SU KUŞU

Karanlığa küfredeceğine kalk da bir mum yak…

Siz hiç ‘Su Kuşu’ olabilir misiniz?…
Kahramanın birine ait şu söz: “Benim halim su kuşuna benzer; O su kuşu ki dilerse dalar, dilerse su yüzünde durur.”

Her türlü baskı, haksızlık karşısında, ya da olumsuz şartlarda kendini telef ve israf etmeden, muhafaza edebilmek mi su kuşu olmak?…

Yasaklı olursunuz, haklarınız elinizden alınır, hatta zindanlara sürülürsünüz, her şeye rağmen bir kırılmaya uğramadan, zaaflara düşmeden, sırf talan olsun için, ya da talana uygun ortam için, sis salınıp, karanlıklar yoğunlaştırıldığında, siz hala siz olarak, dimdik ayakta kendinizi muhafaza ve misyonunuzun ağırlığında, mevziinizi koruyorsanız, siz de bir su kuşusunuz demektir.

Şartlara göre bazen suyun altında, bazen de suyun üstünde aynı ruh halinde vaziyet edebilirsiniz demektir. Önemli olan çadırdayken ya da saray da aynı edayı taşıyabilmek…

Evet, taammüden şartlar zorlanıyor… Çember daraltılıyor, haksızlık, zulüm, karanlık bir ortam yaratılıyor ve eliniz kolunuz bağlıyken manevi değerlerinizle dalga geçiliyor, hafife alınıyor ve tahkir ediliyorsunuz.

Ama unutmayın siz bir su kuşusunuz… Konfiçyus un o güzel sözünde olduğu gibi, karanlığa küfredeceğinize, kalkıp bir mum yakmanız gerekiyor…

Karanlık… Siyahlık… Siyahların en güzeli, gözbebeğinin siyahıdır. Hadeka, gözbebeği…
Hadika, etrafı duvarla çevirili bahçe…

İmar etmeniz gereken bir bahçeniz var, ya da imar etmekte geç kaldığınız bir bahçe… Hayatın tamamı sanki hep geç kalınmışlıklar!..

Her boyutta, her anlamda zor bir zaman dilimindeyiz. Hiç bilmediğimiz, beklemediğimiz bir anda gelecek bir deprem korkusu kazınıyor bilinçlerimize, sonra bir de sınırlarınızın öte yanında bitmek bilmeyen bir kan ve barut kokusu. Savaş, zulüm ve işkence… Allah’ın lütfü da kahrı da hiç beklemediğimiz bir anda geliveriyor. Tarih boyunca da böyle olmuştur. Zaman zarfında şartlar oluşur, oluşur ve hiç beklenmedik bir anda zuhur eder.

Gerçekle sanal şartların birbirinden çok farklı olduğu bir yerde durumu kurtarmak, idare-i maslahat için, demokrasi hapı yutturula, yutturula artık bağışıklık yapmış tesiri azalmıştır. Demokrasi hapı öyledir ki, topluma yutturulduğu zaman, gaz bombası atılmış gibi sanal bir rahatlama sağlanır, şartlar herkes için eşitmiş gibi bir duygu verir, böylece millet kendini iyi hissederdi.

Görülen o ki, bu hap tüm çevreler için artık tesirini yitirmekte, artık işe yaramamaktadır…

Demokrasi götürüyorum diye, durup durup coşan bu haçlı istilası, bir süredir yutturulan demokrasi masalını artık anlamsız, işlevsiz ve geçersiz kılmaktadır. Bu gün artık Amerika nın kendi halkı bile demokrasi adı altında yapılan zulüm ve işkenceye karşı çıkmaktadır.

Kim bir haksızlık yapmışsa, er geç karşılığını görecek, yaptığının faturasını ödeyecektir. Bu ilahi düstur tecelli etmiş ve edecektir… Hakkınızı aradığınızda ya da size uygulanan muameleye daha binde bir bile değil misillemeye kalktığınızda terörist ilan edildiğiniz bu dünyada, tarih tekerrür edecek ve kimseye kalmayacaktır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir