PEKİ YA BU KRİZ BİTTİKTEN SONRAKİ MAZERETİMİZ NE?

Gönül isterdi ki Merhum Sabancı ve Merhum Üzeyir Garih şöyle TV’lere çıksınlar da kriz telalığı yapanlara, umutsuz iş dünyasına heyecan verici sözler söylesinler. Zira hangi sektöre bakarsanız bakın, hangi iş adamına sorarsanız sorun hepsinin hemen hemen yüzü asık. Diyeceksiniz ki ya niye Sakıp Sabancı ya da Üzeyir Garih. Hayatta olan başka işadamlarımız yok mu? Onlar çıksalar anlatsalar. Tüm Türkiye’ye moral verseler… Şu anda Türkiye’nin önemli ihtiyacı moraldir. Geleceği yatırım yapacak iş dünyasına, açıklamalara ihyacımız var. İstiyorum ki, iş dünyası temsilcilerimiz çıkıp arkadaşlar, sektör temsilcileri gelin bir araya gelelim, kriz kriz diye değil bu krizi fırsata dönüştürelim diye açıklamalar yapılsın. Gazetelere bakıyoruz şu firma şu kadar işçi çıkarmış, ABD’de şu kadar firma kapanmış. Şimdilik sadece İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ve TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu tüm Türkiye’ye yetişmeye çalışıyor ama o da yeterli olmuyor.



Neden Sabancı ya da neden Garih, diye soracak olursanız bakın Türkiye’nin yaşadığı 1991 krizi 2001 krizi ve sonrasındaki gelişmeler için, bu işadamlarımız, her şeye rağmen yatırıma devam, geleceğe yatırım yapılmasını tavsiye ediyorlardı. Krizin nasıl olsa geçeceğini tabiri caizse sel gider ama kum kalır diyerek, sektörlerin paniğe kapılmadan bir tamirat dönemine girerek 2020’lı yıllara şimdiden hazırlanmaları gerekiyor diye açıklamalar yapmışlardı.



Merhum Sakıp Sabancı bir sohbet toplantısında kriz kriz diyenlere karşı bakın şöyle konuşmuştu: “…Bir gün sen bir memlekette gezerken, bir yerde Türk bayrağını göreceksin ve ne güzel fabrika diyeceksin. Mesela Kanada’da. Kim gelmiş yapmış diye sorsunlar ve Sabancı yapmış desinler. Bunları göreceğiz. Zaten var. Manchester’a gidersen var. Bunları çoğaltacağız. Ben moralliyim… ” Ve devam ediyor “…Vatan bizim, bunu biz iyileştireceğiz. Herkes eskiye nazaran daha verimli çalışacak. Sihirli kelime, verimlilik. Satın alırken daha dikkatli alacağız, stoklara daha dikkatli bakacağız, alışları-satışları daha yakın takip edeceğiz, şirketlerimizi daha akıllı yöneteceğiz, tasarruf edeceğiz ve üreteceğiz. Üretmek çok önemli….”



İşini iyi yapmak önemli, Türkiye’de şu an kriz kriz var diyenler acaba sucu kendilerinde hiç arıyorlar mı? Şöyle bir tarama yaptığınız zaman Türk işadamlarımız ve sektör temsilcilerimiz sucu ABD’ye, hükümete ya da Çin’e buluyor. Yani hiçbirimiz üstümüze alınmıyoruz. Bu krizde benimde az da olsa katkım var mı diye? Yine isterseniz Sabancı’ya kulak verelim “”İhtiyatlı olacağız, dikkatli olacağız ama moralimizi bozmadan alışmaya devam edeceğiz. Babam rahmetli derdi ki, “Oğlum sen yeter ki evinini önünü iyi süpür. Sen evinin önünü iyi süpürür ve işini iyi yaparsan, bütün takımındaki insanlar işini iyi yaparsa, bütün ülkedeki kişiler işini iyi yaparsa, iyilik ve başarı da mutlaka gelecektir“.



Ve bir açıklama da Merhum Üzeyir Garih’den: “Türkiye’de iki Türkiye var. 12 milyon kişi Avrupa standartlarında yaşıyor, 50 milyon kişi ise kişi başına 1000 doların altında bir rakamla yaşıyor. Türkiye’de gelir dağılımında dengesizlik var. Gelir dağılımı dengesizliği enflasyondur. Enflasyon, tahsildarı belli olmayan bir varlık vergisidir. Önümüzdeki 20 yıl için, enflasyon nedeniyle doğacak sosyal anlamda çok büyük tehlike vardır ve bunu önlemenin yolu da, enflasyonu düşürmektir. Sonuçta krizleri, dahilerle çözmeye uğraşmak yerine sistemleri oturtmayla aşabiliriz.”



Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Türkiye’de kriz olmadığını, talep darlığının bulunduğunu belirtiyor. Yani halk kriz sesini duydu ya evini boyatacaksa bir yıl daha beklerim diyor. Çok çok acil ihtiyac olmadan bir şey satın almak istemiyor. Beyaz eşya alacaksa aman canım diyor. Paralar nerde, paralar yastık altında ne olur ne olmaz…


İşte değerli okurlarımız, bu duygudan kaçınmamız lazım, düşünsenize bir kişinin bir kutu boya almadığını düşünün tüm Türkiye’ye etkisi ne kadar büyük olur… Tam tersi talebi kısmak değil aşırıya kaçmadan en azından devam ettirmeliyiz diye düşünüyorum. Yoksa kendi ayağımıza kendimiz kurşun sıkmış oluruz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir