SON FİRAVUNUN TWİTTERI OLSAYDI

Tarihlere son Firavun olarak geçen Mısır’ın Devrik Başkanı Hüsnü Mübarek, kendisini 30 yıllık koltuğundan eden göstericilerin nabzını sosyal medyada tutsaydı hala lider olabilirdi. Hatta belki de oğlu Cemal’ine firavunluğunu rahat rahat devredebilirdi. Sosyal değişim trendleri, değişen dünya ekonomisi ve politikası sayesinde bu iktidar bir anda tepetaklak oldu işte. Yaşlı lider genç teknolojiyi takip edememesinin cezasını bavullarını toplamakla ödedi. Gerçi iddialara bakılırsa Mübarek gitti gitmesine ama yerine onun iş başına getirdiği ordu rejimi devraldı. Yani aynı tas aynı hamam.


Neyse biz konunun bu yönüne hiç girmek istemiyoruz. Alanımız sosyal medyaya dönelim. Şu sosyal medyanın büyüme iksiri içmiş gibi gün geçtikte semirdiğini siz de fark ediyorsunuz değil mi? Değişim dinamikleri artık kamuoyu baskısı olarak değil sosyal medya uzantılı bir baskı unsuru olarak karşımıza çıkmakta. İnsanlar bilgisayar klavyelerinin altında birleşip seslerini duyuruyorlar. Sinsi sinsi çoğalıyorlar. Mübarek hangi toplantıyı basıp dağıtsın? Sosyal medya yüzünden herkes onu devirmek için yapılan toplantılara, evlerinden kanepelerine boylu boyunca uzanmış bir şekilde katılmış. Yaşasın twitter yaşasın facebook yaşasın özgürlük… Ya işte böyle. Tunus’ta başlayan bu rüzgar şimdi Arnavutluk’a, Mısır’a, Yemen’e kadar uzandı.


Türkiye’de ve AB ülkelerinde de bir takım sosyal Medya fenomenleri bulunmakta ve bunlar birtakım reel politikalar düzenlemekte. Bakınız, AK Partinin Alkol yasağını delmek için Facebook’ta kurulan ve binlerce kişinin üye olduğu gruplara. Ooo bir sürüler.


Sosyal Medya ister istemez bir bilgi üretme ve tüketme alanı. Doğal olarak da bu bilgilerin hepsi doğru değil. – umarız yakında bir sistem oluşur ve bilgilerin doğruluğu denetlenebilir- Yani niyetiniz kötüyse ortaya bir iddia atabilir, biraz olay kurgulayabilir ve binlerce insanı söylediklerinize inandırıp peşinize takabilirsiniz, herhangi bir konu hakkında insanların fikirlerini değiştirebilirsiniz. Sonuç olarak da insanlar sokağa çıkıp eylem yapmasalar da zihinlerde oynamışsınızdır. Onları şartlandırmışsınızdır.


İnsanların beyinleriyle oynamak deyince işe hemen kapitalizm elini sokar. İnsanlar ne alacak, neyden vazgeçecek, neye gülecek, neyden hoşlanacak, neyi sevmeyecek vs. bilmek ister, hatta bu şartlanmalarda payı olsun ister. İşte bu yüzden ekonominin nabzını iyi bir şekilde tutan şirketler hem tüketicilerinin isteklerini bilmek hem de bu istekleri yönlendirmek için sosyal medyada hemen rol aldılar.


Siyasilerimize gelirsek maalesef şirketler kadar sosyal medya konusunda iştahlı olmadılar. Siyaset ülkemizde bazı küflü adetlerini değiştiremiyor ne yazık ki. Mesela Başbakanımızın grup toplantısında milletvekillerine konu hakkında söylediği sözlere bakalım ” Erdoğan’ın seçim bölgelerine gitmeyen milletvekillerini, “Seçim bölgesine gitmeyen milletvekili olur mu? Ya milletvekili aday adayı olmayacaksın ya da oluyorsan gereğini yapacaksın. Bu iş Twitter mıwitterla olmaz. Bizzat gideceksin sarılacaksın, o tezek kokusunu hissedeceksin” diye uyardı. Hani haksız da değil twitterla mıwitterla olmaz gitmesi lazım ama twittersız da olmuyor. Hem tezek kokusunu hissetsin hem de sanal medyada masasını kursun.


Gerçi bu işi çok iyi kotoran siyasetçiler de var. Mesela Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. 20 bine yakın kişi anlık olarak Melih Gökçek’i takip ediyor. Artısıyla eksisiyle seveni sevmeyeni binlerce kişi bu adam ne yapıyor diye merakla her gün twitter’a bakıyor. Melih Gökçek ise bir pop star gibi bu sosyal medyaki hayranlarıyla ayda bir tanışma toplantısı düzenliyor, yiyip içiyorlar.


Bir zamanlar Dördüncü Kuvvet olan Medya İnternet’te Sosyal medya adı altında birinci etki gücü olarak karşımıza çıkmaya aday oldu. Sosyal Medyayı küçümseme asosyal olma.






Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir