Reklamlardaki Türk Tüm Dünyaya Bedeldir

Reklamlarda milliyetçilik unsuruna başvurulması yeni bir yöntem değil. Cola Turka ile Amerika’yı Türkleştirdik, mavi ile sinirlendirdik. Ali Desidero ile racon kestik. Türk’ün Amerikalı ve Japon’u mat ettiği Akbank reklamı aslında tekonoloji üretemeyen Türkiye’nin acı fotoğrafını istemeden de olsa gözler önüne seriyor

Bir Japon, bir Amerikalı ve bir Türk’ün tren seyahati bugüne kadar birçok fıkraya konu oldu. Akbank’ın yaratıcı reklamcıları da buradan esinlenerek “20 dakikada kredi başvurusu” mesajını içeren reklam filmini milliyetçilik reytingi ile süsleyerek ekrana taşıdı. Reklamda; Amerikalı, teknoloji harikası cep telefonunu göstererek “Bunu biz icat ettik” diyerek hava atıyor. Japon, çok daha ileri bir teknolojiye sahip cep telefonunu çıkararak “Bizim teknolojimiz de cep telefonunu bu hale getirdi” diyerek durumu dengeliyor. Ve tabii ki sıra Türk’e geliyor. Cep telefonu ile 20 dakikada kredi onayı almak öylesine büyük bir buluş gibi gösteriliyor ki, Amerikalı ve Japon’un ağzı açık kalıyor. Sonuçta “Temel’’ yine rakiplerini mat ediyor.
İletişim uzmanlarına göre reklam mesajını net bir şekilde ifade etmesi açısından çok başarılı. Ancak,reklamın yeni bölümlerinin yayınlanmasıyla başka bir tartışma başladı. Milliyetçilik, temasının işlendiği reklamlarda asıl kaybedenler, rakiplerini alt eden kurnaz Türkler mi?

Başarı şansı yüksek

İzleyicilerden en fazla tepki de bu noktada geliyor, “Amerikalı cep telefonunu icat ediyor, Japon onu geliştiriyor, biz kredi almak için kullanıyoruz.” Türkiye’nin sadece bir tüketim toplumu olarak gösterildiğine ilişkin eleştiriler de var. İletişim uzmanlarına göre reklam mesajını çok net anlatıyor. Ancak milliyetçi bir ruh yakalamaya çalışan reklamın temasında çarpıklık var. Reklamlarda milliyetçi duyguların kullanılması büyük bir cesaret gerektiriyor ve buram buram milliyetçilik duygusunun koktuğu bir reklam her zaman risklerde taşıyabiliyor. Sabah Gazetesi Yazarı Ali Saydam’a göre milliyetçilik temalı reklamların, başarı şansı her zaman yüksek. Her şeyin bir birine benzemeye başladığı bir dönemde farklılık yaratmak algı dünyasını etkilemek çok oldukça zor bir iş. Saydam bu noktada reklamcıların değerlere hitap etmeyi öğrendiğini ve bunun da reklamcılık da çığır açtığını söylüyor. Akbank, reklamındaki sorun ise dünyayı fethetmeye alıştığımız reklamlardaki duyguyu vermemesi ve kafalarda bir çok soru işareti uyandırması. Referans Gazetesi Yazarı Hayri Cem ise reklamla ilgili algılama üzerine şunları söylüyor; “Yabancılara karşı Türk’ün üstünlüğünü teknolojide olmasa da hizmetlerde gösterdik. Teknolojik olarak geri olmamız kimin umurunda, sonuçta yabancılar mat ettik ya, bu bize yeter”.

Neleri başarmıştık

Türkiye’de milliyetçilik temalı reklamların sayısı hiç de yabana atılacak sayıda değil. İlk fırtına 1995 yılında Derby’nin harbi delikanlısı “Ali Desidero” ile başladı. Derby fabrikasında incelemelerde bulunduktan sonra ekrana burnunu dayayıp “Hadi hayırlı tıraşlar” demesi yıllarca unutulmadı. Öyle ki; Ali Desidoro, hâlâ küresel markalara racon kesiyor. Mavi Jeans’in “Bu Türkler de çok oluyor” sloganı ile Amerikalıları epey bir sinirlendirdik. Hemen arkasından Mavi ile benzer kulvarda koşan Colin’s ile Avrupa’da partiye alınmayan Türk gençlerinin intikamını izledik. Vestel ile 2054 yılına gidip tüm teknolojiye hükmettik. Cola Turka’nın Chevy Chase’li reklamı ise tam anlamıyla fırtına estirdi. Amerikalılara bıyık bıraktırdık, Türk gibi konuşturduk, bayramda el öptürdük. Özdilek’in son reklamı da birçok insanda hoş duygular uyandırdığı gibi Amerika’nın uçsuz bucaksız çöllerinde Türk bayrağı ile gövde gösterisi yapmayı başardık.

GÖRÜŞLER…

ALİ SAYDAM / Sabah Gazetesi Yazarı

Günümüzde artık her şey bir birine benziyor. Bir birine en zıt siyasi partiler aynı meydanda miting yapıyor. Bütün siyasi partilerin programları neredeyse aynı. Satın aldığımız ürünlerin de hepsini bir birine benziyor. televizyonlar, bilgisayarlar, aralarında neredeyse hiç fark yok. Hal böyle olunca markanın algılanması satın almada en iyi unsur olarak ortaya çıkıyor. Bu yüzden reklamcılar değerlere hitap etmeyi keşfetti. Bence bu keşif 3 kasım genel seçimlerinde çok net bir şekilde ortaya çıktı. Değerleri en iyi savunan parti açık ara fark attı. Bugün reklamlarda bu yöntemleri kullanmak maça neredeyse önde başlamak gibi. Ancak bu tarz reklamlar aynı zamanda bir risktir. Çok doğru kurgulanmalı ve asla açık vermemelidir.

HAYRİ CEM / Referans Gazetesi yazarı

Reklamda ulusal kimlik teması genel olarak iki şekilde kullanılmaktadır. Bunlardan birincisinde uluslararası öğeler ulusal kimliğe adapte edilmektedir. Bu akım çok eskiden beri reklam hayatımızda var olmasına rağmen 2003 yılında zirveye çıkmıştır.
Akımın öncüleri arasında kimler yok ki? Doğuş Çay, Musa ile Sarah’ın aşkının konuşulduğu günlerde İngiliz yengeye ismini doğru telaffuz etmeyi öğretti. Cola Turka, Chevy Chase’i Türkleştirerek hamama soktu. Bonus Ağa’nın seyisine İtalyan dilber aşık oldu. Bununla da kalmayıp Brezilya’dan Bonussimo’yu transfer ettiler. Anadolu Hayat reklamları ise neredeyse Çin ile Türkiye’nin arasını açıyordu. Reklamda ,’’Çinlileri sevmiyorum’’ teması çok fazla tepki aldı. Ama 2005 yılında Çaykur, yeşilçay reklamlarında Çin’li oyuncu oynatarak bir anlamda Çinlilerin gönlünü aldı.Diğer akım ise, ulusal kimliğin uluslararası platforma taşınması şeklinde ortaya çıktı. Bu akımın en çarpıcı iki örneği Mavi jeans ve Colin’s reklamlarıdır. Colin’s’in, Avrupa’da partiye alınmayan Türk gençlerinin yaptıklarını hikaye ettiği reklamı çok beğenilmişti. Bu akıma bir başka örnek isE, Lays’in, ulusal değerleri bir uluslararası marka ile birleştirmesi idi. 2004 yılında Özdilek Havlu bu akıma yeni bir boyut kazandırdı. Amerikan çöllerinde reklam filmi çekti. Reklamcılıkta bu tarz artarak devam etti. Son örneğini ise, Temel fıkralarını hatırlatan, trende seyahat eden “Bir Türk, bir Amerikalı ve bir Japon’’ un yer aldığı Akbank reklamlarında yaşadık. Yabancılara karşı Türk’ün üstünlüğünü teknolojide olmasa da hizmetlerde gösterdik. Teknolojik olarak geri olmamız kimin umurunda, sonuçta yabancılar mat ettik ya, bu bize yeter.

ALİ ATIF BİR / Hürriyet Gazetesi Yazarı

Milliyetçilik temalı reklamlar yeni bir buluş değil. Burada reklamın ana teması önemli. Bence reklam iletmek istediği mesajı net bir şekilde ifade ediyor. Reklam “20 dakikada kredi başvurunuzu cep telefonu üzerinden sonuçlandırırız” mesajını çok net öğretiyor. Zaten reklam tamamen içimizden çıkmış olması en büyük avantaj. Bugüne kadar bu konsepte yüzlerce fıkra dinlemişinizdir. Böyle bir öykünün televizyon versiyonuna kayıtsız kalmak mümkün değil. Belki Amerikalı ve Japon’un Türklerin “cep telefonu üzerinden kısa sürede kredi başvurusuna yanıt” buluşuna reklamdaki haliyle çok şaşırmaları garipsenebilir ama bu garipliğin de mesajın öğrenilmesine bir zararı yok.

Metin Can / Referans Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir