TARİHE ÖZGÜRLÜK!

Çok değil, daha 2005 yılında, Fransa`daki tarihçiler, içlerinde Fransa Parlamentosu`nun kabul ettiği Ocak 2001 tarihli “Ermeni Soykırımı” yasasının da bulunduğu bazı yasaların, tarih bilimine siyasî olarak müdahale ettiğini belirterek isyan ettiler ve bir bildiri yayınlayarak bu yasaların derhal iptal edilmesini istediler. Tarihçilerin bu talebine, Aralık 2005 itibariyle 18 bin kişi destek vermişti.

Bu bildirinin Radikal Gazetesi`nde yayınlanan kısa özetini, dikkatinize sunuyorum. Zira, tarihi, güncelliğe, günümüzün siyasî ve sığ yaklaşımlarına kurban etmenin ne kadar yanlış ve bindiğimiz dalı kesen bir yaklaşım olduğunun iyice anlaşılmasını ve bu meselenin ehil ellere bırakılması şartının ne kadar lüzumlu bir şey olduğunun bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.

“Tarihe Özgürlük” bildirisi: TARİH, GÜNCELİN KÖLESİ DEĞİLDİR!

Tarihî gerçeğin yasayla açıklanamayacağını belirten bildiri şöyle:

“Tarih ne din ne ahlâktır. Güncelin kölesi değildir. Özellikle de hukukî bir özne değildir. Tarihçi, hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağa saygı göstermez ve hiçbir tabu tanımaz. Yasa koyucu ise, bu kuralları ihlal edip tarihçi özgürlüğünü kısıtlamakta ve yaptırım tehdidiyle tarihçiye neyi araştırması ve bulması gerektiğini söylemektedir. Daha kötüsü, hukuka resmî tarih yerleştirip silahlı kuvvetlerin de tarihçilerin aleyhine dönmesine yol açmaktır. Tarih hafıza değildir. Tarihçi, anıları toplar, onları birbirleriyle ve belgelerle karşılaştırır ve olguları oluşturur. Özgür bir devlette, ne parlamento ne de adlî makamlar gerçek tarihi tanımlayamaz. Demokratik rejime yakışmayan bu yasaların kalkmasını istiyoruz.” (Le Figaro)

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=173128 , 17 Aralık 2005

Sonra ne oldu bilmiyorum ama Batılı parlamentoların çok matah bir halt ediyorlarmış gibi (gerçekte iğrenç bir oy avcılığından ve siyasî rüşvetten başka bir şey değil) ikide bir “1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçekleştirilen Ermeni Soykırım tasarısı” diye karar kabul etmeleri ve Türkiye’ye gerekli gereksiz sopa sallamaları konusunda onlara verilebilecek en iyi cevap ve şamarın, tarihçilerin yukarıda metnini verdiğim bu bildirisi olduğu kesin. Her şeyden önce, bu paraya doymaz parlamenterler, kendilerine Ermeni sıfatını yakıştıran bir takım çevrelerin intikamcılığı ve parası ile tarihe müdahale edilemeyeceğini anlamak zorundadırlar. Tarihi parlamenterler de, yazarlar da, önüne gelen herkes de, yapmadı, yazmadı! Tarih, analitik metodları kullanan, belgeye dayalı, karşılaştırmalı bir bilim dalıdır.

ABD’NİN KATLİÂM VE SOYKIRIM SUÇLARININ FOTOĞRAFLI BELGELERİ

Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanında meydana gelmiş olaylar soykırım ise ve siz buna o emperyalist burnunuzu sokuyorsanız, önce kendi evinizdeki lağım deliklerine baksanız daha iyi değil mi? Bir bakın bakalım, sizin ülkenizdeki Kızılderililer hangi vahşi metodlarla, kasıtlı olarak çiçek ve kolera hastalık mikropları bulaştırılarak yok edilmişler, kaç milyon Kızılderili ölmüş sizin yüzünüzden, yok edilmiş?

Alın bakın işte size 1890 Wounded Knee Katliâmı! Burada sizin beyaz ırkçılığınıza direnen son Kızılderili topluluğu, artık teslim oldukları halde ve çoluk çocuk oradan oraya sürülürken, bir gün askerlerinizin canı sıkıldı ve hepsini kurşuna dizip bir çukura atıverdiniz. Bu da fotoğrafı işte!

O çukura gömülenler, çöp değil, insan! İnsan yerine konulmayan, o toprakların yerlileri…

Alın bakın, Dixie eyaletlerinizde, beyaz ırkçılığınızın kurbanı olan, bir ağaca bağlanıp korkunç biçimde yakılan veya sorgusuz sualsiz asılarak öldürülen Ku Klux Klan vahşetine kurban gitmiş zavallı masum siyahlar… Sırf bunların sayısı, 5 bine yakın.

Bakın bu asılan siyah çocuk, daha 16 yaşında! Hiçbir suçu yok. Tek suçu siyah olmak. Nasıl da iğrenç bir zevkle fotoğraf çektiriyorlar. İnsan mı bunlar, yoksa Amerikalı mı?.. Çocuğun idam tarihi 3 Ağustos 1920. Yer: Teksas. (Kaynaklar: Wikipedia)

Öyle değil mi Nensi Hanım? -Nancy Pelosi, iğrenç siyasî rüşvetçi çirkin Amerikan politikacısı-

“Elimizde o dönem (1915) Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapan Amerikalı yetkililerin raporları var” diyor, hayatında bir kez bile Osmanlı arşivlerinden çıkmış bir belge görmemiş bu sonradan görme politikacı… Onun için mi Amerikalı araştırmacılarınız Sultanahmet’deki Osmanlı arşivlerinden çıkmıyor? Niye onlara sormuyorsun, “ne buldunuz orada” diye?

Bu Nensi’nin derdi, tarihte nelerin olduğunu, ne gibi olayların yaşandığını öğrenmek olsaydı, sorardı. Soramaz, çünkü o zaman tarafsız olmak ve bilime saygılı davranmak zorunda kalacaktı.

13 Ekim 2007

iks Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir