TÜRKİYE BU DEĞİL

Geçtiğimiz hafta yurt dışındaydım. Bu vesileyle, Türkiye’nin dışarıdan nasıl algılandığına dair bazı ipuçları elde etmeye çalıştım. Her fırsatta çeşitli basın-yayın organlarında Türkiye ile ilgili haberleri takip ettim.

Oralarda karşılaştığım insanlarla sohbet etme imkanı buldum. Bir kere Türkiye’nin dışarıda bir tanınma problemi olduğunu kabul etmek lazım. Hatta birçokları Türkiye’yi olduğundan çok farklı tanıyor. Mesela bizim Slav ırkından olduğumuzu sanan insanlar bile var. Öte yandan Ermeni soykırımı iddiaları ve PKK gibi zararlı akımların sesi çok daha fazla çıkıyor her yerde. Peki bunun sebebi ne? Elbette önce problemi kendimizde aramak gerekiyor. Sürekli olarak olumsuz haberlerle dünya gündeminde yer alıyoruz. Mesela Malatya’da işlenen cinayet, YÖK başkanına yönelik suikast teşebbüsü, Muhalefet partilerinin ipe sapa gelmez iddiaları, karalama kampanyaları, Cumhurbaşkanlığı tartışmaları, Genel Kurmay bildirisi vs. vs… Türkiye ile ilgili bu tür olumsuz haberler, oradaki kamuoyu gözünde de hem ülkemizi küçük düşürüyor hem de Türkiye aleyhine çalışan, ülkemizi farklı göstermeye çalışan yasadışı örgütleri sempatik gösteriyor ne yazık ki.

Oysa ülkemiz bunu asla hak etmiyor. Türkiye’yi tanıyan bir yabancı dostumuz şöyle diyordu: “Hayır, Türkiye bu değil. Büyük bir ekonomi. Yabancı sermaye çekiyor. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip bir ülke var…” Tam da turizm sezonunun başladığı, ekonominin şaha kalktığı, ihracatın arttığı bir dönemde Türkiye büyük yaralar almıştır.
Dört tarafımız barut fıçısı. Kapı komşumuz Irak’ta her gün yaşanan felaketlerden hiç mi ders almıyoruz?
Türkiye her şeye rağmen bir huzur adası.

Bu huzuru bozmaya kimsenin hakkı yok. Askeri-sivili, hükümeti-muhalefeti, amiri-memuru, işçisi- köylüsü, kısacası herkes, bu konuda sağduyulu davranmalı ve huzur ortamının yeniden tesisi için elinden geleni yapmalı. Devletini, milletini seven insanların bu tür olumsuz bir manzaraya izin vermesi, seyirci kalması düşünülemez. Daha çok demokrasi ve daha çok hürriyete ihtiyacımız var. Gelişmenin ve büyümenin yolu buradan geçiyor. Bunun için herkesin üzerine düşeni yapması gerekmez mi? Cumhuriyeti korumak da ancak bununla mümkün. Unutmayalım ki, yılların emek ve masrafıyla oluşturduğunuz bir orman, bir kıvılcım ile kül olabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir