Ter kokusu mu, kan kokusu mu!..

Mesele, Zerkavi’nin öldürülmesi değil. Mesele, ABD/İngiliz/İsrail’in “terörle mücadele palavrası”nda bir adım öne geçmesi değil. Mesele, birilerine göre azılı terörist, birilerine göre direniş öncüsü bir kişinin oyun dışı kalması değil. Mesele, pis bir propagandanın malzemesi haline getirilişimiz.

Düşüncelerimizle, kanaatlerimizle, algılarımızla, yargılarımızla alay ediliyor oluşu. Bazılarımızın gönüllü bazılarımızın farkında olmadan bu kirli propagandanın harcı haline gelişimiz.


Zerkavi mi yargılanıyor, ABD’nin sevmediği herkes mi? İslam dünyası mı? Yeryüzünde kendilerinden olmayanlar mı? Türkiye’de konuyla ilgili haberlerin hemen tamamı Pentagon’un psikolojik operasyonunun uzantısıydı. Tonlarca bombayla yerle bir edilen, tanklarla etrafı kuşatılan, Apache helikopterleriyle asker indirilen evden canlı çıkan, ABD askerleri tarafından dövülerek öldürülen Zerkavi değildi tartışılan. Bu coğrafyaydı, insanlarıydı, tarihiydi, değerleriydi, her şeyiydi.

Operasyondan geriye iki şey kaldı; ter kokusu ve leopar desenli iç çamaşırı!.. ABD/İngiliz birliklerinin en büyük düşmanından geriye sadece ter kokusu ve leopar desenli iç çamaşırı kaldı! Irak’ın içinde bulunduğu durum, iç savaş, işgal, katliamlar, Bağdat morguna taşınan binlerce ceset, öldürülen yüzlerce akademisyen, kaçırılan kadınlar ve kızlar, esir kamplarında tutulan çocuklar kimin umurunda!.

ABD ve İngiliz askerleriyle Mossad ajanları, eski elbiseler giyip üzerlerine ter kokusu veren losyonlar sıkmış! Böylece tanınmaktan kurtulmuşlar. Arap gibi olmuşlar, Doğulular gibi olmuşlar. Çünkü onların ortak özelliği ter kokmaları, pis olmaları, pejmürde olmaları. ABD askeri, İngiliz askeri, Mossad ajanları elli derece çöl sıcağında bile terlemez.

Camilere saldırıp içindekileri katleden Mossad ajanları da ayak kokuları mı sürüyorlardı? Camilere sığınan yaralıları kameraların önünde kurşunlayan ABD askerleri nasıl kokuyordu? Basra’da Iraklı çocukları döverken hayvanlar gibi zevk çığlıkları atan İngiliz askerleri nasıl kokuyordu? Tabi ki ter kokusu değil. Ter kokanlar dayak yiyen çocuklardı, tecavüz edilen kadınlardı, camide kurşunlara hedef olan yaralılardı, esir kamplarındaki binlerce insandı, evlerine baskın yapılıp kurşuna dizilen aile üyeleriydi. Onlar pisti, Arap’tı, Müslüman’dı, doğuluydu, ter kokuyorlardı ve düşmanlardı.

Psikolojik operasyon. Nefret propagandası. Zihinsel ırkçılık. Batı’nın öteki olana bakışındaki aşağılama. Yüzyıllardır aynısını yapmıyorlar mı? Afganistan’da Sovyetler’e direnen mücahitler semboldü, Batı’nın kahramanıydı. Sovyetler çöktü, hepsi çapulcu olmadı mı? Dünyanın en aşağılık mahluklarına dönüşmediler mi? En azılı teröristler olmadılar mı? ABD’ye karşı olan herkes böyle, İngiltere’ye karşı olan herkes böyle değil mi? Kötülüğün bütün sıfatlarını hak etmiyorlar mı? Sadece Arapları mı öyle görüyorlar, bize bakışları fraklı mı sanıyorsunuz?

Birinci Dünya Savaşı sonrası İstanbul’a yerleşen İngiltere’ye göre Anadolu’da direnenler neydi? Ayakları nasırlı, pejmürde, kir pas içinde mücadele eden Anadolu insanı neydi? Çanakkale’de savaşan Anadolu çocukları neydi? Terörist değil miydi? Ter kokmuyor muydu? İngilizlerin kullandığı kimyasal silahlarla kör edilen Osmanlı esirleri ter kokmuyor muydu?

Batı’nın bütün dünyaya bakışındaki aşağılama her olayda karşımıza çıkmıyor mu? Batı-İslam ilişkilerinde, Batı-Doğu ilişkilerinde hep bu aşağılamanın, hep bu sömürgeci mirasın, hep bu ırkçılığın tezahürlerini görmüyor muyuz? Direnişçiler ter kokarken, işbirlikçiler nasıl bu kadar sevilebiliyor? Onlar aynı milletten değil mi?

İngilizlere göre Hintliler ter kokardı, Çinliler ter kokardı, Malaylar ter kokardı, Araplar ter kokardı, Türkler ter kokardı. Ne çabuk unuttuk bunları! Açgözlülüğü, yağmacılığı, talanı, kıyımları ne çabuk unuttuk! Bencilliği, kültürel soykırımı ne zaman unuttuk? Onlar böyle düşünürken bize ne oluyor? Türkiye’nin elitleri ya da onlara özenenler için de böyle değil mi? Ama aslında onlar da ter kokuyor! Şimdi bu zihinsel ırkçılığın sözcüleri olsalar da sadece bu coğrafyanın insanı olmaları ter kokmaları için yeterli.

Kavramlar, değerler, zihinler tersyüz edildi. Doğrularla yanlışlar birbirine karıştı. Guantanamo’da intihar edenler için söylenen söze bakın: “Bu intihar değil. ABD’ye yönelik bir eylem biçimi. Bunlar çok kurnaz. Hayata saygıları yok!” Ölenlerin hayata saygıları yokmuş. İşte, insan aklının çaresiz kaldığı nokta birası. Hasta bir ruh hali budur. Daha ötesi var mı?

Onlar ter kokmazlar! Ne kokarlar? Kan kokarlar, kan! Bugün dünyada kan akıp da onların bulunmadığı tek bir yer var mı? Bilen varsa söylesin!!

Kan kokusunu mu tercih edersiniz, ter kokusunu mu?


İbrahim Karagül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir