S.İRFAN ATAGUN

Babam ve Annem

Bu dünyadaki en büyük şans, sanirim dunyanin en iyi ana ve babasina sahip olmaktir dostlar. Cunku bizleri ilk onlar ele alir, egitir, buyutur ve her zaman koruyup gozetir. Insanin en zor anlarinda hep ailesi yanibasindadir. Ne olursa olsun insanin ailesi kisinin en buyuk servetidir. Iste bu dunyadaki en sansli insanlardan birisi de benim. Cunku, Allah bana o kadar ozel bir ana ve baba vermis ki onlari sizlere kelimelerle ifade edebilmem mumkun degil. Bu yaziyi yazmak benim icin hem o kadar zor hem de o kadar mutululuk verici. Zor cunku muhterem babami maalesef kaybettim. Mutluluk verici cunku dunyanin en ozel anne ve babasina sahip birisiyim.


Bugun sizlere ailemden bahsedecegim dostlar. Bugun sizlere neden bu kadar sansli oldugumu anlatacagim musaadenizle. Muhterem babam, S.Irfan Atagun. Kendimi bildim bileli hep onun gibi birisi olmak istedim ama yine her firsatta tum dostlarima soyledigim birsey vardi. O da, “Ne yaparsam yapayim, babami gecemem” derdim. Onlar da bana hayretle bakar “nasil olur, boynuz kulagi gecer” derlerdi, ancak bu boynuz bu kulagi gecemez ve gecemeyecek. Cunku babam o kadar ozel bir insandi ki onun seviyesine erisebilmek dunyadan gokyuzune merdivenle tirmanmak kadar zor.


Ey dostlar, uzun uzadiya sizlere ne babamin hayat hikayesini anlatacagim ne de onun neler yaptigindan bahsedecegim. Sadece sizlere baba S.Irfan Atagun’u anlatacagim. Kendimi bildim bileli daima okuyan ve yazan bir babam vardi. Hayatindan bu iki sey hic eksik olmadi ta ki hastalanarak yataga mahkum olana kadar. 1995 yilinda gecirdigi beyin kanamasindan dolayi bitkisel hayattaydi. Omru hep okumak ve yazmakla, mucadeleyle gecmis birisi icin bu cok zor birsey. Ancak bundan da zor olani sizi hep seven, daima sizinle beraber sakalasan, oynayan, tartisan, kizan kisaca hayatinizi paylastiginiz babanizin sizi bir daha taniyamaz, konusamaz, hareket edemez, hicbir ihtiyacini tek basina yerine getiremez, sizi anlayamaz hale gelerek omrunu bir yataga mahkum sekilde gozunuzun onunde gun be gun erimesini izlemektir. Tam 13 sene dilekolay. Babam yataga cakilali tam 13 sene olmus. Ve annem biricik annem Sevil Atagun ona birgun dahi of bile demeden bakmis. Babamin rahatsizlandigini bize telefonla bildirdiklerinde hemen hastaneye gitmistik kardeslerimle. Ve olayin ne oldugunu sordugumuzda bize babamizin beyin kanamasi gecirdigi ve ameliyata alindigi ani dun gibi hatirliyorum.


Babamin ameliyattan cikisini endiseli bir sekilde beklerken annemin elinde babamin kullandigi bastonlari tuttugunu farketmis ve anneme demistim ki “Anne, bastonlari odasina koyalim, sonra belki lazim olur” iste o an annemin “Oglum, artik onlar ona lazim olmayacak” dediginde adeta yikilmistim. Ilk o zaman idrak etmistim artik babamin hasta oldugunu ve ilk o zaman hissetmistim babamin yoklugunu.Bana ve kardeslerime insanlari sevmeyi, daima okuyup-arastirmayi, analiz yapmayi, aklimizi kullanmayi, gulmeyi,sevinmeyi, eglenmeyi, konusmayi, insanlar arasinda ayirim yapmamayi ogreten adam, artik yoktu. Aslinda fiziken yanimizdaydi ancak her zaman gormeye alistigimiz sekilde degildi sadece. Babamin hastaliginin ilk haftalarinda cok umit etmistim iyilesecegini, eski haline gelebilecegini ama zaman gectikce hepimiz alistik onun bu haline ve kabullendik. Artik o hem babamizdi hem de ailemizin yeni bebegiydi bizim icin. Cunku o bizi o kadar cok sevmisti ki, o kadar cok deger vermisti ki simdi sira bizdeydi.Sevgili annecim onu tipki yeni dogmus bir bebek sefkatiyle sevdi ve bakimini yapti ta ki son anina kadar ve ne mutlu ki babama, yine EN SEVDIGINE, bu dunyadaki en sevdiginin kollari arasinda ulasti.


Babam Istabul Universitesi Hukuk Fakultesi mezunu bir hukukcuydu ancak ben hicbir zaman onun hukukculuk yaptigina sahit olmadim o gazetecilik ve yazarlikla gecimini sagladi omru boyunca. Cok kereler cocuk aklimla sormustum babama neden avukatlik yapmadigini o da bana sakayla karisik “yalancilik mi yaptiracaksin bu saatten sonra bana kerata” derdi. Rabbine cok bagli birisi oldugu icin supheli herseyden uzak durmustu omru boyunca. Abdestsiz bir gun dahi yere ayak bastigini bilmem babamin. Son derece takva sahibi oldugu gibi son derece de nazik ve entellektuel birisiydi. Onceleri elle yazardi yazilarini ancak daha sonra bir daktilo aldi ve yazilarini onunla yazmaya basladi. Bir gun onun yazdiklarini okurken her yazdigi sayfanin sag basinda bir “B.” harfi dikkatimi cekmisti. Ve sordugumda bana “oglum, her ise besmeleyle basla, iste bu onu simgeliyor” dediginde daha okumayi yeni ogrenmistim. Babam bazen okurken hungur hungur aglardi ve ben bir anlam veremezdim ancak buyudukce ve babami tanidikca onun neden agladigini kesfettim. Okudugu seylerde Allah (C.C) ve Resulullah (S.A.V) ‘tan bahsedilen bir konu oldugunda gozyaslarini tutamazdi. Osmanli’ya adeta asikti. Kalbi bu kadar cok Allah, Peygamber, Sahabe , Evliya, Turk ve Islam buyukleri, ailesi ve insan sevgisiyle dolu olan bir de Mehmet Emin Alpkan amcayi tanirim. Babamin abisi, dava arkadasi ve en buyuk dostuydu Mehmet Amca. Bu dunyada birbirlerini Allah rizasi icin bu kadar cok seven hickimsenin olabilecegini sanmiyorum. Mehmet amcamin vefatina kadar birbirlerinden hic ayilmadilar ve iste simdi iki dost yine beraberler. Allah ikisine de gani gani rahmet eylesin. Amin. Babamla her firsatta ofisine gitmek icin can atardim ve bazen babamla beraber gitme firsatini yakalardim. Cunku babam ve Mehmet amca ayni ofisi paylasirlardi. Odanin icine bayilirdim cunku oda tam tesekkullu bir kutuphaneyi andirirdi bana. Heryer kitapti. Tipki bizim evimiz gibi. Yine birgun gazeteki ofislerini ziyarete gittigimde iki dost basbasa vermis birseyler okuyorlardi daha dogrusu babam okuyor Mehmet amcada babami dinlerken gozyaslarini saklayamiyordu. Babamin okudugu cumlelerde Allah ve Resuluyle ilgili bolumler gectikce ikisinin de nasil birer cocuk gibi agladigini ve Allah ve Resulullah sevgisinin nasil yasandigini bizzat yasayarak o gun bana ogretmislerdi. Mehmet amcanin vefatindan birkac gun sonraydi, babam Fatih Sultan Mehmet Han’in olumuyle ilgili olarak bir hikaye yazmisti ve hikayede Vatikan’da Fatih’in olumunun duyulmasiyla “Buyuk Kartal oldu” diye eglenceler tertip edildigi anlatiliyordu. Iste buna atfen ben de babama “Baba bugunun Buyuk Kartali da oldu” dedigimde babam cok duygulanmis ve aglamisti. Babam icin belli seyler cok onemliydi mesela bir tanesi anneye hurmet, babaannem yasadigi muddetce onu hic kirmadi ve elinden geldigince bir dedigini iki etmemistir. Misafiri cok severdi. Evimizde gun yoktu ki misafirsiz gecsin ve bununla bizlere insanlari sevmeyi ogretmisti babam. Daima guleryuzluydu tabi sinirlendirdigimiz zamanlar haric o zamanlar yaninda bulunmamak en iyisiydi. Ama ofkesi bile tatliydi babamin, tipki bir meltem gibi eser giderdi. Kizdiginda babami yatistirabilen ve asla hayir diyemedigi iki kisi vardi hayatinda babaannem ve kardesim Ali Oruc. Babamin en buyuk zaafiydi kardesim. Ve kardesimin de en cok sevdigi yine babamdi. Birbirlerine degisik bir bagla baglilardi. Babam hastaligi boyunca gosterdigi sayili tepkisinin hepsini kardesime vermisti. Hem sagliginda hem de hastaliginda aralarindaki bagi hep hayranlikla izlemisimdir. Ve kardesimin babama 13 yillik bakimi sirasinda gosterdigi itina ve sabri insaallah Rabbim birgun mutlaka mukafatlandiracaktir. Babamin asla hayir diyemedigi bir baska sey de kardesleriyle beraber olmakti, onlar beraberken herbiri adeta birer koca bebek olurdu. Her firsatta tum aileyi toplar ve babam herkesle ayri ayri sakalasirdi. En cok da halami kizdirirdi. Iste S. Irfan Atagun. Onun kadar gulec, onun kadar cok insana deger veren, nazik, nuktedan, entellektuel, modern, zeki, Turk asigi vatanperver birisini daha tanimadim. O benim babam, bu dunyadaki idolum ve hayatim boyunca olmak istedigim kisi. Ama maalesef onu tam tanimaya basladigim zaman hastalanmis ama yine de o haliyle dahi bize ders veren en buyuk ogretmendi. Allah sana sonzuz rahmet eylesin muhterem babacigim. Seni o kadar cok seviyorum ki…


Allah ebediyyen razi olsun


Burada simdi bir parantez acarak babamin hastaligi sirasinda bizlere maddi ve manevi hicbir destegini esirgemeyen insanlara ayri ayri tesekkur etmek istiyorum. O insanlar ki babamin hem sagliginda hem de hastaligi zamaninda bir an olsun bizi yalniz birakmamis gercek dostlar. Sevgili Yavuz Arslan Argun amca, Ibrahim Metin amca, basta Dr. Latif Alpkan abi olmak uzere tum Alpkan Ailesi, Saban Mutlu abi, Mehmet Cicek amca, Ayse Akca abla, Sevinc Cokum teyze, Ozcan Genc abi. Ayrica yine babamin hastaligi boyunca bize Allah rizasi icin destek vermis tum buyuklerime sonsuz tesekkurlerimi sunuyorum. Allah sizlerden ebediyyen razi olsun.


Ayrica sevgili Cuneyt Bitikcioglu ve Mehmet Nuri Yardim abilerime ayri ayri tesekkur ederim, babamin vefatinin ardindan yazdiklari guzel yazilar icin. Ve yine babamin cenazasine katilan ve ardindan bir fatiha okuyan herkesden de Allah ebediyyen razi olsun efendim.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir