Telsim’e Sarkan Vodaphone’nun Marifetleri

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Hasan Ünal Prof.çok çarpıcı bir konuyu gündeme taşıdı.Sayın Ünal’ın hassasiyetle duyulmasını, yayılmasını istediği bu konu ürperti verici unsurlar taşıyor.Uzatmadan bilgilere geçelim.

Yunanistan bir telekulak skandalıyla çalkalanıyor. İngiliz Vodaphone cep telefonu şirketi on yılı aşkın bir süre önce Yunanistan’a ilk geldiği zamanlarda bedava cep telefonu dağıtarak abone sayısını artırmıştı. Hakkında İngiliz istihbaratına yakın olduğu yönünde yerli ve yabancı basın yayın kuruluşlarında yorumlar yapılan bu şirket bizim Telsim’i de aldı ve işlemler tamamlanırsa yakında Türkiye’de de bedava cep telefonu dağıtarak abone kampanyası yapmaya hazırlanıyor.

Vodaphone’un Yunanistan başbakanı, bakanları, genelkurmayı ve hatta belki de istihbarat görevlilerinin telefonlarını dinlediği ortaya çıktı.. Hadise ilk önce Elefterothipia gazetesinde ayrıntılı olarak yayımlandı. Skandal inanılmaz derecede geniş boyutlu ve içerisinde bir de cinayet ihtimali var.

Vodaphone şirketi cep telefonu şebekesi için Atina’nın belirli bölgelerindeki baz istasyonlarını kullanmış. Buralara gölge telefon denilen çok sayıda sistemler yerleştirmiş. Başkasının arayamadığı bu gölge telefon sistemleri o bölgedeki bütün konuşmaları izlemekteymiş.

Örneğin Amerikan büyükelçiliğinin bulunduğu Mavili meydanı etrafına bol miktarda bu sistemlerden yerleştirilmiş. Başbakanlık ve diğer bakanlıkların bulunduğu yerlerde de aynı iş yapılmış.

İşin daha da garibi Ericsson şirketinin yerleştirdiği bu cihazların söz konusu telefon izlemelerini başka bazı teknik yansıtıcılarla doğrudan Amerikan büyükelçiliğine yansıttığının tesbit edilmesi olmuş. Yani izlemeye alınan bütün telefonlar doğrudan Amerikan büyükelçiliğine yansıtılmış. Bir başka ifadeyle Amerikan büyükelçiliği tarafından dinlenmiş.

Vodaphone şirketi bu izlemeleri Amerikan büyükelçiliğinin yaptığına dair basına bilgi vermiş. Sistemleri Ericsson’un yerleştirdiğini belirtmiş. Bir manada suçu Ericsson’un üzerine atmaya çalışmış. Yunan ilgili kuruluşlarının çalışmaları sonucunda bu işi Ericsson’un tek başına yapamayacağı; mutlaka Vodaphone’un işbirliği ile bu işlerin yapılabileceği kanaatine varmış

Hadisenin bir başka ayağında da İsrail menşeli bir kuruluş var. Converse Technologies adıyla faaliyet gösteren bu şirket Amerika’da telefon faturalarını düzenleme işlemleriyle tanınmış. Yunan basınının verdiği bilgilere göre, Başkan Clinton zamanında Clinton’un İsrail’e barış için biraz fazla baskı yapması üzerine Clinton ile Monica Lewinsky arasındaki telefon görüşmelerinin kayıtlarını o zaman soruşturmayı yürüten Başsavcı Starr’a veren de bu şirketmiş. Şirket Yunan istihbaratının belirli sistemlerini kurmuş. Şimdi onlar da ‘acaba ne olacak’ diye endişelenmeye başlamışlar.. 1 Mart günkü Ta Nea gazetesine göre, bu skandalın varlığı aylar öncesinden tesbit edilmiş Yunan hükümeti ve istihbari birimleri tarafından. Ama hükümet hadisenin ne kadar çatallanıp budaklanacağını anladığı için bir süre basına çıkmaması için gayret göstermiş. Çünkü skandalın bütün boyutlarıyla ortaya çıkması halinde Amerikan büyükelçisini ve Vodaphone şirketini Yunanistan’dan kovmak lazım geleceğini düşünmüş. Bunun da Yunanistan ile Amerika arasındaki ilişkileri bozacağını hesaba katarak, rezaleti bir süre saklamışlar.

Yuna kamuoyunu rahatsız eden bir gelişme de yaklaşık on bir ay önce Vodaphone’da çalışan Yunan bir mühendisin evinde ölü bulunmasıyla ilgili ortaya şimdi çıkan şüpheler. Söz konusu mühendis evinde sabaha karşı birisiyle bir elektronik posta teatisinden sonra dairesinde annesi tarafından ölü bulunmuş. İntihar ettiği söylenmiş. Ama bir ay sonra evliliğe hazırlanan ve hayat dolu kişiliğiyle tanınan bu mühendisin intihar etmesine, kendisini tanıyan hiç kimse o günlerde akıl erdirememiş.

Bir günlük tutuyormuş; ama onu da ailesi o günlerde anlayamamış. Şimdi o günlük bir takım ipuçları vermeye başlamış. Meğerse mühendis Vodaphone’un kurduğu baz istasyonları ve gölge telefon sistemlerini çözmüş; bunlardaki gariplikleri anlamış ve hatta elindeki Vodaphone’a ait bir cep telefonundan bu gölge numaralardan birisini de aramış. Soruşturmayı yürüten savcının yaptığı açıklamalara göre belki de öldürülmesi bundan dolayı. Çünkü o gölge telefonları tesbit edip; sonra da numaralardan birisini arayınca kimliği ortaya çıkmış. Gerçi bunlar şu anda iddialar; ama, oldukça mantıklı görünen iddialar.

Telsim’i alarak Türkiye’ye gelmeyi planlayan bu şirketin burada da benzeri faaliyetlere girmeyeceğinin garantisi var mıdır? Türk Telekom bugüne kadar telefon işiyle uğraşmamış, pek çok açıdan netameli ve şaibeli bir Ortadoğulu şirkete satıldı. Bu şirketin Türk Telekom’u bugünlere getiren kilit görevlerdeki teknik personeli çıkararak veya yer değiştirerek, bunların yerine İngiltere’den mühendisler getirdiği yolunda haberler ortalığa yayıldı.

AKP iktidara gelmeden evvel faaliyet gösteren cep telefonu firmalarından sadece birinde bir İtalyan firması yüzde elli oranında ortaktı. Şimdi Türkiye’nin en büyük cep telefonu firmasının yönetimine Ruslar girdi. Öteki yani Telsim Vodaphone’a satıldı. İtalyan şirket İtalyan başbakanının Başbakan Erdoğan ile dostluğu sayesinde öteki cep telefonu firmasını da ele geçirdi ve yönetimi aldı. Telekom ise Hariri ailesine gitti. Bütün bunlar tesadüf ve masum gelişmeler olabilir mi?

Meselenin bir başka boyutu da bizim müzakere/mütareke basını ile ilgili. Yunanistan’da telekulak skandalı ilk patlak verdiği günlerde bizim basın konunun üzerine ‘aaa, onlarda da oluyormuş’ mantığıyla gitti. Bir iki gün haber geçtiler. Sonra haberler bir anda bıçakla kesilmişcesine durdu. Yani işin içine Vodaphone girip de skandalın ucu Amerika’ya ulaşınca haber vermedikleri gibi resmen karartma uyguladılar. Bunun sebebi nedir? Masum sebepler olabilir mi?

Atina’da temsilcisi olan gruplar bu haberleri neden vermediler? Milliyetçi/ulusalcı basının Atina’da büroları olmadığı için zaten konudan haberleri olmadı. Ama TRT bu haberleri neden vermedi? Neden haberleri verip üzerinde yorum yapılmasını sağlamadı? Anadolu Ajansı bunları haber yaptı mı? Bilmiyorum. Eğer yaptıysa diğerleri neden bu haberlere şu veya bu derece ilgi duymadılar? Bir dünya soru işareti ve muhtemelen hala karanlıkta kalan bir dünya konu…

Ama gerçek şu ki, hesapsız kitapsız yapılan özelleştirmeler Türkiye’nin başına çok büyük belalar açacak…’’

Binmişiz bir alamete!..

Behiç KILIÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir