TEVHID-I TEDRISAT KANUNU VAR MIDIR?

Mustafa Kemal Atatürk’ün Turkiye Cumhuriyetini kurarken yaptığı bir dizi devrimden birisi de Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim ve öğretim kurumlarının bir çatı altında toplanması idi. Bugün bu yasa hala yürürlükte olmasına rağmen delik deşik olmuştur ve uygulanmamaktadır.

Kanunda ilk deliğin açılması 1941 yılına rastlıyor. 637 sayılı kanunla bir fıkra eklenmiş ve “Mektebi Harbiyeye menşe teşkil eden askeri liseler bütçe kadroları ile Müdafaai Milliye Vekaletine devrolmuştur. ” Türkçesi ile askeri okullar Milli Eğitim Bakanlığından alınarak Milli Savunma Bakanlığına bağlanmıştır.

Bu kanun 1982 anayasasında 174. maddeyle “inkılap kanunlarının korunması” başlığı altında zikredilmiş ve bu yasaların anayasayla çeliştiği şeklinde yorumlanamayacağı belirtilmiştir. Lütfen anayasamızı açın ve bu maddeyi bir okuyuverin. Yazının sonunda tekrar bu konuya döneceğim.

Tevhid-i Tedrisat kanunu esas itibarı ile medreseleri ortadan kaldırmak için çıkartılmış bir kanundu. Aslında daha yürürlüğe girerken bile yabancı okularını etkilemeyeceği aşikardı. Nitekim geçen şu kadar zamandan sonra yabancı okulalrının tam olarak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olduğu söylenemez. Hele ki Heybeliada Ruhban Okulu Avrupa Birliğinin zorlamasıyla açılabilirse bizim Tevhid-i Tedrisat kanunu hepten hikaye olacaktır.

Bugün bile;

Üniversiteler Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olmakla birlikte Milli Eğitimin üzerinde bir kurum gibi davranan YÖK sayesinde farklı idare ediliyor.

Üniversitelerin bünyesinde açılan ilköğretim kurumları ve liselerin bir kısmı tamamen Milli Eğitim Müdürlüklerinden bağımsız davranmakta bir bakıma kaçak eğitim yapmaktadır.

Ankara Üniversitesine bağlı TÖMER (Türk Dili Öğretim Kursu) kurs kapsamında Milli Eğitim Bakanlığından izin alması gerekirken Bakanlıkla davalı duruma düşmüştür.

Belediyelerin popülist yaklaşımlarla açtıkları BELMEK, İSMEK, KOMEK gibi meslek edindirme kurslarının çoğu kaçak kurs kapsamındadır.

Yeni düzende bir çok becerinin kurslarla ve sertifikasyonlarla kazandırılacağı aşikardır. Ancak mevzuatın birçok noktada yürüyen sürece engel olması ve insanların ihtiyaç duydukları eğitimleri almak için çözüm bulmaları gerekmektedir. Maalesef bazen yasalar sanki delinmek içinmiş gibi dolaylı çözümler bulunabiliyor. Yıllardır Açıköğretim, KPSS, TUS gibi alanlarda kurslar kaçak yada farklı formüllerle öğretimlerine devam etmişlerdir.

Yasalar sembolik metinler olmaktan çıkmalıdır. Anayasayı açıp 174. maddeyi okuduysanız burada korunması gereken kanunların hemen hepsinin sembolik birer yasa olarak durduğunu ve kimse tarafından uygulanmadığını göreceksiniz.

Bunun en dramatik örneği “Şapka İktisası Hakkında Kanun”dur. Günümüz Türkçesiyle “Şağka Giyilmesi Hakkında Kanun”. Bu kanunda “Türkiye Büyük Millet Meclisi azalarý ile idarei umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilümum müessesata mensup memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiþ olduðu þapkayý giymek mecburiyetindedir.” denilmektedir. Yani tüm özel ve kamu kurumlarında çalışan memur ve hizmetliler şapka giymek mecburiyetindedir. Türk Silahlı Kuvvetleri dışında şapka giyen kimseyi gördünüz mi?

Tevhid-i Tedrisat Kanununa göre tamamı Milli eğitim Bakanlığına bağlı olması gereken eğitim kurumları bu kadar paramparça iken bu kanunun var olduğuna ve yürürlükte olduğuna inanmak inatçı bir ısrardan başka ne olabilir?

Kanunlar ya uygulanmalıdır veya günümüz şartlarına uyarlanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir