SAVAŞ ÇOCUKLARI

Herkes karşı olduğunu söyler savaşa ve zulme. Silah tüccarları da, nükleer bomba imal eden ülkeler de aynı şeyi söylerler. Barış için silahlanıyoruz derler. Herkesin ilkede ve sözde karşı olduğu savaş maalesef hiç bitmiyor.

Savaşlar doğrudan ve dolaylı en çok çocukları etkiliyor. Çocuklar ölümü en dramatik şekilde ve en olmadık zamanda öğrenir savaşla.

Kimi zaman yanlışlıkla(!), kazara, bilmeden okulları bombalanır. Bazıları masumca cennete kanatlanır. Hayatta kalanlar sakat kalmadılarsa bile yüreklerinde hiç sönmeyecek bir kinle büyürler. Okulu veya evi bombalanan ve hayatta kalan bir çocuktan bu anısını unutmayı beklemeyin.

Mayınlara basan, ayaklarını kaybeden, koltuk değnekleri ile, plastik ayaklarla yürümeye çalışan çocukları çoğunuz gördünüz. Afganistan’dan dünyaya yayılan fotoğrafları veya Irak üzerine çevrilmiş ve içinde mayına basmış çocukların yer aldığı filmleri seyrettiniz.

Kara mayınları yasaklandı. Henüz tamamen yok edilmemiş olmalarına karşı kullanımı oldukça azaldığı için rahatladık biraz.

Peki şu tepeden uçakla bomba atmaya ne demeli? Daha kısa bir süre önce Afganistan’da veya Irak’ta yanlışlıkla bombalanan okulları hatırlamıyor muyuz?

Okulu bombalanmasa bile şehirleri bombalanan, evleri yıkılan çadırlarda yaşamak zorunda bırakılan, göç eden çocuklara nasıl anlatacaksınız savaşı?

Annesini, babasını yakınlarını savaşta kaybeden yetim çocuklar büyüyünce ne yapacaklar? Bu zulmü reva görenlere karşı nasıl duygular besleyecekler? En gelişmiş terapi yöntemlerimiz, en iyi eğitim metodlarımız, hipnotizma gücümüz, farmakolojik ilaçlar yaşananları unutturmaya, etkilerini silmeye yeter mi?

Savaş gören bir nesil, savaş sırasında çocuk olan bir nesil nasıl yetişir ve neler öğrenir. Çatışmada kalan bir çocuk, her gün tepesinde gezinen heyula uçakların sesiyle uyuyup uyanan bir çocuk, amcasını, dayısını, babasını kaybeden bir çocuk, evlerin, binaların yıkıntıları arasında gezinen bir çocuk nasıl yetişir, neler öğrenir?

Dünya devletlerinin ve bu devletlerin başında bulunan yöneticilerin “savaş karşıtı” olduklarını ve terörün bitmesini istediklerini iddia edebilecek kimse var mı aramızda? Eğer varsa ona şu soruyu sormak isterim. Sadece bugünü düşünmeyin, bundan 30 yıl sonra bugün çocuk olanların bir kısmı terörist olmayacaklar mı? O halde bu çocukları terörist olmaktan kurtaracak bir planları var mıdır? Savaş ve terörün bir anda bitmeyeceğini ben de biliyorum. Ama kontrol altına alınmadıkça eskilerin deyimi ile zapt-u rapt altına alınmadıkça gittikçe büyüyerek devam edecektir.

Savaş sırasında gözleri önünde annesine, ablasına, yakınlarına tecavüz edilen bir çocuğun terörist olmaması için hiçbir sebep yoktur. Bu psikoloji ile ileride bu kişiyi yaptığı terör olaylarından vazgeçirebilecek kimse de yoktur.

Hani bir terör saldırısı olur da hemen herkes “bu caniliği, hem de sivil insanlara nasıl yapar? Bu nasıl bir canidir, nasıl bir caniliktir?” diye sorarız ya. Ve kendi kendimizi inandırdığımız bir yalan vardır. “Bunlar uyuşturucu bağımlısıdır, hap almıştır” İnanın terörist dediklerimizin, intihar bombacılarının her birinin trajik bir hikayesi vardır. Bir bilimsel araştırma yapılsa terör olaylarına katılan kimselerin ne kadarının savaş dönemlerinde çocuk olarak savaşın ortasında kaldıkları araştırılsa şaşırtıcı sonuçlar alınacağını düşünüyorum. Ne kadarının yakınlarını savaşlarda kaybettiği, zulme maruz kaldığı incelense anlamlı rakamlar bulunacaktır.

Devletler bunları araştırmazlar ama terör örgütleri veya onları besleyen güçler bu tür çocukları ve gençleri takip eder, bulur ve kullanırlar.

Peki savaşın uzağında olan ama her gün televizyonlardan canlı yayın savaşı seyredenler çocuklarına savaşı nasıl anlatmalılar? Bu konuda eğitim uzmanları gizlemenin, çocuğu bunlardan uzak tutmanın yanlış bir davranış olduğunu, çocuklara onların anlayacağı dilden konuyu anlatmak gerektiğini söylüyorlar. Şiddet içeren sahneleri göstermemek hem medya organlarının görevi hem de bir nebze anne-babalara düşen bir vazife. Ancak ne kadar gizleyebilirsiniz ki? İnternet sayesinde en olmadık şeyleri çocuklar sizden önce öğreniyorlar.

Bu dönemlerde çocuklara anlamlı ve mantıklı açıklamalar yapabilmek, ama onların anlayabileceği açıklamalar yapmak onların psikolojisi açısından önemli.

Kendi kızgınlığımızı bir devlete veya millete karşı olumsuz düşüncelerimizi olduğu gibi çocuğa aktarmak doğru olmayabilir. Çocukların yüreğine kin tohumları ekmek büyük bir yanlıştır. Bizim şimdi topyekün kötü dediğimiz bir devletten diyelim ki on yıl sonra bir arkadaş edindiğinde çocuk onun kötü olmadığını fark edip anne-babasına karşı duyguları değişebilir. Bu konuda da dikkatli olmak lazım.

Ama en zoru olanı savaşın nedenini anlatmak.

Siyasi gözlemciler, politik uzmanlar her savaşa makul bir gerekçe bulurlar. Koca koca adamlar ciddi ciddi tartışma programlarında konuşurlar, saraylarda kararlar alırlar.

Bir çocuğa nasıl anlatabilirsiniz savaşı?

En masum çocuk ağzıyla soralım:

Ama neden?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir