SÖZDE DEĞİL, ÖZDE CUMHURBAŞKANI

Geçtiğimiz hafta sonu, ülkemiz iki önemli olaya şahit oldu. İkisi de Ankara’da sergilenen bu olaylardan birincisi, Cumartesi günü düzenlenen miting. ADD öncülüğünde organize edilen miting, yüzlerce sivil toplum kuruluşu ve örgütün katılımıyla gerçekleşti.

Aylar öncesinde başlayan medya kampanyasına ve örtülü-örtüsüz maddi desteklere rağmen, Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen kalabalıkları gördük. Mitinge katılımı arttırmak için çok sayıda otobüs kiralanmış, hatta bazı üniversitelerde sınavlar bile ertelenmişti. Sevindirici olan şuydu ki, insanlar tepkilerini açıkça ifade ettiler ve toplum bunu olgunluk içinde izledi. Herhangi bir tatsızlık yaşanmadı ve provokasyonlara fırsat verilmedi.

Bu, Türkiye’nin geldiği nokta açısından ümit verici . İnsanımızın aslında ne kadar sağduyulu olduğunu ve ülkemizde korkulacak bir durum olmadığını, hep birlikte dünyaya gösterdik.
Öte yandan ertesi gün, yani Pazar günü Kocatepe Camiinde başka bir manzara vardı. Sessiz sedasız Özal’ı anmak üzere toplanan on binlerce insan tüm Türkiye’ye önemli bir mesaj veriyordu.

Bir gün içinde kendiliğinden Kocatepe’ye toplanan muhteşem kalabalık, halkın nasıl bir cumhurbaşkanı istediğini çok iyi açıklıyordu.
Türkiye’nin nasıl bir cumhurbaşkanına ihtiyacı var? “Sözde değil, özde cumhurbaşkanı” lazım bu memlekete. Zira cumhur, yani halk kendinden olan bir başkan istiyor. Bunun ispatı ise, geçen Pazar günü Turgut Özal için düzenlenen mevlit merasimi. Zira Özal’dan önce ve sonra gelen cumhurbaşkanlarının hiç biri bu derecede halkın sevgisini kazanmamıştı.

İnsanlar, ancak ve ancak kendi hislerine tercüman olan liderlerin peşinden giderler. Kendileri gibi düşünmeyen ve samimiyetinden şüphe ettikleri insanlar tarafından temsil edilmekten ise asla ve asla hoşlanmazlar. Nitekim Saddam Hüseyin eğer halkı ile barışık olsaydı, Irak bu kadar kolayca ABD’nin pençesine düşmezdi. Denize düşen bir ülkenin insanları yılana sarılmış ve şimdi kendilerini yılanın pençesinden kurtarmaya çalışıyorlar.
İnsanlık tarihi, gerçek liderlerin hangi şartlarda ortaya çıktığını gösteren örneklerle doludur.

Mesela Hindistan halkı, uzun müddet sömürgeci süper güç İngiltere’yi topraklarından çıkarmanın mümkün olmayacağına inanmıştı. Ama halkın içinden bir lider ortaya çıktı ve onların yanıldığını kanıtladı.Gandi pek çok güçlükle karşılaştı ama her şeye rağmen yılmadı. Ve sonunda halkıyla birlikte inandığını gerçekleştirdi. Çünkü davasına inanmıştı ve halkını yanına almasını başarmış bir liderdi.

Çanakkale’de Mehmetçik’in yedi düvele karşı koymasını sağlayan da inanç birliğiydi. Karşısında inanmış bir halk olmasaydı, Mustafa Kemal “Ben size savaşmayı değil,ölmeyi emrediyorum” diyebilir miydi? Bu inanç olmadan İstiklal Savaşı başarılabilir miydi?…Sadece savaşlarda değil, modern yönetim anlayışlarında da liderlerin başarısı inanç ve hedef birliği ile mümkün olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir