 8 ayrı şirketi barındıran bir şirketler topluluğu. Bağlı 8 şirketi, 15 bin çalışanı, 3.5 milyar doların üzerinde cirosuyla dünya devleriyle yarışan Erdemir’in bugüne kadar devlete katkısı ise 10 milyar doların üzerinde.

Üretimiyle Avrupa’da 7. sırada yer alan, 2004 yılını rekorla kapatan, ileri teknolojik altyapısı, dünya çapında ürün kalitesiyle, karlılığı ve verimiyle göz kamaştıran Erdemir, bir dünya şirketi olarak çok uluslu demir-çelik firmalarının ağızlarını sulandırıyor.

Kuruluş değeri 6-7 milyar dolar Erdemir, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın elindeki yüzde 46’lık hisseleri blok satışla 1 milyar dolar civarındaki düşük bir bedelle yabancı şirketlere satılmak isteniyor.

Bugün Erdemir, son derece modern cihazlarla donatılı Çelikhane Tesisleri sayesinde dünya çapında kabul edilen 150 adet standart çelik kalitesinin tamamını üretebiliyor.

Ereğli Limanı, Erdemir’in hammadde, yarı mamul gibi üretimi için gerekli malzemelerin tamamına yakını ile mamullerinin yüzde 35’inin deniz yolu ile sevk edilmesini sağlıyor. Liman ayrıca tüm sanayi ve ticari kuruluşların liman ihtiyaçlarını da karşılayabilecek kapasitede.

NECMETTİN ÇAKMAK

Küresel sermaye egemenlik alanını genişletirken biz de kapıyı ardına kadar açmış, “Ne olur gel, ne olursa olsun gel“ deyip çırpınıyoruz.
İhale açıldı, beklentiler yüksek. Fiyat teklifleri beklentileri ne derecede karşılar bilinmez ama, Erdemir sermayesinin yarıya yakını, yani yüzde 46,12’si yakında satılıyor. Hem de blok satışla tek alıcıya!
Devlet tekeline şiddetle karşı çıkıyoruz. Fakat, bir de bakacağız ki Erdemir’i US Steel, Sevartal, Corus, Arcelor, Novolipetsk gibi çelik devlerinin birinin tekeline bırakırvermişiz! Hem de onlar almaya nazlı, biz satmaya dünden hevesli bir şekilde!
Oysa Erdemir, “Satalım da devletin sırtındaki kamburdan kurtulalım“ denilen türden bir devlet işletmesi değil. Ne teknolojisi eski ne de kâr oranları düşük. 2004`teki 589 milyon dolar kârı ile dünya sıralamasının önde gelen işletmelerinden biri.
Halihazırda 3,5 milyon ton, 2007’de tamamlanacak yenileme yatırımlarıyla 7 milyon tonu bulacak kapasitesi ile yassı çelik üretiminde vazgeçilmesi mümkün olmayan bir üretim alanı. Zira, 2004’te 5 milyon ton yassı çelik ithal etmiş, buna karşılık 1 milyon ton da ihraç etmiş. Dolayısıyla 4 milyon ton yassı çelik açığıyla da cazip bir pazar. Bu verilerden de anlaşılacağı üzere, Erdemir, ülkemiz yassı çelik ihtiyacının ancak yarısını karşılayabiliyor. Yani yassı ürün ihtiyacımızın karşılanabilmesi için 2.Erdemir’in kurulması gerekiyor. Bu durum böyle iken Erdemir’in satışıyla ilgili çalışmalar ise son sürat devam ettiriliyor.

ERDEMİR’İN TEMELİNDE “GÜÇLÜ DEVLET” OLMA HAYALİ VAR

Çelik, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli unsur. Ve aynı zamanda sanayiinin her alanında önemli bir hammadde olmasından dolayı stratejik öneme sahip.
Türkiye’nin çelik sektörü ile tanışması, 1928 yılında başlıyor. İlk önce, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından Kırıkkale’de çelik üretimi için bir fabrika kuruluyor. Sonrasında ise 1937’de ilk entegre tesis olan Kardemir’in temeli atılıyor. Erdemir ise 1965 yılında yassı ürün ihtiyacına cevap verilmesi amacıyla ortaya çıkıyor. Çelik sektöründeki üçüncü entegre tesis İskenderun Demir Çelik Fabrikaları (İsdemir) ise uzun çelik ürünleri ile yarı mamul ürün talebini karşılamak amacıyla 1977`de hizmete giriyor.
Aslında ülkemizin yassı çelik ihtiyacı, 1950’li yıllarda karayolu, baraj ve kanal sulama işlerinin yoğunluk kazanmasıyla ortaya çıkıyor. Bunun üzerine bir komisyon kuruluyor ve 1959 yılı başında Sanayi Bakanlığı tarafından oluşturulan bir heyet ön çalışmaları yaparak “olur” raporu veriyor. Böylece çelik üretiminde ilk adım atılmış oluyor. 28 Şubat 1960’ta çıkarılan 7462 sayılı yasayla Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (ERDEMİR) adı altında şirket kuruluyor ve kuruluş yetkisi Bakanlar Kurulu’na veriliyor. 21 Nisan 1960’da çıkarılan kararname ile kuruluş kararı alınıp, 11 Mayıs 1960’da şirket resmen tescil edilerek, ERDEMİR’in kuruluş sermayesi 600 milyon TL olarak belirleniyor.
Sermayesinin yüzde 51’i devlet, yüzde 49’u özel sektör tarafından karşılanan Erdemir’in yapım çalışmaları dört yıl sürüyor. 0,4 milyon ton/yıl üretim kapasitesiyle 15 Mayıs 1965’te üretime “merhaba” diyen Erdemir, bugün ulaştığı 3,5 milyon ton/yıl düzeyinde ham çelik üretim kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük demir-çelik kuruluşu ve tek entegre yassı çelik üreticisi.

BİNLERCE ÇALIŞAN İŞSİZ KALACAK, ÜRETİM AZALACAK

Erdemir’e bugüne kadar dokuz firma talip oldu. Bu firmalar arasında ise sadece iki tane yerli firma bulunuyor: Erdemir Vakfı ve Borusan. Geri kalan kısmı ise yabancılar oluşturuyor. İşte bu vahim tablo, Erdemir işçisini kara kara düşündürüyor. Çünkü, AKP iktidarı Erdemir’i “babalar gibi satmaya” dünden razı!
Peki, Erdemir, yabancılara satılırsa ne olur? “Yerli-yabancı fark etmez, satılsın” diyenlerin dediği olursa Türkiye, en değerli varlıklarından birisini kaybetmiş mi olur? Ya da “burası ülkenin gözbebeğidir, yabancılara peşkeş çekiliyor” diyenler mi haklı çıkar?
Evet… Eğer, Erdemir yabancılara “blok satış” yöntemiyle verilirse, bu şirketler ellerindeki slab (çelik kütüğü) stokunu burada yassı çeliğe çevirmeyi düşünebilir, bu durumda fabrikadaki pek çok bölüm atıl kalır ve binlerce işçi işsiz kalır. Bilindiği gibi yabancılar için şirket çıkarları her zaman ön plandadır. Bu nedenle de maksimum kar hesapları yapılacaktır. Dolayısıyla yabancılar yurtiçi fiyatlarını istedikleri gibi belirleyecek, yatırımları askıya alabilecek, yaşanabilecek krizlere paralel olarak küçülme yoluna gidebilecek, hatta şirketin diğer ülkelerdeki fabrikalarında bulunan stok fazlası ürünler yurtiçi piyasaya sürülebilecekler. Görüldüğü gibi, Türkiye’nin birikimi, öncü gücü ve her şeyden önemlisi geleceği olan Erdemir, bugün ödüllendirilmek yerine cezalandırılmak isteniyor. Öte yandan Erdemir, ürün çeşitliliği olan bir şirket. En son üretmeye başladığı ürünler arasında savunma sanayinde kullanılan zırhlı çelik ve gemi sacı da var. Erdemir gemi sacı ürettiği için Ereğli’de pek çok tersane yatırımı başlamış. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Erdemir’i alacak şirketin, ürün çeşitliliğini azaltma yoluna gitme ihtimali bu sektörlerde büyük endişeye sebep oluyor.

YÜZDE 52’Sİ ÖZELLEŞTİRME TEHDİDİ ALTINDA

Erdemir`in elindeki kamu payı, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu`nun kararı ile 30.04.1987 tarihinde özelleştirme kapsamına alınıyor. Bu karara dayalı olarak YPK özelleştirme sürecini başlatıyor ve 1990`da yüzde 2.27 oranındaki hissesi İMKB`ye satılıyor.
ÖYK`nın 21.11.1996 tarihli kararı ile de şirket hisselerinin özelleştirilmesi sırasında azınlık haklarının korunması ve şirket taahhütlerinin garanti altına alınabilmesi amacıyla “altın hisse” niteliğinde bir hisse oluşturuluyor.
Erdemir’in Özelleştirme İdaresi’nin elinde bulunan yüzde 46.12’lik bölümünün blok satışı için ihale süreci 24 Mayıs 2005 tarihinde başladı. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 18.04.2005 tarih ve 5462 sayılı yazısı şöyle: “Konu: Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları TAŞ Özelleştirme Çalışmaları. Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 06.04.2005 tarih ve 2005/47 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamında bulunan Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları TAŞ (Erdemir) sermayesindeki yüzde 46,12 oranındaki idare hissesinin satış yöntemiyle özelleştirmesinin blok satış yoluyla gerçekleştirilmesine, Erdemir sermayesindeki Türkiye Kalkınma Bankası AŞ’ye ait (Banka) hisselerinin idare hisseleri ile birlikte ve aynı şartlarda satışına öncelik verilmesine ve bu konuda idare ile banka arasında protokol imzalanmasına karar verilmiştir.”
Görüldüğü gibi Erdemir’i alacak şirketler, Türkiye Kalkınma Bankası’nın elinde bulunan yüzde 3.81 oranındaki kamu hisselerini de ihale şartnamesi gereği alacak ve böylece satış yüzde 49.29’u bulacak. Buna Erdemir`e ait yüzde 3.07 hisseyi de eklediğimiz de Erdemir`in yüzde 52.36`sı devredilmiş olacak.
Toplam 40 milyon dolarlık geçici teminatın alınacağı özelleştirmede, ihale dokümanı 30 bin dolar karşılığında temin edilecek. Son teklif verme tarihi ise 26 Eylül 2005. Özelleştirme ihalesine katılacak firmaların, 8 Temmuz’a kadar ön yeterlilik başvurusu yapmaları gerekiyor.

BİR HAFTALIK FAİZ ÖDEMESİNE SATILMAK İSTENİYOR

Erdemir’i satmak isteyen AKP hükümetinin satışa yönelik en büyük beklentisi, yabancı çelik üreticilerinin alımı doğrultusunda. Yani Erdemir rakiplerine satılacak. Demir-çelik alanı; ABD, Fransa , Almanya, İngiltere, Japonya gibi güçlülerin söz sahibi oldukları alan. Bu alanda Türkiye’den bir devin varlığı başlı başına bir stratejik odaklanma konusu. Zaten Erdemir’in rakipleri de bu beklentiyi boşa çıkarmıyorlar. Fransız şirket Arcelor adı en çok dolaşan şirket. Bu durumda akla 17 Aralık öncesi Airbus alımıyla yaşananlar geliyor.
3 yıllık karına eşit miktarda yani 1-1.5 milyar dolar aralığında satışı planlanan Erdemir’den elde edilecek gelir Türkiye’nin 10 günlük cari açık finansmanı veya 1 haftalık faiz ödemesine yarayacak. Karşılığında, blok olarak satış yoluyla Türkiye’nin en önemli limanları, hammaddeleri yabancıların denetimine geçecek. Altın hisse yoluyla üretim ve yatırım konusunda Türkiye adına , söz sahibi olabilmenin ne sürekliliği ne de işlevselliği kalacak. Zaten her şey den önce Türkiye’nin borç sarmalı buna engel teşkil ediyor.

YENİDEN KURULMA MALİYETİ 7 MİLYAR DOLAR

Erdemir, Türkiye için aynı zamanda “stratejik değer” kavramının en anlamlı örneğidir. Bunu belirleyende Erdemir’in geldiği noktadır, taşıdığı kimliktir. Erdemir demek, demir-çelik demektir. Çelik bir ülke için kalkınmanın, sanayileşmenin anahtarıdır. Dolayısıyla, Erdemir, gittikçe büyüyen, dünya demir-çelik devleriyle rekabet edebilen, yüksek kapasityle üreten ve satan bir “stratejik değerdir.” Erdemir bir şirketler topululuğudur aynı zamanda. İsdemir, Çelbor, Divriği ve Hekimhan demir cevheri yatakları Erdemir’in bünyesindedir. Üç önemli liman; İskenderun, Ereğli ve Yarımca limanlarının sahibidir. Erdemir’in Romanya’da da fabrikası vardır. Erdemir bu ülkeye öylesine büyük hizmetlerde bulunmuştur ki, şu tek örnek bile o’nu anlatmaya kafidir: 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Ada’ya çıkartma yapan gemilerimizin malzemesi Erdemir ürünüdür.
Erdemir’in yıllık üretim kapasitesi 3.5 milyon ton. Bu miktarın 500 bin tonu ihraç ediliyor. Türkiye’nin yassı çelik üretiminin yüzde 43’ünü Erdemir karşılıyor. Türkiye’nin yıllık ihtiyacı olan 7 milyon tonun 4 milyon tonu ithalatla karşılanıyor. Bunun Türkiye’ye yıllık faturası yaklaşık 3 milyar dolar. Erdemir ‘in hedefi Türkiye’nin ihtiyacını bütünüyle karşılamak. 2009 hedefi 10 milyon ton. Bugün için Erdemir’in yeniden kurulma maliyeti ise 7 milyar dolar.

AKP’LİLER “PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR?” DİYOR!

Erdemir Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Recai Berber, 2004 yılını değerlendirme toplantısında bakın neler söylüyor: “2004 yılı performansı, Erdemir’e talip olan yabancı şirketlerden daha iyidir. Kimin kime talip olacağı konusunda bir kısıtlama yok. Bakarsınız biz de birilerine talip olabiliriz. Erdemir grubu hem cüz’i maliyetlerle, yani 1.5 milyar dolar gibi bir maliyetle yassı mamul kapasitesini 3 katına çıkararak hem de madencilikten lojistiğe kadar efektif çalışmasını sağlayacak, verimliği ve karlılığı ön planda tutan yatırımları gerçekleştirerek o güne hazırlık yapmaktadır. Yani o gün geldiğinde Türkiye sanayicisi bilmelidir ki, biz Avrupa’daki üreticilerden çok daha hızlı koşacağız.”
Berber’in bu açıklamalarına katılmamak mümkün değil. Fakat, “koşmaya hazır olun” dediği o gün bu gidişle gelmeyecek gibi görünüyor. Çünkü, AKP hükümeti Erdemir’i satmaya “and içmiş” durumda. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın Erdemir`de `blok satışa` itirazları değerlendirirken söylediği sözlerine bir bakın; “Şimdiye kadar yabancı sermaye gelmiyor deniyordu. Şimdi burası yabancıya satılmasın deniyor. Yabancı sırtına alıp gidecek mi? Varsa parası yerli gelsin alsın. Parayı veren düdüğü çalar”
Hatırlarsanız, bundan bir ay kadar önce de AKP’nin önde gelenlerinden biri, Erdemir`in satılmasında niye ısrarcı oldukları sorulduğunda, “Biz değil, dünya ısrarcı” demişti.

TÜRKİYE’NİN SON KALELERİ DÜŞÜYOR

Erdemir konusu aslında salt bir özelleştirme değildir. Bu açık anlatımla bir satıştır, yabancılaştırmadır. Mülkiyeti doğrudan yabancılara teslim etmektir. Tabi ki, satılmak istenen sadece Erdemir’de değildir. Tüpraş, Seydişehir Alüminyum, Pektim, Tekel, THY’de aynı yönelişin hedefleridir. Yani Türkiye’nin elde avuçtaki en önemli “stratejik değerleri” satılmaktadır. Türkiye’nin son kaleleri düşürülüyor. Dışa avuç açmanın temelleri güçlendiriliyor. Yabancılara kar transferi imkanının alanı genişletiliyor. Türkiye’nin geleceğe ilişkin kalkınma umutları ve heyecanı köreltiliyor. Gelişme yolunda iddiası olan hiçbir ciddi ülkede benzeri yaşanmayacak bir süreç Türkiye’nin önüne konuyor. Ne Almanya’nın ne İngiltere’nin ne Fransa’nın ne de ABD’nin kalkınma süreçlerinde yapmadıkları Türkiye’de yapılıyor. Köşeye sıkıştırılmış bir ülke görüntüsü içinde ucuza kapatılacak mal aranıyor. Davos’ta yapılan toplantıda izlenimlerini aktaran bir bakanın şu sözleri gelinen noktayı açıkça ortaya koymuyor muydu: “AB’den tarih aldıktan sonra bizi gören yabancılar neyi satıyorsunuz, satılık neyiniz var diye soruyorlar”
Aslında bu durum bıçağın kemiğe dayandığı son noktadır. Peki ne olmalıdır? Yüzde 51 devlette kalma şartıyla, kalan yüzde 49’u öncelikle o kurumun çalışanlarına, sonra o kuruluşun yakınında yaşayanlara ve sonra da bütün halkımıza satılmalıdır. Bu çözüm hem verimi artıracak, hem de stratejik kuruluşlarımızın kontrolünün yine bizde kalmasına vesile olacaktır.

GÖRÜŞLER…

ATO BAŞKANI SİNAN AYGÜN: ERDEMİR BOĞAZLAR KADAR ÖNEMLİ

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Erdemir`de ihale sürecinin derhal durdurulmasını istiyor Aygün, ATO olarak, Erdemir`in kurucu ortağı olduklarını hatırlatarak, Erdemir`in ne AB yolunda ne de uluslararası pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini kaydediyor. Kıbrıs ve boğazlar ne kadar önemli ise Erdemir`in de o kadar stratejik bir kuruluş olduğunu söyleyen Aygü, sadece Erdemir`in değil, bağlı 9 kuruluşunun da satılacağına işaret ederek, bu satışla limanların da elden gideceğini belirtiyor.

KUTADGOBİLİK: SATILMASI MANTIKLI DEĞİL

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Tuğrul Kudatgobilik, 9 kuruluşu ve 15 bin çalışanı ile dünya çapında üretim teknolojine sahip, dünya fiyatlarını yakalayan Erdemir`in bu gücü ile tanınması gerektiğini söylüyor.
Bugün 3.3 milyar dolarlık cirosuyla 1475 üreticiye mal teslim eden, otomotiv sanayi, çelik ve beyaz eşya sanayiinde 86 ülkeye mal ihraç eden fabrikanın, işçisinin sayesinde bu konuma geldiğini kaydeden Kudatgobilik, şöyle konuşuyor: “Bugün 7 bin 500 işçisiyle KALDER Ödülü kazanan Erdemir, Avrupa`da da büyük ödüle layık görüldü. Bu olay alalede bir hisse satışı, bir aldım-verdim meselesi değildir. Erdemir, stratejik sanayi mamülü üreten, Türk sanayisinin yüzde 43`lük ihtiyacını karşılayan ve satılması mantıklı olmayan bir kuruluştur. Biz özelleştirmeye karşı değiliz ama Erdemir`e başka bir açıdan bakıyoruz.”

TÜRK_İŞ BAŞKANI SALİH KILIÇ: SATIŞ EKONOMİK İNTİHARDIR

Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, özelleştirme mantığını değiştirmek için tepkilerini daha üst noktalara çıkarmayı amaçladıklarını söylüyor. Kılıç, Erdemir’in satışının ekonomik intihar olduğunu belirterek, “Ekonomiye katkısı olduğu bilinen bu kuruluşun özelleştirilmesine `evet` dememiz mümkün değildir. Erdemir milli bir değerdir ve böyle kalması gerekmektedir” diyor.

GÜNGÖR URAS: BU TESİS YABANCILARA GİTMESİN

“Kamunun Ereğli`deki hisselerini satması normal. Ama bu hisseleri yabancıya satmak normal değil. Ereğli`deki kamu hisselerini 1-2 milyar dolara yabancıya satmak çok yanlış. Bu para Türkiye`nin bir yıllık yassı mamul ithalatı için ödediği dövizden az. Türkiye`ye yılda 3 milyar dolarlık yassı mamul satan yabancı üreticiler pazarı kaybetmek istemiyor. Ereğli`nin büyümesini istemiyor. Türkiye`de Ereğli`deki kamu hisselerini satın alabilecek güçte sermaye grupları var. Başbakanımız önde gelen sermaye gruplarını davet edebilir, onlara Ereğli`deki kamu hisselerini almalarının yararlarını anlatabilir. Bu konuda inada gerek yok. Bu tesis yabancılara gitmesin.”

DOÇ. DR. SADİ UZUNOĞLU: BÜTÇE AÇIĞI KAPATMAK İÇİN SATILMAMALI

“Erdemir, uluslararası piyasalarda çelik fiyatlarının yükselmesi nedeniyle kârlılığını artırmış bir şirket. Yatırımları iyi. Pek çok sektörün hammadde olarak kullandığı yassı çeliği üretiyor. Bu özelleştirmede dikkatli olmak gerekiyor. Bu tip kurumlar yabancı sermayeye satılmamalı. Yerli yatırımcıya satılabilir, halka arz edilebilir ya da çalışanlarına satılabilir. Bütçe açığı dürtüsüyle 1.5 milyar dolar gibi fiyata Erdemir satılırsa yazık olur. Özellikle çalışanların yönetimde söz sahibi olacağı bir modelle Erdemir`in özelleştirilmesi gerekir. Böylece iç piyasanın çelik ihtiyacının karşılanmaması riski ortadan kalkar.”

UĞUR CİVELEK: PERFORMANSIN ÇOK ÜZERİNDE BİR KURUM

“Erdemir, Türkiye`deki ortalama performansın çok üzerinde bir kurum. Kamuya yük olmuyor, küresel düzeyde rekabet ederek ayakta kalmayı başarıyor, bulunduğu bölgede yaşam kalitesini artırıyor. Bu sayede devlet Ereğli`ye aktardığı kaynağın çok daha fazlasını bu bölgeden vergi olarak tahsil ediyor. Ereğli`de yaşayanlar, Erdemir yabancılara blok olarak satılırsa işçi çıkarılmasından, ücretlerin düşürülmesinden endişe ediyorlar. Bölgedeki gayrimenkullerin değer yitirmesi, esnafın önemli ölçüde kepenk indirmek zorunda kalması, suç oranının artması, istikrarsızlığın gelişmesi gibi faktörler ön plana çıkıyor. Bu endişelere katılmamak mümkün değil.”

SELİM SOMÇAĞ: 17 ARALIK ÖNCESİ GİZLİ PAZARLIKLAR YAPILDI

“Türkiye`de bugün boru, gemi inşa, beyaz eşya, otomotiv sanayileri belli bir düzeye geldiyse bunu Erdemir`e borçluyuz. Böyle bir tesisin satılması için hiçbir ekonomik gerekçe bulmak mümkün değildir. Erdemir gibi stratejik ve kârlı bir kuruluş neden Hazine`nin bir haftalık faiz ödemesine denk gelen bir bedele satılmak istenmektedir? Çünkü satışın adresi bellidir: Fransa, Arcelor. AKP, iktidar başarısını “AB sürecine” bağladı. 17 Aralık öncesinde gizli pazarlıklar yapıldı. Bunlardan biri de Erdemir`in Fransız çelik devi Arcelor`a satılması.”

ERDEMİR’İN YANINDA NELER SATILIYOR?

İsdemir: Türkiye`nin en büyük entegre demir çelik tesislerinden. 6 bin çalışanı var. Uzun çelik üreten İsdemir`in yüzde 89`u, üretimini yassıya çevirecek yatırımın yapılması koşuluyla Erdemir`in oldu. 2007`de yatırımların tamamlanıp yılda 3 milyon tonluk kapasiteye ulaşması hedefleniyor.
Erdemir-Maden:Sivas Divriği`deki demir madeni tesislerini işletiyor ve Türkiye`deki demir cevheri arama ruhsatlarının yarısını elinde bulunduruyor. Yaklaşık 400 çalışanı var.
Erdemir-Romanya: Erdemir`in Romanya`da özelleştirmeden aldığı bu tesis, motor ve transformatör sanayinin ana girdilerinden olan silisyumlu yassı çelik ürünlerini üretiyor. Çalışan sayısı 376.
Çelbor: Kırıkkale`de yer alan şirket, savunma sanayinin kullandığı dikişsiz boruları üretiyor. Bu şirkette 100 kişi çalışıyor.
Çelik Servis Merkezi: Gebze`de kurulu bu merkezin amacı müşterilere ihtiyaçları olan ürünleri, istedikleri özelliklerde ulaştırmak. Bu merkezin yeni satın alınan Yarımca Porselen arazisine taşınması planlanıyor.
Erenco: Demir – Çelik sektöründe, mühendislik, yönetim ve danışmanlık hizmetleri veren şirket, Erdemir Grubu`nun yatırımlarını planlayıp projelendiriyor. Bu şirkette konusunda en iyi derecede yetişmiş 210 kişi çalışıyor.
Limanlar: Erdemir bünyesinde bulunan İsdemir Limanı da Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük limanı. Günlük 16 bin ton kömür, 20 bin ton cevher, 1.500 ton çelik, bin tona yakın genel kargo ve 600-700 ton paket kargoyu dünya standartlarında yükleyip boşaltabilecek imkanlara sahip.

YABANCILAR ERDEMİR İÇİN NİÇİN KUYRUKTA?

AKP hükümeti tarafından satılacak olan Türkiye’nin en büyük demir-çelik işletmesi için yabancı tekeller sıraya girdi. Yıllık 18 milyon ton çelik üretimi ile dünyanın 13’üncü büyük çelik üreticisi konumunda olan Erdemir’i satın almak isteyenlerin başında İngiliz-Hollanda tekeli olan Corus ile Fransız Arcelor geliyor. 2000 yılı itibariyle, yüzde 42’lik yurtiçi pazar payı ile çelik tekellerinin iştahını açan Erdemir, yüksek kalite standartlarındaki ürünlerini de uluslararası piyasalara kolayca ihraç edebiliyor. 500 bin ton ihracat yapan Erdemir, 2000 yılında 2.38 milyon ton ham çelik ve 3.13 milyon ton nihai ürün üretimi ile de dikkat çekiyor. Ödenmiş sermayesi 44.352 trilyon TL olan Erdemir’in hisselerinin yüzde 50.30’u devlete ait. Yüzde 46.12’si özelleştirilmek üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda bulunuyor. Yüzde 3.81’i Türkiye Kalkınma Bankası’na, yüzde 0,37’si ise Türkiye Halk Bankası’na ait. Hisselerinin yüzde 2,90’ı Erdemir Portföyü olup, yüzde 46,80’i İMKB’de işlem gören bir kuruluş Erdemir.

KİMLER İSTİYOR?

Mittal: Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Hint şirketi Mittal`in kapasitesi 70 milyon tona yakın. Erdemir`in 1993 ve 1998`deki özelleştirme ihalelerine de katılan Mittal, geçtiğimiz günlerde İş Bankası`nın iştiraki olan İzmir Demir Çelik`i satın aldı.
Arcelor: Fransız Usino, Lüksemburglu Arbed ve İspanyol Aceralia`nın 2002`de birleşerek kurdukları Arcelor, dünya çelik piyasasının ikinci büyük oyuncusu. Yılda 42.8 milyon ton çelik üretiyor. Arcelor, talip olduğu Erdemir`le aslında eski arkadaş! Arcelor`un iştiraki Arcelor Packaging ile Erdemir yüzde 50`şer payla ortak kurdukları Sollac`ta ambalaj çeliği üretiyorlar.
Corus: Corus, bir İngiliz – Hollanda ortaklığı. 19 milyon tonluk kapasitesiyle dünyanın en büyük yedinci çelik üreticisi olan Corus, büyümek için satın alacak şirket arıyor. Bu kapsamda Erdemir`e olan ilgisini her fırsatta dile getiriyor.
US Steel: Kuruluşu 100 yıl önceye dayanan US Steel, adından da anlaşılabileceği gibi bir Amerikan şirketi. 18 milyon tonluk üretim kapasitesiyle dünyanın sekizinci büyük çelik üreticisi olan US Steel, son dönemde özellikle Doğu Avrupa`daki özelleştirmelerden aldığı tesislerle gündeme geldi.
OAO Severstal: Rus çelik devi OAO Severstal da Erdemir’in önemli taliplileri arasında yer alıyor.

ERDEMİR’İN DEĞERİ ÖLÇÜLMEZ

* Romanya’dan Hindistan’a kadar bölgenin en güçlü çelik şirketi.
* Erdemir’e sahip olan Ortadoğu’yu da kapsayan bu bölgedeki çelik üretimini ve pazarını kontrol edebilecek güce sahip olacak.
* Erdemir 2004 yılında satışlarını yüzde 66 büyüttü ve 3.3 milyar dolar ciro yaptı.
* Erdemir’in 2004 yılında net karı ise yüzde 160 oranında arttı ve 589 milyon dolarlık seviyeye ulaştı.
* Erdemir, otomobil, beyaz eşya, makine gibi çelik malzeme kullanan bütün sanayi kuruluşlarının ana malzeme karşılayıcısı.
* Erdemir, geçen yıl üretim miktarını 81 bin ton artışla, 3 milyon 616 bin tona çıkardı.
* Erdemir’in ürettiği malları almak için kuyruklar oluşmaktadır.
* Erdemir’in ürünleri peşin parayla satılmaktadır.
* Eğer Erdemir yabancılara satılırsa, Türk sanayisi tamamen yabancıların eline geçmiş olur.
* Türkiye Erdemir’i kaybetmekle yerli sermayenin sanayi alanında bir dünya markası olmasının önünü kesmiş olur. Bütün bu özelliklere sahip stratejik bir kurumumuza değer biçmek imkansızdır. Fakat bugün bırakın karının 10 katı fiyat biçmeyi, yabancılar sadece 1 milyar dolar gibi komik bir rakamı düşünüyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir