Sezen Cumhur Önal’dan İlginç Açıklamalar

Modern Türkiyenin kurucusu Atatürk’e layık bir evlat olmaya çalışıyorum. Her sabah o büyük insana Fatiha okuyorum ben.

Adamın seks şarkısını almışsın Memleketim şarkısı yapmıssın. Memleketim şarkısı Fransızca bir seks şarkısıdır aslen. Fransızlar o şarkı başladığı zaman törenlerde falan millet gülüyor. Türkiye için bence bugün en güzel şarkı kel başa şimşir tarak şarkısı olur.


Türkiye kalbinin sesini dinliyor


Ayşe Sevim


Sezen Cumhur Önal’ın Teşvikiyedeki evine gidiyorum. Bu randevuyu alabilmek için kendisi herhalde 15 kere aradım. Sezen Bey yoğun biri ama ilk telefon görüşmemizde onun kibarlığını keşfedişim yılmamamı sağladı. Benim patavatsızlığıma kendisinin beyefendiliği baskın çıkar diye düşünüp 15 kere aradım onu. Yanılmamışım. Elimde soru kağıtlarım randevuya geçikmemek için koşturuyorum. Yıllar önce TRT’nin karşısına geçip seyrettiğimiz Müzik Yelpazesi’ndeki kişiyi göreceğimi kulağıma fısıldasalardı şaşırırdım herhalde. Çünkü çocuk kalbimle hissediyordum ki Sezen Bey bizimle aynı dünyada yaşamıyordu. Kendisinin kullandığı bir zaman tüneli vardı sanki. Geçmişten gelip şimdiki zamanda biraz oyalanıyor sonra alelacele kendi zamanına koşturuyordu. Kullandığı Türkçe, anlattığı çikolata renkli sanatçılar, hem uzak hem de garipti. Sezen Beyle ilgili düşünceler sarmaş dolaş beynimde gezinirken evin kapısının önünde buldum kendimi. Birazdan içeriye girince Sezen Beyin zaman tünelinin olup olmadığı anlaşılacaktı. ‘İstanbul Beyefendisi’ üzerine iyice geçirilmiş bir elbise miydi yoksa gerçek miydi bakalım? İçerisi bana gerekli yanıtı verdi. Zaman tüneliydi burası. Evin dekorasyonu şimdiki fastfood kültürünün ötesinde klasik bir zevkle döşenmişti. Duvarlarda birbirinden güzel hatlar ve Atatürk resimleri. Antika eşyalar. (Sezen Bey daha sonra koltukları göstererek onların çocukluğundaki koltuklar olduğunu söylüyor, ben bu koltuklarda büyüdüm, o dönemler önemli zamanlardı, diyor) Telefon bile antika. Bir Dolmabahçe sarayı turu gibi yani. Sonra orta şekerli Türk Kahvem geldi. Doğru yerdeydim zaman tünelinden bende geçtim işte. Sezen Bey’le önce biraz havadan sudan konuştuk. Benim kendisini şu 15 kere arayışımdan yine kibarca bahsetti kendisi. ‘Ne inatçı kızsın sen öyle ,seninle uğraşan yandı’ sonra röportaja geçtik. Hem müziğin hem de Türkiye’nin sorunlarının kulağını şöyle güzel bir çınlattık.


Şu anki müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Şarkıcı olmayan şarkıcılarla, şarkı sözü yazmasını bilmeyen şarkı sözü yazarlarıyla, beste yapmasını bilmeyen bestecilerle, dangul dungul bir müzik piyasası.


Geçmişte ünlü olmakla şimdi ünlü olmak arasındaki fark ne sizce?


Geçmişle bugünü kıyaslama imkanı bile yok. Ben uzaydan gelmiş gibiyim. Evrenin diğer köşelerinde olduğu gibi müzik de de bir yozlaşma var. Aksi düşünülemez. Biz dünyayla çok kopuğuz, bizim şu anki müziğimizin yaşam tarzımızın evrenin diğer coğrafyalarıyla hiç alakası yok. Biz kendimizi aldatıyoruz. Müzik hayatımız bir komedi. Türkiye’deki müzik hayatının dünya kültürüyle hiçbir alakası yok. Ne İngilizlere ne Fransızlara ne Almanlara nede Türklere benziyoruz. Hiç kimseye benzemiyoruz. Dünyada çeşitli müzik akımları var. Regi, salsa, hard rock, soft rock gibi ama bizimki hiçbirine uymuyor. Geçen gün ‘Cem Karaca dostumun bir toplantıda söylediği bir söz var; biz Fecri Ebcioğlu’nun Sezen Cumhur Önal’ın başlattığı arajman modasına karşı çıktık ama yaptıkları doğruymuş. Her coğrafyanın müziği başkadır ama Sezen Cumhur Önal’ın yazdığı sözler anti müzikal bir Türkçedir ona rağmen o kadar güzel yazmışlardır ki ona saygı duyuyorum’ diyor. netpano.com


Siz 800’ün üzerinde şarkı sözü yazdınız. Yabancı müzik söylemekten kurtardınız gençliği. Pekçok şarkıcı sizin yazdığınız sözlerle doğdu değil mi?



Tanju Okan, Ertan Arapa, Berkant,Özdemir Erdoğan, Selçuk Ural, Kamuran Akkor, Fusün Önal, Ahmet Taneri,Aydın Tansel, Nilüfer, benimle başladılar hep. Bu müziği ben başlattım. Yani şarkı sözlerini yazdım. Bana niçin şarkılarınızı söylemiyorsunuz dediler? Ben nasıl şarkı söylerim. Şarkı söylemek bir ses bir yorum anlayışıdır. Bir zekadır,beceridir. Ben nasıl şarkı söyliyebilirim.


Herkes her işi yapabilir zannediliyor burada yani


Evet.Türkiye’de fena halde taşlar yerinden oynuyor. Adamın radyosu da var.Amcasının oğlu da müziğe meraklı kolunun altında on tane plağı var. Hadi gel müzik programı yap diyor. Yani yürekli olmak başkadır bir şey başarmak başkadır. Sizin çok paranız olabilir, çok güzel de bir gazete çıkarabilirsiniz ama gazetenin yazılarının da çok güzel olduğunu söyleyemezsiniz bana. Dünyanın en güzel kalemiyle dünyanın en güzel kağıdına yazılan hikaye dünyanın en güzel hikayesi değildir. Amerikan yazarı O’ Henry en güzel hikayelerini hapishanede yazmıştır. ‘Son mektup, Son yaprak’( Sezen Bey bana hikayelerin konusunu anlatıyor. Anlattığı hikaye bir aşk ve fedakarlık hikayesi. Birbirini seven iki insanı onun sesinden dinlerken anlıyorum ki gerçekten o bu zaman ait biri değil. Yolda insanların birbirlerine şapka çıkartarak selam verdikleri, kadınlara nazik davranmanın şart olduğu bir devrin insanı.) Sanat hoplamayla zıplamayla kalçayla göğüsle parayla olacak bir iş değildir. Sanat burada (kalbini işaret ediyor), Allah verecek. Bana diyorlarki bu şarkıyı kime yazdın niye yazdın neden yazdın hangi kadına yazdın? Ne kadını ya, Allah verdi ilhamı yazdım. Birinin gözlerine, birinin dudaklarına, birinin saçlarına, birinin ayaklarına yazdım. “Önce bir kadını sonra o kadında kendimize ait ne varsa onu severiz.” der, Balzac. Dünya edebiyatını bileceksin. Dünya yörelerini coğrafyalarını insanlarını yaşamlarındaki tüm öğeleri bileceksin ki hayata bir şeyler katabilesin hayattan bir şeyler çıkarabileceksin. At gözlüğüyle olamaz, ormana bakıp ağacı görmemek, ağacı görüp ormanı görmemek olmaz. Hele de şu bilim çağında.


Sezen Cumhur Önal kimleri okur?


Benim en sevdiğim yazarlar Çetin Altan, İlhan Selçuk ve Nihal Atsız. Biz Nihal Atsız’la büyüdük. “Bozkurtların Ölümü ,Bozkurtlar Diriliyor” (Asistanına dönüyor ‘Hatçe, yatağımın orada her zaman baş ucumda duran siyah çiltli bir kitap var ya, onu getir bana’ gel de şaşırma. Sezen Bey’in ‘her zaman baş ucunda duran’ kitap Nihal Atsız’ın kitabımı yani…) Ben on yaşında okudum Atsız’ı kitabını


Atsız’ın başucu kitabınız olabileceğini hiç düşünmemiştim


Neden? Atsız çok büyük bir yazar. Ben kendi akıl süzgecimden geçiririm her şeyi. Allah ban bu kadar güzel bir kalp bu kadar güzel bir beyin vermişse ben çok zengin bir insanım. Benim zenginliğim yüreğimden gelir. Onun için güzel bir karekterim var diye düşünüyorum. Hatalarım var mı, evet çok var ve çok üzülüyorum.


Siz geçmişi bu kadar özlerken bugüne nasıl intibak edebiliyorsunuz?


Etmiyorum. Bir röportajımda kendimi uzaydan gelmiş gibi hissediyorum demiştim. Çok doğru. Ben çok modern bir insanım.. Modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’e layık bir evlat olmaya çalışıyorum. Her sabah o büyük insana Fatiha okuyorumben.Hanımefendi şarkılar, İngilizce İspanyolca Fransızca ezbere söylenirdi. Ben getirdim Türkçe sözleri. Pek çok ilki biz yaptık, Ben sakal bıraktığımda beş kişide sakal vardı. Bedri Koraman, Öztürk Serengil, Ümit Deniz, Fecri Ebcioğlu ve ben.


Evet sizi TRT’ye nasıl sokuyorlardı böyle sakallı?


Ben orduevine de böyle giriyorum. Çünkü benim sakalım başka kişilerin sakalı gibi bir şeyi anlatmak için uzatılmamış.İslamcı sakal değil bu. Bence şablonlar çok kötü. Benim eşim şimdi Kuran okumaya gitti camiye, orada başını kapatacak sonra açacak. İnsanları ben bucuyum ben şucuyum diye ayırıyor kendini. Tesettürün çarşafın veya başörtüsünün üniforma gibi kullanılmasına karşıyım.Hiç kimse bir diğerinden daha iyi müslüman olduğunu iddia edemez. Yan taraflardaki melekler yazıyor. Şekilcilik çok kötü. Kötülükten ne kadar uzak kalırsan Allah’ın indinde o kadar iyi bir insansındır. Önemli olan şekil değil içerik. Batının mezarlılarına bakıyorsun cam gibi pırıl pırıl. Ben bu halimize çok üzülüyorum. Diyanet işleri başkanlığına kadar aradım bizim mezarlılarımız meyhane olmuş diye. Ama biz insanların yaşarken kıymetini bilmiyoruz bırakın nerede ölünce bileceğiz.


Siz Devlet Bahçeli’yi telefonla arayıp Avrupa Birliği konusunda tebrik ettiniz, genel olarak MHP’yi de beğeniyor musunuz?


Şimdi ben Türklüğüme, öz benliğime saygı duyan bir insanım. Basın her şeyi saptırıyor. Sayın Bahçeli’nin daha başbakan olmadan bir tamim vardı. Beyaz çorap giymeyin, bıyıklarınızı uzatmayın.. diye. Ben arayıp sizden bunu duymanın mutluluğunu sevincini yaşıyorum dedim. Çünkü Devlet Beyin konumu çok önemli, bir hoca, bir öğretmen, bir lider, ondan sonra aramızda bir dostluk oluştu. Az konuşan doğru şeyler söyleyen bir insan olarak dikkatimi çekti. Ben şuna karşıyım bir partiyi simge alıp etrafı haraca kesen insanlar var yeryüzünde. Özellikle bizim coğrafyamızda. Benim şuyum var buyum var, onu tarımım bu arkamda gibi. Ben bu kaplaşmanın karşısındayım. Sayın Bahçeli de bu konularda çok duyarlı. O yüzden kendisine büyük saygım var. Ben MHP’li değilim, bunu özellikle belirtiyorum. Sadece Bahçeli Beye çok büyük saygı duyuyorum. Çünkü ciddi bir adam. Devlet adamı özelliği var kendisinde. Sen benim fikirlerimi taşımayabilirsin ama sen bir Türksen bir Müslümansan aynı ulusun topraklarında yaşıyorsak birbirimize saygı duymalıyız.


Peki Avrupa Birlği noktasında…


Dünyanın en büyük coğrafyasında yaşıyoruz, dünyanın en büyük kavimleri burada yaşamış. Bu kavimlerin yaşadığı topraklarda başımızı göklere kaldırarak Allah’a şükrederek Atatürk’ü saygıyla anarak ona rahmet okuyarak yeni atılımlar yapmamız gereken bir zamanda saçma bir tartışma ‘Avrupa Birliğine’ girelim mi girmeyelim mi? Tabiiki gireceğiz Avrupa birliğine , tabiiki gireceğiz. Kim Avrupa? Avrupa beni istemeyecek kim oluyor? Avrupa nedir ya? Ben Avrupayım asıl. Ama onlara bunu anlatacak adam lazım. Sen adama el açıyosun, bana para ver, yardım et diyorsun. Bana yardım et ne demek ya? Ahmet Haşim’in “Frankfurt Seyahatnamesi” diye bir kitabı vardır. Frankfurt’ta gezerken papyonlu temiz giyimli bir Alman dileniyor. Haşim neden para verdiniz ona diyor. Siz diyor Alman bir Almanın ihtiyacı olmadığı halde bir başkasına el açabileceğini nasıl düşünürsünüz? İstanbul’da dilenciden geçilmiyor nedir bu? Onuruma dokunuyor, kanıma dokunuyor. Biz niye el açıyoruz onlara? İnsanlara saygıyla yaklaşalım onurumuzla yaklaşalım dilenmeyi bırakalım. Avrupa tabiiki beni istiyor. Avrupa bensiz yapabilir mi?


Bir müslüman Türk’ün karakterine saygı duymaktan başka ne yapabilir Avrupa?


Tabii ki bana saygı duyacak. Ama ben kendimi saydırmasını bileyim. Benimde ürettiklerim Avrupa’yaçıkmalı. Benim ürettiklerimi kullanmalı ki kimliğime saygı duysun. Apo deyip duruluyor. Apo’nun asılmasına karşıyım. Apo kim, artık onun devri geçti onu kahraman yapmaya ne gerekvar. Bence Apo asılmamalı. Devir değişti Avrupa beni kabul edecek ama ben dilenmeyeceğim. Peynir ekmek yiyeceğim ama dilenmeyeceğim. El açtığın zaman mecbursun dediklerini yapmaya. Bu topraklar senin benim gibi milyonlarca insanı doyurur ama çalışırsan. Türkiye tahıl memleketi ama hayvancılık sıfır dışardan buğday ithal ediyorsun. Dünyanın en büyük ülkelerinde 15-20 bakanlık varken ben de 30 kusür bakanlık var nedir bu? Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir memlekettir. Onu kimse yıkamaz. Benim halkım büyük bir halktır. Solcusuyla sağcısıyla büyük ve güzel bir yelpazeyiz biz.


Ama hep avami olarak tanınıyoruz dışarıda


Evet, bunda büyük hatamız var. Almanya’ya işçilerimizi yollarken onları eğitmedik. Köyden aldık gönderdik. Almanların karılarına asıldılar, yollara tükürdüler.. Hani bizim kültürümüz, ulusal kimliğimiz? Suç o insanları oraya apar topar gönderende. Benim müstemlekem olan Yugoslavya vatandaşlarını dışarıya yollarken onları 6 ay eğitip öyle yolladı. Sen onu aldın Kars’tan, Erzurum’dan, Kastomonu’dan… Bindirdin trene gönderdin. Sonra saygı bekliyorsun böyle olmamalıydı. Biz büyük milletiz. Yanlış tanıtmayalım kendimizi. Avrupalı kim ki? Asıl o Türk’e benzesin. Gençlerde bir batı özentisi gidiyor. Asıl Batı bize özenmeli. Dünya başka yerde biz başka yerdeyiz hata burada. Dünyadan soyutlanamazsın. Kapatırım kapımı otururum diyemezsin. Ben siyaset anlamam, gariban bir vatandaşım ben. Ama ben de görüyorum, duyuyorum, algılarım açık. Zararın neresinden dönsek kârdır..


Tekrar müziğe dönelim, yeni bir şeyler üretiyor muyuz?


Dağ başını duman almış şarkısı bir İsveç marşıdır. Biz ona sözler yazmışız. Ama genç Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulmuş, fabrikalar kuruluyor,tarlalar ekiliyor, bir savaştan çıkmışsın. Bir kurtuluş savaşı vermiş Türkiye Cumhuriyeti, İstiklal marşını yazmışız, Mehmet Akif Ersoy’un sözleriyle. Ulu önder Mustafa Kemal hamleler yapıyor. Bizde o sırada İsveç Marşına sözler yazmışız. Sonra o onuncu yıl marşı yapılmış. Çok acıdır çok. Cumhuriyetin 75. yıl kutlamasını biz onuncu yıl marşıyla kutladık. Bu kadar zaman yeni bir marş yapamadık. Hangi besteci, hangi söz yazarı, hangi müzisyen? Nerde? Ayıp ayıp yine ayıp. Onuncu yıl marşı tabiiki benim başımın tacı ama yenisi olması lazım. Bir gazete her gün aynı manşetle çıkar mı? Adamın seks şarkısını almışsın Memleketim şarkısı yapmışsın. Memleketim şarkısı Fransızca bir seks şarkısıdır aslen. Fransızlar o şarkı başladığı zaman törenlerde falan millet gülüyor. Türkiye için bence bugün en güzel şarkı kel başa şimşir tarak şarkısı olur. Ülkede bu kadar bankanın içi boşaltılıyor o insanlarda rahat rahat dolaşıyor. Bugün Türkiye cenaze müziği dinliyor, imamın müziğini dinliyor Türkiye. Ayakkabı ayağa giyilir kravat boyuna takılır her şeyin bir yeri anlamı olmalı. Bizde karmakarışık.


Ölünce nasıl anılmak ister Sezen Cumhur Önal?


İstediğim gibi anıyorlar zaten. Çok saygı görüyorum çok seviliyorum. İstediğim gibi anılıyorum. Yaptıklarımın yanlış olmadığını biliyorum. Hayatımdan memnunum, şu anki gibi anılmak isterim yani.


Teşekkür ederiz.


AYŞE SEVİM


WWW.NETPANO.COM



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir