TÜRKİYE DEMOKRASİSİ OTUR SIFIR

Her tartışmayı laiklik ekseninde değerlendirmeyi kendilerine görev bilen bazı çevreler şu sıralar köşelerini dolduracak yeni bir malzemeyi buldu çok şükür.

Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Yayla İzmir’de katıldığı panelde sarf ettiği bir cümle nedeniyle o çok bildik yargısız infaza maruz kalıyor şimdilerde. Aslında ateist olduğu söylenen ama en kolay yapıştırılan irticacı damgasıyla darağacına gönderilen bu bilim adamının Gazi Üniversitesinde ders vermesi engellendi.

Peki İzmir Ak Parti Gençlik Kollarının düzenlediği AB ve Türkiye ilişkilerinin toplumsal etkileri konulu panelde konuşan Prof. Yayla ne dedi de böylesine bir tepkiyle karşılaştı.

Cümle şu : ‘’ Bir gün AB neden her yerde sadece bu adamın resim ve heykelleri var diye soracaktır’’ Cümledeki bu adam ifadesini Atatürk için kullanıyor Prof Yayla. Gerisine bakmaya bilimsel ve ilimsel açıdan irdelemeye gerek yok. Kimin umrunda ki zaten.

Tamam en azından bu ülkenin cumhurbaşkanlığını yapmış bir devlet büyüğüne karşı kullanılan ‘’ bu adam’’ kalıbı saygı ölçütlerini biraz aşıyor kabul. Ama yine bu ülkenin yetiştirdiği bir bilim adamının bilimsel bir tez niteliği taşıyan görüşlerinden dolayı akademik kariyerini çöpe atmanın hangi zihniyetle yapıldığını biliyoruz da hangi vicdana sığdığını kavrayamadık hala.

Burada laiklik ve Atatürkçülük adına ortaya konan yobazlıkları, üzümü yemeği değil bağcıyı dövmeyi şiar edinenlerin yıllardır sergiledikleri antidemokratik tavırları sıralayacak değiliz.

Buna ne satırlar nede saatler yeter. Bu trajik manzarada görmemiz gereken asıl nokta sırf düşünsün ve düşündüğünü insanlarla paylaşsın diye vatandaşın vergileriyle okuyan ve bunca senedir dişiyle tırnağıyla didinip akademik kariyer edinen, profesörlük gibi önemli bir unvanı almaya hak kazanan bir bilimadamının görevi olan düşünmek ve paylaşmak eylemini gerçekleştirdiği için insafsız bir linç girişimine maruz bırakılmasıdır.

Daha acı olan bu linçi gerçekleştirenlerin başında kendi meslektaşlarının gelmesidir. İnsanı acı acı gülümseten bir başka nokta da şu aslında.

Sözde soykırım yalanlarını suç sayan yasayı çıkarma girişimleri sırasında ünlü Fransız düşünür voltaire’in ‘’Görüşlerine katılmıyorum ama bu görüşlerini özgürce ifade edebilmen için canımı bile veririm’’ sözünü hatırlatıp Fransa’ya demokrasi dersi vermeye kalkanlar da yine şu anki linç girişiminin öncüleriydi.

Bu linç kültürünü alışkanlık haline getirenler toplumun giderek düşünmekten korkan, düşünemediği için üretmekten aciz kalan bir millet haline geldiğimiz gerçeğini ne zaman görecekler acaba.

Bu linç kültürünü alışkanlık haline getirenler, geleceğimiz olan çocuklarımızın, gençlerimizin bu hazin tablolar karşısında demokrasiye olan inançlarının giderek yok olduğu gerçeğini ne zaman görecekler acaba..

Bu linç kültürünü alışkanlık haline getiren sözüm ona bilim adamları ve gazeteciler bugün başkalarına reva gördükleri bu muameleye yarın kendilerinin de maruz kalabileceği gerçeğini ne zaman görecekler acaba..

Şimdi buradan soruyorum onlara.. Katıldıkları bir panelde bir öğrenci ve hatta evlerinde çocukları bu ilim, fikir ve edebiyat büyüklerimize çıkarda ‘’demokrasi nedir’’ diye sorarsa ne cevap verecekler acaba. ‘’Türkiye’de demokrasi mi, insan haklarımı boşversene geç bir kalemde’’ diyenlerin pis pis sırıtışlarını görür gibi oluyoruz sayenizde.

Siz ve sizin gibiler yüzünden dünya denen global köy okulunun demokrasi dersinde bir arpa boyu yol kat edemedik Bu dersten hiç geçemedik.

Bakın siz de duyuyormusunuz en önemli öğretmen olan vicdan hocadan gelen sesi..

‘’TÜRKİYE DEMOKRASİSİ YİNE ÇALIŞMAMIŞSIN EVLADIM OTUR SIFIR!!’’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir