PRATİKLİK Mİ? KURUMSALLAŞMAK MI?

AB kurulduğu günden bu yana hızlı bir şekilde kurumsallaşma yönünde
hızlı bir şekilde ilerliyor. Peki, bu ilerleme onun hızını kesiyor mu?
Yoksa daha da mı hızlanmasına sebep oluyor? Her şeyin kayıt altına alındığı, CE
işaretleri, ISO ile başlayan çeşitli standartlar acaba gerçekten bir kolaylık
mı yoksa vatandaşının canını sıkan, önünü kesen bir kurallar zinciri mi?

Öte yandan Doğu’ya baktığımız zaman ise
İstim Arkadan gelsin” anlayışı hakim… İsterseniz bunu biraz açıklayalım
sonra konumuza geçelim… Ne demek istim arkadan gelsin? İngilizce “steam” buhar
demek. Osmanlı ülkesine Tren’in gelmesiyle birlikte ithal edilen yüzlerce özel
trencilik teknik teriminden biridir “istim”. Örneğin yatak yerine “Lit”,
yatarlı koltuk yerine kuşet(couchette) denmiş. Trenin tekerlekli odalarına
Vagon, durduğu yerlere İstasyon, baş istasyonlara “Gar” denmiş.
Katarı çeken buhar motorlu şeye “Chemin de fer”(demir baca), böyle
her şeye yeni ve genellikle Fransızca adlar verilmiş. Halkımız bunlara dilini
döndürmek için çok uğraşmış. Güneşli bir gün. Sultan kendisine tahsis edilen
vagona kurulur.. “Kalkıla” diye emir buyurur. Gelen cevap ise Efendimiz…
“İstim bekleniyor
“. Şeklindedir. Sultan da hepimizin bildiği o ünlü yanıtını
verir. “İstim arkadan gelsin“.

Evet, hikâye kısaca böyle ama bu görüş
Doğu ülkelerine adeta bir elbise gibi giydirilmiş durumda. Hatta ülkemizde de
bir söz daha vardır ki sık sık kullanıla gelmiştir, o da şudur: “Türkün göçü
gide gide düzelir”…Yani ilk önce gerekli kurumsal alt yapı olmadan hemen temel
atılır, ondan sonra alt yapı hazırlığı başlar… Tıpkı bu şuna benzer, 20 katlı
bir gökdelen yapılır, her şey mükemmeldir, ama gel gelelim bu binanın pis su
gideri nereye gidecektir? Ondan kolay ne var, acarız bir çukur gider içine…
Dolunca da… Dolunca da başkası düşünsün…

Evet, konumuz, Batı’nın kurumsallığı
Doğu’nun pratikliği; iki ayrı felsefe ve iş yapma şeklinin artıları ve eksileri
“Bu konu ile ilgili olarak iki görüşü paylaşmak istiyorum… GASAM Başkanı Ali Şahin ve İSO Başkanı Tanıl
Küçük

Ali Şahin bu
konuda şunları söylüyor:” Batı kurumsallaşmakla üretimin önemli
unsurlarından olan güç (enerji) ve zaman’a hükmetmeyi ve yönetebilmeyi hedefler
.
Hedef mümkün olan en az zamanda en çok üretmek ve daha çok kazanmaktır. Batı
hayatta kalabilmenin ve mutlu olabilmenin tek yolunun bu olduğunu düşünür. Doğu
ise mütevekkildir. Hayatta kalabilmenin ve huzurun yolunun ruhta olduğunu
düşünür. Bu anlayış farkı varlık içinde mutsuz bir batı yaratırken, yokluk
içinde mutlu bir doğu yaratabilmektedir. Kurumsallaşma hiç farkına varmadan ve
hissettirmeden Batılı iş çevrelerini ve toplumları insani ve sosyal değerlerden
oldukça uzaklaştırmış simalarına baktığınızda hiçbir şey okuyamadığınız insan
yığınları oluşturmuştur. ”

Küçük’ün bu konudaki görüşleri ise şöyle: “Günümüzün iş dünyasında
başarı, doğru yatırım kararlarına ve iyi bir vizyona sahip olmak yanında,
değişik iş kültürlerine uyum sağlayabilme yeteneğini de gerektiriyor. Ailenin,
ait olunan sosyal topluluğun çoğu kez kişilerin önüne geçebildiği gelenekçi
Doğu ile bireyin ve duygulardan çok mantığın ön plana çıktığı Batı iş dünyası
anlaşmakta zaman zaman sıkıntı çekebiliyor. Örneğin, bir Danimarkalı için iş
toplantısı bir saat sürüp, konuşulması gereken maddeler hızlıca karara
vardırılırken, Çinli bir işadamı için iş toplantısı karşı tarafın ne kadar
kararlı olduğunu ölçmek ve karşıdakini özel yönleriyle de tanıyabilmek için 2–3
saat sürebiliyor, adeta törensel bir nitelik kazanabiliyor. Batılı için iş,
sözleşmelerle yürütülürken, Doğulu bir işadamı için sözlü taahhüt yazılı
taahhütten önemli olabiliyor. …”

Sonuç olarak, Türk iş dünyası olarak, gelecekte dünya ekonomisine yön
verecek Asya ülkelerindeki iş yapış şekillerini, şimdiden daha iyi anlamanın ve
Doğu ile Batı kültürleri arasındaki köprü konumumuzu daha iyi değerlendirmenin
arayışı ve gayreti içinde olmalıyız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir