Sirius Ufo Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi

Beyoğlu İstiklal caddesinde yürürken bir tabela gözünüze ilişebilir. ‘UfoMüzesi’. Gösterilen ok işaretini içinizde takip etme isteği aniden doğabilir. Ayaklarınız size tabelanın işaret ettiği binanın önüne getirebilir. (Ben de öyle oldu.) Merdivenleri çıktığınızda italik griye boyanmış bir kapıyla karşılaşınca şaşırabilirsiniz. Müzenin tüm duvarları kapıları aynı renge boyanmış. Bir uzay

gemisi intibası verilmek istenmiş her yere. Müzik de aynı ruhu uyandıracak bir biçimde… Tüm bunları garip bulabilirsiniz. (Ben garip buldum.) Müze, ilkçağlardan günümüze ‘ufo tarihi’ denilebilecek olaylar, yazılı metin ve gazete kupurlarıyla donatılmış. Heykellerle canlandırmalar yapılmış, kütüphanede konuyla ilgili okuyucuya açık kitaplar konulmuş. Bunları görünce uzaylılarla ilgili ne kadar çok meteryal varmış diyebilirsiniz. (Ben öyle dedim.) Uzaylılara inanan bir insansanız – ki ben öyleyim- daha fazlasını öğrenmek isteyebilirsiniz. (Ben istedim.) Işte Sirius Ufo Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi tarafından Türkiye’nin ilk ufo müzesinin müdürü ve ufolarla ilgili Türkiye’deki en yetkili ağız olan Haktan Akdoğan ile yaptığımız ropörtaj.

Uzaylılar dini sevgi olarak algılıyorlar. Mesela bizim dinlerimizi de incelemişler ve diyorlar ki; siz özde aynı şeye inanıyorsunuz ama farklı isimler ve terminolojiler kullanıp ayrılıyorsunuz birbirinizden. Biraz da çarptırılıyorsunuz, biraz da güç odaklarının eline kullanılıyorsunuz. Bu yüzden birbirinize düşmüşsünüz. Yoksa özde Musa’nın İsa’nın Hz. Muhammed’in söyledikleri aynıdır.

AYŞE SEVİM

-Dünya müthiş bir teknolojik gelişme yaşadı son 50 yıldır. Bu gelişmelerle ilgili bir teori de insanoğlunun ele geçirdiği uzay gemilerinden teknolojiyi taklit edip uygulaması ve uzaylılarla kurulan irtibatlar sayesinde üstün teknolojiye geçilmesi şeklinde, siz bu görüşleri nasıl buluyorsunuz?

-Uzay gemilerini ele geçirme 1947’de Rozwell olayı ile başladı. Şu anda ele geçen başka uzay gemileri de var. Radara yaklanmayan hayalet uçaklar vs. O yakalanan uzay gemilerinden esinlenip yapıldıkları düşünülebilir. Neden olmasın? Amerikan hükümetinin önce kabul etmediği ama şu anda kabullendiği 51. Bölge var mesela. Orada her yıl milyarlarca dolar harcanıyor. Güvenlik sistemimiz diye kamuoyuna orada neler yapıldığı söylenmiyor. Yapılan bir sürü araştırma var

açıklanmayan…

-Ama yapılanlar genelde savaş endüstürisiyle alakalı şeyler, demek ki uzaylılarbize iyi şeyler öğretmiyor

-Bağlantıda olunan gurupların hepsi illaki iyi olacak diye bir şey yok ki. Bazıları kötü ırk.

-Yani uzaylılar tek değil. Kaç ırk bunlar?

-Şu anda bilinen 45- 50’ye yakın uzaylı ırkı var. Içlerinde insana benzeyen türler de var. Zaten uçan dairelerin formlarına baktığımız zaman çeşitli ayrı şekiller görüyoruz. Herhalde bunlar ayrı sistemlerden geliyorlar. Üçgenler, prizma şeklinde olan uzay gemileri var. Hepsinin gelişmişlikleri de birbirlerinden farklı. Biz farklı sistemlerden ziyaret alıyoruz. Bence bunların ziyaret etme sebepleri de farklı farklı. Bazısı sadece gözlem yapmak için, bazıları dünyaya zarar vermemiz için geliyor.

-Dünyanın geleceği niye onları ilgilendiriyor ki, burayı daha sonra kendileri için mi istiyorlar?

-Böyle bir niyetleri olsaydı çoktan dünyayı istila ederlerdi. Bize göre üstün bir teknolojiye sahipler. En azından bizi ziyaret edenler öyle. Dünyaya zarar vermememizi istiyorlar çünkü biz bütünün bir parçasıyız. Yayadığımız radyasyon sadece dünyayayı değil tüm evreni etkiliyor. Radyasyonu indirgemeye çalışıyorlar. Kimi de iletişim kurmak istiyor.

-Kursunlar o zaman

-Zaten bağlantıda olan insanlar var.

-Ne demek bağlantıda olan insan?

– Bizim çalışmalarımız yurtdışı kaynaklı. Bilgileri onlardan alıyoruz genelde. Yine bu konu üzerinde uzmanlaşmış kişiler,kurumlar var. Yani bağlantıda olan insanlar var derken bilimsel bir verinin dışında söylemiyorum bunları. Istismara açık bir konu. Kişi gelip uzaylılar benle bağlantı kuruyor dediğinde ondan fiziki kanıt istiyoruz. Temasta olunan insanlara fiziki kanıtlar veriyorlar. Mesela uzaylılar bir metal parçası veriyor temasta olduğu kişiye, yahut uzmanlarla temasta olan

kişi bir araziye gidiyor, o kişinin yanındayken uzay gemisi görünür biçimde yakından geçiyor. Bu şekilde ispatlaması lazım.

-Türkiye’de teması kanıtlanmış olan böyle insanlar var mı?

-Evet bizle irtibat halindeder. Birkaç tane bizim de haberimiz olan vaka var.

-Biz niye bilmiyoruz o kişileri?

– Toplum bilincinin yerleşmesini bekliyoruz biraz. Gelişmiş ülkelerde bu böyle değil. Türkiye’de böyle bir şeyi söylerseniz insanların bakış açısı değişir size karşı. Türkiye’nin bilinçlenme devresi bitmedi.

-Uzaylılar neye göre bağlantı kuruyorlar insanlarla? Mesela benimle bağlantıya

geçmediler

-Biz bağlantıya geçilen insanlara baktığımızda onların ne sosyal ne de ekonomik açıdan herhangi bir bütünlük göstermediğini gördük. Yani seçtikleri kişilerin ortak bir istatiki sonucu yok. Herhalde verecekleri bilgiyi kaldırabilecek, verilen bilgiyi kendi için değil başkaları için kullanabilecek kişileri seçiyorlar. Çifçi de var içlerinde bilimadamı da.

– Madem bağlantıya gemekten çekinmiyorlar neden kişilerle sınırlı kalıyorlar?

-Çok yakında bence açıktan görünecekler ve temas kuracaklar. Ama hemen olursa panik olur diye korkuluyor. Bence alıştırılıyor bir alıştırma safhası var şu anda.

-Siz bağlantıya geçenlerden biri misiniz?

-Hayır,benimle bağlantıya geçmediler.

-Ama uzaylılardan bahsederken birinci ağızdan konuşuyorsunuz

-Öyle mi? Sürekli onlarla ilgili bilgi alışverişinde bulunuyoruz yurddışındaki araştırmacılarla, ondandır… Ama hayır benimle irtibata geçmediler.

-Bir de uzaylılarca kaçırıldıklarını iddia edenler var

-Bu kaçırılma olayları önceleri sadece bir iddiadan öteye gitmiyordu. Daha sonra deneklerin üzerinde bir takım yara ve yanık izleri ortaya çıktı. Daha da sonra bu kaçırılan insanların vucutlarından mikroçipler denilen aletler çıktı. Bunlar ameliyatlarla çıkarıldı ve çıkan şeylerin üzerinde bir takım teknik analizlar yapıldı ve incelendi. Sonunda bu çıkan şeylerin dünya dışı kaynaklı olduğu ortaya çıktı. Dünyada böyle şeylerin yapılmasının teknik açıdan mümkün olmadığı gözlendi. Hal böyle olunca Harvırd dan profösörler konuyla ilgilendi ve araştırmalar yapıldı. Bu olaylara maruz kaldığını söyleyen milyonlarca insan var. Onlardan kan ve saç örnekleri alıyorlar.

– Uzaylılar insanlar üzerinde araştırma yapıyor ve öldürmeden bırakıyorlar öyle mi?

– Tabii öldürmek yok. Analiz yapıp gönderiyorlar.

– O zaman bunun duyulmasından rahatsız değiller.

– Tabii yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Mesele kaçırılan insanlar başta olayları hatırlamıyorlar. Zamanla yıllar geçtikçe oluyor. Demek ki istedikleri bir sürece göre ayarlıyorlar olayın duyulmasını.

-O kadar gelişmiş teknolojileri var neden kaçıyorlar bizi, biz de onlarda olmayan ne var ki?

– İnsanların kaçırıp onlar üzerinde araştırma yapan bu uzay ırkının duyguları yok. Insanları kaçırıp onların duygularını inceliyorlar. Zamanında gelişimlerini engellediğini düşünerek duygularını silmişler. Ama hata yaptıklarını anlamışlar. Yeniden duygu sahibi olmak istiyorlar. Çünkü duygu olmadan hiçbir şey olmaz. Bu yüzden insanları kaçırıp onlardan yumurtalık ve sperm alıp yeni bir ırk oluşturmak istiyorlar. Bizim genetik yapımızında benzemesi yüzünden bizimle ilgileniyorlar. Ve melez bir ırk oluşuyor. Mesela kadının kimseyle ilişkisi yokken aniden hamile kalıyor. Doktor ona hamile olduğunu söyleyince şaşırıyor. Kadın doktora yeniden gidince olay daha şaırtıcı oluyor. Cenin kaybolmuş. Yani kadının karnından alıyorlar cenini ve onu farklı bir yerde büyütüyorlar. Daha sonra anneyi zaman zaman gemiye alıp ona çocuğunu veriyorlar. Onun cocuğunu sevmesini seyrediyorlar. Yeniden duygulanmayı ve seymeyi öğrenebilmek için. Bize ihtiyacları olan bir tür yani.

– Dinleri var mı uzaylıların?

– Onlarında bir inancı var. Tanrı’ya, bir enerjiye inanıyorlar. Ama din olarak baktığınızda belli ritüeller yok. Dini sevgi olarak algılıyorlar. Mesela bizim dinlerimizi de incelemişler ve diyorlar ki; siz özde aynı şeye inanıyorsunuz ama farklı isimler ve terminolojiler kullanıp ayrılıyorsunuz birbirinizden. Biraz da çarptırılıyorsunuz, biraz da güç odaklarının eline kullanılıyorsunuz.Bu yüzden birbirinize düşmüşsünüz. Yoksa özde Musa’nın İsa’nın Hz. Muhammed’in söyledikleri aynıdır. Hepimizin Tanrı’nın bir parçası, onun yansımaları olduğumuz söylenir. Kuran’da da geçer, Allah’ın bize şah damarımızdan yakın olduğu. Uzaylılar da buna inanıyor. Onlar bize siz din yüzünden savaşıyorsunuz çünkü dini yalnış anlıyorsunuz diyor.

-Uzaylılar kendi aralarında da savaşıyorşlar mı?

Muhtemeldir, ışığı yaymaya çalışan varlıklar olduğu gibi karanlığı da yaymaya çalışan varlıklar var. Savaşlar muhakkak oluyor. Ama onların da olması lazım. Çünkü kötü de bütünün bir parçasıdır. Sadece iyi yoktur bütünde. Mesela savaşı görmeden barışın değerini anlamamız mümkün değil. Ama savaş konusunda bizim dünyalılar olarak yaptığımız hata yapılan şeylerden ders alamayışımız ve sürekli aynı hataları tekrar tekrar yapışımız. Artık silahlarımız doğaya da zarar veriyor. Yapılan hatadan vazgeçip bir sonraki safhaya geçmemiz gerekiyor.

-Siz melek cin ve şeytan kavramlarına inanıyor musunuz?

-Tabii ki bence bu evrende sadece kendimizin olduğunu söylemek büyük bencillik. Kocaman bir kibir. Koskoca evren, uzay, farklı boyutlar… Melek cin gibi canlılar sadece bizden farklı formda. Uzaylılar ve biz görülebiliyoruz ama onlar farklı oldukların görülmüyor. Salt enerjiden oluşuyor onlar. Hem yalnız olmadığımızı Kuran da söylüyor. Kuran’da melek ve cinlerin haricinde göklerde

yaşam olduğunu söyleyen ayetler var.

-Din adamlarından destek alıyor musunuz?

-Celal Yeniçeri, Bayraktar Bayraklı, Yaşar Nuri Öztürk gibi, ilahiyatçı profösörlerin, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın ufolar dinimize ters değil diye açıklamaları var.

-Peki hristiyanlık musevilik gibi dinler nasıl bakıyor olaya?

-Açıkcası bizim dinimiz kadar pozitif yorumlamıyor onlar. En yakın tutum İslam inancında var.

– Anladığım kadarıyla hemen her ülkenin uzaylılar hakkında resmi bir araştırma birimi var, Türkiye ne alemde?

-MİT’te ufo masası var. Çünkü konu güvenlikle ilgili. Havasahasında bir takım garip cisimler gördüğümüzde bu da sizin güvenliğinize girdiği için ister istemez kurarsınız birimi.

-Bu uzaylılar birdenbire mi çıktı böyle? Mağara devrinde yoklar mıydı?

-Tabii ki vardılar. Bence her dönemdeki evrimimizde ve buluşlarımızda da drek etkililer. Bakın mağara dönemde resimler var. O zamanın insanının çizebileceği resimler değil onlar. Özbekistan’da bir mağara duvarına astronat resmi çizilmiş, kafasında kaskı var falan. O zamanki insan bunu uydurumaz ki. Bu Sümerler’de de, Mısırlar’da da, Aztekler’de de, Mayalar’da da var. Bizim destanlarımızda da var. Altay Türkleri’nde gökten ışıklı bir cisim geliyor içinden bir kadın varlık çıkıyor ve evleniyor Oğuz Kaan onunla. Yine Yunan miteolojisinde gökten gelen Tanrılar vardır.

www.siriusufo.org

“Sirius Ufo Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi” üzerine bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir