Türkiye ‘Gizli Ayinler’ merkezi oldu

Gizli ve ayin kelimeleri nedense insanları hem merak ettirmiş biraz da ürkütmüştür. Nede olsa gizli, bilinmeyen ve ürkütücü…
Bu gizli toplantılarda neler yapar ne kararlar alırlar hiç bilmeyiz.
Son günlerde ülkemiz yabancıların gizli toplanma ve toplantı merkezi olduğunu biliyor musunuz ?
Bu gizli ayinler konusu bakın nerden geldi gündemime…
Hatırlarsınız
Rahşan Ecevit’in Cumhuriyet değerleri gidiyor diye başlattığı ittifak çalışmalarına bir kesim destek verirken bir kesim bir hayal olarak gördü.
Rahşan hanım şu şıralarda hala kapı kapı dolaşmaya ve ittifak için destek aramaya devam ediyor.
Rahşan hanımın Türkiye parsel parsel satılıyor tezlerine ise medya mensupları komplo ve Rahşan hanımın yaşlılığına verse de bu tespitlerde ilginç gerçekler ortaya çıktığına inanıyorum.
Benim söyleyeceğim sözler bilinenlerin aksine haber aralarında gördüğüm bilgiler üzerine olacak.
Bilmem farkında mısınız ?
Bu yıl içinde kaç tane başta İstanbul olmak üzere kaç yerde gizli ayin ve toplantılar yapıldı hiç haberiniz oldu mu ?
Benimde haberim olmadı ama birtakım kişilerin bu toplantı ve törenleri izleyip belli yerleri uyardığını biliyoruz.
***
Çünkü bu tür toplantılar bazı basın organlarında manşetlere çıkıyor. Ama gerisi gelmiyor. Sadece amaç ‘biz sizin ne yaptığınızı biliyoruz’ mesajı olarak algılanan haberler.
Ama bu toplantıları yapan zevatı çok fazla etkilemiyor ki bu haberler yine bir takım yerlerde toplantılar yapmaya devam ediyorlar.
Bu toplantıların büyük bir çoğunda mistik yerler diye tabir ettiğimiz bölge ve yerlerde oluyor.
Şimdi kimilerine göre uçuk kimilerine göre de komplo olacak bu toplantılarda Dünya politikasını ve bölgeyi kapsayan kararlar alınıyor desem kim inanır acaba.
Siz bunlara komplo olarak bakmaya devam edin…
Ve gülün derim
Ama bunların komplo değil de gerçek olduğunu söylersem
İnanmak veya inanmamak size kalmış ey netpano okurları
11 eylül kararları İstanbul Yerebatan sarayında bulunan medusa başında yapılan toplantıda alındı.
Ve bu toplantıya katılmak için başta ABD olmak üzere dünyadaki güç dengesinde söz sahibi olan sadece birkaç kişi geldi.
Bu toplantıda bir takım kararlar alındı.
Kafalarına göre bir Müslüman tipi çizildi.
Müslüman eşittir terörist imajı çizildi desem kim inanır…
Zahir alanda gördüğümü her olayın bir de mana’da bir yansıması olduğunu unutmayalım
***
Tabii bunun karşıtı olan ve hilaliler diye adlandırılan bir takım mübareklerde başka yerlerde toplantılar yaptıklarını ve o kararlar doğrultusunda çalışmalar yaptıklarını da burada hatırlatmakta fayda var.
Yani Dünya sadece birilerine bırakılmış değil ve boş ta değil.
Her şey olması gerektiği gibi gidiyor.
Rahşan Hanımın Güneydoğu ile ilgili sözlerinizde okumuşsunuzdur.
Özetle GAP’ın İsrail tarafından parsel parsel alındığını ve kendilerine göre mübarek saydıkları Urfa’da birtakım çalışmalar yaptıklarını
söyleyince bende nedir bu olaylar deyip araştırınca bakın neler buldum.
***
Museviler Urfa’yı kutsal kentleri arasında sayıyorlar. Özelliklede Hz Musa’nın
Kasr el-Banat’ta ve Urfa’ya seksen kilometre uzaklıkta bulunan Tektek Dağlarında peygamberlik dönemlerinde çobanlık yaptığına inanıyorlar.
Bu inanıştan dolayı her yıl eylül ayında dikkat çekmeyen küçük Musevi grup ve hahamları turistik ziyaret adı altında ‘Ros Aşana’ günü için Harrandaki Yakup’un kuyusuna gelip ayin yapıyorlar. Bu sessiz sedasız yapılan ayin haberlerinden bölgedeki kişilerin haberleri olmuyor. Bölge halkının haberi yok ama demek birileri bunları izliyor.Bu gizliliğin kökeninde ise Musevilerin hafızalarında bölgede olan bir katliamın etkisi var şüphesiz. 1947 yılında aralarında çocuklarında olduğu 7 kişilik Yahudi Sokraya ailesi Urfanın kendirci mahallesinde kimliği belirsiz kişilerce katlediliyor. O günden bu yana da bölgede ayinler gizli yapılmaya başlanıyor. Urfa Yahudilerinin 1144’ten bu yana 300 bin kişilik nüfuzları bölgeden azalıyor.Önceki yıllar dada İsrail cumhurbaşkanı Ezher Weizmann’da kendilerine göre kutsal saydığı urfayı ziyaret etmek istemiz fakat protestolar üzerine sadece GAP’ı ziyaret etmekle yetinmişti
***
Bu ziyaretlerin ardından yine geçen aylarda İstanbul fener patrikliğini ziyaret eden iki kişininde ziyaretlerine dikkat çekmek istiyorum. Birinci Ermeni Genel Patriği Karekin II,ile Yunan kilisesi temsilcisi ayrı ayrı gelip ziyaret etmişlerdi. Bu ziyaretlerde de Fener’den birçok yere uzandığı iddia edilen yer altı yollarında bir takım toplantılar mı yapıldı acaba. Bu konuda hürriyet gazetesi yazarı Murat Bardakçı’nın hürriyet’teki yazısını okumanızı tavsiye erdim. Bu yazı sitemiz www.netpano.com ’da yayınlanmıştı.
Fener patriğin in’de sık sık İzmit ve Nevşehir ,Ürgüp yer altı şehirlerinde ne işi var diye de aslında çok merak ediyorum. Eminim Patrik efendi. Bölge turizmi canlansın diye gidip oralarda ayin yapmıyor…
**
Söz gizli toplantılardan açılmışken gizli örgütler konusundaki kitaplarıyla dikkat çeken emekli deniz binbaşı Erol bilbilik de bu konuda dediklerini makalemize almak isterim. Bilbilik şunları söylüyor: “Gerek CFR olsun gerek trilateral komisyon olsun gerekse de bilderberg grubu olsun esas itibarıyla gizli örgüttürler. Mesela bütün dünyada ve Amerika’da adresleri, kayıtlı telefon numaraları bellidir. Yeni bir olay olarak son beş yılda isimlerini açıkça yazmaktadırlar. Bunları, hiçbir şekilde bu örgütlerin gizli örgüt olmadığının kanıtı sayamayız. Çünkü çok gizli toplantılar yapılıyor. Bu gizli toplantılar son derece gizli yerlerde ve çok büyük korumalar altında yapılıyor ve buralarda konuşulanların dışarıya çıkma olasılığı hemen hemen hiç yok. Üstelik bunları dışarıya çıkarmayı deneyenler hayatlarından olmuşlardır. Bir ispanyol vardır, 2000 yılındaki bilderberg toplantısından sonra ölümlerden ölüm beğenir duruma getirilmiştir, sokakta götürüyorlardı adamı. Dolayısıyla bunların hepsi gizlidir ve bunların gizliliği de o örgüt açısından zaruridir. Çünkü dünyanın her yerinde savaşı başlatan örgüt budur. Krizleri çıkaran örgüt budur, devletleri çökerten örgüt, budur, ekonomileri batıran örgüt budur, dünyaya her şeyi yapan örgüt budur. bu, bir komplo teorisi değildir.” ‘ derin devlet ve gladio konularında uzman eski kurmay yarbay Talat Turhan da aynı kanaati vurgulamakta: “Bazı kaynaklar anılan örgütlerin açık çalışan legal kuruluşlar olduğunu savunuyorlar. Bu savın doğru olduğunu kabul edersek yanılmış olacağımızı düşünüyorum. evet, örgütlerin üyelerinin isimleri belli, burada açıklık var. Buna karşın örgütlerin yaptıkları toplantılar ve bu toplantılarda alınan kararlar gizli. Öylesine ki örgüt üyeleri bile bütün kararlardan haberdar edilmiyorlar. Bu bağlamda gizli örgüt tanımlaması gerçeğe uygun düşer
***
İşte ey sevgili okur. Gördüğünüz üzere bu toplantılar bir vaka. Ve bu toplantılar nedense büyük basın duymazlıktan hep gelir. Son bir bilgi önümüzdeki dönem İstanbul’da çok fazla dünyaca etkinlik olacağını buradan söyleyelim. Bunların kimi kültür kimi spor kimide politik ve meslek grubu toplantıları olacak. Ve bu toplantılara dünyaca ünlü kişiler İstanbul’u ziyaret edecek. Bu toplantılara gelip birde şöyle İstanbul’un mistik yerlerinde toplantı yapacak çok zevat olacak şimdiden ilgilileri uyaralım…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir