“Tek tip”leşme ile bir yere varılmaz

Tek tipleşme ile bir yere varılamayacağını komünizmin çöküşü ile anladık.. Rap rap yürüyüşler, ulusal nutuklar ve içi boş gösterilerle halkı bir yere kadar kandırdılar. Ama iletişimin yaygınlaşması sonucunda mızrak çuvala sığmaz hale geldi ve çıplak gerçekler gün gibi ortaya çıktı. Doğu Almanya, elli yılda dünyanın en yoksul ülkelerinden biri haline düşürüldükten sonra Rusya tarafından Batı Almanya’ya satıldı. Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Polonya gibi Varşova Paktı üyeleri, Rusya’dan kurtulduktan sonra kendi ayaklarının üzerinde durmaya başladılar. Bir zamanlar insanların karın tokluğuna çalıştığı bu ülkeler hızla kalkındılar ve dünya ile entegrasyona girdiler. Eski Sovyet cumhuriyetleri de prangadan kurtulunca kısa zamanda kalkınmayı başardılar. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve komünist ideolojinin iflasından sonra işsiz kalan bir kısım eski tüfek Türk solcular, şimdi kendilerine yeni bir meşgale buldular: Ulusalcılık.. Nietzsche diyor ki: “Bir genci bozmanın yolu, ona değişik düşünenleri değil, hep bir örnek düşünenleri saygın görmeyi öğretmektir.” Ve bir ülkeye yapılacak en büyük kötülük de budur. Her türlü yeniliğin, gelişmenin ve kalkınmanın karşısına “ulusalcılık” bayrağı ile çıkan bu güruh, bir kısım saf vatandaşı da komplo teorileri ile yanlarına çekmeye çalışıyor. Ne yazık ki “bayrak” gibi kutsal bir değeri bile buna alet etmeyi başarıyorlar zaman zaman. Oysa bayrak kutsaldır ve kutsalı olmayan bu tür insanların eline hiç yakışmamaktadır. Yürüyüşlerle ve her yere dev bayraklar asarak toplumu germeye, hatta bölmeye çalışmaktadırlar. Halbuki bayrak birleştiricidir, bölücü amaçlar için kullanılamaz. Bu ülkede, suç işlemeyi meslek haline getirmiş olanlar dışında, hiç kimse bayrak düşmanı değildir, olamaz zaten. O halde bayrağı kime karşı kullanıyoruz? Asıl bayrak sevgisi, ülkenin kalkınması ve vatandaşların müreffeh bir hayat sürmesi ile sergilenmelidir. Şimdiki Çin yöneticileri Mao dönemindekilerden daha az mı vatanseverdirler? O zamanlar sadece milli gururu okşayan gösteriler yapılıyordu. Şimdi ise Çin halkının refah seviyesi hızla ileri gitmekte ve dünyanın her tarafında “Made in China” ürünler satılmaktadır. İşte gerçek milliyetçilik böyle ispatlanır.
ABD’de 3.000 üniversite var. Ama bunların sadece 50 kadarında çok kaliteli eğitim verilmektedir. Bunlar, dünyanın en gelişmiş beyinlerini cezbetmekte ve dünya bilimine yön vermektedir. ABD, tek tipleşerek değil, elitist davranarak her alanda öncü olabilmeyi başarmıştır. İlgi ve yeteneklere göre davrandığınız ve onlara uygun imkanlar sağladığınız ölçüde ilerleme sağlayabilirsiniz. Ticarette ve reklamcılıkta da geçerli olan bir kural vardır: Aynileşerek değil, farklılaşarak değer kazanabilirisiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir