SESSIZ BIR HEDIYELEŞME (BITEN KURBANIN ARDINDAN)

Babam bembeyaz tülbentle bağlardı kurbanımızın gözlerini. Bıçaktan korkmasın cesurca gitsin ölüme diye.
Yemyeşil çayırlarda çocuklar gibi şen koşup oynarken biraz sonra kurban edilecek sanki o değilmiş gibi gelirdi bize. Ama o an geldiğinde bir de bakardık ki o temiz toprağa kuzu kuzu gidip koyuvermiş başını. Ve boynuna dayanan keskin bıçağın eceli olacağını bilirmiş gibi bir teslimiyetle sanki. İşte o an ölüm birdenbire geliverirdi aklımıza. Şimdi hayattayız ama sonramız bilinmeyen bir geleceğin gerçeği.

“Ölüm size nasihatçi olarak yeter.”Muhammed (s.a.v)

İşte o an, soğuk bıçağın boynuna dayandığı an, ecel anı. Birazdan tek bir solukla bitecek hayat, bir o kadar yakın olacak ölüm. Bunu hatırlardım baş aşağı sallanırken kurban.
İşte hayat, işte ölüm… O an sadece düşündüğüm buydu.
Allaha adanmayı, başkaları için ölmeyi hissettirirdi kurban bana.

Severek, isteyerek elimizle seçerdik kurbanımızı. Bembeyaz tüyleri, kara gözleri, arkasında sallanan heybetli kuyruğu ile en güzelini seçmek yarışına girerdik.
Hani Hazreti Hacer’in oğlu İsmail’i kendi elleri ile giydirip Allaha kurban edilmeye gönderdiği gibi aynı. Kurdeleler takar, tüylerini boyar bir gelini düğününe hazırlar gibi hazırlardık.

Kurban edilen koyunumuz ile Hz İsmail’in teslimiyetiydi anlatılan bize senelerce.
Allaha itaat eden (İsmuyel)… İhlas, sadakat, tevekkül ve teslimiyet misali olan İsmail.
Hani Allah Hz İbrahim’e rüyasında “Bana olan teslimiyetini göstermen için oğlunu benim adıma kurban et” demişti.

Sevdiğin, en sevdiğin şeyi hiç düşünmeden Allah’a teslim etmektir Kurban.

Hani babası İbrahim “Kalk gideceğiz” dediğinde Hz İsmail “Babacığım sen emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulursun” demişti. (Saffat -102)

“Ve onu alnı üzerine yatırınca ey İbrahim rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız, bu gerekten çok ağır bir imtihandır”. (Saffat -106)

“Biz oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik”.( Saffat- 111)

İşte Rabbimizin ikramı, bizim için bize sunduğu nimetidir Kurban.

Yaratılan her şeyin insanın emrine sunulmasıdır Kurban

Seven ile sevilenin arasında gizli bir hediyeleşmedir Kurban.

Bir sene müddetince bekleriz kurban kavurmasının kokusunu. Aynen sevdiğimiz yârin kokusu gibi çekeriz içimize. Bayramlar nedense çok süslü gelir bize. Yeni elbiseler, yeni ayakkabılar, baklavalar, çikolatalar, şekerlemeler, harçlıklar. Her şey güzel göstermek içindir ölümü. Hayat her şeyi ile hayattır, ölümde vazgeçilmezi hayatın.
O bizim hayrımızdır, biz ise onun eceli oluruz.

Çocukluğumuzda kesilen kurbana bakmamız hiç de yasaklanmazdı. Tam tersine o anda yardımda ederdik büyüklerimize. Babamın eline su dökmek, getir götür işi derken birden kendimizi işin içinde buluverirdik. Böylece alıştırılırdık hayata ve hayatın gerçeklerine. Bu bize hayata karşı bir direnç ve dinimizin gereği olan bir emre itaati öğretirdi. Ölüm gerçeğini anlamaya çalışırdık.
Biran önce iş bitsin fazla uzamasın isterdik.

Hz İsmail’in babasına “Ey babacığım muhabbetin şartı emri geciktirmemektir” dediği gibi. İşte bu saf kalbe ikramdı Zemzem suyu. Onu beslemek için emrine verildi o şifalı su.
O İsmail ki bir duasıyla kumlar un haline geldi, bir duasıyla çorak toprak yeşile büründü. Kuran’da “Babanız İbrahim” diye bahsedilen İsmail’in babası oğlu ile ne büyük bir imtihana tutulmuştu. Ya ateşe atılması, ya malları ile olan cihadı. Nasılda teslimiyet göstermişti hepsine yakasını hiç bırakmayan şeytana rağmen.
Bir gün Allah onu malları ile çok büyük bir imtihana tabi tutmak istemişti.
Ona Cebrail (a.s) göndererek mallarını ona satmasını istemişti. Oda bütün mallarını Cebrail’e verince Cebrail “ Ben bir meleğim senin malını ne yapayım” dedi. Bunun üzerine Hz İbrahim “Sen meleksen ben de Halil’im, bu malları satın alacaksın” dedi. Ve bu ticaret ile büyük bir arazi alıp mallarını vakfetti. İşte vakıf işi Hz İbrahim’in koyduğu bir sistem olup kendinde var olanı başkalarının yolunda harcamak esasına dayanır.

Sahip olduğun malını başkalarının uğrunda harcamaktır Kurban.

Hz İsmail “Babacığım benim asıl üzüldüğüm evladının acısını yüreğinde taşımandan dolayıdır” diyerek başkalarının üzüntüsünün kendi hayatından daha önemli olduğunu anlatmıştır.
İnsan-ı Kamil; Olaylar sonucunda ne üzülür ne de üzer. O bilir ki üzmek ile üzülmek aynı şeydir.

Allah’a adanmaktır Kurban,
İnancın, imanın ölçüsüdür Kurban
Hayat ile ölüm arasını yaşamaktır Kurban.
Allahın insanı çok sevmesinin ispatıdır Kurban
Seven ve Sevilen arasında sessizce bir hediyeleşmedir Kurban

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir