TEHLİKELİ İLİŞKİLER

Muhtemelen, bugün Abdullah Gül, cumhurbaşkanı seçilmiş olacak. Bu, Türkiye’nin zorla içine sokulduğu yeni ve tehlikeli bir dönemecin başlangıcıdır. 30 Ağustos’u da bekleyelim, görelim. 1 Eylül’den itibaren, yeni bir vesayetçi müdahale (gizli veya açık) kapıda. Zira, artık borsa düşüyor numaraları tutmuyor ve herkesin karnı, böyle devlet adamlarına yakışmayan ucuz numaralara doydu. 21 Ekim 1961 Protokolü’nü anlatan yazım, bu meseleye iyi bir tarihî örnektir. Dolayısıyla, neyin karşısında olduğumuzu, iyi tahliller yapmadan, kendilerine yalan-yanlış bilgilerle birlikte beş para etmez akıllarını da satan danışmanlarla hareket eden devlet adamı pozisyonunun tespitini, aman, iyi yapalım. Devlet, danışmanlarla yönetilmez.

Bu arada, referandum süreci işlemeye başladığı gerekçesiyle, cumhurbaşkanlığı seçiminin iptali için dava açıldığı haberleri de önemli bir gelişme. Bu girişim, arkasında her ne olursa olsun, desteklenmeli… Zira, hukukun, birilerinin yararına delinmesine izin vermek gibi bir lüksümüz yok.

Cumhurbaşkanlığı seçimine itiraz ettiğim, ancak bir türlü göndermeye fırsat bulamadığım yazımı da böylece sunuyorum:

***

İnsanı zorla, Emin Çölaşan gibi yazdırıyorlar: Bu AKP’nin tutarlı bir tarafı kaldı mı yahu? Sen hem seçimden önce, Teskere’ye “hayır” diyen, sakallı, bıyıklı, radikal diye damgaladığın insanların milletvekilliğinin önünü tıka, hanımı başörtülü olanların sayısını azalt, askerî-bürokratik vesayetçiler ile gizli buluşmalar yapıp taahhütlerde bulunduğu imâlarını dillendir, seçim kampanyası sırasında “uzlaşma sözleri” ver, seçim gecesi, “Bize oy vermeyenlerin de mesajını anlıyoruz” muhteşem açılımını yap, hem de seçimden sonra yeniden bu anlamsız kavgaya kaldığın yerden, aynen devam et! Neymiş, yüzde 46.6 çoğunlukla, milletten vize almışlar!

Millet size yüzde 46.6 çoğunlukla oy verdiyse, ekonomik krizden, işsizlikten, yoksulluktan, borç batağına düşmekten korktuğu, iktidarda kendisine benzeyen, kendisine yakın hissettiği, inançları doğru düzgün birilerini -sizin gerçekten böyle olduğunuzdan kuşkulu olmakla birlikte- görmek istediği için, biraz da Avrupa Birliği’ne girersek bir şeyler kazanacağını umduğundan oy verdi. “İlle de Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirin” diye değil. Hem, siz yüzde 46.6 çoğunlukla, geçen dönem yakaladığınız 366 milletvekili çoğunluğunu yakalayamadınız ve MHP’nin Meclis’e girmesine izin vererek, ezici Meclis çoğunluğunuzu da yitirdiniz. Bu da mı başarı?

Unutmayın, siz, Irak’ta ABD’nin müttefiki olmayı, dünü bugünü düşünmeden, Türkmenleri açık bir tehlikenin içine atmaktan çekinmeden ve onları umursamadan, çok ama çok istediniz. Sizler, Kıbrıs’ta faşist EOKA’cıların yeniden Türklerin üzerine çullanmasına sebep oldunuz, Kıbrıslı Türkleri yeniden tehlikenin içine sürüklediniz ve sözümona “çözüm”ün iyice kördüğüm olmasına sebep oldunuz. Avrupa Birliği’ne giriş için gereğinden fazla hevesli görünerek, Avrupa faşist sağının yükselişine ve Avrupa’daki Türklerin ırkçı tehlike çemberi içine bir adım daha girmesine sebep oldunuz.

Şimdi de kalkmış, bütün bu başarıların (!) altında imzası olan “hariciyeci”nizi, Çankaya’ya kendi tek adayınız olarak çıkarmak istiyorsunuz. Peki, neden bu ısrar?

Abdullah Gül, kişisel olarak, cumhurbaşkanlığı yapmak için uygun bir isim olabilir de, olmayabilir de… Mesele, kişisel değildir.

Meselenin öncelikle etik taraflarını ortaya koymak lâzımdır:

1- Neden cumhurbaşkanını halka seçtirme yolu bu kadar açık iken, bu fırsatı kullanmıyor ve yine belki de yüzde 80 ezici oy çoğunluğu ile kendi adayınızı Çankaya’ya çıkarma yolunu tercih etmiyorsunuz? Böyle bir sonuç karşısında, kim, ne diyebilir?

Yok, siz, anlamsız bir acele içindesiniz ve bunun sebebini, size oy verenler bile anlamıyor. Şunun şurasında, referanduma iki ay (21 Ekim) var. Abdullah Gül, adaylığını ondan sonra koyamaz mı, koyar. Milletin iradesiyle, kim en çok oy almışsa, o, itirazsız şekilde cumhurbaşkanı olur mu, olur! E, o zaman bu acele niye? Hangi yangından, kimin malını kaçırıyorsunuz?

2- Cumhurbaşkanını siz kendi bildiğiniz şekilde seçecekseniz, ne diye bu 21 Ekim Referandumu’nu gerçekleştiriyorsunuz? Yazık değil mi milletin parasına? Bu referandumun maliyeti, bizim vergilerimizden karşılanmıyor mu? Bunun hesabını kim verecek?

Neymiş, beş yıl (belki de yedi yıl) sonra millet, cumhurbaşkanını kendisi doğrudan seçebilecekmiş. Beş yıl sonra! Kalsın, ben “hemen şimdi” istiyorum.

Bu beş yıl zarfında ne olacak? Abdullah Bey’in yerleştiği Çankaya sırtlarından, artık o cemaati indirmek mümkün olmayacak.

Çünkü bu cemaat, kendisini öteki cemaatlerden çok daha fazla entelektüel, çok daha fazla okumuş ve bilmiş, çok daha fazla rejimle ve sistemle uyumlu ilân etmiş durumda da ondan! AKP, boşuna, cemaatin her kesimi tarafından tam anlamıyla desteklenmedi ki… Önceki seçimlerde her partiye hemen hemen eşit mesafede durdukları halde, neden bu seçimde tamamen AKP’yi desteklediler?

Öteki cemaatlerin buna ne tepki vereceğini, zamanla göreceğiz.

Hâmiş:

Buradaki sözümona kurnaz hesabı fâş etmek lâzım: DTP Meclis’e girince, CHP ve MHP’nin seçimi boykot etmesi durumunda hemen her yönüyle, AKP’nin, DTP’nin şantajlarına açık olmasına MHP’nin razı gelmeyeceğini “çak”tıklarından, MHP’nin daha baştan, devleti koruyucu tavır takınacağını, çok çok iyi biliyorlardı. MHP’nin son Türk devletini asla böyle bir şantaja mahkûm etmeyeceği, çok açıktı zaten. “Solcuysan CHP’ye, sağcıysan MHP’ye oy ver” gibi olmayacak duaya âmin diyen Emin Çölaşan’ın anlayamadığı şey, buydu. Bu tip bir siyasî angajmana girmesi her ne kadar hatalı ise de, Emin Çölaşan’ın çalıştığı gazeteden, sırf AKP’ye yaranma uğruna çıkartılması, hiç hoş ve ahlâklı bir davranış değildir. Gazete yönetiminin siyaseten açık baskıya mâruz kaldığı ortadadır ve bugün bu eleştirilere tahammül edemeyenlerin ne kadar “demokrat” olduklarını da göstermektedir. Eleştiride bulunan, bunu demokrasi uğruna yapmasa bile bu tip bir tepki, zorla demokrasi dışı müdahaleleri, haklı çıkarmaktadır. Gün geldiğinde, “Ne haliniz varsa görün” denecektir.

28 Ağustos 2007

iks Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir