“SAĞ SOLDUR, SOL DA SAĞ… !”

Sağ soldur, sol da sağ”. Bunu sözün sahibi eski bir solcu. Üstelik Türkiye İşçi Partisinin kurucu ekibinde yer almış aksiyonerlerden. Evet, böyle diyordu İdris Küçükömer. Acaba eski dava arkadaşı Doğu Perinçek’in Ergenekon silahşörleri arasında en ön safta çarpıştığını görseydi ne yapardı? Ortanın solunda olduklarını iddia eden CHP’nin de Ergenekon avukatlığına soyunduğuna şahit olsaydı ne derdi İdris Küçükömer?



Sıra dışı bir düşünür olan İdris Küçükömer’in o ilginç kitabı yeniden yayınlandı. Tam 40 yıl önce yazdığı “Düzenin Yabancılaşmaşı” yeniden kitapçı raflarında. Küçükömer’e göre Türkiye’de solcular gericiydi ve halkı yönetilecek koyunlar gibi görüyorlardı. Ortalama Türk aydını için 27 Mayıs ilerici bir müdahaleyken, Küçükömer’e göre son derece antidemokratik bir yapıydı.



Kitabın kapağında şu ilginç ifadeyi görüyoruz: “Türkiye’nin ilericileri “sağ” cenahta yer alan geniş İslamcı halk kitleleridir”. Bu tespitlerin haklılığı bir kere daha ispatlandı. Günümüz politika aktörlerini düşünelim. Partilerin siyasete, demokrasiye bakışlarını göz önüne aldığınızda, bunu daha iyi anlıyoruz. Sadece içeriden değil, dışarından bakanlar da aynı şeyi görüyorlar.



Ünlü İngiliz yazar Stephen Kinzer de buna benzer şeyler söylüyor. Türkiye’nin bölgede oynamakta olduğu öncü role dikkat çekiyor. The Guardian gazetesinde çıkan son yazısında, Başbakan recep Tayip Erdoğan’ın İran ziyaretinden bahsederek, Türkiye’nin ortadoğudaki karizmasını irdeliyor. Ona göre İran ziyareti, Türkiye’nin uzlaştırıcı ve barışçı rolüne büyük bir ivme kazandıracak. Bu konuda şu tespitlerde bulunuyor: “Türk liderler son yıllarda “komşularla sıfır problem” hedefine ulaşma yönünde çaba sarf ediyorlar. Bu yolda büyük bir başarı sağlamışlardır. Türkiye’nin Yunanistan ile, Bulgaristan ile ve Irak ile son derece iyi ilişkileri var. Suriye konusunda ise on yıl önce neredeyse savaşın eşiğine gelmişken, iki ülke arasındaki vize uygulaması kaldırıldı. Bundan bir ay önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Halep’te yaptığı bir açıklamada, iki ülkenin aynı kaderi, aynı tarihi ve aynı geleceği paylaştıklarını söyledi. Bundan kısa bir süre önce de Ermenistan ile dev bir adım atıldı” .



Türkiye kendi komşuları ile problemleri hallettikten sonra ikinci bir evreye, daha da heyecan verici bir bölgesel politika sürecine girdi. Bu seferki hedef: “Komşular arasında sıfır problem.” Türk dış politikası, geniş vizyonuyla sadece teorik planda ilerlemekle kalmıyor, aynı zamanda düşündüklerini gerçekleştirme becerisi de sergiliyor. Üstelik inanılmaz bir hızla ve ustalıkla…



Türk vatandaşları eskiden yurt dışına çıkmaya cesaret edemezken, şu anda 50 ülkeye vizesiz seyahat edebilme ayrıcalığına sahipler. Sadece dış politikada mı?



Türkiye’yi dünyanın sayılı büyük ekonomileri ligine yerleştiren, üniversite sayısını 130’a çıkaran, sağlıkta hayalleri zorlayan bir devrimi gerçekleştiren ve insan hakları, demokrasi konusunda inanılmazı başaran bu hükümetin yaptıklarını Türkiye’de hangi sol başarabilirdi?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir