Sırada İran Var ya Sonra…

Mahmoud Abdul-Rauf’u belki tanırsınız. Hani şu NBA’in en büyük yıldızlarından, eski adıyla Chris Jackson, sonra Türkiye’ye gelerek, bir süre Fenerbahçe basketbol takımında da oynamıştı. Abdul-Rauf, dünyanın en heyecanlı basketbol ligi olarak Kabul edilen NBA’in en iyi şutörleri arasında idi. 8 yıllık NBA kariyerinde % 91 serbest atış, % 36 üçlük isabetiyle oynadı.

Bir NBA maçında Utah’a tam 51 sayı atmıştı. Rauf, Müslüman olduktan sonra kariyerinin en iyi sezonu olan 95-96’da hiçbir maçta Amerikan Milli Marşı’nda ayağa kalkmayınca, NBA’den 2 maç ve 10.000 dolar ceza aldı. Abdul Rauf böylece NBA’in istenmeyen oyuncusu oldu. Gittiği Sacramento’da da dini nedenlerle tartısmalar yaşadı ve sakatlar listesine kondu bir daha da forma giymedi. Sonra da dini inançları dolayısıyla dışlandığı ülkesinden, dinini daha huzurlu yaşayabileceği ve basketbolun en üst düzeyde olduğu bir ülkeye geldi…

Abdul Rauf‘un ayağa kalkmayı reddettiği ABD milli marşının “Rocket’s red glare, and the bombs bursting in air which give proof through the night, that our flag was still there” sözleri oldukça ilginç. Burada anlatılanlar ” Roketlerin kızıl parıltısı ve havada patlayan bombalar, hala bayrağımızın orada olduğunun ispatıdır” anlamına geliyor. Söylentiye göre sözlerin ilk yazılış zamanı, ABD bağımsızlık savaşı sırasındaki bir çarpışma imiş. Yani 1770’lerin başı. Bu sözler, bütün gece devam eden şiddetli bir çarpışmada, havada patlayan bombalara ve parıltılara rağmen ümitlerin nasıl devam ettiğini anlatıyor. Bu savaştan günümüze çok zaman geçti. Birçok şey değişti. Ama Amerika yine elinde bayrak ve hala savaşmaya devam ediyor. Fakat bu kez bir farkla, kendi ülkesinin çok uzaklarında. Ve bu kez roketlerin kızıl parıltısı ve bomba sesleri Amerika halkının ümitlerini değil, dünya halkları üzerindeki bitmek tükenmek bilmeyen iktidar hırsını ifade ediyor…

Şimdi de sırada İran var. Medyada takip ediyoruz. Bitmek tükenmek bilmeyen savaş senaryolarına bu kez İran dahil edildi. Nedeni malum… Nükleer Silahlar. Herkes; ‘ABD, Avrupa ile birlikte mi hareket edecek?’, ‘Fransa ve Almanya bu kez sessiz mi kalacak? , ‘Rusya ve Çin’in tavrı ne olacak?’ ‘bu kez de BM mi devreye girecek?’ ve benzeri sorulara kendince cevap vermeye çalışıyor. Hatta medyanın bazı köşe canavarları daha da ileri gidip, İran’ı suçluyor ve bir an önce bu nükleer silah sevdasından vazgeçmeye çağırıyor. Medyada bunlar tartışılırken, BBC’de geçtiğimiz günlerde dünyadaki ülkelerin nükleer silah haritasını çıkardı. Bu rapor Batı’nın İran’la ilgili ’ikiyüzlü’ ve ’çifte standartçı’ yaklaşımı gözler önüne sermesi bakımından çarpıcı. Rapora göre ;

İngiltere’de nükleer silah sayısı: 200

Ve 1952 ila 1991 yılları arasında İngiltere 45 nükleer silah testi gerçekleştirdi. Ayrıca İngiliz Stratejik Savunma Belgesi, ulusal güvenliğin nihai garantisi olduğu gerekçesiyle İngiltere’nin nükleer silahlara sahip olmaya devam etmesini tavsiye ediyor.

Fransa’da nükleer silah sayısı: 350

Fransa, 1950’lerin sonunda nükleer silah üretti ve ilk bombayı 1960’ta test etti. Fransa 1960 ila 1996 yılları arasında 200 nükleer test gerçekleştirdi.

Rusya’da nükleer silah sayısı: 8,600

Hindistan’da nükleer silah sayısı: 45-95

Hindistan’ın havadan ve füze sistemleriyle nükleer silahları 2.500 kilometre menziline ateşleme kapasitesi var. Menzili arttırmak için çalismalar yaptığı gelen haberler arasında.1998 yılında da 3 ayrı test gerçekleştirdi.

İran’da nükleer silah sayısı: 0

İran, uranyum zenginleştirme programına geçtiğimiz yıllarda arttırdı ve bazı uzmanlar, bunu başarmasının daha uzun yıllar alacağını düşünüyor.

İran’ın kısa ve orta menzilli füze üretiminde yardım aldığı ülkeler, Çin, Kuzey Kore ve yine Rusya.

İsrail’de nükleer silah sayısı: 100-200 (tahmini)

İsrail’in açıklanmamış nükleer devlet olarak statüsü muğlak ve karmaşık.

Uzmanlar, İsrail’in 100 ila 200 arasında füzeye sahip olduğuna inanıyor. Ayrıca, İsrail ordusunun savaş başlıklarını savaş uçakları ve sahip olduğu üç denizaltıdan biri aracılığıyla ateşleyebileceği sanılıyor. 1986 yılında, Mordehay Vanunu adlı nükleer mühendisinin anlatımları sonucu, İsrail’in nükleer programının sanılandan daha ilerde olduğu ortaya çıktı.

ABD’de nükleer silah sayısı: 10.640

ABD, dünyanın ilk nükleer gücü ve Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı bombalarla, savaşta bu silahları kullanan tek ülke. Soğuk savaş döneminde, ABD, Rusya’yla birlikte nükleer silah kapasitesini hızla arttırdı.

Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından, Rusya’yla sahip olduğu sıcak ilişkiye rağmen, ABD hala 10 binden fazla nükleer başlığa sahip. 1945 ile 1992 yılları arasında ABD 1030 nükleer silah testi yaptı. Son dönemde, ABD, daha küçük, taktik amaçlı nükleer silah üretimini ele aldı.

Pakistan’da nükleer savaş başlığı: 30-55 (tahmini)

Pakistan 1998 yılından bu yana beş nükleer test yaptığını söylüyor.

Son yıllarda Pakistan, hem askeri hem de sivil amaçlı kullanmasına olanak sağlayacak teknolojiye ulaşmaya çalıştı.

Çin’de nükleer silah sayısı: 400 (tahmini)

Çin’in 20’si uzun menzilli kıtalararası ve menzilli 13 bin kilometreye ulaşan balistik füze olmak üzere 400 nükleer silaha sahip olduğu belirtiliyor.

Çin, ayrıca 60 orta menzilli füze ve 150 bombardıman uçağına sahip.

Nükleer silahlara sahip olmasına göz yumulan bazı ülkeler ve onların birer ’nükleer tehlike’ olmasına izin verenler, şimdi, İran’ın niyetinin kötü olduğu yaygarasını yayıyor. Durum böyle iken sormadan edemeyeceğim, acaba bu dünya halkları gerçekten aptal mı yoksa dünyayı yöneten güçler hala dünya dünya halklarının aptal olduklarını mı düşünüyor?

Ali KESKİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir