Türkiye’yi 2006 Yılında Karıştırmak İstiyorlar

Tantan, tırmandırılan sokak suçları, yolsuzluk ve etnik milliyetçiliğin bir provaksyonun parçası olduğunu ve bazı çevrelerin sokak eylemlerini harekete geçirmek istediğini söyledi.

Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan son dönemde artan sokak suçlarının, yolsuzlukların ve tırmandırılan etnik milliyetçiliğin bir provokasyonun parçası olduğunu, birtakım çevrelerin Türkiye’den istediklerini alabilmek için sokağı harekete geçirmeyi amaçladığını söylüyor.

Türkiye’de, özellikle Ankara koridorlarında, komplo teorisyenlerine dudak uçuklatacak senaryolar her zaman üretilir. Ankara psikolojisine alışık olmayanların başını döndüren bu senaryolarda gelişmeler ve sonuçları üzerine çok fazla alternatif vardır; fakat son dönemin senaryolarındaki ortak paydalar hayli dikkat çekici. Öyle ki siyasi pozisyonu ya da zihinsel arka planı farklı kesimler, iç karartan bir tablo çizdikten sonra “2006, özellikle de yazı zor geçecek.” ortak uyarısında bulunabiliyor. CHP lideri Deniz Baykal’dan sonra “sokağa dikkat” uyarısını yapanlardan eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’a göre, Ortadoğu’da birtakım planları olan büyük devletler Türkiye’den istediklerini alabilmek için ’birtakım girişimlerde’ bulunabilir.

-Bütün kesimlerin vurgu yaptığı bir ’2006 zor geçecek’ söylemi var. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri her zaman tartışmalı olmuştur fakat bu yılı özel kılan nedir? 2006, özellikle de yaz ayları zor geçecek. Hem iç politikada hem de bulunduğumuz coğrafyada önemli gelişmeler yaşanıyor. Hazar havzasında ve Kafkaslarda birtakım sıkıntıların ayak sesleri var. Küresel gücün ’demokrasi getiriyorum’ yaklaşımı içindeki Irak ve Afganistan operasyonu, bugünlerde yükselen İran ve Suriye yaklaşımları ve bu yaklaşımları önleyecek adımların olmaması… Özellikle AB ülkelerindeki ekonomik daralma, üretileni satacak yeni alanların olmaması. Bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman, Ortadoğu bölgesinde kendini kuşatan ülkeler tarafından Türkiye büyük bir tehdit altında.

-Nasıl bir tehdit?

Şüphesiz Türkiye’deki siyasi iktidarı çok zor durumda bıraktı. Güvenlik birimleri de bu durumdan rahatsız oldu. Türkiye giderek yalnızlığa itiliyor. Türkiye dış politika açısından kuşatılmış durumda. Bu kuşatılmışlık içerisinde ekonomik ve siyasi bağımsızlığını kullanamaz noktaya gelmiştir. Türkiye’de terörle mücadele yasası yok, yolsuzlukla mücadele yasası yok, terörü besleyen kaynaklara el koyma yasası yok. PKK’nın giderek büyük bir güç elde ettiği açık. Bütün mafyalar da ağırlıklı duruma geldi. Buna karşı önleyici tedbirler açısından büyük yasal boşluklar var. Ceza adalet sisteminin bilinçli bir şekilde çökertildiğini görüyorsunuz.

-Bu tablo bilinçli mi oluşturuldu yani?

İstikrarsızlaştırma da bir politikadır.

-ABD, İran’a operasyon yapmaya karar verirse, öncesinde Türk hükümetini köşeye sıkıştırmak için PKK kartını kullanabilir mi?

Şu anda silahlı ve silahsız terör örgütlerinin çalışmaları had safhada. Sadece PKK’nın yıllık geliri 4-5 milyar doları buluyor. Bugün PKK’yı kurdurup kullanan güçler örgütü farklı amaçlarla kullanabilir. Türkiye’yi bölmek isteyenler yoğun çalışma içerisinde. Çeşitli vakıf, dernek ya da sivil toplum kuruluşu adı altında faaliyetteler.

-Ne tür faaliyetler? Birçoğu uluslararası kabul görmüş dernekler. Bunların ülkeyi bölmeye yönelik olduğu sonucuna nasıl varılır?

İnsanların zihnini kirletirseniz kolay yönlendirirsiniz. Fakirlik, yoksulluk, işsizlik bir taraftan da terör örgütlerinin faaliyetleri. Diğer taraftan da güvenlik birimlerinin zaafa uğratılması, iktidara güvenin azalması parçalanmış toplumlara yol açar. Terör örgütleri yıllardır kontrollü tutulmuştur. Zihinlerde büyük tahribat yapılmaktadır. Milliyetçiliği, solculuğu kullananlar açısından yaşanan tahribat neyse din için de öyledir. Dini kullanarak söylemde bulunanların davranışları da artık güvenilmez oldu. Bütün bu tablo çözülmeyi kolaylaştırıyor. Dışarıda AB sıkıştırıyor. İçeride sermaye daraldığı için devletin imkânlarını kendi lehlerine kullananlar arasında kavgalar başlayacak. Birbirlerine girecekler. Bu kavgalar içerideki dinamikleri ateşleyecek. İşçi hareketleri, sivil toplum örgütleri vs. bir kısmı laikliği, bir kısmı Atatürkçülüğü, bir kısmı dini kullanıyor.

-Bu kavganın sebebi nedir? İdeoloji mi?

İdeoloji değil, ekonomik güç olmak. Kavga farklı şekilde yansıtılacak topluma. Bunu farklı şekillerde maskeleyecekler. Bu farklılıklarda da halk kime güveneceğini bilemeyecek. Türkiye çözülmeye hazır vaziyette. Türkiye koparılmaya hazır bir meyve şeklinde.

-Tetikte bekleyenler mi var?

Türkiye’deki demokrasi ortadan kalkabilir. Bir kin, nefret tohumuyla toplum kamplara ayrılabilir. Küresel güç ya da onun temsilcileri Türkiye’yi elinin altında tutabilmek için yoldan çıkartabilirler sistemi önümüzdeki süreçte. Siyasi iktidarın terörün yeni yüzünü okuyamadığı belli oluyor.

-Türkiye’yi uluslararası arenada sıkıştırmak için muhalif kanatları destekleyerek iç karışıklık çıkartabilirler mi? Nevruz bunun için araç olarak kullanılabilir mi?

Sadece muhalefet desteklenmez. Türkiye’de her tarafa destek veriliyor. Türkiye’de yoğun bir şekilde finans desteğiyle faaliyet yürüten dernek ve vakıflar var. İktidara da destek verenler var, muhalefete de… Trabzon-Mersin hattı bir süredir kaşınıyor. Devlet disiplini ortadan kaldırılıyor. Kürt milliyetçiliği bilinçli bir şekilde tahrik ediliyor.

-Ama bunlar her zaman vardı. Bu yıla has gelişmeler değil ki!

Ortadoğu’da Türkiye’yi kullanmak isteyen küresel güç birtakım taleplerde bulunuyor. Türkiye’nin kabul edebileceği talepler değil. Siyasi irade talebi kabul etse Türkiye’de barınamaz. Kabul etmezse koltukta duramayacak. Böyle bir açmaz ile karşı karşıya. Kabul etmedikleri takdirde içeriden sıkıştırılacaklar. Siyaset Türkiye’de terörü anlayamamıştır. Dış güçler istediği gibi karmaşayı körükleyebilir. Türkiye burada kendi iç meselesiyle uğraşırken kendi güvenlik kuşağındaki olaylardan uzaklaşacaktır.

-Peki siz bir etnik çatışma riski görüyor musunuz?

Bu risk yıllardır var. Kürt-Türk çatışması milliyetçilik anlamında gelişmez. Tamamen ekonomik çıkarlardan çatışmalar çıkar. Adi suçlar, organize suçlar, terör suçları bazı illeri ilçelere, mahallelere kadar teslim almış vaziyette. Teslim aldığı için oradaki insanlar patlayabilir. PKK kimliğini kullananların dışındaki herkesi isyan ettirebilir. Bu model Yugoslavya’da görülmüştür. Adi suçlarda, çıkar amaçlı örgütlenmelerde büyük artış olmuştur. Yugoslavya parçalanmıştır. Türkiye’de bu suçlarda artış var. Her türlü yolsuzluk artık kabul görmeye başlamıştır. Araştırma ve iddia makamı savcılıkta birleşmiştir. Savcılık hem sayı hem de nitelik olarak eksiktir. Bütün bu olumsuzluklar içinde yer yer kalkışma hareketleri olacak. Sivil itaatsizlik olacak. Türkiye güvensiz bir ülke olacaktır. Kayıt dışı ekonomi yüzde 80’lerde, kaçakçılık had safhada. Korkunç bir silah sevkiyatı var. Bunlar bir iç karışıklığın ayak sesleridir.

-Son günlerde Glock’lar ele geçiriliyor. Bu silahlar sadece ticaret için mi ülkeye giriyor?

Bunu önleyecek olan siyasetçidir. Ambarlı’da roketler yakalandı. Hadisenin üstü bir anda örtüldü. Nereye gideceği belli değil dendi. Oysa o roketler İstanbul’a geliyordu. Mısır devreye sokuldu. Kime ve niye geliyordu? Siyasetin görevi bunu açığa kavuşturmaktır.

-Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun; Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadede ’Hırsız içerideyse kilit işe yaramaz’ dedi. İçerideki hırsızlar kim?

Bir istihbarat daire başkanının böyle konuşmaması gerekir. Onun görevi olayı aydınlatmaktır. O makamın gereği, bunu söylemek değil içerideki hırsızı bulup adalete teslim etmektir.

-Siz bir emniyetçisiniz. Şemdinli’de sizce ne oldu?

Şemdinli’de ne olduğunun cevabını siyasetçiler vermeli. Ama siyasetçiler çözmemek için çaba sarf ediyor.

-Neden çözmek istemiyorlar? Siz de siyasetçisiniz. Siz ne yapardınız?

İtirafçılık müessesesinin yasal çerçeveye oturması lazım. Bu müessese yıllardır vardır ve kullanılıyor. Ama bunun kanununu siyasiler yapmamıştır. Bir defa politikacıların savcı gibi gidip araştırmasına gerek yok. Kanunlarını yapsınlar yeter. İkinci Susurluk diye isyan ediyor herkes. Bunun alt yapılarını yapmadığınız zaman birileri ortaya çıkar. Hâlbuki bütün hepsinin ortak menfaati paradır.

-Ankara kulislerinde Şemdinli’de bir etnik çatışma çıkarılma amacı konuşuluyordu

Bu bir istihbarat savaşıydı ve Türkiye Şemdinli’de bunu kaybetti.

-Küre operasyonunda yakalananlar bir masaj salonu etrafında dönen basit bir çıkar örgütlenmesinin üyeleri midir yoksa sırtını devlete dayamış bir gayrinizami yapılanmanın üyeleri mi? Bir dönemin etkili savcılarından Nuh Mete Yüksel tutuklanan emniyet müdürü için ’iyi çocuktur’ dedi. Aynı ifadeyi Büyükanıt, Şemdinli davasının sanığı Ali Astsubay için kullanmıştı.

Siyasetin bu kadar kirlenmesi durumunda kamunun da yozlaşması normaldir. Bizim görevden aldığımız insanları (tutuklanan emniyet müdürü) bizden sonra geriye getirdiler. Bizim niye görevden aldığımız ortaya çıkıyor. Bazı siyasetçiler onları geri aldılar. Türkiye’nin yeniden inşa edilmesi gerekir. Bu yapılmadığı zaman bu tip olaylarla karşılaşacağız. Emniyetin en üst seviyesine çıkmış bir insanın geldiği nokta hakikaten ibretliktir. Bir generalin mahkûm edilmesi, Yargıtay-MİT çatışması ibret vericidir. Burada siyasi iktidar irade koymalıdır. Namuslu insanlar kirli siyasetçiler tarafından görevden uzaklaştırılmıştır. Namuslu insanların bir araya gelmesi ya da bir kuruma gelmesi engelleniyor.

-Son olayda çok ciddi bir istihbarat desteği olduğu belli. Bu şüpheleri artırmıyor mu?

Bu tip menfaat örgütlenmeleri siyasi güç olmadan olmaz. Bürokrat gücü olmadan olmaz. İllegal örgütlenmelerde hem siyasi, hem bürokratik güç hem de kirli sermaye vardır.

-Mevcut hükümet kendi bakanını neden izletsin?

Siyaset sadece hükümetten ibaret değildir.

– Hükümetin alternatifinin olmaması sebebiyle bazı güçlerin minder dışından olaya müdahalesi mümkün müdür?

Milli menfaatleri tutan bir zihniyeti de ayrıştırdılar zaten. Birtakım yerli ve yabancı aktörler başarılı oldu. Toplumun kabul etmediği birtakım aktörleri öne çıkarmak suretiyle içini boşalttılar bazı kavramların.

-Perinçek gibi mi?

İsim telaffuz etmem. Ama bazı sakıncalı isimleri bu tip oluşumlara sokarak bu oluşumları öldürdüler. Kızılelma kavramının bile içi boşaltıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir