Redhouse’un Gizemli Öyküsü

Türkiye’de yılda 200 bin satan James Redhouse ve İngilizce Redhouse sözlüğünün öyküsü.Araştırmacı yazar Muammer Gökçin tarihi belgeler iışığında araştırdı.

Cyprus(Kıbrıs) adında yelkenli bir tekne, 1822 yılı Ocak ayının ikinci günü Boston limanından Malta’ya doğru yola çıktı. Ambarında bir matbaa makinesi ve çeşitli fontlarda harf kalıpları bulunmaktaydı. Bu yük; İtalya, Yunanistan ve Osmanlı imparatorluğu için kitaplar hazırlamak üzere, Amerikan Bord’un Yabancı Misyonlar Bölümü tarafından bir basımevi kurmakla görevlendirilen Daniel Temple’a teslim edilmişti. Hayırseverlik ve hrıstiyanlığa hizmet duygularıyla hareket eden Amerikan Bord misyonerleri, protestanlık öğretilerini bu ülkelerin hristiyan halkına bildirmeyi, aynı zamanda da bilim ve eğitim alanında Batı’daki fikirleri herkesin yararına sunmayı amaçlıyorlardı. Akdeniz’in ortasında yer alması nedeniyle, Malta bu proje için ideal bir konumdaydı.
Malta’da kurulan basımevinde İtalyanca ve Rumca eserler basılmaya başlandı ve beş yıl içinde bu iki dilde toplam 105 kitap basıldı. 1830’larda basımevi, Türkçe kitaplar da basmaya başladı. Yayınlarının çoğu İngilizce eserlerin çevirileriydi. Kitapların çoğu dinî içerikli olmakla birlikte yayınların en az yarısı okuma, yazma ve aritmetik öğretmek için basılmış okul kitaplarından oluşuyordu. Ortadoğu’da kullanılan temel dillerde basım yapılabilmesini sağlamak üzere basımevi Arapça, Ermenice ve İbranice font takımları aldı.

Osmanlı topraklarında Amerikan Bord

Katoliklerin protestan basımevine karşı çıkması sonucu İtalya’daki dağıtım kanalları zamanla tıkandı. Diğer yandan Yunan resmi makamlarının engellemeleri sonucunda ders kitapları da Yunanistan’da dağıtılamaz duruma geldi. Osmanlı hükümetinin yayınlarına karşı daha hoşgörülü olduğunu gören Amerikan Bord, 1833 yılında basımevini Osmanlı İmparatorluğu’na taşıdı. Biri Arapça ve Süryanice basım yapmak üzere Beyrut’ta, diğeri de Rumca, Ermenice ve Türkçe basım yapmak için İzmir’de olmak üzere iki şube açıldı.İzmir’deki basımevi dinî ve eğitsel içerikli yayınlara ağırlık vermekteydi. Ders kitabı çeşidini artırabilmek için cebir, geometri ve trigonometri metinlerinin basılmasında kullanılan özel fontlar alındı. Basımevi başka alanlarda da öncülük etti. Bunlardan en dikkate değer olanı da Beyrut’taki basımevi adına yapımı üstlenilen, Arapça basabilmek için hazırlanan yeni tür fontlardı.www.netpano.com
1853 yılında İstanbul’a taşınan basımevi, Amerikan Bord’un çalışmalarının merkezi durumuna geldi. Bu dönemin raporlarında adından Neşriyat Dairesi olarak söz edilen basımevi, 1872 yılında Eminönü-Fincancılar Yokuşu’nda yeni Bord merkezinin inşa edilmesi ile sürekli bir mekana kavuşmuş oldu.

Osmanlı’dan İran, Rusya ve Hindistan’a

19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan maddi güçlüklere, daha sıkı basın kanunlarına ve üretimde yapılan kısıntılara rağmen Amerikan Bord çalışmalarından hiç vazgeçmedi. Artık Bulgarca’nın da dahil olduğu pek çok dilde eser basımevinde basılıyordu. Neşriyat Dairesi; kitapların yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu’nun her tarafına dağıtılacak birkaç derginin de basımını yapıyordu. Aynı zamanda kitap ithal edip dağıtımı yapılıyordu. Satış ağı Osmanlı İmparatorluğu sınırlarının dışına taşarak İran, Rusya ve Hindistan’a uzanmaktaydı. Ancak hiç şüphesiz bu dönemde basımevinin ortaya koyduğu en önemli eser, James Redhouse’un İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce sözlüklerini yayınlamasıydı. Başlangıçta yardımcı yayınlar gözüyle bakılan iki sözlük, Amerikan Bord’un en önemli yayınları konumuna gelerek günümüze dek süren bir yayıncılık geleneğinin çekirdeğini oluşturmuştur.

James W. Redhouse kimdir?

30 Aralık 1811’de Londra yakınlarında doğan James Redhouse, küçük yaşta yetim kalınca 1819 yılında Christ Hastanesi yetimhanesine yerleştirildi. Bundan sonraki 7 yıl boyunca, büyük bir ihtimalle denizci olmak üzere, teknik alanda eğitim alarak kendini yetiştirdi. Ancak eğitimi 1826 yılında, “tekrarlanan davranış bozuklukları”ndan ötürü Christ Hastanesi’nden çıkarılmasıyla sona erdi.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Redhouse, bir şilepte görev alarak Osmanlı İmparatorluğu’nun yolunu tuttu. Şilep İstanbul’a demir atınca diğer tayfalardan ayrıldı ve kısa süre sonra da Kasımpaşa’daki Tersane’de, bazı kaynaklara göre teknik ressam olarak, diğerlerine göre ise öğretmen olarak işe başladı. Hayatını kazanacak bir iş bulmasında, maceracı kişiliğinin ve Christ Hastanesi’ndeki eğitiminin katkısı büyük oldu.
1834 yılında Redhouse, İngiltere’ye gitti. 1838’e kadar ülkesinde kalıp tekrar İstanbul’a, Osmanlı devletinde mütercim ve tercüman olarak çalışmak üzere döndü. Redhouse, birçok görevde çalışmasının yanı sıra akademik konularla da ilgilendi. 1842’de, Osmanlıca’daki Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerin sözlüğü olan Müntahabat-i Lugat-i Osmaniye adlı eserini yayımladı. Dört yıl sonra, Grammaire raisonnee de la Langue Ottomane adlı eseri Paris’te yayınlandı.

Nesiller boyu öğrenciler ve araştırmacılar için

Kırım Savaşı’nın başlamasından az bir süre önce Redhouse, İngiltere’ye gitti. Amacı, kısa bir ziyaret yapıp İstanbul’a dönmekti. Sağlık sorunları planını değiştirmesine neden oldu ve Redhouse ömrünün geri kalan kısmını anavatanında, İngilizce-Türkçe bir sözlüğü de içeren bilimsel projeler üzerinde çalışarak geçirdi. Kitab Lehcetü’l Maani adlı bu eser, 1861 yılında, Amerikan Bord’un İstanbul’daki Yabancı Misyon Görevlileri için basıldı. İngilizce öğrenimi için temel bir gereç olan sözlük(kamus), Amerikan Bord’un Osmanlı İmparatorluğu’nda eğitimi geliştirme hedefine çok uygundu. Daha sonra Amerikan Bord Redhouse’a, Türkçe-İngilizce bir sözlük hazırlaması görevini verdi ve bu eser de yazarın ölümünden iki yıl önce, 1890’da, Kitab Maani-i Lehce adıyla yayımlandı.
19. yüzyıldan günümüze kadar, nesiller boyu öğrenciler ve araştırmacılar, Amerikan misyonerleri ve onların İstanbul’daki yayınevinin desteğiyle gerçekleştirilen bu iki sözlük ve onları takip eden diğerlerinin bünyesinde barındırdığı bilgiden ve yoğun bir çabanın ürünlerinden yararlanmışlardır.Redhouse’un 1861’de yayımlanan Kitab Lehcetü’l Maani ve 1890 yılında yayımlanan Kitab Maani-i Lehce adlı sözlükleri, Türkiye’de harf devriminin yapılarak Türkçe’nin Arap harfleri yerine Latin harfleriyle yazılmasına başlandığı 1928 yılına kadar, birkaç defa yeniden basılmışlardı. Bu reform sonucu kullanılamaz hale gelen sözlükler, zamanla Amerikan Bord Neşriyat Dairesi tarafından yeni alfabeye çevrilerek güncel hale getirilmişlerdir.İngilizce öğrenen Türkler için gerekli olduğundan, öncelik 1861’de basılan İngilizce-Türkçe sözlüğe verildi. 1938 yılında Amerikan Bord, araştırmacılardan oluşan bir heyete bu projeyi başlatmak üzere görev verildi. Yapılan planlara göre sadece yazı değiştirilmeyecek, aynı zamanda sözlüğe Türkçe yeni sözcükler eklenecekti. John Kingsley Birge (Neşriyat Dairesi’nin Müdürü), Andreas Tietze, Sofi Huri ve Charles Riggs’den oluşan editörler kurulunun on iki yıl süren çalışmaları ve diğer bir çok dil uzmanının çabaları sonucu Yeni Redhouse Lugati, İngilizce-Türkçe, 1950 yılında yayımlandı.Bundan sonra Amerikan Bord Neşriyat Dairesi çalışmalarını, 1890’da yayımlanan Kitab Maani-i Lehce adlı Türkçe-İngilizce sözlük üzerinde yoğunlaştırdı. U. Bahadır Alkım, Nazime Antel, Robert Avery, Janos Eckmann, Sofi Huri, Fahir İz, Mecdud Mansuroğlu ve Andreas Tietze’den oluşan uluslararası bir editörler heyeti kuruldu. Editörler, her bir maddebaşı sözcüğün yeni yazımının doğruluğunu, anlamlarının tam karşılıkları olup olmadığını ve nüansının uygunluğunu kontrol ettiler. Ayrıca Redhouse’un ilk sözlüğünü yazdığı dönemden sonra kullanıma girmiş olan sözlük ve deyimleri ekledi. Çalışmalar, Neşriyat Dairesi Müdürlüğü’ne 1955 yılında atanmış olan Robert Avery’nin denetiminde yürütülmekteydi. 1968 yılında basılan Yeni Redhouse Türkçe-İngilizce sözlük; 1325 sayfadan oluşmakta ve içinde 105. 000 sözcük ve deyimin anlamı verilmekteydi.

Biblical Sites in Turkey ne demek…

Neşriyat Dairesi’ne 1960 yılında atanan William Edmonds, 1966’dan 1991’e kadar Müdür olarak görev yapmıştır. Türkiye ile ilgili konular üzerinde yoğunlaşmak, aynı zamanda da Türk yazarların eserlerini yayımlamak Edmonds’un, Neşriyat Dairesi için belirlediği ana hedeflerdi. 1966 yılında Amerikan Bord Neşriyat Dairesi’nin adı Redhouse Yayınevi olarak değiştirildi. Feridun Oral, Can Göknil, Fatih Erdoğan gibi Türk sanat ve yayın dünyasının tanınmış isimleri, Redhouse Yayınevi’nin zenginleştirici ortamında yer almış kişilerdi.
1960’larda, Amerikan Bord Neşriyat Dairesi, Redhouse Yayınevi adı altında yayınlarını çeşitlendirmeye başladı. Redhouse Yayınevi’nin hedeflerinden biri de Türkiye’nin kültürel mirasını dünyaya tanıtmaktı. Ülkenin tarihi ve medeniyeti ile ilgili çeşitli eserler yayınlandı. Bunlardan birisi de Everett Blake ile Anna Edmonds’un yazdığı Biblical Sites in Turkey idi. Almanca ve Fransızca’ya da çevrilen ve birkaç defa daha basılan Biblical Sites in Turkey, Anadolu’daki ilk hristiyanlığın incelemesidir.

Yılda 200 bin adet satılıyor!

1960’lardan bu yana geçen süre, Amerikan Bord Neşriyat Dairesi’nin 1853 yılında İstanbul’da kurulmasından sonraki zaman içinde, en dinamik olduğu dönemlerden biridir. Türkiye’deki Amerikan Bord kurumlarının özel vakfa devri süreci içinde Redhouse Yayınevi, 1996 yılında, Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın(SEV, kuruluşu 1968) himayesinde bağımsız bir şirket olarak yeniden yapılandı. SEV Matbaacılık ve Yayıncılık Eğitim Ticaret A.Ş. adı altında kurulan şirket, SEV-YAY adıyla tanınmaktadır. SEV-YAY’ın yurtdışından getirerek hizmete sunduğu eserler arasında en dikkat çekici olanlar, Amerikan yayınevi Merriam-Webster’ın klasik eseri Collegiate Dictionary’nin de aralarında bulunduğu başvuru kitaplarıdır. Zaten 20. Yüzyılın başlarında da Amerikan Bord Dairesi, Merriam-Webster’ın kitaplarının Türkiye’de dağıtımını yağmıştı. Bir yayınevi olarak SEV-YAY’ın geleceği; Malta, İzmir ve İstambul’daki atalarının gereksinimlerini karşılama ve geleneği korumasına bağlıdır. SEV-YAY’ın 10 değişik İngilizce-Türkçe, Türkçe-İngilizce sözlükleri, şaka değil, yılda 200. 000 adet satmaktadır. Redhouse Sözlük Türkiye`nin konusunda en çok satan sözlüğü olup, sektörünün lideridir. Redhouse 365 sayfalık Türkçe – İngilizce ve İngilizce – Türkçe cep sözlüğünden başlayarak, 1160 sayfaya (120.000 madde) kadar toplam 10 ayrı sözlük üretmektedir. Bu serinin amacı tüm toplum kesimlerine hitap etmek olup; öğrencilerin, turistlerin, en ciddi akademisyenin ve iş dünyasının isteklerine cevap vermektir.

Amerikan Bord deyip geçmeyin…

Amerikan Bord Heyeti’nin Anadolu toprakları üzerinde çalışmaya başlamasının Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine denk düşen uzun bir tarihi vardır. 1820’li yıllarda “American Board of Commissioners for Foreign Missions (ABCFM)” Anadolu’ya ilk temsilcilerini akıllarında şu iki soru ile göndermiştir: (İyilik bazında) Ne yapmalıyız? ve Nasıl yapmalıyız? Bu ilk yıllardan itibaren Amerikan Bord personeli önceliği eğitim programlarına vermekle birlikte, sağlık ve yayıncılık alanlarında da çalışmalar yapmışlardır.1870 yılında Anadolu’da Amerikan Bord Heyeti’ne bağlı 233 eğitim kurumu vardı. 1870’ler ve 1880’lerde bugün aralarında İzmir, Tarsus ve Üsküdar Amerikan Liseleri’nin de bulunduğu 20 kadar orta düzey eğitim veren okul kuruldu. Kız ve erkek öğrenciler için üniversiteler de bu dönemde açıldı.

SEV Vakfı’na bağlı kuruluşlar:
1-SEV Matbaacılık ve Yayıncılık Eğitim Tic. A.Ş.
2- İzmir Amerikan Lisesi
3- İzmir SEV İlköğretim Okulu
4- İzmir SEV Anaokulu
5- Tarsus Amerikan Lisesi
6- Tarsus SEV İlköğretim Okulu
7- Gaziantep Amerikan Hastanesi
8- Üsküdar Amerikan Lisesi
9-Üsküdar SEV İlköğretim Okulu

1873 yılında “American Bible Society”nin gayrımenkulü olan Victoria stili binaya taşınan Redhouse Yayınevi`nin adını duyuran Redhouse sözlükleri, 1861 yılında Sir James Redhouse (1811-1892) tarafından hazırlanan English and Turkish Lexicon ile başlamıştır.

ARAŞTIRMA: MUAMMER GÖKÇİN [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir