Turgay Cinere Sorular…

Turgay Ciner Türkiye paylaşım pastasındaki payını her geçen gün yaptığı ataklarla arttırıyor ve halihazırdaki dengeleri bozuyor

Grubun yaldızlı
televizyon reklamı kampanyası da bu çerçevede kurtlar
sofrasındaki diğer kurtlara çekilmiş açık bir
ültimatomdu. Doğan,Koç ve Sabancı gibi devlere
televizyondan savaş ilan edecek kadar kendisine
güvendiği anlaşılan ve son olarak eline geçirdiği
Tercüman gazetesiyle kendisine bağlı medya
borazanlarının sayısını arttıran Turgay Ciner başarılı
bir işadamımız mı yoksa Türkiye için yeni bir tehdit
mi ? Bu sorunun cevabı ısrarla kamuoyundan kaçan ve
hakkındaki iddiaları sürekli geçiştiren Turgay Cinerin
tutumuna bağlı. Ben gene de objektif kalmaya çalışarak
kendisi hakkındaki bazı “garip” durumları gündeme
getirmek ve bu “garipliklere” inandırıcı cevaplar
vermesinin en başta Turgay Cinerin menfaatine olduğunu
belirtmek isterim.

Sayın Turgay Ciner hakkında kafalara takılan ilk
mesele 1956 senesinde Artvin’in Hopa ilçesinde fakir
bir aileye doğan ve Lise yıllarının sonuna kadar çay
ocaklarında çıraklık yaparak biriktirdiği bahşişlerle
ticarete başlayan bir insanın aileden kalan hiçbir
sermaye birikimi olmadığı halde bugün dolar milyarderi
konumuna gelebilmesi. Sıfırdan zengin olmanın
örnekleri vardır ama Türkiye’de sayıları bir elin
parmaklarını geçmeyecek dolar milyarderlerinden biri
olmanız için ya içi elmaslarla dolu bir hazine
bulmanız veyahut ta dünyada eşi benzeri görülmemiş bir
icat yapıp bunu tüm dünyaya satmanız gerekir ve böyle
bir durumda dikkat çekmemeniz imkansızdır. Ama yıllar
boyunca dikkat çekmeden yaşayıp bir anda dolar
milyarderleri sınıfına girmek pek akla mantığa
sığmıyor. Turgay Bey bu paraların kaynağını ve
değirmenin suyunun nereden geldiğini inandırıcı bir
şekilde açıklamak zorundadır.

İkinci mesele ağabeyi emekli polis Tuncer Cinerin
ilginç ilişkileridir.Hatırlarsanız Özal Başbakan ve
Cumhurbaşkanı iken sık sık deniz kıyılarına tatil
yapmaya gider ve bu tatillerde lüks yatlarda pozlar
verirdi. Turgut Özalın gezi yapmayı sevdiği lüks
yatlardan biride Tuncer Cinerin yatıydı. Gazete
arşivlerinde bu yatta Tuncer Ciner ile Turgut Özalın
çok samimi fotoğraflarını ilgilenen arkadaşlar
bulabilir. Burada kafa karıştıran mesele emekli bir
polisin o kadar lüks bir yata nasıl sahip olabildiği
bir yana Başbakan ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı
yapmış bir şahsiyetle bu kadar samimiyeti hangi
dengeleri kullanarak kurabildiği. Bu yakınlığın Turgay
Cinerin ticari başarıları ile herhangi bir ilgisi var
mıdır?

Gelelim bir diğer meseleye. Biliyorsunuz Susurluk
Raporu Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından en üst
birimlere hazırlatılmış ve üzerinde çok detaylı bir
çalışılmış bir rapordur. Bu raporda Turgay Cinerin
adının ünlü uyuşturucu kaçakçısı Oflu Osman’la
birlikte geçtiği iddia edilmektedir. Bu iddia ki çok
ciddi bir iddiadır. Sayın Ciner gibi basın gücü olan
birinin böylesine bir iddiayı cevapsız bırakma gibi
bir lüksü olabilir mi? Bir raporda ismin geçmesi tabii
ki hiçbir şeyi ispatlamaz ama cevapsız bırakılması
kamuoyunda büyük kuşkular doğurur.

Sayın Cinerin Doğru Yol Partisi genel başkanıyla olan
dostluk ilişkisi ne boyutlardadır ve Mehmet Ağarın
ağabeyi Yunus Ağarın Ciner Holding yönetiminde yer
aldığı doğrumudur? Yunus Ağarın aynı zamanda
Hüsamettin Özkan’ın ağabeyi Necdet Özkan ile yakın
dostluk ilişkileri olması da olayın bir başka boyutu.
Dostluk ilişkileri demişken Turgay Cinerin yakın
dostları arasında sayılan Turgut Özal,Mehmet
Ağar,Hüsamettin Özkan,Mesut ve Turgut Yılmaz kardeşler
ve sık sık birlikte tenis oynadığı Çevik Bir gibi
isimlerin Türkiye’nin en tepe noktaları olması bir
tesadüf müdür?1984 senesinde kardeşiyle Almanya’dan
ithal ettiği Mercedeslerin kaçak olarak yurda
sokulduğu iddialarıyla açılan iki ayrı davanın
sonuçları ne olmuştur?

Sayın Cinerin en büyük yatırımlarından biri olan
Havaşta öldürülmeden önce kumarhaneler kralı Ömer
Lütfü Topalın gözü olduğu ve burayı alabilmek için bir
çok hatırlı kişiyi devreye sokmasına rağmen
alamadığını biliyoruz. Bunun sebebi Havaşın uyuşturucu
kaçakçılığı için kullanılacağı istihbaratının devlete
verilmesiydi. Bu kadar önemli bir tesisi
özelleştirmede aldıktan sonra sayın Cinerin alelacele
İsviçre havayolları Swiss Air’le ortaklık kurmasının
anlamı neydi. Bunun ardından Swiss Airin THY ile bir
anlaşma yaparak o zamana kadar THY’nin tek hakim
olduğu Orta Asya hatlarına hiç gereği yokken ortak
edilmesi ve bu anlaşmanın bizzat Mesut Yılmazın
şahitliğinde başbakanlık konutunda imzalanmasının
sebebi nedir. Sayın Turgay Cinerin bu anlaşmadaki rolü
ne olmuştur.

1992-1993 senelerinde genelde havacıların pek
getirilmediği bir görev olan MGK genel sekreterliği
vazifesini alabilen ve 28 Şubat kararlarının altında
da imzası bulunan Hava Kuvvetleri komutanı Orgeneral
Ahmet Çörekçi emekli olduktan sonra Turgay Cinerin
holdinginde göreve başlamış ama kamuoyunun yoğun
tepkileri ve Genelkurmayın araya girmesiyle bu
görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Emekli
generallerin tecrübelerini özel sektörde
değerlendirmeleri yeni bir durum değildir ve pek çok
holdingimizde emekli generaller görev yapmaktadır peki
o zaman sayın Çörekçinin Ciner Holdingde göreve
başlamasının Genelkurmayın gayri resmi olarak araya
girmesini gerektirecek kadar büyük bir tepkiye yol
açmasının sebebi neydi ?

Ulaşım yollarındaki stratejik öneme sahip Havaştan
sonra Karadeniz’e açılan kapımız Hopa limanını da alan
Turgay Ciner daha sonrada stratejik öneme sahip
Beypazarı trona madeni yataklarını satın aldı. Tüm bu
stratejik yerleri ele geçiren Ciner Holdingin ismi
Genelkurmay Başkanlığının 1997 senesinde güvenlik
birimlerine dağıttığı ve stratejik tesislerin
özelleştirilmesine yönelik çok ciddi cekincelerin yer
aldığı belgede geçiyor mu çok merak ediyorum doğrusu.

Son olarak Fethullah Gülen Hocanın meşhur Dinlerarası
diyalog ve Ilımlı İslam projesinin ilk toplantısının
sponsoru Turgay Cinerdi. Sayın Cinerin birdenbire
dinlerarası diyaloğa olan bu ilgisi acaba nereden
kaynaklanmıştı ve bu ilgisi hala devam etmekte midir.

Evet sevgili dostlar biliyorum yazı çoktan seçmeli
sınav kağıdı gibi sorularla doldu ama kafamızı
karıştıran ve bizi rahatsız eden “gariplikleri” ancak
bu şekilde gündeme getirebiliriz. Madem sayın Turgay
Ciner Türk medyasında bir dev olmaya ilerlemektedir ve
kendi deyişiyle gözünü Koç Holdingin yerine dikmiştir
o zaman medyanın temeli olan merak duygumuzu da tatmin
etmek zorundadır. Aksi takdirde isterse dolar
trilyarderi olsun bu sorular ve hakkındaki şüpheler
hiçbir zaman peşini bırakmaz.


Ortadoğu Gazetesi/Serdar Kuru

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir