Türkiye`de neler oluyor haberiniz var mı ?

Türk insanının yaşadığı ve güldüğü komik gündelik olayları okumak için tıklayın sizde dumur nasıl oluyor öğrenin…

Biz Türkler patagonyada bile kendimizi göstermesini biliriz.Kanada`da veya Gobi çölünün bölgelerinde bir Türk başka bir Türkü nasıl görür ve tanır?. Aşagıda okuyacagınız tüm olaylar hayatın gerçeklerinden alınmıştır. Dolmus soforlerinin nasil da rahat (eller kollar hatta bazen baslari disarida) arac surduklerini herkes bilir ve takdir eder (!). Olay gunu arkadas, bulundugu dolmustan, yolun karsi tarafinda gerceklesen olaya saniye saniyesine tanik oldugunda gozlerine inanamamis. Cunku dolmus soforu, cok yaygin ve sevecen gorunumlu bir Turk aliskanligi olan yola tukurmek eylemini gerceklestirmek icin kapisini actiginda, bir taraftan da dolmusu surerken, yoldaki bir tumsegin kurbani olup sofor koltugundan kayip yola dusmus! Ve hic abartisiz, daha sonra da kendi basina yoluna devam eden dolmusunu yakalamak icin arkasindan kosmaya baslamis, bagirarak. Isin daha komigi, arkadas o dolmusun icindeki insanlarin, “bu gercek mi yaw” turunden yuz ifadelerini de gorunce dumur carpi 4 olmus.. (Bu kadari da olamaz mi dediniz? Bir daha dusunun lutfen) ——————————————————————————– Bundan 1-1,5 sene evvel okuldan eve gelirken otobüste arkadaşla konuşurken, birden önümüzde oturan karı kocaya (yani herjalde öylelerdi) kulak kabartmak zorunda kaldık.Eşi kocasına alt komşusunun çocuğuna attığı dayaklardan bahsedip onun bu davranışından herseferinde nefret ettiğini üzerine basa basa söylüyordu.Bu arada kucağında oturan çocuğu ise durmadan konuşup annesine bişeyler soruyordu.Annesi buna dönüp bi osmanlı tokadı yerleştirdi ki bu dumur bizim de yüzümüzde patladı… ORHAN BİLGE ——————————————————————————– 27/10/2000 günü akşamı kadıköyde otobüs beklerken yan taraftaki durağın otobüsü henüz yeni hareket etmiştiki ellerinde torbalarla kısaboylu tombul bir bayan koşarak geldi ve bana panik halinde sarılarak – şu otobüse ıslık çalar mısın lütfen lütfen diye yalvarmaya başladı. ben bu olayın şaşkınlığını üzerimden atıp ıslık çaldığımda ise otobüs çoktan gitmişti :-)) ——————————————————————————– İzmir`den İstanbul`a otobüsle seyahatimize başlayalı henüz yarım saat olmuştu.İzmir-Manisa arasındaki sabuncubeli rampasına çıkan son virajdan sonra gördüklerim beni hayretler içinde bırakmıştı.Bir kamyon rampadan aşağı yavaş yavaş hızlanarak kayıyordu ve sürücü kamyonu yakalamak için ardından koşuyordu.Otobüs şöfürümüzün korna çalarken söyledikleri dumurun doruklarına götürdü beni; Boşuna koşma yakalayamazsın! Kaya KORKMAZ / İzmir ——————————————————————————– Tekirdag`dan gecerken bır benzıncıde durduk.Benzıncıde bır tane berber dukkanı vardı. Gayet duzgun herseyı dort dortluk bır berber dukkanı. Buraya kadar normal gelıyordu kı cama yapıstırılmıs yazıyı gorene kadar. Soyle yazıyordu `Harıcen tras yapılmaz , sadece benzın alana tras yapılır `. Coşku Altuğ ——————————————————————————– Bundan iki sene kadar once bir arkadasimin evine gitmeden once biraz kuruyemis almak icin bir kuruyemisciye girdim. Benden once girmis bir aile alisverislerini tamamlamis, pralarini oduyorlardi tam bu sirada, yasi 7 veya 8 olan ailenin kucuk kizi babasina `baba sam fistigi da alalim` dedi. Babasinin cevabi `sam fistigi diil kizim o halis antep fistigi turk fistigi`… ——————————————————————————– Merhaba.Bu olay Trabzon Farabi tıp fakültesinde aynen yaşanmış bir olaydır. Acil kapısının önüne kornalar çalarak 2-3 araç geliyor. içinden insanlar fırlayarak klasik doktorlar nerde sedye getirin şeklinde bağrışmalar oluyor. Öndeki arabadan çıkan bir kişi arkadaki arabaya hastayı arabadan çıkarmasını söylüyor. Ve arkadakinin yanıtı SİZİN ARABADA DEĞİLMİYDİ . Yani vatandaşlar hastayı Rizede bırakıp diğer arabada olduğunu sanarak Rize`den yani 1 saatlik yoldan son sürat gelmişler. Devrim Bektaş ——————————————————————————– üniversite sınavına hazırlandığım seneydi tüm arkadaşlarım gibi bir dersaneye kayıt yaptırdım neyse dersane başladı ilk gün gittim dersten çıktık merdivenlerden iniyordum ,orada da dersane görevlileri bekliyorlardı , 2 çocuk asansöre bindiler ve hemen geri çiktılar bitanesi oradaki görevliye şöyle dedi `sanırım asansör çalışmıyor` adam da ` kaçıncı kata çıkacaksınız` dedi o da altıncı kat diye cevapladı işte o an dumur cümleyi duyduk `bu asansör 6. kata çıkmaz`…… Vural Burcu ——————————————————————————– Bir akşam ,tıpkı diğer akşamlarda olduğu gibi okuldan evimize dönüyoruz..yanımda da bir arkadaşım var..eminönü nden vapurla üsküdar a geçtik..koşarak güç-bela kalkmakta olan otobüse yetiştik..karşımızda koltuğa sığmayan kocaman bi şöför..pos bıyıklar..elinde kocaman bi hıyar( kibarca salatalık) “ haşır huşur“ yiyo..bize ne dese beğenirsiniz..“ hadi gençler hem yiyelim hem gidelim,hem konuşalım,gülelim yolumuza gidelim“ adam bide bize hıyar ikram ediyor.. anında dumur diyarına ışınladı adam bizi.. Emre Yüksel ——————————————————————————– 2 sene once Amerika` ya geldim. Hic Ingilizce bilmiyordum. Zar zor bir markette is buldum.Ingilizce bilmedigim icin zor anlar yasiyordum.Anlayacaginiz biraz aptal konumunda kaliyor hic konusamiyordum.Benim Turk oldugumu bilen Amerikali kasiyer bir gun bana Turkce biliyormusun diye sormasiyla burdaki ilk dumur olayimi agzim acik bir sekilde yasamis oldum. Zafer Genç ——————————————————————————– Bizim bi kuş vardı zamanında adı Fıstık fırlama çok şirin bişiiydi herneyse bi gün okuldan eve geldim baktım annem babam felam odaları arıyolar koltuk arkaları falan -Anne nooldu ne arıyosunuz yaaa dedim -Ooolum kuş sabahtan beri yok bulamıyoruz dedi O sırada babam sinirli sinirli -Yaaa bu kuş uçmadı ya allaaah aaalaaaaah dedi ulen pancar gibi oldum dumur oldum bi patlattım kahkahayı ööle bişey işte. Tolga Göksel ——————————————————————————– bi arkadaşım anlatmıştı;bigün trenle okuldan dönerken tpik tren,vapur satıcılarından biri söze başlamış:`Aabiilerim aplalarım şu elimde görmüş olduunuz ciletler made in germani ingilizce bilen aabilerim aplalarım bilirler hakiki alma madeni demektir!`ben bunun üstüne artık bişey söylemiyorum… Zerrin Keşoğlugil ——————————————————————————– Bir iki sene kadar önce Ankara Bahçelievler`deki Hobby Cafe`ye gittim ve bir karışık kumpir sipariş ettim. Kısa sürede gelen kumpire kaşığı daldırdım: rus salatası, sosisler,mısır falan iyi de patates bulamıyorum. Patatesin kızarmış kabukları gözüküyor da patatesin kendisi hiç yok.Garsonu çağırdım.`Bu ne kardesim` dedim, `kabukları koyup kumpir diye getirmişsin?` Garson pişkin `Pardon beyefendi` dedi, ` patates kalmamış da.` Çüş demek üzereyken bir de ` ben patates koydurup getireyim` demez mi! Tamam kalsın deyip kendimi dışarı zor attım. Onur Irmak ——————————————————————————– Geçen gün;metro daha yeni açılmıştı hadi bi bineyim dedim ve Levent istasyonundan içeri daldım fena değildi güzel yapmışlar istasyonu,trene bindim ve oturup trenin kalkmasını beklemeye başladım içeri farklı tiplerde insanlar biniyodu çoğuda allahın görmemiş magandasıydı sonra bi kadın girdi elinde 3-4 yaşlarında bi çocukla ve girer girmez bi adama beni dumura uğratan soruyu soruverdi “Kardeş Taksimden geçer dimi?” şok oldum ve Taksime gelene kadar hatta tüm gün boyunca bu olayı düşünüp güldüm….. MEHMET ALTAR / İSTANBUL ——————————————————————————– Ben avusturyada yasiyor ve okuyorum ,bir defasinda turkiyeden avusturyaya dönuyorum yanimda da senol isminde ki arkadasim .yanimizda bavullarimiz var,beni dumura ugratan olay :kontrol noktasindan gecerken polisler birden telaslandi elinde telsiz olan bir sivil polis birden cantama dogru yöneldi ve buyuk bir sey bulmus gibi acti icini inceledi. inceledigi cantanin icinde de kitaptan baska birsey yok , yazi bos gecirmemek icin yanimda bol miktarda kitap getirip okumustum.ben olayin hem saskinligi hemde kizginligiyle noldu bomba mi buldun diye sordum bana verdigi cevap a ne dersiniz? “kitap bombadan daha tehlikelidir.“ dumura ugramis bir sekilde daha memleketin cok katedecegi yolu oldugunu dusunerek oradan ayrildim. ——————————————————————————– Selam. ben bilgisayarcıyım. birkaç gün önce gelen bir telefonda bilgisayarının çalışmadığını söyleyen bir müşteri veryansın ediyordu. işe önce basit şeylerden başladık. fişi takılı mı dedim “aa pardon fişi çıkmış” dedi. karşımdakinin tam dumura ugradığını düşünürken “pardon elektrikler de kesikmiş” cevabıyla dumurötesine dogru hızlı adımlarla koşmaya başlamıştım ——————————————————————————– Dolmus soforlerinin nasil da rahat (eller kollar hatta bazen baslari disarida) arac surduklerini herkes bilir ve takdir eder (!). Olay gunu arkadas, bulundugu dolmustan, yolun karsi tarafinda gerceklesen olaya saniye saniyesine tanik oldugunda gozlerine inanamamis. Cunku dolmus soforu, cok yaygin ve sevecen gorunumlu bir Turk aliskanligi olan yola tukurmek eylemini gerceklestirmek icin kapisini actiginda, bir taraftan da dolmusu surerken, yoldaki bir tumsegin kurbani olup sofor koltugundan kayip yola dusmus! Ve hic abartisiz, daha sonra da kendi basina yoluna devam eden dolmusunu yakalamak icin arkasindan kosmaya baslamis, bagirarak. Isin daha komigi, arkadas o dolmusun icindeki insanlarin, “bu gercek mi yaw” turunden yuz ifadelerini de gorunce dumur carpi 4 olmus.. (Bu kadari da olamaz mi dediniz? Bir daha dusunun lutfen) ——————————————————————————– Ben bir isp`de help deskte çalışıyorum. bu sayfadaki dumur mevzularını okurken bir yandan da abonelerle konuşuyorum. az evvel bir kadın heyecanla bilgisayarıma virus girdi dedi. nerden anladığını sorduğumda aldığım cevap dumur ediciydi: fareyi yazıların üstüne getirince renkleri değişiyor….:) ——————————————————————————– O gun sabahin erken saatleri dersaneye dogru yuruyordum . Eee ogrenciyizya hani elimde kitap defter falan var . Karsidan soyle iri yari biyikli bi adam geliyo . Klasik bi yurdum insani tiplemesi yani : gomleginin ilk 3-4 dugmesi acik , altin kolye falan . Adam yanimdan gecerken sanki bi sey soyleyecekmis gibi oldu . Yuzume bakti … Derken beni DuMuR a ugratan o ses “GAAAAUUUGGGGGKKKKK (Gegiriyor yani)” Cok hos bi selamlama di mi ? ——————————————————————————– İngiltere de Türk arkadaşlarla beraber otobüse biniyoruz.Otobüslerde bilet sistemi yok orda.Nereye gitceğini söyleyip ona göre para ödüyosun yani minibüs mantığı.Otobüse binerken arkadaş önümde.Bindik,arkadaş şöförün önüne 1 pound attı ve üstünü beklemeye başladı.Şöför haliyle where? (nereye) diye sordu arkadaşta heyecanmıdır nedir verdim ya dedi…Dumur oldum… ——————————————————————————– izmirde bir dolmusa binmistik arkadasimla.paramızı uzatmak istediğimiz anda arkadan birisi 500 bin lira uzattı ve “bir kişi” dedi. parayı aldık,biz de 500 bin lira verecektik. iki 500 binliği öne uzatıp önümdeki amcaya “birinden 2 kişi birinden 1 kişi”dedim. öndeki amcam arkaya döndü ve… “hangisinden bir,hangisinden iki kişi” dedi. kahkayı patlatmadan önce güçlükle açıklayabilmiştim amcaya fark etmediğini! AYTAÇ DİNÇER/İZMİR ——————————————————————————– Gecen hafta sonu Akcay`a denize gittik.Herkes gibi biz de akşamları degerlendirelim dedik cıktık bir akcay turuna buyuk ugras sonunda arabayı park edip carşıya daldık girmemizle birlikte herkesin kolunda kahverengili,mavili,yeşilli sepetler ama gorseniz benim gibi kafayı yersiniz valla ilk etapta kendimi sepet festivalinde falan sandım.Milletinde ilgisini cekiyo tabii eee bu kadar insan sepet tasıyo.Bir de o yaslı teyzelerin konuşmaları yok mu onlar sayesindede dumura ugradım aynen soyle `KARDES SEPETI NEREDEN ALDIN COK GUZELMIS RENKLI FALAN DIIMI KIZ AYTEN.HE EVET EVET KIZ SEBAHAT OGRENDE BIR DE BIZ GIDIP ALALIM`.Iste bu sepetcinin sepetleri beni dumura ugrattı acaba dusunuyorumda eger bir turist butun o carsıdaki insanların kolunda sepet taktıklarını gorse naapardı herhalde butun akcay piknige gidiyo sanardı ——————————————————————————– Bir pazar günü Adana`nın sıcağında E-5 üzerinde yürüyordum. Adana`nın Yeşilevler Kavşağı denilen yerde bir üst geçit bulunmaktadır. Dumurua uğradığım yer tam bu üst geçidin bulunduğu yer. Bilindiği gibi üst geçit yayaların geçmesi için yapılmıştır. Ancak nedense yurdum insanı fazla kullanmaz üst geçitleri. Yine bu üst geçitte, insanlar üst geçitin altından bütün hünerlerini göstererek geçmekte iken, o da ne ; bir sokak köpeği üst geçide doğru yürümekte… O köpek üst geçidi kullanarak karşıya geçti… Utandım… ——————————————————————————– Temmuz sonu….bir cumartesi günü….Eminönünden,Otogara giden bir IETT Otobüsüne bindim…..hava bol sıcak…otobüsde bol insan….neyse…trafiği bilirsiniz…gidiyoz…… Otogara 10 dakkikka kala…Şöför yolu şaşırdı…bunu nasıl becerdi hiç birimiz anlıyamadık…birden bire otoyoldan (Otogara giden) cıktı…uyduruk bir yolla saptı….neyse sıcak mıcak olur dedik….çünkü kendide nerde olduğunu bilmiyor…şaşkın tavuk gibi ortalığa bakınıyoz…..bu ara bir kaç duyarlı vatandaş…dişarı cıkıp bakkaldan,kahvehaneden yol soruyorlar,bayramlık yer gibi oldu…millete yaradı…otobüsden inip olaşıyorlar….neyse yavaş yavaş toplandılar….bir abimizi bekliyorduk…kendisi bir bakala girmişdi yol sormak için…..geldi ve bunları dedi….”Bakkalcıya….burdan nasıl otoyola gideriz dedim, Bakkalcı ise “Ben bilmem …ben buranın yabancısıyım” dedi…………. İşte o an hepimiz koptuk ——————————————————————————– Gecenlerde sabahleyin yolda yuruyordum.Amcamin biri kahvalti icin gevrek (simit) alıyordu.Her zamanki gibi normal bi olay oldugu icin fazla dikkatimi cekmez boyle seyler…. Tam balkonun altından gecerken tıkır tıkır bir ses dikkatimi cekti. Kafamı cevirdigimde poşet içinde yukarı dogrun çekilen simitleri gördüm.Yukarıya doğru baktığımdaysa beni DUMURa uğratan şeyi gördüm.Amcam eline rat`ı (olta) eline almış balık tutar gibi simit leri yukarı çekiyooo 🙂 ENDER TOKAT/ İZMİR ——————————————————————————– Sizlere, Trakya`da yaşadığım bir dumuru iletmek istiyorum. Üç dört yıl evvel avlanmak için bir arkadaşımın Lüleburgaz`daki köyüne gitmiştim. Gündüz avımızı yaptıktan sonra köye döndük ve çay içip dinlenmek için köyün kahvesine gittik. O sırada televizyonda Adile Naşit ve Münir Özkul`un çevirdiği bir filim vardı, hani ikisinin iyi turşu sirkeden yapılır yok limondan yapılır diye kavga edip ayrıldıkları film. Neyse, televizyonu izlerken yalnız olmadığımı fark ettim. Seksenbeş doksan yaşlarında bir dede de, ellerini bastonuna dayamış, çenesinide ellerine yaslamış bir halde şişe dibi gözlüklerinin arkasından filmi izliyordu. Derken bu dede öfkeyle ayağa kalktı ve şöyle dedi, ” YAZIKTIR BE, GÜNAHTIR BE! KADINCIĞAZ ÜLELİ KAÇ SENE OLMUŞTUR, AALEN DAHA FİLM ÇEVİTTİRİYELER BE” ve kahveden homurdana homurdana çıkıp gitti. Bense elimde çay bardağı, beynimde anlamsız sorularla öylece baktım dedenin arkasından. ——————————————————————————– Benim yasadıgım en buyuk dumur: otobule okula giderken en arkada aykta duruyor ve camdan bakıyordum otobus bi durakta durunca arkamızda parketmiş ticari bi taksi gördüm şoför amcam camdan sarkmış dışardaki aynaya bakarak cımbızla kaşlarını alıyodu valla billaaaa buna 2 gün güldüm dumuru halim ise düşündükçe hala süregelirr. ——————————————————————————– Yıl 2000, günlerden Ağustosun 22`si. Geç saatte Saat:23:00 gibi arabamla E-5 karayolunda Avcılardaki evime doğru ilerliyordum. Trafik bu saatlerde pek yoğun değildir. Cennet mahallesine gelmek üzereydimki birden trafik durdu. Dedim yine kaza oldu. Merakla bir tarafdanda üzüntüyle trafiğin sıkıştığı noktaya geldiğimde gözlerime inanamadım. Türkiyenin en işlek karayolu olan E-5 de üç dört araba trafiği kesmiş boş olan yoldada insanlar halay çekiyor. Bir anlam veremedim ilkönce. Daha dikkatli bakınca olayın dumuruna uğradım. Yurdum insanı asker uğurluyordu. Şaşkınlığım bireden sinir ve öfkeye döndü. Küfür ede ede ara sokaklara girerek evime doğru ilerlemeye devam ettim. Ömer Rıza GÜZEL ——————————————————————————– arkadısımla beraber tuvalette sıradan eylemlerımızı gerceklestırırken,arkadan kulak parcalayıcı sekılde gelen sesle ırkıldık.ıcerde kapıyı olesıye tekmeleyen,ıcerde kalmıs sahsı kurtarmak ıcın stratejık fıkırler uretmeye basladık.oncelıkle arkadasım kapıya gucluce ıkı kere omuz atarak kırmayı denedı ancak ıcerden hıc ses gelmedı.ıcerde kalanın neden ses vermedıgı uzerıne genıs caplı bır tartısma baslattık.ıkıncı ılkel denememızde ıse kapı kolunu tamamen kırdık.daha sonra kapının kılıtlı olmadıgını anladıgımızda ıcerdekı sahıs coktan cıkmıstı bıle.ıcerden gozluklu ve tesetturlu bır bayanın cıktıgını gorunce hafıften dumurlar alemınde gezınır gıbı olduk.ardından arkadasımız bayana”bunu saymaz gene beklerız” seklınde yakıstırması durumu bıraz kurtardı gıbı TUFAN AK ——————————————————————————– Bir gün VCD almak için ortada dolasırken bir dükyana rasladik VCD KIRALANIR falan diyordu aa cok cazip geldi. Girdik içeri selam falan VCD ler bunlarmi kiraliyormusunuz evet. Peki nasil olacak dedik Cevap Aynen Su! “Simdi ilk basta kapora veriyorsunuz 5 milyon sonra her gün için sizden 1 milyon kullanma parasi aliyoruz eger CD saglam gelirse kaporasını geri veriyoruz. Eger uye olursanız 5 Milyon kapora veriyorsunuz her gün için 1 Milyon kullanma ücreti aliyoruz. Eger CD saglam Gelirse baska bir flim ile değiştirerek uyeliginize devam ediyorsunuz Yok uyeligi iptal ederseniz 5 milyon verdiginiz parayı size geri veriyoruz” Ben şimdi anlayamadım abi burda fark ne yaaa!!! DUMUR!!!! ——————————————————————————–


“ER RYAN`I KURTARMAK” filminin,muhabbetleri vahset ve hüzne cevirdigi dönemlerdi.Bende dayanamadım gidiyim dedim şu filme.Gittim abi film acayip manyak başladı tüm salonu uçurdu zaten ilk 10 dk da.Neyse izleyenler bilirler bir karakter vardı “upham” mıydı neydi.Adam tırsak bi tipte öle savaşma falan gibi becerileri yoktu.Heyecanın tavana vurduğu dk lardı filmin ortaları felan bu bisim “UPHAM” korkudan arkadasına cephane taşıyamadı ve o herif öldü.Herkes kendi capında bu senaryoya üzülürken arkadan bir ses beni ve tüm salonu dumurdan kırdı gecirdi”ULAN ALLAH BELANI VERSİN.SENİ BU FİLME ALANIN AZINA SIÇIYIM.”… ÖZGÜR KESKİN ——————————————————————————– Merhaba ben Ingiltere`de ogrenciyim.Bir Istanbul`lu olarak bir cok dumura ugramistim ama en yakin zamandaki dumuru sizlere anlatmak istiyorum. Yilbasi tatili Ingiltere`ye donusumde ucakta yanimda oturan iki bayandan bir tanesi sohbet etmek icin yanindakine ” Yolculuk ne tarafa diye sordu ” yanindaki de “kismetse Ingiltere`ye” dedi.Ben de dahil olmak uzere bircok yolcu dumura ugramistik. Tulin Dogan – Ingiltere ——————————————————————————– Sakarya`nın Pamukova ilçesine yeni alınan çöp kamyonlarının üzerinde aynen şöyle yazıyor. `Acil çöp kamyonu. TEL:551 .. .. ` Sayın belediye başkanı gecenin 2 sinde çöpü dolup krize girebilecek vatandaşlarını düşünüp böyle bir işe girişmiş herhalde… ULAŞ /ANKARA ——————————————————————————– Geçen gün sümela manastırını ziyaret etmek için o mütiş manzaranın içinden bayır yukarı doğru yürüyüp manastıra vardım girişteki ilan(FLAŞ PATLASTMAK YASAKTIR) ilk anda garip gelsede bir bildikleri vardır diye geçiştirdim.içerde rastladığım manzara ise tarifi imkansız bir dumur ile sarsılmama neden olmuştu.binlerce yıllık duvar resimleri ve süslemeleri tarihi taslar yurdum insanının gazbına uğramış eline silah alan kurşun sıkmış duvarları defter gibi kullanarak adlarını kazımışlardı bu olay karsısında midemdekileri oraya boşaltmamak için hızla ordan uzaklaştım ——————————————————————————– Yeşil belediye otobüslerindeki telefonu kapama olayını hepimiz (istisnalar kaideyi bozmaz diyelim mi?)biliriz.Geçenlerde Taksim`den evime doğru giderken yan tarafımda bir adam telefonla konusmaktaydı.Konusmaması gerektiğini söyledim tamam dedi fakat mesajlaşmaya basladı.Tekrar uyarınca aramızda söyle bir diyalog geçti. -beyefendi telefonu kapatırmısınız lutfen. -tamam kardeşim kıstık ya sesini!!!!daha ne istiyon!!! -sesini değil telefonu kapatın fren sistemine zararlıymış. -sen nereden bilecen ben bunların servisinde çalısıyom bi mok olmaz!!! ben bu cevaplar karsısında dumur aleminin köselerinde dolasırken oradan baska bi adamın “gardesim kafamı bozma kapat o kodumun telefonunu“ duydum.Ve hemen arkasından servisçi adamın şu cevabını : “pekala abi “ !!! ——————————————————————————– Bir arkadaşla bir gün otobüste gidiyor, bir yandan da walkman`de “che şarkıları” kasetini dinliyorduk. Kasetin sonundaki che`nin konuşması kısmına gelince, arkadaşıma “çok uzun bu konuşma dinlemeyelim” dedim. O da birden herecanlandı ve ellerini sallayarak “dur, dur che guevara şarkı söylemiyor mu? o şarkıcı değil miydi?” dedi. Ben de dumurlardan bir demet seçmek zorunda kaldım. Bu arkadaş bir başka gün “biz ailecek solcuyuz, hep anap`a oy veriyoruz” dedi. Ayrıca bu arkadaş, kemalizmi komünizm zannediyor. ——————————————————————————– Ben degisik bir dumura parmak basmak istiyorum. Hergun internetten takip ettigim gazetelerden Sabah`ta Temmuz ayinin sonlarina dogru su BASLIK gozlerime ilisti.”KEBAPCI KEBAP OLDU”. Bir lokantada cikan yangin sonucu, calisanlardan biri maalesef yanarak yasamini yitirmis. Alin size dengesiz, kultursuz ve adi bir zihniyet ornegi daha. Nasil bu kadar insan hayati onemsiz olabiliyor bu ulkede anlamiyorum. “KEBAPCI KEBAP OLDU”..Bu yaziyi okuduktan sonra isik hizindan hizli bir suratle dumur diyarina vardim. Sedat Evran ——————————————————————————– selam… 1998 yazında ama deve bayıltan bir sıcakta babamla Fethiye açık pazarında alışveriş yapıyorduk. Ben elimdeki pazar torbalarıyla cebelleşirken babam patatesçiden kallavi miktarda patates alma girişimlerindeydi. O sırada patates satan amcanın tezgahın üzerine astığı kartondaki yazı dikkatimi çekti. Ve ellerimden toraların kaymasına engel olamadım çünkü feci dumura uğramıştım. Yazı aynen şöyleydi; `MEKTANIS ÇİPSLİK KURABİYE`… Batı sentezli kopartan bir yazıydı. Ve çok ama çok sıcaktı…. ERSİN KIYMAZ PENDİK/İSTANBUL ——————————————————————————– Merhaba ben Alaska/Anchorage`de yasayan az sayidaki Turklerden biriyim. Kisa sure once esim (Kendisi Amerikali) memleket hasretiyle yanip tutusmaya basladigimi anlayim Windows Media Player programini indirdi ve bu sayede Turk TV ve radyolarini dinleme imkanim oldu. Bir gece esimle oturmus radyoda bir (ismi lazim degil) muzik kanalini dinliyoruz, dedim ki : “Bak herkes mesaj birakip sesini Turkiye`ye duyuruyor. Ben de arayip Turkiye`nin sabahina (Burada aksam saatlerinde Turkiye yeni gune uyanmis oluyor) bir merhaba diyeyim” dedim. Telefonu cevirdim karsima cikan ilk kisiye buyuk bir sevincle “Merhaba ben sizi Alaska`dan ariyorum” dedim. Telefona cikan sahis “A-aaaaaaa” dedi ve kapadi yuzume. Sonra bir daha denedim: “Merhaba, az once telefon kesildi galiba, ben Alaska`da…” Bu defa hic cevap vermeden kapadilar. Ucuncu arayisimda artik iyice sinirlenmeye baslamistim: “Ya kardesim niye dinlemiyorsun beni, ben ikidir Alaska`dan riyorum,suratima kapatiyorsun telefonu…” Sesinden oldukca genc oldugunu anladigim kisi: “Eger nereden aradigini adam gibi soylersen niye dinmeyeyim ki seni. Bak burada bir suru telefon caliyor…” Bu defa ben kapadim telefonu sinirle. Az sonra aklima bir fikir geldi, yine numarayi cevirdim ve soyle dedim: “Merhaba ben sizi Almanya`dan ariyorum…” Boyle deyince hemen yayina aldilar. Orada “Aslinda ben sizi Alaska`dan ariyorum…” deyince DJ telefonu kapatip alayli bir sekilde mikrofona soyle konustu: “Bazilari cok sakaci oluyor…” Elvan / OSBORN ——————————————————————————– İs gezisi amaciyla gittigim Cin`de gezerken bir restaurant`in önünde kesilip pisirilmek uzere duran kafes icindeki kediyi gorunce yasadigim dumuru atlatmak uzereydim ki orada yasayan bir Turk arkadasla tanistim ve anlattigi olay karsisinde şok oldum. olayi aynen arkadasin agzindan anlatiyorum: ” Kurban bayrami sabahi idi. Burada, Shangai da okuyan arkadaslarla ortak aldigimiz kurbanlık inegi kesmek uzere yine Shangai de bulunan caminin avlusuna gittik. belki de baba mesleginin kasaplık olmasından, inegi kesme gorevi benimdi. 3 arkadas inegi zorlanarak devirdik. bu sırada etrafa baktigimizda yaklasik 60 Cin`li uzaktan bizi izliyordu. Bicagi inegin bogazina dayadim ve bogazini keser kesmez elinde kap, kacak, bardak bulan butun Cinliler yanimiza kadar geldiler. SICAK ve TAZE KAN icebilmek icin.” Cok sukur su an Turkiye`deyim. Ozgur Bayrak/Istanbul ——————————————————————————– Merhaba . ben internet cafe isletiyorum. dumurdan bes dakika sonra atıyorum bu mesaji iste 5 dakika once bir polis otosu geldi kapinin onune – ben bir telefon edecegim 155`e dedi. bende abi telefonumuz internete bağlı , polis kendisine yakışacak bir tepki göstererek söylene söylene ellerini kaldırıp ya kardeşim bi kere de bağlanmayın şu internete dedi bizde 5 dakika kendimize gelemedik. Free&Hak ——————————————————————————– Geçen gün minübüs ile gidiyordum. Bir de ne göreyim. Cemekanlı arabası ile bir seyyar satıcı, hani şu simitçilerin kullandığı arabalardan. Ama içinde ne mi var ? Bilgisayar devreleri. Artık ekran kartımıdır, ses kartımıdır nedir, detayını bilmem. Minibüsten gördüğüm bu manzara karşısın da dumura uğradım. Ergun Erdoğan/Bursa ——————————————————————————– Besıktastan mınıbuse bınıp yıldızda ınecektım malum yokus.Soforun onu bıldıgımız dantel, havlu ve bılımum sus esyarıyla dolu vede havlunun ortasına ozenle yerlestırılmıs cep telefonu.Tahmınen ıkıyuz metre ya gıt ya gıtmedık cep telefonu caldı.Soforumuz sol dırsek camda el dıreksıyonda sag elı ıle cep telefonunu aldı ve actı: – ALOOOO.. BUYRUN CEP TELEFONU…. ——————————————————————————– Dün otobüse binmiş ve eve gidiyordum.bildiğiniz gibi yeşil otobüslerde cep telefonu açmak yasak tabi bizde buna harfiyen uyuyoruz.yolda kalmamak için otobüsün de en ön koltuğuna oturmuş eve gidiyordum.birde ne göreyim güzel yurdumun güzel otobüs şöförü koltuğa yayılmış elinde cep telefonu ile derin bir mevzuyu konuşuyordu.yolculara yasak şöförlere serbest.eee nede olsa şöför konuştuğu zaman otobüs şöföre duyarlı galiba.bu durum karşısında dumurun en büyüğüne uğradım. Zeynel ——————————————————————————– Amerika`da New Jersey`deki yollarin uzerindeki dinlenme tesislerinden birinde durmustum.Hep degisik gozlemler yapma firsati sunan ve bizdekilerden biraz daha modernce olan mini shopping plaza`nin icinde dolasirken jetonla calisan ilginc bir atari oyunu gordum. Jetonu atiyorsunuz, sonra da makinenin ustundeki kol seklindeki plastikle kapisarak bilek guresi yapiyorsunuz. Makineye ne kadar direnebilirseniz o kadar puan aliyorsunuz. Oyunu entereasan yapmak icin ekrandan secilebilir karakterler yapmislar ki,onlardan birini secip bilek guresini onunla yapiyorsunuz. Oniki karakter arasinda sumo gurescisi,savasci Amazon kadin, teknolojik robot gibi eyecanli karakterler var. Onlari incelerken birden gozlerime inanamadim. Oniki karakterden birinin ismi “TURK”tu. Aynen bildigimiz Turk. Acaba benzerlik midir dedim, ama ekranda altinda “Turk” yazan resim icimde hic suphe birakmadi. Biyikli, kemikli ve kare yuz hatlari olan, yuzune babacanla acimasiz arasi bir gulus kondurulmus ve yesil isci elbisesi giyen, isci kasketi takan gurbuz gorunumlu bir karakter. Oyunu oynamadan uzaklasip, imajin nelere kadir oldugunu dusunerek yoluma gittim Oner Ayan-Amerika ——————————————————————————– Olay bir pazar akşamı evde sukunet içinde otururken gerçekleşti. Havaların çok sıcak olmasından dolayı evin balkonu bana gayet ideal gelmişti. soğuk bir şeyler içip gazetemi okurken sokaktan gelen sese kulak vermek zorunda kaldım. çünkü sokaktaki şahıs yüksek sesle birisine birşey anlatıyordu. Dikkatlice baktığımda şahsın cep telefonu ile görüştüğünü gördüm. İşte bu esnada karşısındaki kişiye söylediği sözler beni dumura uğrattı; “hata! tamam herkes hata yapar ama yanlış hata yapmaz” hala bu cep telefonlu şahsın karşısındaki kişiye vermek istediği mesajı anlamaya çalışıyorum. niyazi üngör / ist. ——————————————————————————– Bir gun minibüste seyahet ederken minibüs bir yolcu almak için durdu.aslında durmaması gerekiyordu cünkü hiç oturacak yer yoktu.tabi bizim uyanık minibüsçüler hiç kural dinlermi.neyse kadını minibüse aldı kadın haliyle ayakta gidiyo.hava sıak diye minibüsçü kapıyıkapatmadı.bi ara minibüs bi cukuyrtdan gecer gibi oldu kadın az kalsın kapıdan dışarıya ucacaktı.kadın sinirli bi şekilde minibüsçüye ya kardeşim kapatsana kapıyı dedi niye acık gidiyosun dedi.minibüsçü bi şey olmaz abla arabanın kaskosu var dedi.kasko ya.böyle bi mantık mumkunmu?ama ne yazıkki bizim evrimleşme sürecini tamamlayamamış minibüşçülerimiz hala bu kafayla ilerliyo!!! Master yapmak icin Amerikaya gitmeye karar verdim.Ankara,Kavaklidere deki Amerikan Buyukelciligine carsamba gunu saat 10 da gittim.Lakin vize islemleri “Pazartesi-Carsamba 8.30-10.00” gibi bir ilanla karsilastim elcilik kapisinda.Mecburen is bir hafta sonraya kaldi.Pazartesi gittigimde,saat henuz 8.30 olmamisti.Kapidaki gorevliye,durumumu anlattim.O da bana neden persembe gunu gelmedigimi sordu.Bende kapidaki ilani gosterdim.O da bana “O ilan Iranlilar icin” dedi.Bu laf uzerine uzun sure dusundum..Su an Amerikadayim hala dusunuyorum. Görkem Devrani ——————————————————————————– Arkadasimiz Turkiyedeyken Marmaris`te garsonluk yapiyormus ve bir gun restorana bir cift gelmis.Bayan Almanmis.Yanindaki adam yanlarina giden bu arkadastan menuyu Ingilizce istemis ve bizim centilmen Turk delikanlisi getirdigi menulerden ilkini bayana vermis.Adam duruma mudahale edip bayanin elindeki menuyu almis.Garson arkadasimiz da gulumseyerek ve Turkce”sirani bekle yavsak” demis adama.Ikinci menuyu de ona verip yanlarindan ayrilmis.10 dakika sonra ne yemek istediklerini sormak icin gelen arkadasa adamin cevabi (Turkce) “cacik yok muydu bilader” olmus.Yuzu mevcut her renge bulanan arkadas olmadigini bildigi halde “bir dakika abi sorayim ” deyip restorani terk etmis Ebru Karakas/Londra ——————————————————————————– Hafta sonuna yaklaşırken, Ankara Güvenpark`ta dolmuşa binmeden önce çok sıkıştığımın farkına varıp, oradaki umumi wc`ye uğradım. İçeri girip te tam kapıyı içerden kilitlemek üzereyken normalde elbise ve paltoların asılı utuldugu askıda farklı birşeyin asılı olduğunu gördüm. Her halikarda ne marka bir ürün olduğunu anlayamasam da, duvarda tetik halkasından baş aşağı yatık vaziyette duran yepisyeni bir tabanca asılıydı. İlk önce bir şaka olup olmadığını anlamaya çalıştım. Tuvaletten çıkıp çıkmamak konusunda şaşırdım. Sonra birinin unutmuş (!!) olabileceğine hükmedip çıkışta tuvalet görevlilerine haber vermek düşüncesiyle kapıyı kilitleyip bir an önce işimi görmeye karar verdim, çünkü durumum hiç te iyi sayılmazdı. Asılı tabanca açık bir pencerenin yanında olduğu için çalınma olasılığı da fazlaydı, o yüzden de acele etmem gerekti. İş bunun nereden çıktığının sorgulanmasına gelseydi, kesin zaman kaybından pantolonuma yapma şansım vardı. Daha yeni başlamıştım ki, dışarıdan kapı gümbürdemeye başladı. Durumu anladım, ama işe başladığım için dışarıdan kapıyı yumruklayan zata herşeyin kontrol altında olduğunu söylemekle yetindim. Kapıyı açtığımda ise karşıma benden de genç bir güvenlik görevlisi çıktı. Ona, “Burada hiç unutulmaması gereken birşey unutmuşsun,” dedim. Güvenlik görevlisi genç büyük bir rahatlamayla benim çıktığım tuvalete girdi. Silahını alıp beline taktıktan sonra aynı rahatlamayla sırtımı sıvazlayıp “Aferin sana!” edasıyla bir “Sağol!” dedi, ve sonra da ellerini yıkamakta olan beni oradaki şaşkınlığımla bırakıp dışarı çıktı.. A.E / Ankara ——————————————————————————– Dumur Detayları Pentium-Mentium Hikaye Kara Kaplı Şahane! Bir bilgisayar alışverişinden kalan borcumu ödemek için bayiye gidip yetkiliye ismimi söyleyip durumu anlattım. Beni tebessümle karşılayan adam önündeki bilgisayarla uğraşmayı bırakıp, çekmeceden meşhur kara kaplıyı çıkarttı ve şakur-şukur sayfa sesleri içinde adımı bulup üzerime kocaman çarpıyı atıp; “Tamam” dedi. Onca bilgisayarın içinde yaşanan bu hadiseyi unutmak üzere çıktım gittim. ——————————————————————————– Gürdal Dalkılıç / Van İngilterede mastır yapam bi arkadaşım anlattı : Sınavlardan sonra tatil için iskoçya ve diğer ingiltere şehirlerini gezerken bir lunapark görüp girmişler. Koca eşşekler çarpışan arabaları görünce dayanamayıp hemen bilet alıp binmişler. Bizimkiler Türkiyedeki alışkanlıkla kafa kafaya çarpıştırınca arabaları etraftaki bütün ingilizler şok içerisinde yamulmuşlar. Hemen bir tribün oluşturup bizim arkadaşları izleme başlamışlar. Kalabalığa lunapark görevlileri gelip bizim arkadaşlara çarpışan arabalarda çarpışmanın yasak olduğunu herkesin saat yönünde gitmesi gerektiğini anlatınca bu seferde bizim arkadaşlar dumur olmuşlar. Sevgiler Yakup ÜLKER ——————————————————————————– 17 ağustos 12 kasım depremleri yüreklerimizi dağlamıştı.yüreğimizi bir nebze ferahlatan akut gönüllülerine sizin aracılığınızla teşekkür etmek istiyorum. beni dumura uğratan olay ise;aralık ayı ortalarında cereyan etti.yurdum insanı amaç ne olursa olsun popüler olan bir ismi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı ihmal etmiyor.işte size bir yurdum rant piyasasından bir örnek. b.evler siyavuşpaşa caddesi üzerinde açılan bir işyeri beni dumur denizine yelkensiz saldı.çünkü bu işyerinin adı akut mutfak ve dekorasyon. sevgilerimle burhan balkaş ——————————————————————————– Geçen hafta ben ve üç arkadaşım Alanya`ya gittik.Halk müziği ve özgün müzik yapan bir bara oturduk. Amacımız güzel bir akşam geçirmekti.Müzik yapan arkadaşların mikrofon kullanmadıklarını gördük.Bunun nedenini sorduğdumuzda polisin mikrofon kullanmayı yasakladığını öğrendik.Daha önce de aynı yeri bir süre kapattıklarını söylediler.Alanya gibi bir turizim beldesinde bunu anlayamadık. Üstelik diğer bütün barlar çok yüksek sesle müzik yapıyorlarken.Sadece ve sadece (CELLO barın adı ) bu bara özel bir uygulama hepimizi şaşkına çevirdi.Üstelik uygulamanın nedeni gürültüdenmiş! Moralimiz bozulmuş halde bardan ayrıldık. Servet Akyol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir