Telekom Dosyası

IMF’nin yayınladığı World Economic Outlook raporuna göre 2004 yılında yüzde 5 oranında büyüyerek son 30 yılın en parlak dönemini yaşayan dünya ekonomisinin 2005’te yüzde 4.3 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

Öngörülen o ki, bir önceki yıla göre büyümesi bir miktar yavaşlasa da dünya ekonomisi 2005’i de iyi bir performansla kapatacak. 2003 yılında yüzde 5.9, 2004’te yüzde 8.5 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin de 2005’te yüzde 5 oranı ile büyüme eğilimini sürdüreceği öngörülüyor.

IDC, 2000-2005 arasında dünya telekomünikasyon pazarının özellikle mobil ve katma değerli hizmetlerin etkisiyle yüzde 8.4 oranında büyüyeceğini ve pazar hacminin 2005’te 1.5 trilyon dolar seviyesine ulaşacağını tahmin etmekte. Türkiye telekomünikasyon pazarının ise aynı dönemde yüzde 9 oranı ile dünya ortalamasının üzerinde büyüyeceği ve 2005 yılında 10.5 milyar dolarlık bir hacme ulaşacağı öngörülmekte.

Avrupa ve Amerika’daki eğilimlere baktığımız zaman, internet teknolojileriyle beraber medya araçlarının artık evlere kadar girdiği görülüyor. Eğilimler IP temelli telekom servislerini destekleyen merkezi bir yapılanmaya doğru gidiyor.

TT ve önde gelen adaylar

Türkiye’deki telekomünikasyon pazarında yerleşik operatör olan ve özelleştirilmesi için adayların her geen gün netleştiği Türk Telekom’un Haziran 2004 itibariyle 19 milyon abonesi var. Telecom Italia Mobile gibi Avea’nın yüzde 40 hissesine sahip. Şirketin 21 milyon karasal hat kapasitesi var.

Türk Telekom’un özelleştirilmesinde gelinen noktada önde gelen firmalar şöyle: Oger Telecom, İspanyol Telefonica, Telecom Italia, Etisalat-Cetel Çalık Enerji-Dubai Bankası ortaklığı, Koç-Sabancı ve OYAK ortaklığı. Şu ana kadar 13 firma ön yeterlilik aşamasını geçti. 31 Mayıs bu konuda son tarih olarak belirlenmiş durumda.

Geçtiğimiz ayki gelişmeler arasında Oger Telecom’un Türk Telekom ihalesinde British Telecom (BT) Telconsult Ltd’yi ekibe dâhil etmesi de yer alıyordu. Böylece BT’nin uluslararası danışmanlık kolu BT Telconsult Ltd, Türk Telekom’un yüzde 55’inin blok satış yoluyla özelleştirilmesi için açılan ihalede destek vermek üzere Oger Telecom’la anlaşmaya vardı. BT Teleconsult adına Colin Brooks ve Oger Telecom adına Paul Doany konuyla ilgili açıklamalarda bulundular. Buna göre ilk aşamada, ihalenin operasyonel ve teknik boyutuna odaklanmak üzere oluşturulan ortak ekip, BT’nin sahip olduğu bütün deneyimi Türk Telekom’u dünya standardlarında geliştirip yönetmek için ihaleye taşıyacak.

Oger Telecom, tek katılımcı statüsünde ön yeterlilik almış olsa da, Özelleştirme İdaresi’ne, öngörülen süre dahilinde Ortak Girişim Grubu oluşturmak konusundaki niyetini açıkça ifade etti. Oluşturacağı konsorsiyuma katılacak diğer üyeleri de zaman içinde açıklayacağını duyurdu. Oger Telecom yetkilileri Türk Telekom konusunda başarısız olurlarsa Telsim’i satın almayı düşüneceklerini de belirtiyorlar.

Alternatif operatörler

Telekom sektöründeki durumu analiz eden ve kendi durumlarını anlatan Borusan Telekom Genel Müdürü Burak Gökmen, şirketlerin telekomünikasyonla ilgili her türlü gereksinimlerini karşılamak üzere faaliyetlerini sürdürdüklerini söylüyor ve “Geçtiğimiz yıl ürün ve hizmet portföyümüzü geliştirme yönünde önemli adımlar attık. Kasım ayından bu yana müşterilerimiz uluslararası ve şehirlerarası telefon görüşmelerini bizim aracılığımızla gerçekleştirebiliyorlar. Bu çerçevede hedefimizi, kurumsal İnternet hizmetlerindeki başarımızı, ses hizmetlerine de taşımak olarak belirledik. Kısa sürede 100’ü aşkın kuruluşun ses hizmetlerini bizden almaya başlaması, bu hedefe ulaşabileceğimizi gösteriyor.” diyor.

“İnternet üzerinden kesintili ve kalitesiz hizmet veren birçok operatörün aksine telefon görüşmelerini bize tahsis edilmiş karasal hatlar aracılığıyla taşıyoruz.” diyen Gökmen, “Tabii bu hatlar uydu bağlantılarıyla da yedekleniyor. Hizmetlerimizi farklılaştıran başka bir nokta ise haftanın 7 günü, 24 saat hizmet veren Çağrı Merkezimiz. Öte yandan online fatura gibi katma değerli hizmetler de sunuyoruz. Online Fatura ile müşterilerimiz gerçek zamanlı fatura bilgilerini arzu ettikleri kıstaslara göre görüntüleyebiliyorlar. Tarife Danışmanlığı hizmetimiz kapsamında ise müşterilerimizin telefon faturalarını inceleyerek ek bir ücret ödemeden kendilerine en uygun tarifeyi seçmelerini sağlıyoruz. Böylece müşterilerimiz telefon faturalarından önemli oranda tasarruf etme imkânı buluyorlar.” şeklinde açıklamada bulunuyor.

Doğan Telekom, C tipi hizmetleri sunuyor

Doğan Telekom adına açıklamalarda bulunan DOL Stratejik Planlama ve İş Geliştirme Direktörü Cem Erkun, UMTH lisansı alındıktan sonra firmada neler yapıldığını, ürün ve çözümlerin hangi takvim dâhilinde sunulacağını şöyle anlattı, “Doğan Telekom olarak A Tipi Uzak Mesafe Telekomünikasyon Hizmeti Lisansı aldık. Fakat ilk etapta, mevcut koşullar gereği, C tipi lisans hizmetleri veriyoruz. Gerekli ortamın sağlanmasıyla birlikte, hem bireylere hem de kurumlara, Türk Telekom’un verdiği bütün hizmetleri verebilir hale geleceğiz.”

Lisansı aldıktan sonra, verdikleri hizmetlerden bahseden Cem Erkun, “Hizmetleri kurumsal hizmetler, bireysel hizmetler ve toptan sunulan hizmetler olarak ayırabiliriz. Ses hizmeti verdiğimiz kurumsal ve bireysel müşterilerimize, web üzerinden güvenli bir şekilde anlık fatura ve konuşma bilgisi sorgulama hizmeti de veriyoruz. Kurumlar, VPN çözümlerimizle, şube, bölge ve depolarıyla görüşmelerini oldukça düşük maliyetlerle yapabiliyor. Doğan Telekom, ayrıca tüm müşterilerin MPLS güvenlik altyapısı ile haberleşmesi sayesinde ses güvenliğini de garanti altına alıyor.” dedi.

Bireysel alandaki avantajlarını anlatan Erkun, “Yurtdışından Türkiye’yi ve diğer ülkeleri aramaya yönelik AraKart Universal zaten piyasada. Türkiye’den şehirlerarası ve uluslararası aramalar yapmayı sağlayan AraKart International’ı da yakında piyasaya çıkaracağız. Bireylere yönelik diğer ürünümüz İnternet telefonu. Türkiye’den tüm dünyayı aramaya yarayan bu ürün, bilgisayar üzerine yüklenen bir yazılım aracılığıyla çalışıyor. Bu ürünümüz, özellikle geniş bant, hızlı İnternet erişimi olan kullanıcılarımızdan ilgi görüyor. Hazırlıklarını sürdürdüğümüz diğer hizmetlerimiz ise, dialer (kod çevirici) çözümleri ve toptan altyapı telekom hizmetleri.” dedi.

Serbest rekabet ortamı ile ilgili görüşlerini sorduğumuz DOL Stratejik Planlama ve İş Geliştirme Direktörü Cem Erkun, “Ülkemizde serbest rekabet ortamının bulunduğunu söylemek mümkün değil. Batılı anlamda serbest rekabet ve alternatif telekom servislerinin yerleşmesi zaman alacak. Öncelikli olarak sektördeki firmalar, rekabette eşitlik ilkesini gözetmelidir. Bunun için Telekomünikasyon Kurulu’nun gerekli düzenlemeleri yapacağına ve uygulayacağına inanıyoruz.” dedi. Erkun, Telekomünikasyon Kurumu ile ilgili düşüncelerini ise şöyle anlattı, “Telekomünikasyon Kurumu, UMTH lisansı almış firmalar ile Türk Telekom arasındaki pürüzleri giderme konusunda yeterince çaba göstermiyor. Kâğıt üzerinde 1 Ocak’ta özelleşeceği açıklanan sektörde, Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri lisansları almaya hak kazanan firmalar 17 Mayıs tarihinde duyuruldu. Fakat aslında teorik olarak tasarlanan özelleştirme bugüne kadar planlandığı ve arzulandığı ölçüde gerçekleştirilemedi. Bu alana yatırım yapmış olan ve hizmet vermek isteyen firmalar Türk Telekom ile gerekli anlaşmaları tam olarak sağlayamadılar. Yatırımlarının atıl duruma geçmemesi ve pazarı kaybetmemek adına bazı fedakârlıklarla çalışmaya başladılar. Telekomünikasyon Kurumu da duruma müdahale etmekte geç kalınca, sektör dinamikleri arzulandığı gibi çalışmaya başlayamadı.”

INKO “kıyasıya rekabet” bekliyor

INKO Genel Müdürü Hakan Koçer, “Türk Telekom’un özelleştirilmesini bekliyoruz.” diyor.
Telekom sektöründe gerçek anlamda liberalleşme için Türk Telekom’un özelleştirilmesi en öncelikli konumunda bulunduğunu belirten Koçer, “Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci’nin beyanına göre, Mayıs 2005 sonuna kadar özelleştirme tamamlanmış olacak ve kurumun yüzde 55’lik hissesi blok halinde satılacak. Yabancı yatırımcıların katılımına ilişkin sınırlamalar yasal düzenlemelerle tamamen kaldırıldı. Devlet, altın hissenin kapsamını da daralttı. Bu çerçevede bakarsak, Telekom’a daha fazla talep gelmesini beklediğimi söyleyebilirim. Bu özelleştirme sonrasında, bir türlü aktif şekilde faaliyete geçemeyen özel telekom şirketleri de piyasada kendilerini göstermeye başlayacak. Aksi takdirde sektörde kan kaybı hızlanarak sürecek. Yılbaşından bu yana çeşitli telekom şirketlerinden çıkarılan eleman sayısı 1200 civarında. Bunların 6 tanesi genel müdür pozisyonunda.” diyerek düşüncelerini açıklıyor.

Bu yıl, lisans almış operatörlerin tam anlamıyla faaliyete geçebileceklerini sanmadığını söyleyen Hakan Koçer, “Eğer Türk Telekom’un özelleştirilmesi senenin ilk yarısında gerçekleşir ve sonrasında da herhangi bir mahkeme süreci yaşanmazsa, senenin ikinci yarısında operatörler arasında kıyasıya bir rekabet yaşanacak. Bir yılı aşkın bir zamandır bu işe bilenen şirketler, önlerinin açılmasıyla pazara hızla girmek ve en büyük payı almak isteyeceklerdir. Önce faaliyete başlayamadığı için mağdur olan operatörler, bu defa da düşük kâr payları, yüksek operasyon maliyetleri sebebiyle mağdur olmaya, belki küçülmeye, belki farklı sektörlere yönelmeye devam edeceklerdir. Bunun neticesinde de sınırlı sayıda operatörün, katma değerli hizmetlere yönelerek ayakta kalmayı hedeflediği bir tablo ile karşılarız.” diyor.

Koçer sunulacak hizmetlerle ilgili düşüncelerini şöyle anlatıyor, “2005 yılında daha önce ismini çok duyduğumuz, ama bir türlü ciddi manada tanışamadığımız konuşma kartları ile yoğun bir şekilde tanışacağız. Muhtemelen, bu tanışma neticesinde, konuşma kartlarını alırken ve kullanırken nelere dikkat etmek gerektiği konusunda tecrübe kazanacağız. Öte yandan, GSM operatörleri için çok önemli bir gelir kaynağı olan ’Kısa Mesaj’ servisi sabit hat kullanıcıları tarafından da kullanılabilen bir hizmet haline gelecek. Ümit ediyoruz, bu servis Türk Telekom’un tekelinde bir servis olarak kalmaz ve UMTH işletmecilerinin de sunabildiği katma değerli hizmetlerden biri haline gelir. Uygun cep telefonlarının yaygınlaşması ile birlikte ’Bas-Konuş’ servisleri de 2005 yılına damgasını vuracak servisler arasında.”

Koç.net: Görev TK ve Rekabet Kurumu’nda

Koç.net Genel Müdür Vekili Mehmet Ali Akarca, 2005 yılında Türkiye’nin ciddi bir dönüşüm süreci geçirdiğini düşünüyor.

“Ülkemizde telekom sektörünün 2004 yılındaki en önemli beklentisi serbestleşmeydi.” diyen Mehmet Ali Akarca sözlerini şöyle sürdürüyor, “Ama beklendiğinin aksine tam liberalleşme gerçekleşemedi. Mobil piyasadaki önemli değişiklikler, yeni ses işletmecileri açısından serbestleşmenin ismen var ancak şeklen imkânsız olması ve düzenlemelerin gecikmesi, sektörde ilk ayların verimsiz geçmesini sağladı. Türk Telekom’un arabağlantı fiyatları konusunda izlediği politika, anlaşmaların gecikmeli olarak imzalanmasına yol açtı. Geciken bu imzalar da özel şirketlerin hizmet sunma sürecini erteledi. Birçok yeni firma ses hizmeti vermek üzere kuruldu ya da hizmetlerini genişletti. Ama hizmet vermeye başlama konusunda gecikme yaşamaları bu firmaları zor durumda bıraktı.”

Akarca, bir yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen serbestleşmenin gerçekleşmediğini söylüyor ve “Serbestleşmenin temel getirilerinden ülke olarak mahrum durumdayız. Şu anda Türkiye telekomünikasyon sektörünün öncelikli gündemi düzenlemelerin ve uygulamaların en kısa zamanda belirlenmesi ihtiyacıdır. Burada da Telekomünikasyon Kurumu (TK) ve Rekabet Kurumu’na büyük görev düşüyor. TK özellikle son dönemde üzerine düşen görevleri büyük bir titizlikle yerine getiriyor ve gerekli çalışmaları tamamlıyor, önümüzdeki dönemde de sektörün geleceğini belirleyici mercii olacak. Telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin kontrol mekanizması bir diğer önemli konu. Kullanıcının aldığı hizmetin standartlarını takip edecek merciinin ve bu konudaki yaptırımları uygulayacak kurumların belirlenmesi de daha iyi hizmet ve müşteri memnuniyeti için kaçınılmaz gözüküyor.” diye konuşuyor.

Sektörün öncelikli sorunları düzenlemelerin ve uygulamaların en kısa zamanda belirlenmesi olduğunu düşünen Mehmet Ali Akarca, “TK özellikle son dönemde üzerine düşen görevleri büyük bir titizlikle yerine getiriyor ve gerekli çalışmaları tamamlıyor. Bu konuların yanı sıra en önemli konu da kontrol mekanizması. Kullanıcının aldığı hizmetin standartlarını takip edecek merciinin ve bu konudaki yaptırımları uygulayacak kurumların belirlenmesi de daha iyi hizmet ve müşteri memnuniyeti için olmazsa olmazlar arasında.” Diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor, “2005 yılında Türkiye ciddi bir dönüşüm sürecine girdi. Bu sene ülkemizin gelişmeye açık sektörleri; bilişim ve telekomünikasyon olacak. Telekomünikasyonda serbestleşme yeni iş alanları yaratmakta, istihdamı artırmakta, bilgi toplumuna geçişi hızlandırmakta ve toplam olarak ekonominin büyümesini sağlamakta. Serbestleşmiş OECD ülkelerinde, özel sektör orta vadede yüzde 30 civarında pazar payı almıştır. Telekomünikasyon endüstrisi Avrupa’da yaklaşık 1.5 milyon insana iş sağlar noktaya gelmiştir. Verimli geçecek bir 2005, 2006’da ülke olarak meyvelerini toplayacağımız bir sektörel patlamayı sağlayacak.”

Mega Telekom yurtdışı tecrübesini taşıyor

1992 yılında Almanya’da yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan ve merkezi Düsseldorf’ta bulunan Mega Telekomünikasyon; Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Yunanistan, Polonya, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, İspanya ve İsviçre’de çalışmalarını sürdürüyor.

Şirket, Türkiye Proje Koordinatörü Ali Ünlü’den aldığımız bilgilere göre, Almanya’daki bağımsız lisanslı operatörler arasında, ulusal ve uluslararası telefon trafiği performansı ile ilk üç arasında yer alıyor. Avrupa’da telekomünikasyonun her alanında; mobil hizmetleriyle de uluslararası GSM operatörleri ile birlikte faaliyet gösteriyor. Aramadan aramaya, önseçimli, ulusal ve uluslararası telefon hizmetleri, arama kartı ve arama merkezi hizmetleri, çağrı merkezi hizmetleri, mobil hizmetler, uluslararası telefon trafiği taşıma hizmeti sunuyor.

Ali Ünlü hizmetlerle ilgili şu bilgileri veriyor, “Hizmet-ürün yelpazesi ve kendi ağına sahip olma avantajıyla, telekomünikasyon sektöründe serbestleşmeyi ve adil rekabeti zorlayan Mega; fiyatların makul düzeyde kalması ve yeni ürünlerin pazara sunulması yönünde uluslararası platformda kabul gören bir şirket. Ülkemizde B tipi UMTH lisansı alan ve yeni yatırımlar yapan Mega; 4 Aralık 2004 ve 19 Ocak 2005 tarihlerinde, İzmir Çiğli-Kipa ve Konak’ta ilk arama merkezlerini açtı. Mega Arama Merkezleri’nde; uluslararası ve şehirlerarası telefon görüşmeleri, faks, internet işlemleri gerçekleştirilebiliyor ve arama kartlarıyla, arama merkezleri dışında da ucuz görüşme yapabilme olanağından faydalanılabiliyor.”

2004 yılında taşıdıkları ses trafiğinin yaklaşık olarak 4 milyar dakika olduğunu söyleyen Ali Ünlü, “Mega’nın İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya, Avusturya, İsviçre, Polonya, Romanya ve Türkiye’de kendi ağı var. Taşıyıcıları ve yüzlerce POP noktası bulunan Mega International Carrier, dünyanın önde gelen trafik taşıyıcılarından biri durumunda. Faturalama sisteminde, her kullanıcı ve beklentiye özel bir kontrol arayüzü yapılabiliyor. Çağrı merkezi işletmeciliği konusunda dünyanın sayılı firmalarından olan Mega, ülkemizde de bu alandaki çalışmalarına yönelik yatırımlarını devam ettirmekte.” diyor.

E-teknoloji 2005 stratejisi: Call Shop franchise

E-teknoloji firmasını tanıtan Operasyon Yöneticisi Uygar Şekeralp, “Şirketimiz kuruluşu itibariyle sesli yanıt sistemleri ve çağrı merkezi hizmetleri gibi konularda bilgi birikimi, alt yapı yatırımı ve insan kaynağı ile sektörün içerisinde yer aldı. UMTH lisanslarının verileceğinin duyurulması üzerine yurtdışında taşıyıcı bağlantıları için hızlı bağlantılar kuruldu, önceden planlanan yatırımlar çerçevesinde merkez santral tamamlandı. Kısa süre içerisinde Call Shop ve diğer uzak mesafe telefon hizmetlerinin tanımlamaları yapılıp; pazarlama faaliyetlerinin icrası öncesinde hazırlıklar tamamlandı.” diyor.

“2005 yılında ağırlığımızı koymayı planladığımız alan Callshop’lar.” şeklinde konuşan Uygar Şekeralp, “E-Teknoloji’ye ait olan İstanbul’daki üç adet pilot Callshop’da olumlu sonuçlar alınması nedeniyle; bu alanda geliştirdiğimiz maliyet etkin çözümlerin pazarda yeni bir soluk olacağına ve giriş seviyesi sermaye ile bu alana yatırım yapmayı hedefleyen girişimcilere cazip geleceğine inanıyoruz. Bu alanda Türkiye geneline yayılması planlanan CallShopTR franchise modelimizle, girişimcilerin önemli rekabet avantajları elde edeceklerine inanıyoruz. 2005’te Türkiye genelinde asgari 50 CallShopTR Franchise’ı verilmesi hedefimiz. Internet üzerinden www.ozelhat.com adresinden hizmet veren bireysel çözümümüze bazı önemli katma değerler ve ödeme sistemleri eklenmesi gibi devam eden projelerimiz mevcut.” diyerek planlarını anlatıyor.

NetOne: “Tüm hizmetleri veriyoruz ama sektör kaosta”

NetOne Ürün Geliştirme Müdürü Emin Genç, B tipi lisansla pazara girdiklerini ancak lisans alımı ve serbestleşme başlangıcının eş zamanlı olmadığını söylüyor. “Arabağlantı anlaşması zor şartlarda ortaya çıktı. Türk Telekom (TT) ile birkaç firma anlaşınca diğerleri de sırayla anlaştılar.” diyen Emin Genç sözlerini şöyle sürdürüyor: “UMTH yönetmeliğine göre Türk Telekom’un maliyet esaslı fiyatlandırma yapması gerekiyordu. Bu olmuyorsa AB’deki fiyatlandırma esas alınmalıydı. Bunu TK’ya ilettik. Düzgün rekabet olmayacağını savunduk ve PSDN’den ara bağlantı çağrı başlatma ücreti 2 yeni kuruş/dk. olmalı diyerek beklenti ve gerekçelerimizi ortaya koyduk. Bize geçici fiyat olarak 3,4 yeni kuruş fiyat verdiler; ancak TT ile anlaşamadık. Ama yaptığımız bazı işbirlikleri ile bu sıkıntıyı da aştık.”

NetOne hizmetlerini anlatan Emin Genç, “VoIP üstünden çağrı başlatma konusunda bir sıkıntımız yok. Uluslararası iletişim sunuyoruz bu konuda. Paketler ile müşterilere alternatif çözümler sunabiliyoruz. Bireysel pazarda genişbant erişim hizmetleri için pazar ve altyapı henüz hazır değil. Arama kartımızın denemeleri sürüyor. Satış kanalı olan firmalarla anlaşıp kartımızı sunmayı düşünüyoruz. B tipi hizmetler Türkiye’de aktif olunca ürünlerimizi doğrudan sunacağız. Bunun TT tarafındaki çalışmalar açısından sene sonu ya da 2006 başı gibi gerçekleşeceğini öngörüyoruz.” diyor.

Türkiye’de gerçek rekabet olmadığını söyleyen NetOne Ürün Geliştirme Müdürü Emin Genç, “TT’un son kullanıcı fiyatı ve operatörlere verdiği fiyat arasında neredeyse fark yok. Operatörler buradan çok zor kâr elde edebilir. TT uluslararası aramalarda fiyatı düşürdü, yerel aramalarda artırdı. Burada hedeflenenin ‘TT kâr etsin, ama operatörler kâr etmesin’ düşüncesi olmadığını kim söyleyebilir?” diyor.

TK’nın görevini yapmaya çalıştığını, ama Aralık 2004’te bildirilen anlaşma rakamlarının hala geçerli olmadığını vurgulayan Emin Genç, “Görünen o ki, biraz daha süre geçmesi gerekiyor. Lisanslar hazırlanırken PSDN düşünülmüştü ama GSM’den çağrı başlatma göz ardı edilmişti. Yurtdışında da bu bazı ülkelerde mümkün. TK buna Türkiye’de müsaade etmiyor. Internet üstünden çağrı başlatma konusu ise son haftalarda çözüldü. Yurtdışında Almanya örneği var. Orada bu meseleler çok hızlı aşılmış. Macaristan’da ise şartlar o kadar zorlayıcı ki, şu anda alternatif operatör kalmamış durumda. Özelleştirme süreci olmasaydı Türkiye’de de bu sıkıntılar çok hızlı aşılırdı.” diyerek düşüncelerini açıklıyor.

Türk Telekom’un TK kararlarına uymasını beklediklerini söyleyen Emin Genç, “TT maliyet muhasebesine geçerse her alanda verimli ve rekabet edilebilir olur. Stratejik açıdan çalışmalarımız sürüyor. Örneğin Sabancı Üniversitesi’nde MBA öğrencileri ile NetOne’ın rekabette öne çıkması için bir proje yürütüyoruz. Kaos ortamındayız ama Internet’ten ve PSDN’den çağrı başlatma gibi verilebilecek tüm hizmetleri veriyoruz. Görünen o ki, Türkiye’de 2006’ya kadar ayakta kalan firmalar ondan sonra rahat edecek.” diyor.

Telnet: “Entegre çözümler kazanır”

Telnet Telekom Grup Müdürü Rüstem Topaloğlu şirketin kuruluşundan ve UMTH hizmetlerinden şöyle bahsediyor, “TURCom Teknoloji’ye bağlı 8 şirket arasındayız. TURCom Teknoloji, 2000 yılında adına Telnet denilen Gümrük Sistemine erişimi sağlayan omurgayı inşa etti. Telnet o günlerde sadece 1000’in üzerinde gümrükçünün beyan vermek ve elektronik tescil almak amacıyla kullandığı bir omurganın adı idi. Telnet omurgasını uydu hatlarıyla destekliyoruz. Sahip olduğumuz omurgayı, Belgacom ve Intelsat uydularını kullanarak, TTNet hatları dışında, bir taraftan Avrupa diğer taraftan Amerika omurgasına doğrudan bağlanabilir hale getirdik. Ayrıca, karasal hatlar üzerinden Avrupa ve Amerika omurgalarına, TTNet hatları dışında bir fiberoptik hat ile bağlıyız. Telnet olarak İSS, Uydu Telekomünikasyon Hizmeti, Karasal Hatlar Üzerinden Veri İletim Hizmeti ve Uzak Mesafe Telekom Hizmetleri olmak üzere dört adet lisansla çözüm sunuyoruz. Mayıs 2004 tarihinde lisans alınmasının ardından Telnet Telekom, Kasım ayında TT ile ara bağlantı sözleşmesini imzaladı. Bu gün 12 POP noktasında alt yapımızı hazırlamış ve sistemin testlerini tamamlama aşamasına geçmiş durumdayız.”

Ağırlıklı olarak hedefledikleri müşteri kitlesini ve çözümlerini anlatan Rüstem Topaloğlu, “Hizmetlerimizde kurumsal müşteri grubu ağırlık kazanacak. Doğrudan doğruya bireysel müşteriye gitmek planımız yok. Bunun için bir bayi yapılanması içerisindeyiz. Türkiye çapında en az 200 tane call shop açmayı planlıyoruz. Yurt dışındaki çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Conacom ile yaptığımız işbirliği ile müşterilerimize yurtdışında da hizmet vereceğiz. Alo Sanal paketimiz ile bir Türk firmasına Avrupa ve Amerika şehirlerinden bir telefon numarası vereceğiz. Böylece ücretsiz aranabilir, tıpkı yurtdışında bir ofisiniz varmış gibi ticari faaliyet gösterebilirsiniz. Yani Londra’daki bir numarayı aradığınız zaman karşınıza İstanbul’daki ya da Ağrı’daki firma çıkacak.” diyor.

Kâr oranlarından bahseden Rüstem Topaloğlu, “Türk Telekom’un bireysel ve kurumsal müşterilerinden elde ettiği bütün gelirin yüzde 60’ı şehir içi, yüzde 30’u şehirlerarası ve yüzde 10’u da uluslararasıdır. Yapılan ara bağlantı sözleşmeleri dâhilinde şehir içi görüşmelerde Türk Telekom’un altyapısını kullanmak mecburi görünüyor. Dolayısıyla uluslararası tarifeler şehirlerarası görüşme tarifelerine göre daha avantajlı hale geliyor. Kurumsal müşteriler açısından bakarsak, uluslararası görüşmeleri alternatif operatörler üzerinden sağlamak hem daha kolay hem de daha ekonomik. 2005 yılı kurumsal pazara yönelik çalışmalarla geçecek. Bireysel pazara atağın ise 2006 yılında başlayacağını tahmin ediyorum. Tabi arama kartlarıyla sağlanacak olan bireysel kullanıcı potansiyelini ayrıca değerlendirmek lazım.”

Farklılık yaratacak çözüm ve hizmetlerini anlatan Telnet Telekom Grup Müdürü Rüstem Topaloğlu, “Standart abonelik hizmetimizin dışında Kurumların ve bireylerin ihtiyaçlarına özel olarak tasarladığımız Alo Eko, Alo Home, Call Card, Alo Gezgin, Yavru Kuş, Alo Sanal gibi paketler ile farklılık yaratacağımız düşünüyoruz. Verilen standart hizmetlerin yanı sıra müşterinize katma değer sağlamak zorundasınız. Kazanç sağlayacak olan firmalar, TURCom Teknoloji gibi entegre çözümler sağlayan firmalar olacaktır.”

Öncelikle hangi alanlarda rekabet olacağını anlatan Rüstem Topaloğlu, “Önce kurumsal firmaların şehirlerarası telefon görüşmelerinde kalite ve maliyetler açısından rekabet yaşanacak, bunu uluslararası görüşmeler izleyecek. Nihai olarak ta arama kartı pazarı hareketlenecek.” diyor.

Karel: “Ses-veri entegrasyonu önemli”

Karel İş ve Ürün Geliştirme Müdürü Gökhan Yazıcı, Karel’in ses-veri entegrasyonu yaklaşımından şöyle bahsediyor, “İşletmeler, gider kalemlerinde önemli bir yer tutan telefon faturaları nedeniyle iletişim giderlerini düşürmek için çeşitli yöntemlerin arayışı içine girdiler. Ses-veri entegrasyonu ve VoIP uygulamaları da bu amaca hizmet eden ve giderek kullanımı yaygınlaşan bir yöntem. Ses–veri entegrasyonu ile aslen analog olan ses işaretleri sayısallaştırılarak sıkıştırılmakta ve veri paketleri haline dönüştürülmekte. Bu da mevcut ya da oluşturulacak altyapıların verimli kullanılmasını sağlayarak iletişim maliyetlerinin düşürülmesinde rol oynamakta. Bunun yanında, oluşturulan platformlara esneklik ve gelişmiş yetenekler kazandırması, dağınık yapılara imkân sağlaması da sayılabilir.”

Karel’in AudioCodes ile yaptığı iş birlikteliğini anlatan Gökhan Yazıcı, “AudioCodes firması ses–veri entegrasyonu alanında yaygın olarak kullanılan ITU G.723.1 ses sıkıştırma algoritmasının ana geliştirici firması. AudioCodes, DSP seviyesinden media gateway seviyesine kadar çeşitli kademelerde farklı kapasitelerde çözüm ve ürünler sunmakta. Dünya üzerinde kurulu bulunan 10 milyon portu aşkın VoIP cihazı ya AudioCodes ürünü ya da bu cihazlarda AudioCodes DSP’leri veya kartları kullanılmakta. Türkiye’de özellikle yeni telekom operatörlerinin ihtiyaç duyduğu CPE cihazları ve altyapıda kullanılan trunking gateway çözümlerinde AudioCodes markası da tercih ediliyor.”

Avaya ‘IP telefonu’ diyor

SPOT: Fiyatlar karar vericiler açısından önemli. Ama katma değerli hizmetler uzun vadede daha önemli.

“Koç Bryce ile birlikte oluşturduğumuz Çağrı Merkezi Akademisi ile; çağrı merkezi kuruluşlarına, işlerini eğitimli elemanlara teslim etme şansı sunuyoruz.” Diyen Avaya Genel Müdürü Sinan Dumlu, “Çağrı merkezi uygulamalarında olduğu gibi diğer tüm uygulamalarda da ister büyük işletmeler, isterse KOBİ’ler, ses ve veri aktarımında giderlerini düşürmeyi isterler. Bu yüzden alternatif operatörler, bir de hizmet çeşitliliğini artırmak önemli. KOBİ’ler tarife, hizmet çeşitleri ve hizmet kalitesi boyutlarından biriyle alternatif operatörler arasında seçim yapacak. Bunların yanında IP telefonu teknolojisi ile de istenen verimlilik elde edilebilir. Tamamlayıcı olarak bu kullanılabilir. Bant genişliği, düşük maliyetler ve farklı uygulamalar IP telefonunun avantajları. Operatörler açısından uygun rekabet şartları sağlanırsa herkese faydası olur. Fiyatlar karar vericiler açısından önemli. Ama katma değerli hizmetler uzun vadede daha önemli. Alternatif operatörler fiyat rekabetine girerlerse birebirlerini öldürürler. Ama katma değerli hizmetler daha iyi rekabet ortamı sağlar. Bu alana odaklanmaları lazım.” diyerek pazarla ilgili görüşlerini özetliyor.

IP telefonunun önemini anlatan Sinan Dumlu, “IP telefonu altyapı kurulumunu hızlı yapmak için de iyi bir yol. Herkesin evinde Internet erişimi imkânı var. Bu erişim IP üzerinden ses aktarımında da kullanılabilir. Bunu başarmak için ufak değişiklikler yeterli. Mobil cihazlardaki yönlendirme özelliği sabit hatlarda da yapılabilmeli. Halen telesekreter özelliği gibi şeyler dünyadaki uygulamalar arasında.” diyor.

Pazardaki rekabeti anlatan Sinan Dumlu, “Operatörler ya korunmalı ya da adil şartlar sağlanmalı. Bunlar yapılırsa yerel oyuncular zaten hareketlenecek. Bunun yanında uluslararası oyuncular da gelebilir. Yabancılar şu anda izliyorlar, ama eninde sonunda piyasaya girecekler.” şeklinde konuşuyor.

Pazarda ön plana çıkacak teknolojileri anlatan Dumlu, “Teknolojiler çoğunlukla istikrarlı. Varolanlar gelişiyor ama değişmiyor. Başarısız olanlar yokoldu. IPX ve X28 bunlar arasındaydı. Kablo modem tutmadı ama xDSL tüm dünyada önem kazandı. IP telefonu kırılma noktası olarak çok önemli. Maliyet burada kısa dönemli, verimlilik çözümleri ise uzun vadede avantaj. Son kullanıcı belli bir zaman sonunda istese de istemese de IP PBX kullanacak. Çünkü üreticiler bu yöne gidiyor. Ama burada devrimsel değil, yine evrimsel değişim olacak. Herkes hemen IP telefonunun tüm özelliklerini kullanmayabilir. IP handset yatırımını bir anda yapmaya bu yüzden gerek yok. PSDN PBX’ini standart donanımlı bir PC ve gerekli yazılımlarla değiştirerek IP telefonu santraline çeviren şirket, varolan analog telefon cihazlarını da kullanmaya devam edebilir. Diğer avantajlarla birlikte bu imkân da var.” diyor.

Sinan Dumlu “ADSL temel hızı olarak 1 Mb olmalı” diyor ve ekliyor, “Bant genişliği ve bununla gelen uygulamaların kullanımı ve artması için temel hızın 1 Mb olması çok önemli. Sonuçta telekomünikasyon pazarı büyür, katma değerli çözümler de artar.”

Nortel: “Altyapıda gelecek düşünülmeli”

Nortel Lisanslı İşleticiler Satış Direktörü Naci Karataş, kurumsal ses hizmetlerinde alternatif operatörler için gereken altyapıdan şöyle bahsediyor, “Alternatif operatörler için en önemli konu, güvenilir bir alt yapı ile abonelere kaliteli ve kesintisiz servislerin sunulması ve bu sayede gerek yerleşik operatöre gerekse de diğer yeni operatörlere karşı daha rekabetçi olabilmek. Daha rekabetçi olabilmek, öncelikle güvenilir bir altyapıya sahip olmak ve bu altyapının da kendini kanıtlamış ve sürekli geliştirmeye açık olmasının yanı sıra sürekli kesintisiz bir şekilde teknik desteğinin verilmesi ve işletilebilmesi ile mümkün. Önemli olan çok düşük bir ilk yatırım ile altyapı sahibi olmak değil, abone başına maliyet sürekli düşerken, ilave gelirlerin aynı altyapıdan sağlanabiliyor olması.”

Naci Karataş, altyapı yatırımında şirketlerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle anlatıyor, “Altyapı yatırımında en çok dikkat edilmesi gereken konu, kendini kanıtlamış çözümlerle yola çıkılmasıdır. Her ülkenin kendine özgü teknik anlamda bazı farklılıkları vardır. Bu farklılıklara cevap verebilecek ve bu konuda yıllardır yerleşik operatörle çalışmış ve gerek çözüm gerekse de destek ve araştırma-geliştirme yeteneklerine sahip iyi organize olmuş üretici firmalarla işbirliği yapılması, alternatif operatörler için çok ciddi bir avantaj getirir.”

Altyapıdan maksimum verimi almak için yapılması gerekenleri anlatan Naci Karataş, “İş planında en önemli konu, oluşabilecek risklerin önceden tanımlanmış olması ve bunlara göre hareket planının yapılmasıdır. Riskler neler olabilir diye kısaca bir fikir jimnastiği yapacak olursak, bunlar teknik çözüm ve şebeke yapısı, iş ortağının doğru seçimi, hedeflenen pazar ve sunulması düşünülen servisler gibi konuları sayabiliriz. Önemsiz olduğunu düşündüğümüz bir risk faktörünü göz ardı etmek, ileride rekabete karşı yeni operatörün çok ciddi yara almasına sebep olabilir.”

Müşteri memnuniyeti için gerekenlerden bahseden Nortel Lisanslı İşleticiler Satış Direktörü Naci Karataş, “Müşteri memnuniyetini artırmanın en önemli yöntemi, yerleşik operatörün sunduğu servislerin üzerinde bir servisi daha etkin bir şekilde sunmak ve bu servislerin sürekliliğini sağlamaktır. Daha geniş bir servis portföyü hâlihazırda pazarda sunulmayan katma değerli çoklu ortam servislerin verilmesiyle mümkün. Bu sebeple, bugünkü ihtiyaçlara cevap verebilmek adına yarını göz ardı etmemek ve her zaman yapılacak yatırımları bugün için değil, gelecekteki pazar yapısına göre oluşturmak gerekir. Günümüzde yapılan araştırmalar; tüketicilerin kontrol, basitlik, ekonomik iletişim çözümleri istediğini ve tüm bunların mevcut hizmetlerle eş zamanlı olmasını tercih ettiğini gösteriyor. Nortel Networks Netaş iletişim uygulamaları ile yöntemleri arasındaki engelleri aşmak için tasarlanan bir takım araçları kullanarak, alternatif operatörlere bu fırsatları yakalama imkânı sunuyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir