SURİYE’DE NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

Suriye’yi sırf kebapları için fethetmeye değer diyor bir
arkadaşım. Halid-i Bağdadi hazretlerine ev sahipliği yapan bu topraklara ayrı
bir itina göstermeli diye düşünüyorum. Bir tarafta kebaplar diğer tarafta başka bambaşka bir lezzet kapısı. Şemseddin-i Sivası boşuna “Padişahlar şu içimizdeki lezzeti bir bilselerde almak için bize savaş açarlardı” dememiş.

Bölgeye daha bir aşina olmak için arayışa giriyorum.

Ülkemizin Ortadoğuyu ilk elden tanıyan en önemli muharriri Turan
Kışlakçı’nın Arap Baharı kitabı Suriye’yi anlamamıza bir ufuk turu teşkil etse
de bölgedeki gelişmeleri salt Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bakış açısı
ile değerlendirmek yanlış olacaktır.

Türkiye’nin kendisini birden bire Suriye meselesinin
içerisinde tüm örümcek ağlarına dolanmış olarak bulması hayra alamet değildir.

Savaşın tarafı olmak stratejik açıdan kimsenin istemeyeceği
bir şeydir. Biz ise duygu seli içerisinde kendimizi ağlayan ve ağlaşanlarla
kucak kucağa sarmaş dolaş bulduk.

Taziye evinde ağıt yakan rolünü nasıl giydiğimizi anlamamız
uzun sürmedi Allah’tan.

Bölgesinde değil sadece sınırları ülkeleri de kaldırıp tek
bir vücut olma yolunda yürüme baharı estirmesi istenen Türkiye bu manada kürde
al istediğin ne ise devlet olarak biz yapalım derken bölge halklarına da
benzeri bir söylemi düşündürür oldu.

Türkiye devlet olarak herkesin devleti olacak. Bu algı ve anlayışın
beklentisi ne tür neticeler verir bunu zaman gösterecek.

Lakin coğrafyasının tek hakimi olması kaçınılmaz bir devlet
olarak tarihin, himmetin ve konjonktörün sunduğu fırsatları da suhuletle çok
iyi değerlendirmeli.

Esed rejimini yıkma istemini dillendirirken bu üslubun çok
sıhhatli bir yaklaşım olmadığını anlamalıdır.

Zira Türkiye yıkmaya değil yapmaya oynamalı, Suriye’de
yetim, yatalak, diyalize mahkum, süt emdiği anasını kaybetmiş, kötürüm,
engelli, down sendromlu insanlara kucak açtığını göstermeli, onların derdine
derman olmalıdır.

Bu civanmertlik tüm gönülleri feth etmede ülkemize çok özel
kapılar açacaktır.

Yoksa Suriye Hava Kuvvetleri’nin tüm uçaklarını havaalanında
topyekün ateşe vermek bir uçak parasından çok daha az maliyetle
gerçekleştirilebilecek bir operasyon olsa gerektir.

MİT Müsteşarlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın masasında
böylesi komplo içerir dosyalar olmamakla birlikte devletler oyununun gereği ne
ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığı’ndaki Türkiye Cumhuriyeti Devleti gereğini
yapabilecek esneklik ve kabiliyettedir.

Yazıyı okuyanlar şimdi biz Suriye’de kimin yanında
durmalıyız sorusuna şu cevabı verelim. Namazda imam değilsek cemaatle aynı
safta duralım. Kimin yanında durduğunuzun ne önemi var o zaman?…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir