SOYKIRIM SİCİLLERİ-1

Batı’nın adaleti, bu kadar tecelli ediyor işte:

Uluslararası La Haye Adalet Divanı, geçen hafta, Sırbistan’ın 1992-1996 Bosna Savaşı sırasında, “Soykırım suçu işlemediğine” hükmederek, Sırbistan’ı, Bosna’da akıtılan kanlardan bir anda temizleyiverdi.

Hay sizin “adalet”inize…

Fazla söze gerek yok. Tavır belli… Bosna’da ölen 250 binden fazla sivilin çoğunluğu Müslüman’dı. Bunları kim öldürdü? Sözümona Bosna’da, 1992’de Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilân eden Bosna-Hersek’i tanımayan Bosnalı Sırplar! Peki bir tarafı Hırvatistan, Bosnalı Hırvatlar ve Bosna Müslümanlarının elindeki topraklarla, öteki tarafı da Sırbistan ile çevrili olan Bosnalı Sırplar, Bosnalı Müslümanlara ve Hırvatlara saldırmak için gerekli silah, malzeme ve cesareti nereden buldu? Denize çıkışı olmayan toprakları elinde bulunduran ve Sırbistan olmasa, karadaki bir adacığa hapsolmuş durumda bulunan Bosnalı Sırplar, Bosnalı Müslümanları katletmek için El-Kaide’den yardım alacak değil ya (!)

Bosna’da savaşın sona ermesinin (Dayton Anlaşması) üzerinden onbir yıl geçti. Batılı askerî güçlerin Bosna’nın her yerinde konuşlanmasına rağmen, bugün hâlâ yakalanamamış bulunan Bosnalı Sırpların siyasî lideri ve ideologu durumundaki Radovan Karaciç ile Srebrenitsa Katliâmı’nın emrini bizzat verdiği bilinen Bosnalı Sırp General Mladiç, ortalıkta elini kolunu sallayıp gezerken, Sırbistan, “soykırımdan sorumlu değil” ha! Külâhıma anlat!

Sırbistan’ın komünist dönem artığı, faşistleşmiş diktatörü Miloşeviç’in, yakalanıp aynı sözümona adalet divanında yargılanırken, şüpheli şekilde hücresinde ölü bulunmasıyla, sanki Bosna ve Kosova sorunları, bir anda kökünden halledilivermiş gibi, Sırbistan, “süte batırılmış ak kaşık” yapılacak! Belki de Avrupa Birliği’ne alacaklar on yıl sonra, onun hazırlığıdır bu…

Bosnalı Müslümanları katleden Sırp silahlarının menşeinin çoğunluğunun Alman ve Rus yapımı olduğu biliniyor. Bu da katliâmların gerçek sorumlularına ilişkin bir ipucu veriyor sanırım.

Esasen, yirminci yüzyıl sonu yükselen yeni faşizm dalgasının bu tip soykırımları –İkinci Dünya Savaşı öncesine dönüş yapar gibi- ortaya çıkarması kaçınılmazdı. Bosnalı Sırplar ve Hırvatlar ile Hırvatistan ve Sırbistan’da, o dönemde diktatoryal yönetimler ve faşizmin hâkim olmadığını kim iddia edebilir? Bunların ırkçı-faşist kafaları, elbette ilk önce (kendi ırklarından olduğu halde, Türkleşmiş addettikleri) Bosnalı Müslümanları çevrelerinden temizlemekle işe başlayacaktı ve öyle de yaptılar. Faşizm, “soykırım”sız yapamaz!

Gelgelelim, tarihinde faşizmin “f”sinden habersiz yaşamış Türkler, Ermenilere “soykırım” yapmakla, onları planlı şekilde ortadan kaldırmakla suçlanıyor, bundan 90 yıl önce yaşanmış müphem olaylar gerekçe gösterilerek. Yirminci ve yirmibirinci yüzyılda faşizme ve ırkçılığa en çok kurban vermiş Türkler ve Müslümanlar, “vur abalıya” cinsinden, hâlâ günah keçisi yapılmaya çalışılıyor. Papa bilmemkaçıncı Benediktus da, bıyık altından gülüyor. Geçmişinde Nazi kimliği, Nazi işbirlikçiliği bulunan Ratzinger Hazretleri… Bak sen şu tesadüfe…

Soykırım sicilleri ve Ermeni Meselesi üzerine değinmeler devam edecek. Hesap, burada bitmedi, bitmeyecek. Dünya, bu soysuzlara kalmadı…

8 Mart 2007

http://www.iksyayinlari.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir