‘Toplumsal Koordinatlarımızı Yitirdik’

Alev Alatlı ile Dünyada değişen dengeler ve siyaset üzerine bir konuşma gerçekleştırdik:

Bu toplumun kordinatlarının yitirdiği kanısındayım. Yani sağım solum arkam önüm nedir ben nerdeyim tarihim kültürüm nerde bunların cevapları yok. Ve bu koordinatlar Avrupa da değil Asyada çünkü kök Asyada kullandığın dilden inanç tortularına dünyaya bakış tortularına.. Bunlar Asyada zaten. Koordinatları anlamak lazım onları fark etmek gerek. Kordinatların farkında olmadığımız için kendimizi tanımadığımız için dünyayı anlamakta zorlanıyoruz. Dünyayı anlamıyoruz.

Bizim asıl problemimiz ne biliyor musunuz bence Türkiye`nin hiçbir derdi olmamasında. Gerçek bir problemimiz derdimiz sahiden olsaydı on bin kere silkinmemiz gerekirdi silkinmiyorsak aslında pek de sıkılmıyoruz demek bu.

‘Beyin göçü artmadı Üniversitelerdeki gençlerin beyin göçü olduğunu kim söylemiş. Beyin göçü farklı bir şeydir. Onların gitmek istemeleri de normal çünkü kendilerine layık gördükleri tüketim gücünü burada yakalamayacaklarına inanıyorlar. Yurtdışında yakalayabilir mi? Dünyayı az bir şey anlayabilen birisinin bu ülkedeki sıradan becirilerle orada hiçbir şey yapamayacağını görmesi gerekir. Görmüyorsa o da onların bileceği bir şey. Biz bunu Merve Hanım`da gördük eli kalbinde ABD bayrağının önünde özgür olmak için bekliyordu,beklesin. Proplemleri kendimizden başkasının çözmesi imkansız bunu anlamak lazım bu çözüm dışarıdan gelmez,kaçmakla olmaz’

AYŞE SEVİM

11 Eylül sonrası dünyada nasıl bir görünüm kazandı?

Bence 11 Eylül derin dünya devletinin Susurluğudur. Bu yeni bir olay
değil senelerdir devam eden bir olay. Ancak bana sorarsanız oğul Bush’un
aceleciliği meseleyi biraz daha öne getirdi. Nasılsa olacaktı.Bunu
ben söylemiyorum ama Amerika`da dünyanın gittiği yönü iyi
takip edenler zaten 2012 yılı gibi ABD’de sıkı yönetimin ilan edileceğini
anladığımız anlamda demokratik ABD’nin ortadan kalkacağını ve yeni bir ABD’nin
geleceğini söylüyorlardı. Sadece daha erken oldu ama bu çoktandır
hazırlanan bir durumdu. O bakımından şaşırtıcı bir tarafı yok sadece biraz
erkene alındı. Müslümanlar niye teroristlerle bir tutuluyor çünkü şu anda yeni
dünya devletini kurmaya çalışanların gözlerini diktikleri zenginlikler
müslümanlarda var onun için müslümanlarda olmayıp hindularda
olsaydı hindular olacaktı aborjinler olsaydı onlar terörist olacaktı

Bir senaryo yazılıyor ve sonra onun üzerinden oynanıyor

Tabii bu çokta eski bir senaryo, bizim zavallılığımız dünyanın bir türlü farkına
varamayışımız. Anlamanız gereken bir şey var mesele ABD değil, düşman olan o değil, bu işleri yapan bir gurup insan ve bu bir grup insanın içinde ABD`liler başı çekiyorlar. Bir kere Amerikan halkını ayırmak lazım yeni dünya düzenini kurmak isteyen ekipten. Çünkü yeni dünya düzenini kurmak isteyen ekip başta ABD halkına karşı.

Sizce Türkiye`nin Filistin konusundaki tutumu nasıl?

Türkiye devleti her şeyden önce kendi halkını korumak istiyor bu da hakkıdır bir devletin en büyük görevi budur. Kendi halkını korumak, içinde bulunulan koşulları çok iyi hesaplaman lazım ,bence şu anda onu yapıyor.

Doğru adımlar atıyor o zaman

Doğru veya yalnış Türkiye`nin Filistinde olan bitene elini oluşturup oh oh ne ala demesi mümkün değil. Böyle bir şey yok. Ama gene bizim her zamanki problemimiz bu devletin problemi demek istemiyorum birey birey her birimizin proplemi. Olayların bu hale gelebileceğini ön görmemek sıkıntısı. Bu kadar bağımlı olabileceğimizi nasıl bir tedbir alıpda daha güçlü olabileceğimizi ön görmediğimiz için kendimizi öyle bir noktada buluyoruz ki bulduğumuz noktada ödün veriyoruz başka bir çaremiz kalmıyor mesele bu.

Kuvvetli devlet politikası izlenmediği için denilebilir mi?

Kuvvetli bir devlet politikası ama önce ben ikinci cumhuriyetçi olmadığımı belirtiyim,hayır değilim. Her şeyden devleti sorumlu tutan bir kişi de değilim çünkü devlet biziz. Devlet aydan gelmedi hepimizin devlet memuru olan bir akrabamız var.www.netpano.com Subay olan bir akrabamız var en azından askerliğini yapan bir akrabamız vardır. Ve bu konular halkın genelinden kopuk konular değildir. Kendimizi kandırırız aksi takdirde biz böyleyiz ama devet şöyle biz şöyleyiz ama devlet böyle hayır bu değil. Biz hep beraber bir ruh halinin sıkıntısını hissediyoruz. Bu ruh hali de günlük yaşamak. Attığımız adımları hesaplamama dünyayı tanımama dahası dünyayı tanımaktan da korkmak. Sanki biz bakmassak dünya farklı bir yer olacakmış gibi öyle değil. Biz yıllar var ki kötülüğün gözünün içine bakmayı unuttuk kendimizi kandırıyoruz. Bunu ekonomide de eğitimde de dış politikada da yapıyoruz. Ama bunu yapan biziz. Bugün bir adam çıksada bize tüm gerçekleri anlatsa hiçbirimizden bir oy alamaz. Nasıl ki gecekondu yaptırmam diyen adam da oy alamaz aynı şey. Hadi kolaysa de bakalım gecekondu yaptırmam oluyor mu? Bile bile yapılmaması gerektiğini bile bile hazine arazisinin talan edildiğini hatta özel arazinin talan edildiğini bile bile devam ediyoruz. Hadi bakalım bir politikacı çıksın ve doğruları söylesin bakalım kimden oy alıyor biz kendimizi kandırmaya çok seven bir miletiz. Bizden oy isteyenlerin bilgilerini seviyelerini bile sorgulamıyoruz.

Halkın memnuniyetsizliği neden kaynaklanıyor o zaman?

Çocuksu tavır yüzünden,duygusal yaklaşım. Ön insan. Devlete annene kızar gibi kızıyorsun ama hiç bakmıyorsun annenin koşulları nedir, bakamıyorsun. Sürekli senden büyük bir otoriteye sığınma ihitiyacın var. O otorite seni korusun gözetsin isteyorsun. Nedir o otorite işte önce anne sonra devlet şimdi Avrupa Topluluğu. Biri sana illa söyleyecek ne yapman gerektiğini çünkü o sorumluluğu üstüne alacak kadar büyümüş bir toplum değilsin. Kendi başına ayakta kalabilen bireyler değiliz. Yurt dışında çocuk 14 yaşına geldimi evin giderlerine katkıda bulunmak zorunda. Tamam acımasız bir yanı var ama bu yan o çocuğu birey haline getiriyor.Birilerine sığınma ihtiyacı hissetmiyor. Biz ise önce ailemize sığınıyoruz sonra eş dost sonra devlet. Deprem olduğunda adamlar çamur içindeki çadırları gösterip nerede devlet diyior. Eline bir kazma alıp yağmur sularını dökecek bir kanal kazamıyor. Koskoca adamlar bebek gibi gelsin devlet diyor. Çünkü biz devlet baba deriz, devlet baba gibi hep toparlamak zorundadır bizi. Kimsenin sorumluluk alma niyeti yok.

Peki Avrupa Topluluğu`na girmemiz konusunda ne diyorsunuz?

Avrupa Topluluğu`na girmek istediğimiz görülüyor yapılan istatisliklerde Avrupa Topluluğu`nun yeni bir kurtarıcı olduğunu umuyoruz ama öyle değil. Üretmeyen bir toplum Avrupa Birliğinden nasıl fayda umuyor? Türkiye`de Avrupa Birliği`ne katılmak isteyen sevgili hakımıza bir bak kendi ülkesinde iş yapacak bir becerisi yokken Avrupa`da ne yapacak. Hem de 65 milyonumuz. Ama Türkiye`de iki kazı güdücek halde olmadığımız açık. Ülkede 700 gençten sadece birinin meslek sahibi olduğunu biliyoruz. Aradaki bilgi,dünyayı tanıma uçurumunun farkında değiliz.

Avrupa Birliğine girmememiz gerektiğine dair uyarılar var bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her uyarıyı dikate almak gerekir

Sizce haklılar mı yani ?

Her uyarı haklıdır. Biri bir yola giderken bi de başkası şu yola bak dediğinde her zaman haklıdır. Ha onun uyardığı son tahlilde hatalı olabilir olsun. Uyarı her zaman haklıdır.

Sizce neden bu kadar muğlak bir toplumuz ne geçmişimiz ne geleceğimiz belirgin?

Bu toplumun kordinatlarının yitirdiği kanısındayım. Yani sağım solum arkam önüm nedir ben nerdeyim tarihim kültürüm nerde bunların cevapları yok. Ve bu koordinatlar Avrupa da değil Asyada çünkü kök Asyada kullandığın dilden inanç tortularına dünyaya bakış tortularına.. Bunlar Asyada zaten. Koordinatları anlamak lazım onları fark etmek gerek. Kordinatların farkında olmadığımız için kendimizi tanımadığımız için dünyayı anlamakta zorlanıyoruz. Dünyayı anlamıyoruz. Herkes bir hikaye yazıyor bu hikaye sökmüyor gördüğünüz gibi. www.netpano.com Çünkü ciddi bir gayretimiz yok kendimizi tanımak için ne dilimizdeki inaçları biliyoruz yani dilden geçen inaçları biliyoruz. Ne idealerimizi biliyoruz ne hatta islamiyeti biliyoruz. Şimdi bu kadar flu bir toplum kendine sahip çıkamamış nasıl bir başka toplumun önünde sıkı duracak ki. Benim önerdiğim önce bir kendimize gelmek ve kendimizle ilgili bir takım doğruları teslim etmek ha ondan sonra yeniden bakalım. Ama önce birilerini örnek almadan kendimizin ne olduğunu bilmemiz lazım sonra eğer biz örnek fen bilimlerini Çin uslubunda daha kolay öğrenebileceksek oraya bakalım diyorum. Niye belki bize daha kolay geliyor. Yemek pişirirsin dimi ben sana desem ki git krep süzet yap neden boğulasın ki belki sen ondan çok daha güzel baklava açabilirsin.Bu bakımdan sana daha yakın olan daha kolay olabilecek olanı tercih etmek. Mesela ingilizce eğitim vermek ne fiziği öğreniyorsun ne ingilizceyi sonuçta. Peki bu işi başımıza neden aldık biz aklımızı mı kaçırdık.

Neden aldık?

Valla dayatıldı,şöyle dayatıldı. Yeni dünya düzenin bir numaralı hedefi ingilizce konuşan anglasever bir dünya toplumu yaratmaktır. Hedef budur.Adamlar bunu 1870 beri söylüyorlar. Ha Türkler dinlemiyorlar Türkler hiçbir şey dinlemiyor zaten. Ama adamlar söylüyor her yerde demeç veriyor her yerde yazıyorlar. E sen ne olmak istediğinin farkında olmadığın için bir zaman sonra kabulleniyorsun bunu olay bu. Şundan vazgeçmeliyiz artık onlar yaptı hayır onlar bir şey yapmıyor biz kendi kendimize yapıyoruz. Mesela ingilizce eğitimde bir dur sonucuna bak bir düşün niye yapıyorsun daha önce bunu deneyenler ne yapmışlar ama biz araştırmayız soruşturmayız bakmayız. Türkçemizi doğru dürüst kullanmayız ki karşılıklı anlaşabilelim. Şimdi gelinen noktada 65 milyonluk bir takım Avrupa Topluluğuna girmek için. Ne olmak için istesenden olmaz. Türkiye bundan çok daha ağır krizler geçirdi. Kriz kriz kriz deniyor. Oturun bakın II. Dünya savaşından sonraki krize. Öyle değil ülke her zaman sıkıntı geçirdi.

Ekonomik krizle işsizliğin arttığı özel sektörün öldüğü biliniyor. Bu da hantal devlet dedikodlarını yeniden çıkardı? Devletimiz hantallaşıyor mu?

Hayır bunlar boş laflar. Özel sektör devletten daha az hantal değil. Eğer bir hantallık varsa o bizim genel hantallığımız. Bu kadar özel bankayı devlet batırmadı böyle şey yok. Onun için bu bir özel sektör kandırmacasıdır. Artı hantal devlet denilen bir sosyal dayanışmayı ortaya koyan devlettir. Yani eğer odacı alıyorsa odacı oraya gidiyorsa başka iş bulamadığı için yoksa kimse kapının önünde beklemez karıştırmayın durumu. İşsiz kalınca devlet kapısına. Siz devlete her parmağınız acıdığında baş vuracaksınız sonra dönüp devlet hantal diyeceksiniz böyle kandırmaca olur mu canım. Hem özel sektör madem bu kadar başarılı biz bir kilo elmayı neden bütün Avrupa devletlerinden daha pahalıya satın alıyoruz. Hayır değil. Italatı yapan kim devlet mi özel sektör mü, hantal olan kim ?

Gençlerde satanizm uyuşturucu intihar vb. olguların arttığı görülüyor. Neden gittikçe artıyor bu rakamlar?

Ülkenin gidişatı hakkında bir mutabakat yok ki gençlerin kararlı olması bekleniyor. Böyle bir mutabakat olmayınca gençlere yansıtacak bir idealin kalmıyor elinde o zamanda satanizm uyuşturu vb.artıyor. Ülkeler bir hedeflere doğru giderler,bir idealleri olur bizim böyle bir derdimiz yok. Bir yandan devletin dibini oyuyoruz. Öteki tarftan politikacılar için kaka yaptın diyoruz. Içimizden çıkan insanlar onlar,kim seçti onları. www.netpano.com Yarın en begenmediğin politikacı oy almayacak mı,inanın alacak. Tansu Çiller alacak, Süleyman Demirel siyasete girsin o da alacak. Ne zaman politikacı cezalandırıldı ki oylarla bir şeyler bekliyoruz. Hayır veriyoruz oy. Politikacılar aydan gelmedi. Şımarık çocuk gibiyiz kızıyoruz hemen. Canımız yanınca politikacıya kızıyoruz, kız ne olcak senin içinden geliyor o kızdığın politikacıkacılar. Yada şöyle bir bak politikacıya biz yardım ediyor muyuz hangi entelejansıya yardım ediyor. Bir mutabakat var mı Türkiye şöyle olmalıdır ahlaki değeri bu olmalıdır diye var mı öyle bir şey. Yok bu dağınıklıkta politikacı ne yapsın aileler aptal gibi onlar ne yapsın. Toplam bir dağınıklık olduğunu görmemiz lazım şuna çat buna çat bu şekilde olmaz bu. Hala görüyorum anayasayı düzeltelim her şey düzelecek gibi laflar. Hayır biz kendimize ne oluyoruz diye bakmadıkça hiçbir şey düzelmeyecek. Eskiden özel televizyonlar yok deniyordu o yüzden millet istediğini yapamıyordu diye TRT`ye kızarlardı. Ne oldu özel televizyonlar gelince TRT`yi mumla arar hale döndük. Tiyatrolara için aynı eleştiri getiriliyordu, buyrun özel tiyatrolara bakın. Niye hiç birimiz gidip tiyatro seyremiyoruz. Gene mumla arar olduk. Devam edelim özel okullar istendi ne oldu? Çok mu kaliteli bir iş yaptılar. Verilen paranın karşılığı alındı mı? Meseleleri doğru ortaya koymazsak bu karmaşa devam edecek. Tek tek bireyler olarak meselelerdeki katkımızı ortaya koymazsak bu iş sonuçlanmaz. Utanmayı yeniden öğrenmezsek bu işin sonu yok bakıyorsun utanmayı öğrenmek gibi bir derdimiz yok.

Tamam kimseyi suçlamayacağız suçu kendimizde aramamız lazım peki ama aydınlar görevlerini yeri ne getirebiliyorlar mı?

İlla bir gurup seçicek isek suçlamak için evet bu ülkede ben bir aydın ihaneti olduğunu düşünüyorum. Çünkü aydınların dünyayı okumak için herkesten daha fazla imkanı olduğu düşünülür otomatikman. Çünkü aydın dil bilir,okur,araştırır vs. Bu insanların kendi ülkeleri üzerinde hiç düşünmemiş olmamaları ve bunu bir biçimde yaymaya çalışmamaları, toparlanamamaları en büyük sıkıntı budur. Bir politikacıdan bu beklenemez. Politikacı hele bizimki gibi bir ülkede yüzbinlerce insanla halleşmek ve onları bir şeylere ikna etmek zorundadır. Gün 24 saat politikacı her şeye koşamaz. Bunlara ülkenin gidişatı,genel durumu,olması gerektiği yer,kimliği,proplemleri ile ilgili kim yardım edecek bu adamlara. Kimse yardım etmiyor aydınlar adına. Üniversitelerden yardım var mı? Yok ama bahane ararsan bulursun. Bu aynı tesisi olmadığı için spor yapamıyoruz demek gibi bir şey, tesisin yoksa yürü en azından öyle yap sporunu.

Biz şekilciyiz her şeyde içeriğimiz yok değil mi?

Öyleyiz mesela sen kopya çekmeyen örtülü kız gördün mü bir müslüman kopya çeker mi,vergisini vermeden durur mu,işcisinin alnının teri kurumadan parasını vermez mi,rüşvet alır mı,bahşiş alır mı? Doğru biz şekilde çok iyiyiz ama kendi dinimizi dahi götüremedik. Bir müslüman intihal yapar mı başkasının kitabını çalarak imzasını onun altına atar mı? Hal böyle olunca ne kadar iyi niyetli olursanız olun,esasa tealuk eden meseleri tutamadığınız zaman bunun sonucu budur. İmam Hatipler`in açık olması yada kapalı olması tartışılıyor. Bu değil açık olması ne işe yarayacak kapalı olması ne işe yaracak bu konuşulmalı,hangisi olursa olsun ama ne için,bunun cevabı yok. Yada Tayyip Bey seçilse ne olur seçilmese ne olur izin versen ne olur izin vermesen ne olur. Bir meseleyi halledebilecek bir bilgi birikimi güç olmadığı sürece ve bu kök salacak kadar sağlam olmadığı sürece ne işe yarayacak onun seçilmesi. İşte biz bu gerçekleri görmüyoruz. Oynuyoruz habire. Başınızı kaldırıp ülkeye bakın bu ülke Lada`dan başka araba kullanacak ülke değildir ama kullanmıyor çünkü üretimi yok.

Üniversiteli gençler akın akın yutr dışına gitmeye çalışıyorlar, beyin göçünde artış var ne diyorsunuz?

Beyin göçü artmadı Üniversitelerdeki gençlerin beyin göçü olduğunu kim söylemiş. Beyin göçü farklı bir şeydir. Onların gitmek istemeleri de normal çünkü kendilerine layık gördükleri tüketim gücünü burada yakalamayacaklarına inanıyorlar. Yurtdışında yakalayabilir mi? Dünyayı az bir şey anlayabilen birisinin bu ülkedeki sıradan becirilerle orada hiçbir şey yapamayacağını görmesi gerekir. Görmüyorsa o da onların bileceği bir şey. Biz bunu Merve Hanım`da gördük eli kalbinde ABD bayrağının önünde özgür olmak için bekliyordu,beklesin. Proplemleri kendimizden başkasının çözmesi imkansız bunu anlamak lazım bu çözüm dışarıdan gelmez,kaçmakla olmaz.www.netpano.com Ve bu çok ciddi bir iç cihad ister. Laf ola beri gele değil çok ciddi bir iç cihad ister. Bin kere düşünmek ister,istihareye yatmak ister. Nerede ne oluyor sormamız gerekli. O bu değil hepimiz. Bütün bir 65 milyon istihareye yatsak yeridir. Kendimizi kandırmadan edepsizlik etmeden günaha girmeden oturup düşünmemiz lazım. Her şeyi yontuyoruz biz islamiyet dahil. Her şeyi yontarsında islamiyet nasıl yontulur. Eğer bu kadar Allah`tan korkmazsak ki kormuyoruz sonuç böyle olur. Her şeyden önce kendimize sorular sormalıyız, o siyasetçi şöyle namussuz değil ben ne yaptım benim namusum nerde ? Şey gibi kimse kitap okumuyor,peki sen okuyor musun deyince benim de vaktim yok ki deniyor. Böyle bir şey olmaz olamamalı. Asıl problem ne biliyor musunuz bence Türkiye`nin hiçbir derdi olmamasında. Gerçek bir problemimiz derdimiz sahiden olsaydı on bin kere silkinmemiz gerekirdi silkinmiyorsak aslında pek de sıkılmıyoruz demek bu.

Türkiye`nin en önemli sıkıntılarından birinin bir idealden yoksun oluşu olduğunu söyledik. Ama cumhuriyetin ilk yıllarında idealleri vardı bu ülkenin bizim idealerimize ne oldu?

Gevşedik gördüğüm o. Çok ağır yoksulluktan gelinmişti ama çok ağır. Birdenbire böyle iki üç tane bir şey görünce etrafta, dünya ile de kıyaslama imkanımız olamadığı için gevşedik. Çünkü çocuklar kadar masum bir toplumuz biz. Masumuz o denli masumuz ki görmüyoruz. Bizi yıkanda bu masumluk zaten. Tuhaf bir çocuksuluk, şey bekliyoruz sanki padişahın bir ulufesi var onu dağıtsın istiyoruz. Üretimden başka bir çaremiz olmadığını anlamıyoruz. Osmanlı ne kadar anlamadıysa biz de anlamadık. Osmanlı da anlamadı, Mercimek Ahmet`i hatırlayın serveti israfla eşdeğer kılar. Israf yaparsan paranı tutamazsın der. Ne kadar garip bir şey, üretimden bahseden yoktur. Atasözlerimizde böyle `İşten artmaz dişten artar` der bakar mısın yalana, neden işten artmasın asıl işten artar. Sen askeri ücretteysen dişten mişten bir şey artmaz çalışırsan artar sadece. Ama işten artar lafı biz de bu tarihe gelmişiz hala yok. Bu yalnış. Dur diyeceğin zamanı bilmiyorsun, soruyorum hangi politikacı bugün sosyal sigortalar kurumunu düzeltebilir. Düzeltemez bu demektirki 400 bin kişiyi bugün oradan haksızca maaş aldığı için atmak demektir. En önce sen oy vermezsin. Biz yanda elektiriği kacak kullanan komşuyu ihbar edemeyen insanlarız. Sen ödersin faturaları o ödemez. Ama acımaktan ama şundan bundan susar otururuz.

Siz sivil toplum örgütlerini de eleştiriyorsunuz bir bakıma değil mi?

Kurulan derneklerde enses ilişkisi var. Yani bizim çocuğumuz ilişkisi var ben buna karşıyım örgütün kendisine değil. Bizdendir,bizim memleketlimizdir mantığı var liyakat değil. Sen başka bir şey yapıyorsun orda sırf bizden olduğu için adamın bir yerlere gelmesi gerektiğini söylüyorsun meselenin aslı bu. Bu neye benziyor biliyor musunuz, bir annenin çocuğudur diye kocaman oğlunu korumaya çalışmasına benziyor. Hal böyle olunca liyakat değil senden olması önemli oluyor. Sen bunu yapınca politkacıya adam kayırıyor diyemezsin sen onu kendin yapıyorsun zaten.Ta baştan aileden başlıyor mesele benim çocuğumdur, benim köylümdür, şehirlimdir, akrabamdır, aşiretimdir diye gidiyor. Hiç gördün mü bir anenin bir babanın bu adam hayırsızdır, işe yaramazdır boşver dediğini. Bir Halil Bezmen`in dediğini gördüm çocuğuna Allah razı olsun. Ama Türkiye`de bizim başını sonunu düşünmediğimiz bir korumacılığımız var. Bu yüzden kadınsı toplum diyorum erkek toplumu değil burası. Kör topal hırsız uğursuz demiyoruz. Anne gibi aa oğlum o benim bitanemdir deyip çıkıyoruz işin içinden. Kadın gibi duygusalca yaklaşıyoruz toplum olarak olaylara,tenkid etmesini bilmiyoruz.Yeter demesini bilmiyoruz. Tuhaf bir çocuksu yanımız var. Hırsız olduğunu bildiğin bir adamla bu yazı hırsızlığı olabilir yalancılık olabilir bir çay içmemelisin. Adamı git öldür demiyorum onunla çay içme diyorum. Kusura bakmayın siz bu tarafa biz bu tarafa demeliyiz. Ama biz bunu yapmazsak bu yılışıklıkla bu durum bu şekilde gider. Çok ta açığız her şeye hoşgörü herşeye her şeye eyvallah bu olmamalı. Adam her türlü naneyi yiyecek biz de hoşgörecez. Uluslararası evrensel değerler diye bir takım palavralarla konuşuyoruz. Yok böyle bir durum. Uluslararası evrensel değer diye bir şey yok. Hangi uluslararası evrensel değer? ABD`ninki mi? O yüzden mi gördüğü Arabı müslümanı sorgu sual etmeden bırakmıyor. En vahşi en faşist devletten daha beter ediyor. Nerde evrensel değer? 10 emir daha evrensel değer mi var. Tüm kutsal dinlerde başta gelir.

Milliyetçilikten iğrenir bir tarafımız var neden?

Hedeflerimiz yok ki neye kullansın içimize sinen bir hedef yok. Bak ilkokul müfredatına İngiltere`nin ABD`nin adam hemen şak diye koyuyor bakın Irak şurasıdır, Saddam şöyle bir adamdır diye. Biz ne yapıyoruz. Onların bir hedefi var o hedefe göre işletiyorlar mekanizmayı. Fransızlar ansiklopedi yaptılar geçen yüzyılda. Biz Fransızlar için bir ansiklopedi yapıyoruz bu kadar dediler. Biz Türkler için ne zaman ansiklopedi yaptık.

Aşağılık kopleksimiz var mı bizim?

Kısmen var tabii ama bence ortaya konan tarih yok ki reddedesin. Unutmayın Kuran-ı Kerim`in Türkçeye çevrilmesi Atatürk`le birlikte oldu. Devam edegelen bir şeyler başlatılmıştı ama onlar devam etmedi. Ne gibi mesela miteoloji deyince Zeus`tan Afroditten falan peki nerede Türk miteolojisi yok mu bizim miteolojimiz. Neden yoktur bir ulusa nasıl kimlik vereceksin. Eski Yunan`dan neden tarih başlatıyorsun, onlar kim kadim Asya`yı düşününce onlar dünkü çocuk. Sen benim tarihim ne nerdeyim dediğin zaman eksiğini tamamlayacaksın senin eksiğini görmüyorsun ki. Nerde ne yapmak lazım düşünmüyoruz. Fen bilimlerinde mi eksiğiz. Ya 65 milyon insanız adam mı yok fen bilimlerinde parlayacak nasıl olmaz? Ama tüm bunlar planlama ister. Fakat bizim mazeretimiz çok planlama mı dendi yapamayız çünkü YÖK var. ABD`nin de var Fransa`nın da var ,İngiltere`nin de var Japonya`nın hem de nasıl Yök`ü var, Çin`in var Hindistan`ın var. YÖK`süz olur mu? Ne yapar bu kuruluş o zamanki ülkenin şartları için gerekli öğrencileri için düzenlemeyi yapar neye göre yapar belirli bir plan çerçevesinde elinden geleni yapması gerekeni yapar. Yani onsuz olmaz. Ama sen eğer malesef İletişim Fakültesi okumuş işsiz bir adamsan YÖK`ün olmasına kızarsın olmamasına değil, bakar mısın? Yerine oturtamamak bütünü görememek var bu işte. Çocuk gibi kahretmek. Kahrolsun deniyor, Kemal Gürüz`e mi diyorsun,YÖK`e mi diyorsun YÖK`ün nesine diyorsun? Sloganla hareket etmek. Ben bunu istemiyorum tutturmuş, küçük çocuk olur ya öyle. Yine soganla hareket etmek mesela demokrasi de böyle? Demokrasi nedir ne değildir bilmeden demokrasiye aykırı deriz demokrasi yok burda deriz vs. Adama sorsan suç işledin Cumhuriyet Hakimine mi gitmek istersin yoksa jüriye mi emanet edeceksin kendini. Türkiye`nin üzerine atıyorsun elini 12 kişi alıyorsun Kars`tan mı gelir Ankara`dan mı Şırnak`tan mı belli değil. Gelen adamlarının arka planı nedir okumuşlar mı senin sorunun anlarlar mı bilemezsin piyango. Hangisini seçersin demokrasiyi mi burada. Yine özgürlük özgürlük diye feryad figan ediyoruz. Mutlak özgürlük kaostur bunu da anlamadık. Bir kontrol sistemi gerekir her zaman. Çoğunluğun istediğini azınlığın hakkını yemeden bir kontrol sistemi gereklidir. Çünkü çoğunluğun bir şeyi istemesi onun haklı olduğunu göstermez. Herkes birden şu adamı keselim diyebilir, sayıları çok diye onların dediği doğru olmaz. Peki doğruyu nerden bulacan kadim değerler vardır. Kadim değerler insanı ayakta tutan değerlerdir bunlar,bu değerler hemen öyle değişen şeyler değildir. Asırlar içerisinde oluşur bunlar. Bu bir çocuktan yapamayacağını istememek gibi bir şeydir. Her yılda yeniden denenmez bu tecrübe oturmuş bir şeydir. Bu bir tecrübedir,insanoğoluna ait bir arşivdir. Bunları gündeme getirmeyip üzerinde durmaz isen her şey kaos olur. Yani Ahi Evran teşkilatı olan bir ulusuz biz. Kolay mıydı bakalım bir ayakkabıyı kalitesiz yapmak. Oradaki mutabakata ve baskıya bakar mısın? Artık bu yok. Kaliteye doğruya iyiye dönük baskı yok. Biz hep uyduruktan kaydırıktan uğraşlar bulup bunları ilke edinip hep yanlış yerlerde savaşa giriyoruz. Birisi bir cephe açıyor ne için ne için değil anlamadan peşine takılıyoruz. O da kötü niyetten değil şaşkınlıktan. Sonra karşısında da kalabalıklar birikiyor ve saçma sapan bir döğüş başlıyor. Evet işte bu noktada Aydın ihaneti başlıyor. Durun diyen oturup nereye gidiyoruz diyen bir şey yok. Ortada bir yığın slogan var biraz altını kaşı bomboş hiçbir şey yok. Mesela hantal devlet gibi, ne demek bu şimdi moda bir laf. Hantal olmayan özel sektörü seveyim.

Eğitim dilinin ingilizce olması isteniyor ancak böyle modern toplumlarla aramızdaki açığı kapatabilirmişiz öyle mi?

Bu şaşkınlıktan ve cahillikten söylenmiş bir şey. Dil bilmek ayrı şey eğitim dili ayrı şey bunlar birbirine karışmış. Dil tabiki bileceksin en basitinden teknolojiyi onlar ürettiği için ne yaptıklarını anlamak için gerekli. Ama eğitimi dilde yapmak demek insan beynindeki düşünce mekanızmasına darbe indiriyorsun. Durup dururken adamı papağan haline getiriyorsun ve bu papağandan düşünebilen,üretebilen adam çıkmıyor. Çünkü bilim seziyle olabilen bir şeydir aynı zamanda bunun farkında değiller. Sezi ancak kendi anadilinde düşünebilirsen olur. Yani insanın kafası anadilinde çalışır. Ha anadilimizi hepimizin ingilizce yapacaksanız buyrun ama bu mümkün değil. Yakında ingilizce ilahiyat olacak,hiç şaşırmam. O zaman kendi kültürümüze karşıdan bakıcağız. Hatta ne zamandan beri kendi kültürümüze karşıdan bakıyoruz. Kendi kültürüne karşıdan bakan hiçbir ulus asri medeniyete ulaşamaz. Durup dururken adamın bacağını kırıyorsun ve sonra 100 metre koş diyorsun var mı böyle bir şey? Biz bunu yapıyoruz. Her şeyden önce utanmayı öğrenmemiz gerek. Bize verilen unvanlara layık mıyız? Biliyoruz dediğimiz şeylerdeki delikler neler, neleri atladık insaları bunları biliyoruz diye nasıl kandırdık bunları sorup kendimizden utanmalıyız. Zamanı kullanmada çok müsrifiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir