Saddam Hüseyin İdam Edilirse: Olası Etkiler

5 Kasım 2006 Pazar günü, yani dün Ortadoğu tarihi kararlardan birine daha şahitlik etti. Uzun yıllar Irak’ı yönetmiş ve bölgenin en güçlü liderlerinden biri olarak tarihe adını yazdırmış olan Saddam Hüseyin Bağdat’ta yapılan mahkeme tarafından idama mahkûm edildi.

Mahkeme Saddam Hüseyin’in asılarak idam edilmesini istedi. Saddam Hüseyin hakkında çok sayıda suçlama var, ancak bu kararın gerekçesi Şii kasabası Dujail’de 1982 yılında 148 kişinin öldürülmesi. Emri devrik liderin verdiği tespit edildi.

Sadece Saddam Hüseyin değil, üvey kardeşi Barzan El-Tikriti de idam edilecekler arasında. Eski Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan’ın aldığı ceza ise ömür boyu hapis. Diğer üç kişiye de 15’er yıl ağır hapis cezası verildi.

Saddam Hüseyin’in, iki oğlu baskında öldürülmüş, uzun süre hapiste oldukça olumsuz şartlarda yaşamak zorunda olan ve kaybettiği iktidarını tekrar kazanması neredeyse olanaksız bir kişi olarak bu kararla yıkılması beklenemezdi. Zaten o da kararı başından beri uyguladığı şovunun bir parçası olarak kullandı. Hâkime “Allahu Ekber” diye bağıran Saddam Hüseyin her haliyle mahkemeyi tanımadığını belli etti. Hâkimin karar okunurken ayağa kalkmasını talep etmesine rağmen oturmayı sürdürdü, ancak zorla ayağa kaldırılabildi. “Yaşasın Irak! Yaşasın Irak Halkı! Kahrolsun Hainler!” sloganları da anlamlıydı.

Saddam Hüseyin ve adamları Dujail davasında öldürülen kişilerin adil bir yargılama sonucunda idam edildiklerini savundular. Bu savunmaya göre 148 Şii ülkenin devlet başkanına karşı suikast planlamışlardı ve yasalar çerçevesinde idam edilmişlerdi.

Kararın ardından Bağdat sokaklarında kutlama atışları duyuldu. Her gün her bir köşesinden onlarca ceset çıkan bu şehrin insanları aslında şu sıralar Saddam Hüseyin dönemini mumla arar durumdalar. Bu nedenle kutlama atışlarının çoğunluğu temsil ettiğini söylemek güç. Bugün Saddam Hüseyin’i geçmişte sevmeyenler dahi Saddam konusunun geçmişte kaldığını düşünüyorlar.

Karar sadece Irak’ta değil, tüm dünyada tartışmalara yol açtı. Kararı “işgalcilerin adaleti” olarak değerlendirenler çoğunlukta. Saddam Hüseyin’in her türlü cezayı hak ettiği düşünülse de mahkemenin adil olduğu çoğu kimsenin şüpheyle yaklaştığı bir durum. Saddam Hüseyin’in avukatlarının geçmişte yaşadıkları şiddet (3 avukatı öldürüldü), mahkûmların karşılaştığı kötü muamele ve mahkeme heyetinin önyargıları eleştirilerden sadece birkaçı. Ayrıca Saddam ve arkadaşlarının suçlu olmaları için suçun ispatı da gerekmedi. Irak yasalarına göre suçlu oldukları yönünde kanatın oluşması yeterli oldu. Bu da bir başka eleştiriydi. Bir diğer eleştiri ise Saddam Hüseyin döneminin gayrimeşru olduğunun baştan kabul edilmesiydi. İşgal döneminde bir önceki dönemin meşru sayılmaması da elbette sübjektif ve siyasi bir yaklaşımdı.

KARARIN OLASI ETKİLERİ

Her şeyden önce karara Şiiler ve Kürtler oldukça çok sevinecekler. Elbette aklı başında Kürt ve Şii entelektüeller ve siyasiler bu kararın hiç de hayra alamet olmadığını biliyorlar. Mahkemenin kurulduğu ilk günlerde dahi Saddam’ı Irak’ta yargılamanın riskleri tartışılıyordu. İşgal altında bir ülkede eski bir lideri yargılamak zor işti. Ancak Amerikalılar bir şov yapmak istiyorlardı. Irak’ı nasıl demokratikleştirdiklerini tüm dünyaya göstereceklerdi. Irak halkının eski liderlerini yargılarken nasıl olgun davrandığını ve ABD sayesinde iktidara el koyduğunu sadece dünya değil, komşu İran ve Suriye de görecek ve ayaklarını denk alacaklardı. Ayrıca ABD’yi bu yönde manipüle eden yerel gruplar da oldu. Ancak o zaman riskli olan bu karar, 2006 yılı Irak’ında riskin ötesinde felaketler için yol açacak türdendir. Çünkü bugünün Irak’ı bir İç Savaş Irak’ıdır. Irak’ta hemen her gün onlarca ceset bulunmaktadır. Şii militanlar hergün onlarca Sünni Arap’ı bir yerlere götürerek işkenceden geçirmekte ve öldürmektedirler. İktidarı büyük oranda ele geçirmiş olan Şiilerin en aşırıları, ellerinde silah ve güç, en küçük mahallere kadar Irak’ı kan davası sahlarına bölmektedirler. Böyle bir Irak’ta Saddam Hüseyin ve arkadaşları tüm karanlık geçmişlerine rağmen Sünnilerin sembolik liderleridir ve onların da adaleti tartışmalı bir mahkemece idama mahkum edilmeleri bardağı taşıran son damla olabilir. Kısacası karar sadece ABD’nin Irak’taki işini zorlaştırmayacak, aynı zamanda Irak’taki İç Savaş’ı da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. Dahası Irak’ın bölünmüşlüğünü de kuvvetlendirebilecektir. Bu nedenle idam kararının sadece Irak için değil, bölge, dünya ve Türkiye için ciddi etkileri olabilecektir.

ŞİMDİ NE OLACAK?

İdam kararı temyiz edilebiliyor ve bu konudaki karar 20 gün gibi bir sürede açıklanabilir. Yasalara göre bunu takip eden 30 günde de gerekli imzalar atıldıktan sonra infaz gerçekleştirilebiliyor. İdam için Cumhurbaşkanı’nın imzası da gerekiyor. Kürt kökenli Cumhurbaşkanı Talabani, Saddam Hüseyin’in idamını bir şova dönüştürmek isterse idam süreci etkilenebilir. Ayrıca Saddam Hüseyin hakkında başka suçlamalar da bulunuyor. Özellikle Kürtlere soykırım yaptığı, Kuveyt ve İran savaşlarında savaş suçları işlediği vs. türü suçlamalar var. Talabani ve Barzani, Saddam Hüseyin’i Kürtler ile ilgili suçlar nedeniyle de yargılanırken görmek isteyebilirler. Bunun kendileri için önemli kazanımlar sağlayacağını düşünebilirler.

Sonuç olarak zaten ölmüş olan Saddam Hüseyin idam edilmesi halinde bir kahramana dönüşür. Şimdiden Şii-Sünni İç Savaşı’nın önemli bir simgesi. Eğer Kürtler ile ilgili suçlamalar da idam ile sonuçlanırsa Kürtler ile Araplar arasında bir iç savaşın hızlandırılması da kolaylaştırılmış olur.

Kısacası Irak’ta ölmek ya da öldürmek bir son olmuyor. Yeni ölümlerin ve öldürmelerin yolunu açıyor.



Sedat Laçiner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir