Şiddetin Yasası: Mafya

Kanunlara karşı olarak ortaya çıkan sonradan devlet yapısıyla halvet olan mafya, hayatımızın bir parçası olmuşken, bu kurum üzerine bir okuma yapmanın tam zamanıdır

Devleti anlamadan mafya anlaşılamaz. Demokrasi ve kurallarından uzaklaşan devletler, mafyanın bir şiddet kurumu olarak o yapının içinde yerini yeterince almasına boyun eğer. Boyun eğmekle kalmaz çoğu zaman onunla işbirliği yapar. Kanunlarla vatandaşına yaptıramadığını yeraltı kurallarıyla yaptırır. Bu yüzden günümüzde siyasallaşan yönü ağır basmaktadır. Bu anlamda Antonio Marchel`in deyimiyle “Mafya devletin bilinçaltıdır” diyebiliriz. Sınıfsal bir toplumda egemen sınıf üstünlüğünü mutlaka dile getirmelidir. Bu üstünlüğü dile getirirken soyut ve somut simgeler kullanır. Soyut olarak dile getirdiği simgeleri bir cins kutsallıkla kuşatır. Ona hayranlık duyulması için türlü davranış biçimleri uydurulur. Önceleri kurallara ve kanunlara karşı olarak ortaya çıkan sonra ise iktidar ve devlet yapısıyla halvet olan bu kurum `mafya`dır. Ve artık mafya neredeyse hayatımızın bir parçası oldu. Gazetelerin manşetlerinden inmez oldular. Televizyondan çıkmaz oldular. Kitaplar onların hayranlık uyandıran anılarından oluşmaya başladı. Mafyayı toplumun doğal bir parçası olarak görmek -ki şu anki mevcut durum bunu gösteriyor- mafyayı sadece büyütür ve yasal hâle getirir. Ancak hâlâ bilgimiz `Baba` filminden ve tv`lerde izlediğimiz klişelerden ibaret gibi. Elimizdeki kitap ise mafyayı neredeyse bütün yönleriyle ele alıyor. Sicilya merkezli ele alınan konu tarih boyunca mafyanın konumlandırmasını, taşıdığı anlamı, ahlâkı ve oluşturduğu kültürü, ilişkiler ağını, son yıllardaki mafya vakalarını inceliyor.

`Onur, güzellik, şövalyelik`
Peki nedir mafya? Bununla ilgili bir çok efsane vardır. Zaten bu adın hayranlık kazanması için de efsaneye ihtiyaç duyulur. Bir efsaneye göre Osso, Mastrosso ve Scarcagnosso adında üç kardeş iktidar sahibi bir adamın dehşeti yüzünden, Madrid`den kaçarlar. Üç kardeş bir zaman sonra yollarını ayırırlar. Mastrosso Neapal`e gider camorran`ı kurar -Mafya buna Neapal bölgesi diyecektir- Scarcagnosso Kalabrien`e gider orada ndrang denen Kalabrien Grubu`nu kurar. Osso ise Sicilya`daki Palermo`ya gider ve orada Mafya`nın temellerini atar. başka bir efsaneye göre Trapani bölgesindeki mağaralara `mafie` denilmesi ile ilgilidir. Bu mağaralar her zaman polisten kaçanların sığınağı olmuştur. Ve mafya olgusunun buradan çıktığına inanılır. Diğer yandan kelimenin bir çok etimolojik anlamı türetilmiştir. Ancak denilebilir ki sözcüğün belirli bir anlamı yoktur. Anlamını kullanıldığı yere ve zamana göre alır. Sicilya`da yakın zamana kadar `Onur, güzellik, şövalyelik, büyüklük, mükemmellik` anlamlarında kullanıldı. “Sicilya`da mafya sözcüğü her şeye nüfuz eden ve bütün düzeyleri tanımlayan `ruhsal durum`dur… her şeyden önce yasaya karşı geleneksel kuşkuyu ifade eder. Bu nedenle yasaya uymamak Sicilyalılar arasında duygusal bir salgındır. Bu zihinsel durum para sahiplerini, çiftçileri, hâkimleri ve yerel makamlarla polisi etkiler. Bu nedenle bunları tanımlamak izole etmek ve mafya ilişkilerinden koparmak imkânsızdır. Bunun nedeni daha önce de söylediğim gibi mafyanın pencereden ve kapılardan bütün evlere girmiş olmasıdır… Bu zihinsel durum insanı büyüler, bulaşıcıdır ve her yere nüfuz eder. Hatta mafyaya karşı aşılanmış olması gereken hâkimleri bile.” İtalyan mafyasının en parlak döneminde söylenen bu sözler bugünkü Türkiye koşullarına ne kadar da uyuyor. Devlet tekeliyle bazen çatışan bazen de iç içe geçen şiddete dayalı bu özel koruma faaliyeti, mümkün olan her şeyi yapar. Toprak sahibinden tutun da inşaat sektörüne, kadın ticaretinden uyuşturucuya, siyasete, organ kaçakçılığına, otoparka, spora… mafya her yerde. Bu ilişkiler ağı ve alan paylaşımları içerisinde mafya hem haksızlığa uğrayanların yanında olduğunu söylemiş hem de iktidar sahiplerinin savunuculuğunu yapmıştır. Bu arada oluşan ve mafyanın en önemli yasası olan `omerta` suskunluk yasası, bu gizli örgütsel yapılanmanın gizemini büyütmüştür. Medya ve araştırmacılar mafyayı farklı tanımlamışlardır. Medyaya göre mafya, şeflerin ve itaat edenlerin bulunduğu gizli bir operasyondur. Devlet içinde var olan `korkutucu` bir devlettir. Örneğin `derin devlet`. Ve bu devlet, diğer devletlerdeki başbakan veya cumhurbaşkanına denk düşen `Godfather` tarafından yönetilir. Araştırmacılar ise başka bir yerden bakarlar kavrama. Onlara göre mafya bir kültür formu, bir varoluş ve dünyayı kavrayış tarzıdır. Onlara göre mafya tek bir organizasyon değildir. Her biri bir aileye mensup yığınla mafya vardır. Bazen bu aileler, birbirleriyle iş ilişkisi kurarlar. Buna rağmen toplumun öteki kesimleriyle de bu türden ilişkileri vardır. Ve politikacılardan sıradan vatandaşa kadar herkesle temas hâlindedir. Mafya dar alanlarda kan bağına, aile ya da geniş aile kavramlarına dayanırken geniş sınırlarda, mesela ülke sınırlarının dışında daha çok etnik temele dayanırlar. Bozuk ve yoz bir feodal ideolojiyle beslenip, şeref ve sadakat gibi fetiş kavramlarının örtüsü altında hareket ederler. Öte yandan mafya hiyerarşiktir. Kendi etnik unsurunun güçlülerince korunur ve beslenir. Kendi güçsüzlerini-daha doğrusu işine yaramayanlarını- ezer, sömürür. Bunun da adına koruma derler. Şikayet yasaktır. Egemen olan grubun sorunları mafya yargısı tarafından çözülür ve kamusal yargıya gidilmesine izin verilmez.
Politikanın avantajları
Öte yandan önemli bir gösterge de bugünkü anlamıyla mafyanın kapitalizmle yoğun bir ilişki içinde olmasıdır. Buna yakın iki örnek verilebilir. Sovyet döneminde mafyanın neredeyse olmaması ama Rusya kurulup oraya kapitalizmin egemen olmasıyla Rus mafyasının dünyaca tanınır hâle gelmesi diğer örnek ise 80`li yıllara kadar Türkiye`de yoğun mafya faaliyeti olmamasına karşın, kapitalizmin egemenliğiyle birlikte mafyanın da egemen olmasıdır. Mafya bir toplumun gelecek düşleriyle uğraşmaz. Sadece özel çıkarlarına motive olmuştur. Politikanın avantajlarını kullanırlar. Siyasetin içinde her zaman kilit noktalarda adamları vardır. Onlar dağlarda, mağaralarda değil mecliste, bankalarda, lüks villalardadırlar. Ve devletin en önemli adamlarıyla omuz omuzadırlar. Mafya, mafya kelimesini kabul etmez. Kitapta da belirtildiği gibi onlar kendilerini “onurlu adamlar” olarak lanse ederler ve birbirlerini “Cosa Nostra” bizim işimiz- diye adlandırırlar. Türkiye`de de delikanlılık, vatanseverlik örtüsünün altına sığınıldığı gibi. Ve “Cosa Nostra”nın kuralları da aşağı yukarı şöyledir: Her zaman aranan, kendilerinden olan birine yardım etmek, aranıyorsa saklamak; kadınlara kötü gözle bakmamak; birini şikayet etmek için asla polise başvurmamak; örgütsel yapılanmaları konusunda kimseye konuşmamak; “onurlu adam”lara ait bir şeyi asla çalmamak, onlara her zaman gerçeği söylemek, onlarla çatışmamak; fahişelerle iş yapmamak; saygın olmak, böbürlenmemek ve dikkat çekici davranışlardan kaçınmaktır.
İsveçli yazar Tomas Lappalainen`in yazdığı Mafya hem sosyolojik anlamda hem de bire bir mafya üyelerinin itiraflarına başvurularak yazılmış önemli kitaplardan. Mafyayı yüceltmeden çözen bu kitap aslında toplumsal yapıların benzerliğini de gözler önüne serer. Örneğin Sicilya mafyasını anlatırken gözünüzün önüne televizyonlardan eksik olmayan `delikanlı`lar gelir. Ve o toplumun yapısından, devlet düzeninden söz ederken Türkiye karşınızdadır zaten.

ABİDİN PARILTI

MAFYA
Tomas Lappalainen, Çeviren: Ali Arda, Yerdeniz Yayınları, 2005, 235 sayfa, 12 YTL.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir