TÜRKİYE YÖNETİCİ İHRACAT EDECEK

Ne zamandır, kafamda bir konu meşgul edip duruyor. Neden
İslam ülkelerinde yönetici sıkıntısı var. Neden yöneticiler bir müddet sonra
despot oluyor. Neden burada ayaklanmalar hiç bitmiyor? Sorular birbirini
kovalayıp gidiyor. İnternette yaptığım kısa bir araştırmada aşağıdaki bilgileri
elde ettim. “İslam Konferansı Örgütü’nün (OIC) 57 üyesi vardır ve ülkelerin
tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır. Üniversite başına 3 milyon Müslüman
düşmektedir. Oysa sadece ABD’de 5.758 üniversite vardır. 2004 yılında Shanghai
Jiao Tong Üniversitesi’ Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi’
hazırlamış ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk
500 e giren üniversite yoktur.”

Evet, rakamlara bakınca aslında o despotları halkın
kendisinin oluşturduğunu anlamak mümkün. Peki, neden halk okumuyor ya da
okutulmuyor? Okumuyor çünkü okuyup da ne yapacaksın diye mevcut devlet kendi
halkına okumaması için rüşvet veriyor. Bedevilerin okullaşması artırılması
yerine daha çok hayvan vererek çölde kalması teşvik ediliyor. Çünkü eğitim
oranı az olsun ama benim istediğim gibi olsun anlayışı hâkim. Eğer okumuş insan
çoğalırsa o zaman diktatörlüğünü nasıl sürdürecek ki?

UNDP tarafından toplanan verilere göre Hıristiyan dünyasında
okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse yüzde 90’Müslüman dünyasında buna çok
zıt bir durum olarak bir ülkenin okuma-yazma oranı yaklaşık yüzde 40 olup,
yüzde 100 okur-yazar oranına sahip bir Müslüman ülke yoktur. Hıristiyan dünyasındaki
‘okur-yazar’ ın yüzde 98’i ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran
yüzde 50dir. Hıristiyan dünyadaki okur-yazarların yüzde 40’ı üniversite
mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında yüzde 2’yi geçememektedir.

Şimdi anladık mı? İslam ülkelerinde neden yönetici
olmadığını neden yöneticilerin aslında yönetici olmadığını.

Türkiye’de durum nasıl? Nüfusumuzun yüzde 30’u okumuyor. En çok okunan
basılı materyal kitap olurken, bunu yüzde 34,45 ile gazete izliyor. Türkiye’de
her 4 kişiden biri kitap okurken yüzde 31,32’lik bir dilim hiç kitap
okumadığını söylüyor. Yüzde 43,91’lik bir bölüm ise 1–10 kitap okuyan
kategorisinde yer alıyor. Peki, diğer ülkelerde durum nedir? En fazla okuyan
ülkeler arasında ABD yılda 15 kitap okuyor. Fransa: 16 ve Japonya ise 50 kitap
okuyor. Yani bir insan yılda 50 kitap okuyor… Bir oraya bakın bir de bize
bakın…

Ama bütün bunlara rağmen Türkiye böyle giderse İSLAM ÜLKELERİNE YÖNETİCİ
İHRAÇ EDERSEK hiç şaşmayalım. Neden mi? Şükürler olsun Üniversite sayımız
166’ya doğru gidiyor. YÖK ve ÖSYM kaynaklarından derlenen bilgilere göre,
Türkiye’de 62’si vakıf, 104’ü devlet olmak üzere 166 üniversite faaliyet
gösteriyor. Ayrıca bir üniversiteden bağımsız olarak kurulmuş 7 vakıf
yüksekokulu da eğitim-öğretim yapıyor. Hemen tüm illerde devlet üniversitesi
mevcutken, vakıf üniversiteleri genellikle büyük şehirlerde kuruluyor.Yani
İslam ülkeleri içerisinde en fazla üniversite bizde. Türkiye’nin nüfusunun
yaklaşık yüzde 5’inin yüksek öğretim kurumlarında okuduğunu söylemek oldukça
sevindirici. Türkiye’de üniversite sayısının
250’ye doğru çıkması hedefleniyor. Bu da ayrı bir sevindirici haber…

Şimdi bizlere düşen Türkiye’de okuma oranını artırmak, okullaşma oranını
artırmak ve bunun için de yapılması gereken ilk şey TV’LERDE Kİ BAŞTA İLAHİ
YARIŞMALARI OLMAK ÜZERE ŞARKI-TÜRKÜ YARIŞMALARINI KALDIRMAK… Zira, başta
kadınlarımız olmak üzere çocuklarımız da dahil birçok kişi zamanını boşa
harcıyor. Bu çözümü biran önce sağlarsak eğer İSLAM ÜLKELERİNE YÖNETİCİ İHRAÇ EDEBİLİRİZ.
Bunun için de Yakup Kadri Karaosmanoğlu “gizli posta adlı “hikâyesinde yazdığı
gibi “…Esas evlerimizi şimdi savunmalıyız, evlerimize atılacak bombalardan
korunmalıyız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir