REKTÖRLER KOMİTESİ NE İŞ YAPAR?

Üniversite, hele son zamanlarda geniş siyaset yaparak ilmi çalışmaları bir tarafa bırakmış gibidir.Üniversitenin içinde veya etrafında bir ilmi münakaşa zemini yoktur. Profesör ve ordinaryüslerin bir kısmı hiç eser sahibi değildir. Bir kısmının eserleri başından sonuna kadar yanşışlarla dolu pek zayıf mahsullerdir, devşirme kitaplardır. ….”. Nurettin Topçu 1950 yılında kaleme aldığı bir makalesinde bunları söylüyordu.

Görüyoruz ki aradan geçen uzun zamana rağmen hiçbir şey değişmemiş. Üniversitelerimiz sayıca çoğalmış ama niteliklerde pek bir fark meydana gelmemiş. Haksızlık etmeyelim, öğretim üyeleri arasında çok kaliteli olanları da var elbette. Ama hakim zihniyet hala Hitler dönemi mantalitesine sıkı sıkıya sarılıyor. Dünya çok değişse de, üniversitelerimizin başındaki elitler, bilim aşkından çok, emir-komuta anlayışını diri tutmaya çalışıyorlar.

Nitekim kullandıkları kavramlar onların kafa yapılarını kolayca ele veriyor. Mesela Rektörler komitesi… Bir zamanların “Batı çalışma grubu” nu andırır militarist bir isimlendirme. Bir yönüyle de 19. yüzyılda Balkanlar’da faaliyet gösteren komitacıları hatırlatıyor….

Aslında rektörlerin sık sık bir araya gelmesinde bir sakınca yok. Ama burada gündem ve alınan kararlar çok önemli. Mesela Türkiye’nin dünya bilim sıralamasındaki yerini tartışmak, bilim hırsızlığı yapan öğretim üyelerinin durumunu konuşmak, düşünce hürriyetinin genişletilmesi konusunda hükümete öneriler sunmak, memleketin önemli meseleri konusunda üniversitelerin araştırma önceliklerini belirlemek gibi faydalı faaliyetleri masaya yatırmak için yapılacak toplantılara elbette ihtiyaç var.

Ama hafızamı yokluyorum da, bu tür gündemlerle yapılan toplantıları pek hatırlamıyorum. Oysa “asker göreve” pankartları, meclisin iradesine müdahale anlamına gelen açıklamalar, toplumu geren mesajlar, yasakçılığı ve diktatörlüğü öven konuşmalar, en çok gündemi işgal eden konular…

Dar gelirli Anadolu insanının vergileriyle beslenen üniversitelerin görevi bu mu olmalı? İşte Türkiye bu zihniyet yüzünden geri kalıyor. İrticayı başka yerde aramayalım. Asıl irtica bu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir