TUNUS SENDROMU

Berlin duvarının yıkılması ile birlikte ortaya çıkan özgür düşünce nihayet Arap ülkelerine sıçradı.
Günlerdir süren Arap ülkelerini saran eylemler bitmek bilmiyor. Tunus’un ardından Mısır, Yemen, Ürdün ve Cezayir’de de halk, hükûmetin istifası talebi ile sokaklara döküldü. İnsanlar, 10 yıllarca ülkeye “başkanlık” yapan kişilerden kurtulmak ve hürriyetlerine kavuşmak için ayaklandılar. Bilindiği üzere Tunus halkı, kendilerine 21 yıl hükümranlık yapan Bin Ali’yi devirdi. Tunus’ta yaşanan olaylar, daha önce belirttiğimiz ülkelere de taştı. Mısır halkı Hüsnü Mübarek, Yemen halkı Ali Abdullah Saleh, Ürdün halkı Kral II. Abdullah, Cezayir halkı ise Abdulaziz Buteflika ile vedalaşma kararı aldı.
Bu ayaklanmalarda sosyal meydanında rolunu görmek gerektiğine inanıyorum. Facebook ve twitter nasıl bir diktatörün koltugunu alaşagıya devirdiğini görmek benim için sürpriz olmadı. Çünkü bu zalim dikataörler insanların sadece kulaktan kulaga konuştuklarını zannediyorlardı. Kendileri interneti kullanmayıp yasaklama araçı olarak görüyorlardı.
HÜRRİYET KIVILCIMI DİĞER AFRİKA ÜLKELERİNE DE SIÇRAYACAK.
Afrika kıtasında devrimlerin devamlı olması ve ardı ardına bir ülkeden diğerine geçmesi, kesinlikle büyük bir planın bir parçası. Ayrıca bu planın başrol oyuncusunun ABD olduğu herkesçe biliniyor. Hatırlanacağı üzere 22 ülkede Yeni bir hükümet belirleyen eski başkan Bush yönetimi ancak şimdi amaçlarına ulaşabiliyor. ABD’nin politikası devlet politikası olduğu için Bush döneminde yapılan hareketler Obama döneminde ortaya çıkıyor. Bu düşünceleri Türkiye’nin yeni ABD büyükelcisi de Mısırda görev yaptığı vakit dillendirmiş ve ünlü wikileas belgelerine yansımıştı.
Arap ülkelerindeki halk harekâtına ilk destek verende ne garip ki ABD oldu. Dünyanın hegemonya devleti olan ABD’nin, sosyal ve siyasi taleplerle ayaklanan halkın yanında olduğunu açıklaması, Tunus’ta olduğu gibi, diğer ülkelerde de devrimin kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor. Süreçlerin bu şekilde gelişmesi, Washington’un işine geliyor. ABD, Arap ülkelerindeki devrime destek vererek, bölgede kendisine yeni müttefikler bulmak niyetinde. Arap ülkeleri arasında, Mısır başta olmak üzere, ABD ile müttefiklik yapan ülkelerde var. Fakat Washington, Hüsnü Mübarek gibi müttefikleri güvenilir bulmuyor. Aslında olağanüstü yasalarla yönetilen devletler, hiçbir zaman ABD için güvenilir ortak olamazdı. Bu nedenle Washington için bölgede güçlü bir müttefikin olması çok önemli.
Bu meselelerin kökünde, ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiki olan Türkiye’yi neredeyse kaybetmesi yatıyor. Müttefikliğin bozulmasının başlıca nedeni, 2003 yılında ABD Irak’ı işgal ettiğinde, Türkiye’nin müttefikine sınırlarını kapatması oldu. Mavi Marmara olayıda bu olayın adeta tuzu biberi oldu.
Bu, Washington’un hoşuna gitmeyen bir durumdu. Bu nedenle Washington, Erdoğan iktidarının, onların söylediklerini yapmak niyetinde olmadığını anladı. Washington, alternatif bir yol olarak Ankara’yı köşeye sıkıştırmak için zaman zaman belirli kozlardan yararlandı. Ankara-Erivan ilişkilerinin normalleşmesi, sınırların açılması ve Türk ordusunun PKK terör örgütünü etkisiz hâle getirmek için Irak’a girmesi konusunu gündeme getirdi. Fakat ak Parti hükümeti Washington’un baskılarına dayandı ve kendi politikasını yürütmeye devam etti. Bu durumda ABD, notayla konuşarak Türkiye gibi güçlü bir müttefiki geri getiremeyeceğini anladı ve tabi ki endişelenmeye başladı. Türkiye’nin artan etkisini engellemek için çeşitli planlar yaptı. ABD için en iyi yol, yeni bir müttefik bulmasıydı. Bu nedenle Beyaz Saray, bölgedeki etkinliğini tamamen kaybetmemek için yeni bir müttefik aramaya başladı.
Bu müttefiklik öncelikle Irak’ta aransa da ABD, daha sonra bunun hiçbir zaman mümkün olmayacağını anladı ve en iyi yol olarak, Afrika kıtasında bulunan Arap ülkelerinde devrimler gerçekleştirme kararı aldı. Çünkü Obama yönetimi, anayasalı monarşi sistemi ile yönetilen Arap ülkelerinin yardımıyla bölgedeki nüfuzu her geçen gün daha da artan Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyor. Aynı zamanda Arap ülkelerinde devrim yoluyla kendisine güvenilir ortak bulmak isteyen Obama iktidarı, hem Türkiye’nin son dönemlerde Arap camiası ile sıcak ilişkilerine soğukluk getirmek istemenin yanı sıra İran sorununu çözümlemek hem de İsrail gibi bir müttefikini savunmak için planlarını gerçekleştiriyor.Yani yine o tarihin yaşanması için “İngiliz parmağı” devreye girdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir