SOKAĞIN DİLİ (1)

Okurlarımıza sokağın dilini yansıtmak istiyorum, bir müddet…
Olduğu gibi aktarmak, kandırırken nasıl kandırıldığımızı aktarmak, aslında
kimseyi değil kendimizi kandırdığımızı biraz da komik olaylarla aktarmak istiyorum…
Sakın yanlış anlamayın, teyp koymuş veya dinleme cihazı takmış değilim, bütün
bu anlattıklarım ve anlatacaklarım aynen sokakta bağıra bağıra şahıslar
tarafında konuşulan, sanki etrafta kimse yokmuş gibi anlatılan şeyler. Sadece
biz birilerinin bizi dinlediğinin farkında değiliz o kadar. İşte sokakta geçen
olaylardan bazıları…

Biletçinin hatası mı?(!)

Armutludan Yenikapı’ya doğru hareket etmek üzere İDO’nun
deniz otobüsüne binmek üzereyiz. Anne oğluna diyor ki: Sen karışma, ben
hallederim, anne olmaz ya, senin gidişin yarın Perşembe günü… Anne diyor ki,
olsun belki benim koltuğum boştur ha bugün gitmişimdir, ha yarın ne fark eder
ben nasıl olsa paramı vermişim… Neyse, deniz otobüsüne bindik ve biraz sonra
beklenen oldu. Hanımefendi elindeki Perşembe tarihli biletle oturduğu koltuğa o
gün gitmek için gerçek bilet sahibi geldi ve görevliyi çağırdı. Görevli bilete
baktı, hanımefendi bu bilet yarın için. Siz yarın İstanbul’a gideceksiniz… Aaa ama
olur mu? Ben biletçiye demiştim oğlum ben bugün istiyorum tüh…bilete de
bakmadım ki…Bak görüyor musun biletçinin hatasını….Ne olacak şimdi ? Ne olacak
tam o sırada deniz otobüsü hareket etti ve görevli onu arka aldı. Bu arada
deniz otobüsü bayağı açıldığı için geri dönüş tabii ki mümkün değil….Neyse anne
arkadan oğlunu arıyor….Bir taratanda bağırıyor, söyle o biletçiye , bak ayakta
kaldım bana yarınki bileti vermiş…Tabii olayın gerçeğini ben biliyorum….Çocuk
oradan diyor ki anne dua et yine oturacak yer verdiler….:)) Evet hata biletçide
miymiş yoksa bizim iş bilir yaşlı teyze de mi?

Kısa mesafe ye
gitmeyen sarı taksiler

Yukarıda dedik ya, sokağın dilini aktaracağız diye, devam
ediyoruz. Adam elinde bavullar, Yenikapı iskelesinden taksi durağına doğru
geliyor ve İSPARK taksi durağında da taksiler sıra sıra olmuş bekliyor. Elinde
bavulları ile gelen alnında ter birikmiş adamı görünce, taksicilerden biri
diğer taksicilere doğru bakarak – Beyler kısa mesafeyse ben gitmem ona göre.
Diğeri de sen almazsan ben de almam diyerek bağırıyor… E ne diyeceğiz peki, bak
sana adamın feleği şaşmış, caddeye geçer oradan biner… Adam geliyor sıra kimde
diyor taksici abi nereye diye soruyor, adam da Fatih diyor… Taksici ise
suratını buruşturarak yok abi ben taksiyi vereceğim gitmem diyor, öbür
taksiciye dönüyor adam. Elinde bavullar,
arkasında da hanım ve çocuklar. Öbür taksicide akıl veriyor. Abim buradan
kimse gitmez karşı caddeye git de oradan geçenlere bin… Adam çaresiz karşı
caddeye geçiyor ve oradan geçen taksiye biniyor. Yer İSPARK taksi durağı ve
Yenikapı İDO iskelesi… İşin asıl ilginci bundan sonra başlıyor. Taksiciler
konuşuyor, oğlum bir gün biri çıkacak şikâyet edecek hepimizi… Yok, be bizim
millet söylenir ama şikâyet etmez… Hem abi ne yapalım yani, o kadar sırada
bekliyoruz adam yeni geliyor Bakırköy’e gidiyor ben geliyorum Fatih’e gidiyorum
olur mu ya… Taksi durağı görevlisi ya da kâhya mı diyeyim araya giriyor ya
beyler ayıp olmuyor mu? Rızık bu, bugün böyle yarın uzun mesafe olur… Niye rızkımıza
razı olmuyorsunuz… Aman be abi boş versene, senedimin günü geldi ben onu düşünüyorum…
Evet, kısa mesafe gitmiyor ama kısa mesafe ceza ödüyor, kısa mesafe kaza
yapıyor andan sonra da bu başıma niye geldi diyor…

Bugünlük sokağın dilinde bunlar vardı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir