SEÇMENİ YÖNLENDİRME PLANLARI

Son iki gündür gazetelere bakarsanız bir panik var. Nasıl olur da AKP’nin önünü kesebiliriz diye çalışmalar dört koldan devam ediyor. Bir önceki yazımızda da dedik ya bu son seçim olacak diye dolayısıyla malum grup herkes üzerine düşen görevi panik havası içinde yapmaya çalışıyorlar…


Önce MHP’nin kasetleri ile işe başladılar amaçları AKP’yi biraz olsun yıpratmak ve geriletmekti fakat olmadı ellerinde patladı. Anlaşıldı ki bu iş bir ya da birkaç partinin işi değil tamamen dış istihbaratın işi olduğu anlaşıldı ve hemen çark ettiler zaten sonuçta AKP’nin masumiyetini güçlendireceklerdi o konuyu şimdilik kapattılar. Ama orada sanırım tüm partiler ve hele hele bir partinin lideri özel olarak özür borçlu diyorum. Okyanus ötesi diye erken suçlamalarda bulunduğu, için. Evet, kaset konusu tutmayınca devreye bu sefer bir holdingin üst düzey yöneticisi çıkıyor ve diyor ki “… Güvenilir kaynaklardan bilgi aldım. CHP birinci parti olacak. Sizinle bu konuda bahse bile girerim…”Kimdir bu işadamı uzun süre bir holdingde üst düzey yöneticilik yapmış biri. Şimdi elinde ne gibi veri var bilmiyoruz ya da bunu daha önce çalıştığı holdingin bir görüşümü olarak mı açıklıyor bilmiyoruz. Bu açıklamanın amacı nedir onu da bilmiyoruz… Ama benim düşüncem bütün bu açıklamaların ana amacı var AKP’nin önünü kesmek için yapılıyor olması. Bu tür açıklamalarla MHP’den oy çalamadık bari AKP’den CHP’ye nasıl oy çalarız mantığı var. Belki biraz eski moda bir mantık ama dedik ya bu son seçim olacağı için artık herkes ellerinden geleni yapıyor. Dileğimiz antidemokratik uygulamaların bittiği, bu tür Bizans oyunlarının ya da adına şark kurnazlığı dediğimiz bu tür oyunların olmayacağı gerçek ve özgür bir seçime görmektir.


12 Eylül sonrası yapılan ilk seçimde Kenan Evren’in TV’den yaptığı konuşmayı bugünkü gibi hatırlıyorum o konuşmaya kadar birçok kişi ki bunun için benim babam ve annem de vardı. MDP’ ye (Milliyetçi Demokrasi Partisi) oy vereceklerdi. Ama sabah ilk yaptıkları iş erkenden doğru gidip ANAP’a oy vermek oldu. Vermekle kalmayıp sandığa da adam taşıdı. Uzak yerlerde oturan sandığa gelemeyecek olanları arabasıyla taşıdı getirdi –götürdü yeter ki oyunu kullansın diye…


Evet, sözün özü şu ana kadar her ne kadar bazı ilçelerde ki bunu İstanbul için söylüyorum hala eski sistem afiş, bayrak bağırma-çağırma müzik seslerinin sonuna kadar açıldığı bir seçim kampanyası yapılsa da artık seçmen de bilinçlendi partiler de bilinçlendi ama tek bilinçlenmeyen seçmeni kendi iradesine bırakmayanlar… Bırakın Türk halkına güvenin elbette o vicdanının sesini dinleyip ona göre oyunu kime isterse verecektir. Ama eğer son zamanlarda yapıldığı gibi perde arkasından siyaseti yönlendirme yapacaklarsa bu inanın ters tepecektir. O zaman göreceğiz birinci parti kim ve iddiayı kimin kazanıp kaybettiğini…



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir