Sargı Yerin’de 18 bin Şehit Yatıyor

Şu şıralar Fransa meclisinde Türklerin sözde soykırım kararları alınıyor. Batıyı baç taçı edenlerin kulakları çınlasın diyoruz. Fransa Cezayir ve Afrika’da yaptığı etnik katliamları görmeyerek bize insanlık dersi vermeye kalkıyor. Ben size Fransa ile birlikte Sömürgelerinde bu katliamların benzerlerine imza atan İngiltere’den bahsetmek istiyorum. İngiliz ve Fransızlar Çanakkalede biz Türklere neler yaptıklarını tekrar hatırlatmak istiyorum.
Yolunuz Çanakkale şehitliğine düşenlerden iseniz mutlaka bilirsiniz.
Çanakkale’yi bence her türk evladı mutlaka gidip bir görmeli. Neden derseniz anlatayım. Japonlar çocuklarına ilk önce dev fabrikalarına ve teknolojik üslerini gezdirirler çocuklara Japon dünya markalarını gururla gösterirlermiş.
Sonrada hala yıkık binaları ile ayakta duran ABD tarafından atom bombası atılan kentlerini gösterirlermiş. Al sana bir daha şok daha.
Çocuklarına eğer çalışmaz ve memleketinizin kıymetini bilmezseniz başımıza daha nice bombalar düşer aman ha dikkat derlermiş.
Velhasıl
Bizde Çanakkale’de yaşananları mutlaka görmemiz gerektiğine inanıyorum.
Adım adım şehitlikleri,siperleri ve her bir yanı şehit toprakları ile dolu alanları dolaştım. Ama bir yere geldim ki Aman Allahım demekten kendimi alamadım doğrusu.
Adına yaralıları tedavi ve sargı yapılan alandan alan Sargı yeri İngilizler tarafında bombalanarak 18 bin evladımızı kalleşçe şehit vermişiz. 28 Haziran 1915 gecesi direk, Sargı Yeri Hastanesini hedef alarak, çoğu parmağını bile kıpırdatamayacak kadar ağır yaralı olan 18.000 yaralı askerimizi şehit etmişler.
Mehmetçiğimiz onların hastane gemilerinin hiçbirine tek kurşun bile atmazken, buna mukabil düşmanın yaralı askerlerini bile büyük bir şefkatle tedavi ederken İngilizler Ortaçağdan kalma vahşiliklerini pervasızca sergiliyorlardı. Bir savaş ve insanlık suçu işleyerek 18.000 savunmasız insanı katlediyorlardı.
Bir vadiden kurulan sargı alanındaki bu vahşet in boyutlarına hangi vicdan dayanabilir ki. İngilizler bu numarayı bir çok alana da yapmışlar. Barış yaptık demişler hoop yine bombalar yağdırmışlar. Artı sargı yerlerine bombalara yağdırmışlar.Yani bir tek silah atamadan ölen binlerce şehidimiz olduğunu örgendim Çanakkalede.

İngilizlerin Çanakkale’de yaptıkları âdiliklerden birisi de kimyasal gaz kullanma teşebbüsleridir.
Bu insanlık cinayeti, Lordlar Kamarasında Çörçil tarafından gündeme getirilmiş. Bunun bir insanlık suçu olduğu vurgulanınca Çörçil, “Türkler insan değildir. Bu yüzden gaz kullanmamızda bir sakınca yoktur” diyerek oradakileri ikna etmiş. Varillerle kimyasal gazlar gemilere yüklenip Çanakkale’ye sevk edilmiş. Rüzgar, mevsimin özelliğinden dolayı denizden karaya doğru esmiş.
Varillerin kapaklarını açacaklar, rüzgarın etkisiyle karaya doğru esen gazlar Türkleri zehirleyecekmiş. Fakat Müslüman Türk’e olan ilahî yardım İngilizlerin hesabını bozmuş. Variller Çanakkale’ye ulaşınca rüzgar yön değiştirmiş, karadan denize doğru esmeye başlamış. Bu durum savaş boyunca devam etmiş.
Zehirli gaz kullanmaya muvaffak olamayan İngilizler başka bir kalleşliğe, başka bir insanlık suçuna imza atmayı başarmış. Çanakkale’de İngilizler ve müttefikleri mağlup oldular. Savaş bitti, fakat İngiliz hilesi bitmedi.
Savaştan sonra İngilizler Londra’nın iki önemli caddesine, Oxford ve Cambridge caddelerine birer heykel dikmişlerdi. Hâlen mevcut olan bu heykellerde, Osmanlı askerinin süngüsünün ucunda bir İngiliz askeri tasvir edilmekte ve altında şu ifadeler yazmaktadır: “Türkler, Çanakkale’de babanı böyle öldürdüler” Şu ikiyüzlü İngilizlere bakın.
Aldatmacaları ile yetmiş iki milleti peşlerine takıp dev zırhlılarla, dünyanın bir ucundan gelip ülkemizi işgal etmeye çalışıyorlar, her türlü imkansızlığa mukabil göğüslerindeki imanla savaşan Mehmetçiğe ölüm kusuyorlar, buna mukabil vatanını savunan Türkler hunhar, saldırgan İngilizler mazlum oluyor.
Sargı yerindeki katliamlara dayanamayan birçok asker arkadaşı İngilizlere saldırarak şehitlik mertebesine ulaşmış. Bu acıya dayanamayan başka bir canlı olan bir ağaçta rivayetlere göre üzüntüsünden dolayı kendini sarmalamış. Bizde o bahsedilen selvi ağacını gittik gördük.
Sargı alanının hemen yanında 18 bin evladımız şehit edilirken dümdüz bildiğimiz bir selvi ağacı tamamı ile burulmuş bir vaziyette duruyor. Gidin görün bu yerleri. Okumaktan ziyade yaşamak gerek. Bizim vatanımıza binlerce km öteden gelip dedelerini 365 gün yalnız bırakmayıp yaaad eden Avustralya ve Yeni Zelandalı kişilerden farklı olduğumuz ortaya çıksın.Unutmayın ki amaçlar sloganlar ile değil eylemler ile gerçekleşir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir