Toplumu yönlendirme mühendislerinin farkında mıyız?

Türkiye de toplumu yönlendirme mühendislerinin uygulama alanı oldu…
Ve toplumu yönlendirme mühendisleri (?) bugünlerde bizi hem dıştan, hem de içten ters yönde etkileşimle yıkma gayreti içindeler..

Enformasyonun ve bilginin internet vasıtasıyla evrenselleştiği bir dünyada hiçbir gerçek artık gizlenemiyor… Haberleşme öylesine hızlandı ve teknoloji öylesine gelişti ki kimse objektiflerin üzerine çevrilmesinden kaçamıyor…
Buna devletler de dahil.. İnternete koydukları kısıtlamalara rağmen, Çin, Suriye, İran gibi ülkelerde halk gelişmeleri yabancı kanallardan öğrenme yolunu buldu..
İnternet sayesinde bireysel haberleşme sınırsız hale geldiğinden artık toplumun kitle iletişim araçlarıyla manipüle edilmesi de imkansız..
Bu durumda toplumu yönlendirme mühendisleri devreye giriyor ve dikkati başka konulara çekerek hayati gerçekleri gizleme yoluna gidiyor..
Türkiye de toplumu yönlendirme mühendislerinin uygulama alanı oldu…
Ve toplumu yönlendirme mühendisleri (?) bugünlerde bizi hem dıştan, hem de içten ters yönde etkileşimle yıkma gayreti içindeler..
Son günlerde Irak’ın sözde hükümetinin sözde Kürt Devlet Başkanı Celal Talabani’yi izliyoruz.. İlk günkü haberde PKK´ya ateşkes önerdiğini söylüyor.. İkinci günkü haberde, “Türkiye bize karışmasın, yoksa biz bu ülkedeki muhalifler üzerinde nüfuzumuzu kullanırız” diyor… Yani bizim adımıza ateşkes teklif eden, ardından uymazsak bizi tehdit eden bir politika.. Talabani bu bölgenin en büyük fırıldağı.. Kendiliğinden hareket etmesi mümkün değil. Washington’un kuklası olduğundan, onlardan icazet almadan konuşamaz…
Peki bu senaryoda ABD’nin atadığı PKK’yla mücadele koordinatörü Ralston ne oluyor?
Daha 10 gün önce Türkiye’deydi ve bize terörle mücadelemizde destek için atanmıştı.. Talabani’nin bundan haberi olmaması mümkün mü? Hayır..
Ve bugün (27.9.2006) Talabani daha da celalleniyor ve “Türkiye Kuzey Irak’ı işgal edemez” diyor…
Kim, nereyi işgal etmeye kalkmış ki?
Oyun başka oyun… Kuzey Irak’ta hazırlanan senaryoya, bağımsız Kürt devletine doğru giden yolda Talabani PKK kartını oynarken bizi köşeye sıkıştırmaya, kendini bölgenin hakim gücü göstererek ABD’ye mesaj vermeye, PKK’yı da Kürt anayasasında teröristlerin Türkiye´ye iadesi maddesi kaldırılarak terörü bize karşı silah olarak kullanmaya çalışıyor..
Yani cambaz ip üstünde aynı anda üç hareket yapmaya çalışıyor.. Bu da ya çılgınlığından, ya da çaresizliğinden dolayı.. Kesinlikle o ipten düşecek..
Acaba bütün bunlar Genelkurmay Başkanımızın 2 Ekim´de yapacağı önemli konuşmanın öncesinde bir nabız yoklaması mı veya meydan okuma mı? Hep birlikte göreceğiz..
Avrupa Parlamentosu´nun Ermeni, Rum Pontus ve Süryani iddialarını Türkiye´nin üyelik raporu oylamasında çıkarması hayra dalalet gibi gözüküyor, ama yine de dikkatli olmak gerek.. Acaba Türkiye’yi görüşme potasında yine umutlandırarak yeni tavizler koparmak için mi böyle yapıyorlar, ya da Türkiye’nin eninde sonunda Irak sebebiyle kapışacağını tahmin edip yine bize yaklaşım stratejisine mi geçtiler?..
Batı başkentlerinde Tayland’daki darbeden sonra Türkiye´de de benzer bir beklentiye giren çevreler olduğunu görünce, bizde demokratikleşme, insan hakları gibi konuların hikaye olduğunu, asıl dertlerinin kurdukları menfaat düzenini Türkiye´yi sömürerek devam ettirmek olduğunu çok iyi anlıyorsunuz. Yoksa Türkiye´de darbeyi hangi demokrat ister.. Ama ABD gazetelerinde darbeden söz edilmeye başlanmasına ne demeli..
Napoli’deki NATO Koleji´nde ABD Silahlı Kuvvetleri´nin yayın organında (Armed Forces Journal) “Kanla Çizilmiş Sınırlar” başlıklı yazıdaki haritanın asılması ne anlama geliyor.. Daha önceki makalelerimden birinde de belirttiğim gibi ABD subaylarına müttefik Türkiye´nin sınırlarının kanla çizildiği ve Kürtler için değişmesi gerektiği anlatılıyor ve bunun insani yönü üzerinde kafa yoruluyor..
Gördüğünüz gibi bizdeki kalemşörler ne kadar hizmet ederlerse etsinler kendilerini besleyenlerin oyunlarını gizleyemiyorlar..
Ancak bir konuda önemli ilerleme sağladılar. Bu da Türkiye’yi iç savaşa götürebilecek kadar tehlikeli bir konu… Sonunda aşırıların hakim olduğu bir düzen kurulmaya başlandı ve Türk–Kürt birbirine kırdırılmak isteniyor..
Televizyon dizilerinde de artık yeraltı dünyasının hakimiyeti adeta övülür hale geldi..
Hassas şehirler Trabzon, Diyarbakır, Van sürekli gerilime itilip düşmanlık kaşınıyor..
Türk´le Kürt´ün kardeşliklerini unutması ve birbirini kırması için her vesile kullanılıyor..
Ancak bunu becerirlerse Türkiye´yi bölebileceklerini anladılar.. Bir de tabii ki Talabani’nin rüyasını kurduğu Kürdistan’ın kurulması da ancak Türkiye içte birbirine düşürülürse sağlanacak. 2007´de Irak’ta Kerkük’ün statüsü de dahil Kürt federal devletini tanıyan anayasa oylanacak.
Şimdiden Kürtlerin taşkınlıklarına müdahale etmeyelim diye elenseler çekiliyor, sesimizi çıkarıp çıkarmayacağımız test ediliyor..
Birkaç yıl önce kırmızı çizgilerimizi geçtiler… Sadece lafla karşılık verdiğimiz için şimdi ikinci adıma, yani bizi bölmeye yönelecekler… İnşallah zülfiyare dokunmadan uyanırız da yüzbinlerce gencimizi mezara yollamadan aklımızla bu sorunu çözeriz.
Bu sorunun çözümü de şimdiden ABD ve İsrail’e oyunlara son verilmezse neler yapabileceğimizi açıkça göstermekten geçer, söylemekten değil…


Muzaffer Baca/Ayyıldız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir