Şarkı söyleyen banklar

Kimlerle muhatap oldukları biraz da nereye konulduklarıyla ilgilidir.

Bahçelerde, parklarda, kaldırımlarda; deniz, göl ve nehir kenarlarında, bekleme salonlarında, hastahane koridorlarında banklar, boyalı ya da boyasız yüzleriyle yıllardır beklemektedir. Sırların verildiği, aşkların fısıldandığı, cinayetlerin planlandığı, hastalıkların şikayet edildiği, gurubun seyredildiği; gelinlerin ve kayınvalidelerin çekiştirildiği, oynayan çocukların seyredildiği, trenlerin otobüslerin ve vapurların beklendiği hayat sıralarıdır onlar. Sınıflardaki sıralar, kılık değiştirerek sokaklara çıkmışlar, mezun ettikleri öğrencilerini hayatın bir başka köşesinde yakalayıp yeniden okula başlatmışlardır. Sıralarda hocalarını dinleyen öğrenciler, banklarda kendilerini dinlemekte, dahası dinlenmektedirler. Çünkü tahtalarının bazıları sökülse de, banklar muhataplarını çıt çıkarmadan dinlerler. Tek başına banka oturanlar, dudaklarını kıpırdatmasalar da, kalp atışlarının dinlenmesine engel olamazlar. Tecrübeyle sabittir ki bu kalp atışları, bitmemiş bir romanı, iyileşmemiş bir yarayı, başarılamamış bir sınavı, karşılık görmemiş bir aşkı, ihanete uğramış bir dostluğu ele vermekte tereddüt etmez. Bankların ağzının sıkı olduğu; kavlamış boyalarını ve kararmış tahtalarını kemiren çakıların, sıra ağzına gelince yuvalarına girmekten başka çare bulamayışlarından bellidir. Bu yüzden banklar, bankalardan zengindir.

Sevdiğinin omuzuna elini atamayanlar üzülmeyin! Yorgun kollarınızı bir bankın güvenli omuzuna bırakabilirsiniz. Üzerinde uyuyacak bir şilteden mahrum kalanlar! Bu tahtırevanda düşlerinizi gezdirebilirsiniz. Hem belki zamanla banklar konuşmaya da başlarlar. Yaşlı bir bilge gibi kelimeleri tek tek telaffuz ederek, dinlediğinden emin olmak için, sık sık “Öyle değil mi?” diyerek konuşurlar sizinle. O vakit siz de onlarla dertleşirsiniz. Belki ormanda ağaç oldukları günleri sorar, yapraklarını dökerken neler hissettiklerini, yeniden yeşerirken heyecana kapılıp kapılmadıklarını öğrenirsiniz. Aldığınız kararları istişare edersiniz sonra. Belki kalbinizdeki kini cebinizdeki tabancayla birlikte attırırlar denize. Belki kırbaçlarlar sözleriyle koşmanız gereken bir yere. Kim bilir sıkıntılı olduğunuz bir günde, size neşeli şarkılar bile söylerler. Ayaklarınız iki paslı çivi gibi toprağa saplanmışken, birden ezgileriyle coşar, ayaklarınızla toprakta, ellerinizle ağaçta ritm tutarsınız.

Yalnızlığın binlerce yıldır tuğla üstüne tuğla koyarak yükselttiği, o siyah kulenin yıkılma zamanı belki de geldi. Çünkü banklar; yani o serseri koltuklar aniden dile geldi! “Dile benden ne dilersen!” diyen lamba cini, banklara verdi bütün sihrini. Siz tek başınıza otururken bir parkta, diğer banklar koşarak gelseler yanınıza, üzerlerinde dostlar taşıyarak… Böyle bir hayal çok mu uzak! Hatta çöp tenekeleri kıkırdasalar birbirlerine sokulup bir başka kürede, güneş çıktığında bir ağızdan selam verseler size. Hatta günün haberlerini fısıldasalar. Uyarsalar bu akşam yemeğe gecikme diye. Yalnızlar bir orkestra şefi gibi, parka girer girmez kaldırıp ellerini, bir aradalığın o büyük konserini yeniden başlatsalar.

* * *

Duyduk duymadık demeyin! Kıkırdayan çöp tenekeleri ile güneş çıktığında birbirlerine sokulup şarkılar söylemeye başlayan banklar Britanya’da görücüye çıktı! İnteraktif teknolojiler sayesinde parklar, sokaklar daha eğlenceli hatta ‘yaşayan’ yerler halini alacak. Yakında sağa sola koşuşturan ve aralarında kıkırdaşan çöp bidonları ve şarkı söyleyen banklarla dolacak parklar! Britanyalı sanatçıların tasarımları Cambridge’de sergileniyor. Greyworld grubunun ürettiği altı robot çöp bidonu ve park bankının güneş enerjisiyle çalıştığı açıklandı. Greyworld’den Andrew Shoben, “İlk bakışta sıradan birer çöp bidonu ve park bankı gibi görünüyor olabilirler. Oysa her birinin ayrı ayrı karakterleri var.” dedi! Shoben, aralarındaki ‘karakter’ farklılıklarının zamanla daha da belirginleşeceğini iddia etti. Shoben, “Zamanla bir çöp bidonunun diğerine bağlandığını, sohbet edip kıkırdaştıklarını görebileceksiniz.” diye konuştu. Serginin gerçekleştirildiği salonun müdürü Paul Bogen de sanat üzerine konuşmaktan geri durmadı: “Bunlar büyük eserler, çünkü çok eğlenceliler. Sanat sadece teorik bir kavram olarak kalmamalı, insanları eğlendirmeli!”

* * *

Shoben’in bankların karakter farklılıklarına, Bogen’in sanatın eğlenceli tarafına dair sözlerini bir kenara koyup, şarkı söyleyen bankları çağıralım parklarımıza. Bir akşamüstü iş çıkışında kendimizi attığımız o güzel bahçeden gökyüzüne yükselen şarkıya biz de tutunalım: “Bir ihtimal daha var! O da ölmek mi dersin!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir