PEYGAMBER EFENDİMİZE VARİS OLMAK

Ebû’d-Derdâ: Ben Allah’ın Peygamberinden işittim şöyle buyurmuştu:

“Her kim bir yola girer ve onda ilim isterse, Allah onun için cennete giden bir yolu kolaylaştırır. Melekler ilim öğrenenlere, yaptıklarından hoşlandıkları için, kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde olanlar, hatta sudaki balıklar ilim öğrenen kimseye Allah’tan yardım ve bağış dilerler. İlim sahibinin Âbid’ten (ibadet edenden) üstünlüğü, ay’ın diğer yıldızlardan üstünlüğü gibidir. Âlimler, Peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmadılar, ancak ilim miras bıraktılar. Şu halde o ilmi alan büyük bir pay almış demektir.”
Yukarıda uzun olarak verdiğimiz hadisi bazı okuyucularımız hatırlayacaklardır. Âlimler peygamberin varisleridir… Peki, hemen şu soruyu soralım değerli okuyucularımız. Buradaki âlimler kimlerdir? İlahiyattan mezun olanlar mı? Ya da Prof, Doç, Dr olanlar mı? Ya da Camide vaaz veren veya namaz kıldıran imam efendi mi? Hayır ! İşini güzel yapan herkes peygamber varisidir… Nasıl mı? Bir berber işine hile katmadan müşterisine elinden gelen hizmeti gösteriyorsa âlimdir, bir öğrenci ilim öğrenmek konusunda “kaytarma” dediğimiz yöntemi kullanmıyorsa varisidir. Bir baba-bir anne işini güzel yapıp Allah’ın emirleri doğrultusunda amel ediyorsa işte âlimdir… Şimdi sanki hop hop sesleri duyar gibiyim… Ne yani bugüne kadar peygamber varislerini sadece dini bilgiler öğrenen, öğreten, fakih, ulema, kişilere atfediliyordu… Evet, doğru onlarda Peygamber varisidir… Ama Peygamber varisliği sadece birkaç kişi veya gruba değil… Allah’tan korkan ve yaptığı işi Allah rızası için güzel yapan kişiler içinde geçerlidir… Bakara Suresi 196.ayeti kerimede Allah işinizi güzel yapın, Allah işini güzel yapanları sever”.buyuruyor. Her alanda işini en güzel bir şekilde yapmak, dinimizde “İhsan” kelimesiyle ifade edilmektedir. Nitekim sevgili Peygamberimiz, “İhsan nedir Ey Allah’ın Resulü?” sorusuna “…Allah’ı görüyormuş gibi kulluk etmendir”; her ne kadar sen O’nu görmesen de O, seni görüyor…” şeklinde cevap vererek, yapmakta olduğumuz her işi Yüce Allah’ın görüp gözettiği ve amellerimizin O’na arz edileceği bilinciyle yapmamız gerektiğini haber vermiştir.

Kısaca, herkes ama herkes hangi işi yapıyorsak bunu en güzel şekilde yapmaya gayret edeceğiz ve bunu Allah rızası için yapacağız…Peki, bunu yaparken aynı zamanda kendimizi manevi anlamda da geliştirmek tabii ki güzel olur…İmkanı olan, her an, her gün, her ay, her yıl kendini geliştirsin, Allah’a daha fazla nasıl yakın olurum diye çalışma içerisinde olsun..En azından niyetinde önde olsun…

Evet, tekrar yukarıdaki hadisi şerife dönelim… Yani varisi olduğumuz Peygamber Efendimiz S.A.V nasıldı. Biz kime varis oluyoruz onu bilelim de ondan sonra göğsümüz gere gere evet ben işimi Elhamdülillah güzel yapıyorum, Allah rızası için yapıyorum diyebilelim. Efendimiz S.A.V cömertti. Güzel ahlâkı sahibiydi. Hainlik bilmezdi. Basiret sahibiydi. İnsanların rehberiydi. Aç gözlü ve hırs sahibi değildi. Hayır, ve şerri Allah–ü Telâ’dan bilirdi. Tabiatında yalan ve kandırma diye bir şey yoktu. Zamanın esiri değildi. İnsanların korktuğu şeyden korkmazdı. Hiç gururlanmazdı. İşte Resulullah’ın bize bıraktığı miras…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir