Türkmen Kimdir ?

Bin yılı aşkın bir süredir Kuzey Irak’ta varlık gösteren ve gerek kültürel gerekse sosyal yaşam tarzları ile büyük bir Türk topluluğu olan Türkmenler dünyanın dört bir yanına yayılmış olan diğer Türk halklarından pekte farklı bir geçmişe sahip olamamıştır.

Orta okul yıllarında öğrendiğimiz ve sebeplerini sıraladığımız büyük Türk göçü bu köklü ve geniş topluluğu Avrupa içlerine kadar dahi sürüklemiştir.
Bu göç kollarından bir diğeri olan ve kökü Oğuzlar kadar dayanan ,yirmi dört Oğuz boyunun Bayat kolundan gelen Türkmenler bugün Kerkük başta olmak üzere Kuzey Irak’taki varlığın temelini oluşturmaktadır.Bu noktada üzerinde durmamız gereken bir ilgi var ki oda Kuzey ırakta Özellikle ve bilinçli olarak yapılan “Türk” ve “Türkmen” kavramlarını ayrımıdır.İlk olarak Lozan Konferansı’nda konferansa İngiliz İmparatorluğu adına katılan Marki Curzon tarafın-dan ortaya atılan bu fikri CurZon ‘un kendi cümleleri ile özetleyecek olursak:”… Bunlar hiçte Osmanlı Türkleri değillerdir;bu ülkeyi Osmanlı istilalarından çok önce Orta Asya’dan gelmiş Turanlı istilacıların ardıllarıdır…” diyerek Türkleri Türkmenler şeklinde bambaşka bir ırka benimsetmiştir.Fakat Türk heyeti başkanı İsmet Paşa Osmanlı Türklerinindi Orta Asya’dan göç eden aynı kolan mensup olduklarını söyleyerek iddiayı kesinlikle ret etmiştir.1959 yılından sonra Irak Devletinde gören alan yöneticiler de sık sık aynı yola başvurmuştur.Bölgede yaşayan Türk halkın Türkiye ile olan bağlarını koparmak,hatta bu topluluğu bambaşka bir millet olarak benimsetmek amaçlanmıştır. Bu amaçla da bölgedeki Türk halka verilen bu isim ile Türkmenlerin Türklüğünün silinmesi amaçlanmıştır. Fakat Türkmenlerinde tıpkı Anadolu’ya göç eden Türk milletinin olduğu gibi Orta Asya ‘da ki Türk boylarından geldiği tüm tarihçiler tarafından kabul edilmiştir.
Bu bilinçli ayrımın yanı sıra Türkler Türkmen adını 11.yy’dan itibaren kullanmaktadır.8.yy’dan sonraki eserlerde dahi rastlanan ve Tokumenk, Tükümeng, Türkmanend gibi şekillerde kullanılmış olan isim o dönemlere dahi Selçuklular ve Osmanlılar gibi Türk milletini temel taşlarından olan ilkeleri kuran Oğuz Türklerini temsil etme amacı ile kullanılmıştır.

2-)

TÜRKMEN ADININ ANLAMI

Daha öncede belirttiğimiz gibi Türkmen adı hakkında tarihçiler dahi-Türkmenlerin Oğuz Türkü olması dışında-kesin bir uzlaşmaya varamamıştır.8.yy’a kadar uzanan bu tarihi ismin anlamında bir çok tarihçi tarafından henüz kesin olarak belirtilmemiştir.”Rus şarkiyatçı Barthold’a göre Türkmen kelimesinin aslı ve kaynağı hala bilinmektedir” Fakat ünlü tarih araştırmacılarının benimsedikleri fikirleri özetleyecek olursak:
 Ebul- Fidan’nın fikrine göre; Horasan ve Mezopotamya’da yaşayan Türkler Müslüman aklıktan sonra bu isimi almıştır. Arap halk ile Müslüman olamayan Türk topluluk arasında “tercüman” lık yapan bu Müslüman Türk halka ilk olarak tercüman adı verilmiş abada bu ad zamanla Türkmen biçimini almıştır.
 Necip Asım ise Türk adının anlamı bizzat kendi cümleleri ile “Türkmen kelimesi Türkmen kelimelerinden oluşup, Türk adamı yada Türk savaşçısı anlamına gelmektedir” 6şeklinde özetlenmiştir.
 Prof. Dr. Faruk Samer’in fikrine değinecek olursak, bu fikir Yılmaz Öztuna’nın fikri ile de örtüşmektedir. Bu fikre göre Türkmen “ Müslüman Türk” anlamında kullanılmış ve genelde Oğuzlar boyundan olan kişileri nitelediği için zamanla Oğuz Türkü yerini almıştır.
 İbn-i Kesir ve Mehmet Neşeri’nin savunduğu fikre göre ise Türk ve Din kelimelerinden meydana bu kelime birleşik bir addır.
 Bir diğer fikir ise daha önce 8. ve 11. yy’da kullanıldıklarından bahsettiğimiz “Türkmanend” kelimesidir. Bu fikri savunanlara göre “Türk” ve “Manend” kelimelerinin birleşimi ile oluşan ve “Türk’e benzer” anlamına gelen kelime benimsenmiştir. Konuşma tarzları ile Horasan’a geldiklerinde diğer Türk boylarından ayrılan bu boya bu isim verilmiştir.
 J.Deny ve Hüseyin Hüsamettin!in örtüşen fikirleri ise Türkmen adındaki “men” ve “man” adının : yücelik, büyüklük, asıllık, gerçek Türk anlamını vermiş olmasıdır.
 Bir diğer anlam ve gramere yönelik tanım ise Prof Dr. İbrahim Kafeslioğlu tarafından yapılan tanımı olmuştur. İbrahim Kafeslioğlu’na göre Türkmen Kelimesi : halis,asıl,büyük, üstün Türk manasında kullanılmış ve kullanılmaktadır.7

3-)

IRAK’A İLK TÜRK GÖÇÜ

Bölgeye yapılan ilk Türk göçünün Türklerin en büyük özellikleri sebebiyle gerçekleşmiş olduğunu söyleyebiliriz. Savaşçılık özellikleri ve üstün okçuluk kabiliyetleri nedeniyle önder Müslümanların dikkati çeken Oğuz kolu büyük tarihi temellerini atmaya – bundan binlerce yıl önce – “yeteneği ve başarısı” başlamıştır.
Hicri tarih ile 54 miladi takvim ile 674 tarihlerinde Emevi Halifesi Muaviye önderliğinde Horasan’a gönderilen Müslüman Halktan oluşan ordu, bölgeye Türk şehirleri olan Kırcari ve Semerkant gibi şehirlere doğru ilerlemeye başlamıştır. Ünlü tarihçi Tabari ; Türkleri bölgeyi alan ilk göç hikayesini şu cümlelerle özetlemiştir; “Übeydullah” H.54 yılının rebiü-evvel ayında, Cihan Irmağı yolu, Necarı sonra Bekend bölgelerine saldırılarda bulunmuştur. Türkmenlerde kraliçesinin komutanlığında şiddetli bir savunma yaparak yiğitlik ve silahlarını iyi kullanma yeteneklerini sergileyerek Ubeydullah’ı hayran bırakmışlardır”8
Bu hayranlık neticesinde Türk askerleri kendi hizmetinde, önemli görevlerde görmeyi isteyen Ubeydullah Türklerinden oluşan ve sayısı 2000’i bulan askeri Basra’ya yerleşmiş ve bu askerlerin Müslümanlığa yönelmesini, böylece de ırak limanına yapılan dış saldırılar ve Yemen’de isyan eden oymaklar bastırılmak amaçlanmıştır.9
İlk olarak bu büyük askeri zafer ile başlayan ve daha sonraki dönemlerde Emevi Devletinde olduğu gibi, Abbasi Devletinde büyük başarılar sarf edilmiştir, başarılı Türk askeri tarafından.
674 yılının ardından göz doldurucu büyük başarılar, Abbasilerin başarılı Halifesi Mutasım’ın da Türk askerlerine yönelmesine neden olmuştur ve asıl yerleşim amaçlı göç bu tarihte gerçekleşmiştir.
Başarılı halife- özellikle Türk komutanların bilgilerinden yaralanmak amacı ile özel olarak inşa ettirdiği ve Bağdat’a 120 km uzaklıkta olan Samara şehrine, aileleri ile birlikte 40000 Türk yerleştirmiştir.10
Böylece ilk göç ve ilk yerleşim sağlanmış, Türk halkı Müslümanlığın koruyuculuğunu Müslümanlığı seçtikleri ilk günlerde sahiplenmiştir. Her alanda ki askeri başarılar özellikle Bizans’a bölgenin korunması Türk askeri Irak’a yöneltmiştir.

4-).

TARİH İÇERİSİNDE BÖLGEDEKİ TÜRKMEN HALK

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız bu ilk göç Türkleri Irak Coğrafyasındaki şerefli varlıklarına ilk adımı atmıştır.daha sonraki dönemde gerek diğer Devletlerinde hakimiyetinde gerekse bizzat Türk halkın yöneticiliğinde kurulan devletlerde varlık göstermişlerdir. Şimdi ise Osmanlı devletinin Bağdat seferine kadar olan sürece göz atalım.
A-) Büveyhiler Dönemi : 932 yılında kurulan devlet, Deylem aşiretinden bir grubun başkanı olan Ebu Suca Büneyh’in 3 oğlu tarafından kurulmuştur.Ülkede baş gösteren ilk sıkıntı egemen oldukları toprakları genişletmek olmuş bu da Türk askerleri başta olmak üzere belki de ülkenin tamamını eklemiştir.11 Devletin içerisinde bulunduğu olaylardan Türk askerlere dönerek dursak ; Deylemler ile Türkler arasındaki rekabet göze çarpacaktır. Fakat en büyük askeri gücü oluşturan , gerek atlı asker gerekse önemli komutanlıklara sahip olan Türklere karşı mutlaka dikkatli davranılmıştır. “İbn-i Hassul bu olayı” deylemden olan hükümdarlar, asırlarca Türklerin kendileri ile boy ölçüşmelerine ve hükümdarlıklarında kendilerine rakip olmalarına ve yavuzluklarına sabır ve tahammül göstermek zorunda kaldırır. Kendilerinde, onları sindirmek kudretini bulmalıdır.12 Türk askerlerin sahip olduğu güç bu derece önem kazanırken ,Türk askerler başa geçen hanedanın adeta “kurtarıcısı” halini almıştır bu dönemde.

B-)Selçuklular Dönemi: Genişleyen Selçuklu devletini Bağdat’a davet eden Abbasi Halifesinin isteği ile bölgeye sefer düzenleyen Tuğrul bey böylece Büveyhiler Devletine 1055 yılında son verilmiştir. Oğuz boyuna mensup olan bu devlette Türk devletinin en başarılı dönemlerinde olmuştur. Türkmenler ile aynı boydan olan bu yöneticinin devlet otoritesine tamamen el koyması ile ülke belli bir düzeni benimsemiştir. Bölge hem Türklük hem de Müslümanlık merkezi halini almıştır. Ülke adeta Müslümanlığını koruyuculuğunu üstlenmiştir. Fakat yine devletteki iç olayları bir yana bırakarak Türkmen halka dönecek olursak; ilk belirtmemiz gereken olay başarılı iktidar yönetimine rağmen ülkede baş gösteren taht mücadeleleri ülkeyi 4 kısma bölmüştür. Bunlardan biri olan ve Büyük Selçukluların devamı sayılan Irak Selçukluları olmuştur.13
1194 tarihine kadar devam eden bu başarılı, köklü ve güçlü topluluk içerisinde yerli Türkmen halkta zaten aynı şeyden oldukları yöneticilerle önemli görevlerde bulunmuştur. ; İlk olarak Selçuklulardaki Atabeylik sistemine değecek olursak, bu sistemin Osmanlı devletinde dahi devam ettiğini görmüş oluruz Fakat bu sistem Selçuklularda oldukça serbest bırakıldığı için devletin yıkımında dahi etkide bulunmuştur. Atabey “atabek” kelimesinden türemiş ata ve Şehzade yani bek kelimelerinden oluşmuştur. Bu lakap bir veliahttın bir yere vali olarak tayin edildiğinde Melik’in yanına verilen tecrübeli kişiye verilmiş isimdir.fakat zamanla geniş yetkilere sahip olan Atabeyler Selçukludan sonra bölgede egemenlik sürmüştür.
Tuğrul beyden sonraki zaman zarfında ise Sultan Melik şah ülke topraklarını 12 büyük vilayete bölüp Musul’u da Türk Beylerine ve Türk boylarına tımar olarak bırakmıştır. Bu zaman zarfında Musul bu günkü Süleymineye , Erbil, Zor ve Kerkük illerini kapsamaktaydı. Musul vilayeti bu dönemde adeta Türk merkezi ve Türk beldesi durumuna yükseldi. Dönemin ünlü Türkmen Beylerinden birkaç ismi ise; Kerbaya, Soğurca, Türkmen Musa, Çökürmüş, Cavli olarak sıralayabiliriz.14

Türkmenler başarı ile yürüttükleri bu vazife süresince bir çok atabeyliğinde temellerini atmış, Musul, Kerkük gibi illerde nüfus oluşturmuştur. Musul atabeyliği,Erbil Küçük Zeyneddin Oğullarının atabeyliği, Kerkük kaftan Oğulları Atabeyliği, Erbil Beylik Atabeyliği, Kerkük Kapkaç Beyliği bunların en önemli örneklerinden olmuştur.15 Selçuklular devletinde büyük yetkiler verilen Atabeylikler Selçuklular da Türk halkın , kültürel, ticari, sosyal, bilgi, ilim, ekonomik v.b. birçok alanda her türlü ilerlemesine yardımcı olmuştur. Irak’taki Türkmen halkı da büyük ölçüde etkilemiş ve bizzat yöneticilik statüsüne taşımıştır. Selçuklu devletinden sonra aynı kültür ile daha da ileri seviyeler yakalanmıştır. Bu atabeylik devletleri dönemin önde gelen merkezi olmuş Irak Türklerinin başarısını sergileyen en güzel örneklerden olmuştur.
C-)İlhanlılar Dönemi:Selçuklu devletinin sona yaklaşması ile bölgede özellikle Anadolu da hakimiyet kuran devlet ilhanlılar olmuştur. İlhanlılar kurucusu olan Müngge, (Mengü)1253 tarihinde kardeşi Hulagu’yu Batı Asya’daki Moğol gücünü pekiştirmek amacıyla göndermiştir bölgeye. Bu dönemden önce Bağdat iline ve ildeki Türkmen halka göz atacak olursak Moğolların yoğun bakışı ilk göze çarpan unsur olacaktır.halife Nasır’ın yerine halifelik döneminde ise Bağdat tamamen Moğol zulmü altında kalmıştır. Bölgedeki Türkmen unsurda elbette bu karmaşık ortamdan ilk etkilenenler arasında kalmıştır. Daha önce bahsettiğimiz gibi hem askeri, hem de yüksek rütbeli yönetici görevlerinde yer alan Türkmenler her türlü karmaşa ortamında Halife gibi çaresiz kalmıştır. Karmaşa, cinayet, hırsızlık, ırk çatışmaları, yağma, evlerin yerleşim merkezlerinin tahribi Bağdat halkını da zor duruma sokmuştur.16
Bu dönemde Horasan’a giren Mengü ilhanlı devletini 1256 yılında kurmuştur. Fakat Moğollara karşı en büyük tehlikenin bölgede yaşayan Türkmenler olduğunu bildiği için Türkmenleri en büyük düşman, Şiileri de onlara karşı kullanabileceği en büyük güç olarak görmeye başlamıştır.17
Bu yüzden İran’a olan seferinden vazgeçip Bağdat üzerine yürüyen Moğollar, Halife Mustasım’ı da öldürtecek 1258’de Bağdat’ı ele geçirmiştir.
Böylece Sünni Türklere yani Türkmenlere karşı olan Şii’lere yardım, Irak’ın yağmalama sürecinde başlamıştır. Ülke yağmalamış zamanlarda Selçuklularda kalma tarım ile ilgili tüm yatırımlar yok edilmiş, ülke adeta bir ambar halini almıştır. Her ne kadar 1295 yılında başa geçen Gazan Han Sünni mezhebe yakın davranıp farklı imar projeleri uygulasa da 1304’teki ölümü ile yoluna giren sosyal hayat, projeler tekrar alt üst olmuştur.18
D-)Celayirliler Dönemi: Hülagü’nün Bağdat’ın işgalinin ardından bölgedeki durumu yukarıda özetlemiştik. Daha sonraki dönemi özetleyip Türkmen halkı ele alacak olursak; Gazan Han’ın ölümü ile ilhanlıların başına geçen Sultan Ebu Sant’ın de ölümüyle varisi olmadığı için devlet parçalanmıştır. Bu dönemde Başkent Bağdat olmak üzere Celayir Devleti kurulmuştur.
Celayirlerin siyasi tarihi bir yana bırakıp yine sadece Türkmen hala dönecek olursak; Celayirlilerde İlhanlıların tam aksine düzen ve kalkınmanın başladığına şahit olunacaktır. Bağdat, Devletinin kültür, bilim, eğitim, sanat merkezi halini almış, yönetim biçimi olarak ise ilhanlılar örnek alınmıştır. Türkmen boylarının Irak’a yerleşmeleri için yoğun bir çaba harcamış, ordunun alt yapısını oluşturan Türklere özel değer verilmiştir. Özellikle arttırmaya çalışılan Türk nüfusu ülkenin resmi dilini de Türk dili haline gelmesine neden olmuştur.19
E-)Karakoyun Devleti : Doğu Anadolu ve Irakta 1380 yılında kurulmuş ve yönetici ailesi Oğuz’ların Yıva boyuna dahil olan Türkmen devletidir.
Göçmen bir özelliğe sahip olan bu topluluğun kurucusu olan Kara Mehmet’in bölgede ilk olarak Celayirlilere bağlı olarak, daha sonra ülkenin parçalanması ile ise tamamen bağımsızlık kazanması ile devlet kurulmuştur.
Aynı şekilde tekrar ülkedeki Türkmen unsura dönecek olursak; şu yıllarda Irak’ta yaşayan Türklerin yoğunlaştığı bölgelerin tarih boyunca en yoğun göç aldığı dönemin Celayirlilerden sonra Karakoyunluların bölgede hakimiyet kurduğu zaman zarfına rastladığını söyleyebiliriz. Bu dönemde Musul, Bağdat gibi illerde Kara koyunlu beylerin Türkmen izleri taşıyan eserlerine hala rastlanmaktadır. Bunlardan birçok köy, oymak ve aşiret adı öne çıkan örnekler arasında yer alır.20 Devletin bizzat Türkmenler yani Oğuz boyundan olan Müslüman tarafında kurulması Türkmen halkı da bölgede ve devlet içerisinde etkili bir yere getirmiştir.

F-)Akkoyunlular Devleti: Devletin kurucuları tamamen Türklerden oluşmuştur. Bu devletin kurucuları Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğu için devletin tarih kitaplarındaki kullanılan bir diğer adı da Bayındır Hanedanlığı olmuştur. Fahreddin Kara Yülük Osman Bey tarafından kurulan devlet, daha sonraki yıllarda ise Uzun Hasan tarafından daha da genişletilmiş ve devlet yine bu yıllarda en başarılı dönemini yaşamıştır. Uzun Hasan bu dönemde Kara koyunluları da mağlup etmiş, Irak-ı Arap, Irak- Acem ,İran ve Horasan’a kadar olan yerleri ele geçirilmiştir.21
Kara koyunlu devletinin, Ak koyunlular tarafında yıkıldığı ilk günlerde ise bölgede yaşayan Türkmenlerin en zor günleri olmuştur. Kara koyunlu devletindeki yaşam düzeninin bozulması, Türkmen halkın nüfusu bu nedenlerle azalmaya ve İran’a kadar göç vermeyen neden olmuştur.22
G-)Safavi Devleti : Ak koyunlu devletinin yıkılması ile şah İsmail’in 1508’de Bağdat’ı işgali ile kurulmuş olan devlettir.ırak ve El-Cezire bölgelerinde ülkenin hakimiyetine girmesi safevi devleti kurucusu şah İsmail Şiiliği, ülkenin resmi mezhebi olarak seçmiştir. Bu dönemde Türkmenler hakkında söyleyebileceğimiz özellikleri ise yine askerlik temeline dayandırılmıştır. Devlet askeri açıdan tamamıyla Türk boy ve oymaklarına emanet edilmiş, ayrıca Şah İsmail’in yazdığı Türkçe şiirler bölgedeki Türk halk tarafından büyük ilgi görmüş ve görmektedir.23
5-) OSMANLI DEVLETİ’NİN IRAK’A HAKİM OLMASI
Diğer yandan her geçen gün tam bir Cihan Devlet olmaya aday olan Osmanlı devletine göz atacak olursak ; ilk olarak Osman Bey’i ele almalıyız. Osman Bey’in ataları, Oğuzların Bozak kolunun kayı boyundandır.Osman Bey 23 yaşında bu boyda bey olma hakkını kazanmıştır, bu günlerde ise söğüt, Ahlat ve Urfa – Diyarbakır çevresinde yaşayan Karakeçili aşiretine mensuptur.24
Bu şekilde bir uç beyliği olan Osman Beyliği kurulmuş, başarılı yöneticilik, soydan gelen özellikler, jeopolitik durumu, komşuları (beyliğin),halkın desteği, merkezi yönetim v.b. birçok nedenle Bizans dahi adeta yok sayılmıştır. Devlet artık tam bir merkezi güç halini almıştır.
Bu sırada 1508 yılında Safavi devletini kurmuş olan Şah İsmail ise bölgeye yönetici sıfatı ile İbrahim Yinal’ı bırakmıştır. Osmanlının gelişim sürecini bir yana bırakıp Yavuz Sultan Selim sürecine dönecek olursak; göze çarpan ilk unsurun Safavi-Osmanlı çekişmesine sahne olduğunu görürüz. Devletin iç güvenliğini sağlayan Osmanlı hanedanı 1514’te Safaviler üzerine sefere çıkmıştır. Çaldıran savaşının hemen ardından bugün Kuzey Irak dediğimiz bölgeyi hakimiyet altına almıştır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın Irakeyn seferinde ise tek hedef Bağdat olmuştur. 24 Cemaziyelevvel 941 tarihinde, Tebriz’den yola çıkan ordu 27 günde Bağdat’a gelmiştir. Bağdat Muhafızı olan Tekel Han’ın bölgeyi terk etmesi ile Bağdat vilayetinde Osmanlı egemenliğine girmiştir. Hemen ardından ise K.Sultan Süleyman üstün inanç saygısı ile – bölgedeki diğer devletlerin tam aksine – önce Hanefi Mezhebi kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife HZ’nın kabrini buldurup burayı türbe haline getirmiştir. Ardından imam Musa Kazım ve diğer din büyüklerinin kabirlerini de ziyaret ederek bölge halkını da manevi yönden fetih etmiştir. Bunun en büyük örneğini ise Fuzuli’nin Bağdat kasinde, Kanuniye sunduğu son beyit’te bulabiliriz.25
“Kıldı meşhur-ı Arab feth-i Acem tarihini
Geldi Burc-ı Evliya’ya padişah-ı namdar”

A-)

Osmanlı Devletinde Bölgenin Yönetim Özellikleri ve Yeni Türkmen Göçü

Osmanlı Devletinin bölgeye tamamen hakim olmasının ardından yeni bir Türk göçü ile karşılaşan bölge artık yeni gelen nüfus ile tamamen Türkleşen bölgelere dahi sahip olmuştur. Bölge sistemli olarak Türkmen boyları ile beslenmiştir.
Osmanlı Devleti bu dönemde bölgeyi 3 ayrı idari bölgeye ayırmıştır; Basra, Bağdat ve Musul Osmanlı devleti kaynaklarında Şehrizor olarak geçen bölge ise Kerkük, Süleymaniye, Tebriz yolu, Zalim kalesi civarları olarak geçmiştir. Bölgenin güvenliği yeniçeri kuvvetleri, idari yönetimi kadı ve defterdar tarafından sağlanmıştır, Bağdat ve Şehrizor ( Merkez Kerkük) beylerine 2000 akçe maaş verilmiştir. Ayrıca H.967- M.1566 yıllarında ayrı bir birim olarak Şehrizor ve Kerkük civarları bir sayılıp Erbil sancak Beyi Bekir Bey’in yönetimine bırakılmıştır.26
Bölge özellikle IV. Murat’ın İran hakimiyetine son veren Bağdat seferinden sonra adeta Anadolu’nun göç akınına uğramış, yöneticilerin akılcı yerleştirmesi ile güvenlik şeridi- oluşturulmuştur. Türkmen aşiretler bölgenin uç beyliklerine özellikle yerleştirilmiş, kurt aşiretlerde belli bir süreden sonra savaşmadan Osmanlı hakimiyetine girmeyi teklif etmiştir. “Bölgede Türk nüfusu ve kültürü o derece kuvvetlenmiştir ki, Anadolu Ermenileri ve Rumları gibi Kerkük’te yaşayan küçük bir Hıristiyan kolonisi de Türkçe konuşmuş ve Süryani halifeleri ile Türkçe yazmıştır.27
Son olarak şunu söylemeliyiz ki ; bölgedeki Osmanlı idaresi Türkmen unsurun da belki de en özgür olduğu zaman zarfı olmuştur. Orta idaresi Türkmen unsurunda belki de en özgür olduğu zaman zarfı olmuştur. Orta doğu için günümüzde sıkça gazete manşetlerinde rastladığımız başlık bunun en büyük kanıtıdır sanıyoruz ; “Dünya yeni bir Osmanlıya muhtaç Diğer yada Osmanlının bölge stratejisini özetleyecek olursak ;hiçbir dini veya ırk ayrımı gözetmeksizin; “Urfa, Adana, Edirne ne ise, nasıl yönetiliyorsa veya imkanlar sağlanıyorsa Kerkük, Erbil, Musul, Süleymaniye veya Bağdat da O idi.28

6-)1. DÜNYA SAVAŞI VE BÖLGENİN İNGİLİZ İŞGALİNE UĞRAMASI
Amerika’nın keşfi, Avrupa’nın önlenemez yükselişi ve Osmanlının önlenemez gerileyişi ve ardından birinci Cihan Harbi’nin kapıya dayandırılması, Osmanlı’nın sonunun başlangıcı olmuştur.
20.yy’ın ilk yıllarında ittihat ve Terraki partisinin yönetimi ele geçirdiği dönemler İngiltere’nin de doğuyu keşfettiği dönemlere rastlamıştır. Henüz savaş başlamadan Musul-Kerkük petrollerine – hiçbir hakkı olmadığı halde pençelerini geçiren İngiltere bugün yerini görünüşte A.B.D de bıraksa da aynı durum adeta günümüzde de tekerrür etmektedir.
Bu dönemde yeni yönetimi Musul petrollerinden pay almak ile tehdit eden İngiltere, bu gerçekleşmediği takdirde – paralar ödediği halde- sultan Osman, Fatih, Reşadiye zırhlarını vermeme tehdidinde bulunmaktan dahi geri kalmamıştır.29
Bu sinsi hesapların sürdüğü günlerden 5 Kasım 1914 tarih de 1. Dünya savaşının patlak vermesi de bölgede hiçbir etkisi olmayan İngiltere’ye adeta ele geçmez bir fırsat sunmuştur.
İlerleyen savaşa dönecek olursak Osmanlı orduları her ne kadar kendi sınır güvenliklerini başarı ile korumuş olsalar, boğazlar; Çanakkale’de başarılı bir savunma sergilemiş olsalar da İttifak gurubunun yenilgisi ile yapılacak tek bir şey dahi kalmamıştır.
A-)Ortadoğu’nun Paylaşılması
Savaş içerisinde ki planlara dönecek olursak; Anadolu ve Ortadoğu tamamen paylaşılmıştır. Orta Doğu da Mekke Şerifi Hüseyin ile “ Arap yarımadası ve Suriye, Irak’ı içine alarak bağımsız bir devlet kurmak “ şartlarını içeren ilk anlaşma Temmuz 1516-Mart 1916 tarihlerinde İngiltere ile yapılmıştır.İngiltere’nin Şerif Hüseyin ile anlaşma imzalamasının ardından olay Fransızlar tarafında da öğrenilmiştir. Bu zengin toprakların yağmalanmasına – haklı olarak – seyirci kalmayacak olan Fransa’da Ortadoğu’nun paylaşılmasına zevkle iştirak etmiştir. Anlaşmaya göre ;”kurulacak olan Federal Arap devletini, Filistin’in uluslar arası bölge olmasını bir yana bırakalım. “Akka- Kerkük çizgisinin kuzey kısmı Fransız nüfusa alanı güney kısmı da İngiliz nüfus alanı olarak belirlenmiştir.30 Sykes-Picot “ olarak adlandırılan bu gizli anlaşma bugün dahi bölgedeki Savaşın nedeni açıkça ortaya koymuştur. Böylece petrol merkezide gizlice Mayıs 1916’da başarı paylaşılmıştır.
B-)Kerkük ve Musul’da İngiliz İşgali
Savaşta ise biraz öncede bahsettiğimiz gibi ağır yenilgi olan ittifak gurubunun mensubu olan Osmanlı devleti de resmen mağlup olmuştur. Avrupalı devletlerin bu durumdaki tek – meşru – dayanağı ise Mondros Ateşkes antlaşması olmuştur. Mondros Ateşkes antlaşması olmuştur. Mondros mütarekesinin “Madde 7” olarak hafızalara kazınan “ itilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden noktaları işgal edebilir cümlesi adeta bizi bir kez daha mağlup eden cümle olmuştur. Tek hedefleri Osmanlı ordusunu Musul’dan daha Kuzeye itmek olan İngiliz ordusu karşısında mücadele eden Osmanlı kuvvetlerinin silah, yiyecek lojistik destek sıkıntısında kuzeye çekilmekten başka şansıda kalmamıştır.1918’de Kerkük’ün savaşılmadan İngiltere tesliminin ardında, ordu Musul’a çekilmiştir. Artık tek amacı petrol bölgesine girmek olan İngilizler 1 Kasımda Hamam Alil’e girmiş, Musul’u işgal edeceklerini, Türklerin 5 mil kuzeye çekmesini belirtmiştir.” Uluslar arası savaş kurallarına aykırı olan bu işgal hareketine karşın Ali İhsan Paşa’nın verdiği protesto notasına karşı İngilizler ,işgalin mütarekenin 7.maddesine uygun olduğunu belirtmişlerdir.31
Mütarekeden tam 3 gün sonra 7.maddeye dayandırılarak yapılan işgal bölgede hiçbir hakkı olmayan İngilizleri de bugün A.B.D’nin Irak halkı işin yaptığı savaşı da meşrulaştırmamış,meşrulaştırmayacaktır.
C-)Misak-ı Milli,Lozan Konferansı ve Anavatandan Kopuş
12 Ocak 1920 tarihinde ise İstanbul ‘da son kez toplanan Meclisi Mebusan Osmanlı halkına karşı son görevini yerine getirmiştir.Mondros Mütarekesinin ardından adeta talana uğramış ,yağmalanmıştır.bu duruma seyirci kalamayan M.Kemal önderliğinde ki halkın ise Anadolu’nun dört bir yanında aynı anda başlatılan kurtuluş mücadelesini meşrulaştırmaktan başka hedefi kalmamıştır.Bu amaçla meclis üyeleri 28 ocak 1920 tarihinde Misak-ı Milli kararlarını almak almış ve İtilaf güçleri tarafından sürgün edilmişlerdir.
Tekrar Misak-ı Milli ve Musul• Vilayetine dönecek olursak;kesin bir kararlılık ile karşılaşırız.Misak-ı Milli’nin 1.yani Güney sınırımızı belirleyen maddesi bizzat şu şekilde açıklanmıştır;”Osmanlı Devleti’nin özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu düşman ordularının işgali altında kalan bölgelerin geleceğinin,haklarını serbestçe açıklayacakları rey sonucu belirlenmesi gerekir;söz konusu mütareke çizgisi içinde din,soy,amaç birliği bakımından birbirlerine bağlı olan ,karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen soy ve toplum ilişkileri ile çevrelerinin koşulların saygılı Osmanlı-İslam çoğunluğunun yerleşmiş olduğu kesimlerin tümü ister bir eylem ister bir hükümle olsun,hiçbir nedenle birbirinden ayrılamayacak bir büyündür”belirtilmiştir.Bu kararlılık M.Kemel’in 1 Mayıs’ta yaptığı konuşmanın şu sözleriyle de açıkça belirtilmiştir:”Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tasbit edilirken ,hudud-u millimiz ,İskenderun’un cenubundan geçer şarka doğru uzanarak Musul’u ,Süleymaniye’yi,Kerkük’ü ihva eder.İşte hudud-u millimiz budur!”32
Lozan görüşmelerine kadar hatta görüşmelerin başladığı tarihlerde dahi bölge halkını İstanbul, Ankara, İzmir’den hiçbir şekilde ayırmayan M. Kemal ve dava arkadaşları son güne kadar Musul’u korumaktan vazgeçmemiştir.
Böylece Musul bölgesinin çözüme kavuşturulması amacıyla İngiltere temsilcisi Lord Curzan ve Türkiye Cumhuriyeti heyet başkanı İsmet Paşa’nın “düellosu” başlamıştır. Musul meselesi konferansta 23 Ocak 1923 Salı günü sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 aşamada görüşülmüştür.
İlk olarak İsmet Paşa’nın sunduğu tezin önemli noktalarını ele alacak İsmet Paşa konuyu; etnik, siyasal, tarih, coğrafi, ekonomik ve askeri alanlarda incelemiştir. Fakat en fazla tartışılan konu etnik nedenler olmuştur. Bölgedeki Kürt unsurun İngiltere tarafından koz olması ve nüfus hakkında kesin bir bilgiye sahip olunamaması bunun en büyük nedenlerindendir.

Süleymaniye
Kerkük Musul Kürt
62.830
97.000
164.000 Türk
32.980
79.000
35.000 Arap
7.210
8.000
28.000 Yezidi


18.000 Müslüman


31.000
Toplam
103.000
184.000
210.000
Toplam 263.830 146.960 43.210 18.000 31.000 503.000

İlk olarak İsmet Paşanın söze başladığı konferansta yukarıda gördüğümüz gibi İsmet Paşa tablodaki rakamları şu şekilde özetlemiştir;
1. “Süleymaniye ve Kerkük sancaklarında Arap unsuru çok azdır
2. Musul Merkez sancağında 137.000 Türk ve Kürde karşılık, yalnız 28.000 Arap vardır.
3. Son olarak, bütün Musul Vilayetinde, 410.790 Türkle kürde karşılık 31.000 Müslüman olmayan vardır. Demek ki, Vilayet nüfusunun beşte dördünden çoğunu Türklerle Kürtler ve beşte birinden azını da Araplar ve Müslüman olmayanlar meydana getirmektedir.33
Buna karşılık İngiliz heyeti başka bir tablo sunarak, bu nüfus bilgilerinin yanlış olduğunu söylemiş, Türkiye’yi nüfus bilgisini yalnız sınmakta itham etmiştir. Ardında da bölgedeki tüm unsurlar, tek tek ele alan Curzan özellikle Kürt, unsuru Türkiye’yi bölgede istememekle suçlamıştır.
Türk heyetinin yaptığı açıklama ise Kürtleri kullanmaya kalkan İngiltere büyük bir cevap niteliğindedir; “Yüzyıllardır bu iki halk, say. İnanç, özlem töre bakımından olduğu kadar, gelenek ve görenek bakımından da ortak bağlarla birleşmiş olarak tam bir uyum içinde yaşamaktadırlar. Kürtlerin kendi istekleriyle Türk yönetimine tarih göstermektedir. Türk heyeti, Dünya savaşına ve Bağımsızlık Savaşına katılmış Türk ordusunun bütün komutanlarının yurdun kurtuluşu için Kürt halkının yaptığı hizmetleri ve katlandığı fedakarlıkları saygı ve hayranlıkla belirttiklerini söylemeyi bir ödev bilmektedir.34
Bu yoğun tartışmaların dışında tartışılan konularda İngiltere’nin Kürtler ve nüfus konusu kadar sömürerek pek fazla noktaya sahip olmamaları; onları “Bağdat başkentinin sınıra yakın olamaması” gibi saçma nedenlere yöneltmiştir.
Öğleden sonraki görüşmelerde de konunun yoğun tartışmalara sebep olması ve çözülememesi ile Türk heyeti yeni bir çözüm önerisinde bulunmuştur; Plebitis. Oldukça adil, mantıklı ve akılcı olan bir çözüme yine oldukça saçma, küçümser bir yanıt veren Lord Curzan; “bölge halkının daha önce hiç oy kullanmadığını, bu yüzden olayın ciddiyetini anlayamayacağını ileri sürmüştür.35
İlerleyen görüşmelerde de bir sonuç alınamamıştır. İngiltere ise konunun milletler cemiyetine götürülmesini teklif etmiştir. Fakat bu olay tamamen Musul’un kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Bu yüzden Türk heyeti 19 Mayıs 1924’te özel bir görüşme düzenleyip konuyu İngiltere’nin kurucusu olduğu, kendisinin ise üye dahi olmadığı Milletler Cemiyetine götürmeyi ret etmiştir. Türkiye’yi TBMM Başkanı Fethi Okyar, İngiltere’yi de Iraktaki yüksek komiser Sir Percy Cox temsil etmiştir.36
Haliç Konferansı 4 ayrı günden oluşan tarihlerde toplanmıştır. 1. toplantının 22 Mayıs 1924 Çarşamba günü yapılmış, Türk heyeti tıpkı Hazar’da olduğu gibi tavizsiz Musul bölgesine talip olmuştur. Fakat Haliç Konferansında değişmeyen hatta daha şuursuz taraf ise İngilizler olmuştur. Konferansın yapıldığı 3. toplantıda (24 Mayıs 1924) fikrini belgelerle yazılı kaynaklarla belgeleyen Türk tarafına karşı, İngiliz heyeti daha da ileri giderek Hakkari iline bağlı olan Beytüşşebap ve Çölemerik, Ravendiz kasabalarında talep etmiştir. Tek amacı konuyu Milletler Cemiyetine götürmek olan İngiltere ile 5 Haziran 1924’te yapılan son görüşmelerden de sonuç alınamamış, böylece konu “çaresiz” milletler cemiyetine sevk edilmiştir.37
20 Eylül 1924’te Milletler Cemiyeti konuyu görüşmeye başlamış, taraflar ise tutumlarını bizzat korumuştur. Komisyon Macaristan eski Başbakanı Kont Teleki, Romanya İsveç temsilcisi M. De Virsen ve Belçika Albayı Paulis tarafından oluşturulmuştur. Komisyon 6 Temmuz 1925’te sunduğu rapor ise hiçte şaşırtıcı değildir. “…Vilayet ekonomik ve siyasi açıdan Irak’a bağlanmalıydı. Bölgenin Irak’a bağlanmasının koşulu, İngiltere’nin 1928’te bitecek olan mada yönetiminin 25 yıl uzatılması ve Kürtlere idare ekonominin verilmesi olmalıydı…”38 Bu kararı ilk dönemde kabul etmeyen Türkiye kararı sert bir şekilde eleştirmiş fakat – çaresiz bir şekilde – 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Ankara Anlaşması ile Musul’u boşaltmıştır. Bölgedeki haklarında ise 500.000 İngiliz sterlini karşılığında vazgeçmiştir. Anlaşmadan geriye ise dönemin Dışişleri Bakanı dr. Tevfik Rüştü Aras’ın yaptığı şu konuşma kalmıştır; “…Yakındağı’nın barış, huzuru ve Irak’ın istiklal ve saadeti namına ve Büyük Britanya İmparatorluğu ile ilişkimizi normal bir hale getirmek için tek askıda kalan bu arazi meselesinden fedakarlıklara katlandık. Memleket nazik bir durumdadır. 9 yıldır savaşılan bir dönemden çıkıyoruz. Musul hakkındaki kararı tanımamak, bizi ister istemez yeni bir savaşa sürükleyecekti. Faşist İtalya aleyhimize yürümeye hazırdı. Atatürk ve hükümeti bunu çok iyi biliyordu. Bunun içindir ki bağrımıza taş basarak, Musul’u bırakmaya razı olduk.39

7-)MİLLETLER CEMİYETİ’NİN KARARINDAN GÜNÜMÜZE…

A-)İngiltere Mandası Döneminde Irak Türkleri
Bölgeyi işgal eden İngiltere’ye karşı bölge halkının, özellikle Türkmenlerin her şekilde karşı oldukları yönetim, sonunda kabul edilmiştir. Bölgedeki etnik, dini, kültürel ve sosyal farklılığı görmezlikten gelen İngiltere’nin tek amacı; yapay bir topluluk oluşturmak olmuştur.
Adeta yapay olarak kurulmuş bu devlet, 1921 yılında İngilizlerin baskı ve isteği ile Faysal yönetimine bırakılmıştır. Faysal’ın kral olarak ilan edilmesinden önce ise bölgede halk oylamasına gidilmiş fakat Türkmen unsurun her şekilde Faysal’a karşı ret oy vermesi, Faysal’ın Türkmenlere karşı büyük bir düşmanlık beslemesine neden olmuştur.
Ortak çıkar içerisinde olan İngilizler ve Kral Faysal Türkmenlerin etkin mücadelesi karşısında Türkmenlere karşı ilk sindirme politikalarına da başlamışlardır. “Hıristiyan Nasturi ve Ermenilerden oluşturulan ve “Leve” adı verilen –özel paralı asker- birlikler vasıtasıyla 3 Ağustos 1923 tarihinde Musul’da, 4 Mayıs 1924 tarihinde de Kerkük’te başta gençler olmak üzere her yaştaki Türkmenlere baskı, işkence ve katliam yapmak suretiyle yıldırma politikası uygulanmıştır.40
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi 4 Mayıs 1924 tarihinde yaşanan ilk soykırım ile artık İngiliz hükümeti ve Kral Faysal mücadele edemeyecekleri Türkmen halkı zulmün yanı sıra, toplu soykırıma da maruz bırakmıştır. Kurban bayramı arifesi meydana gelen bu olay Asuri askerlerin 3 Ağustos 1923 tarihinde Musul çarşısında işledikleri cinayetin ardından Kerkük’e sürülmeleri ile başlamıştır. Kerkük’ün Eskiyaka’daki Büyükbazar isimli çarşısında meydana gelmiştir. Asuri askerleri bir esnaf ile tartışmış ardından da kışlaya dönerek diğer Asuri askerleri ve silahları alarak sivil halkı adeta kurşun yağmuruna tutmuştur.41 Çıkan çatışmalarda 100’den fazla Türkmen hayatını kaybetmiş, ardından da Kerkük çevresindeki aşiretlerinde silahlanmasıyla bayramı adeta kana bulamıştır.
Ardından ise İngiliz hükümeti tarafından soydaşlarımız teskin edilmiş, faillerin cezalandırılacağı söylenen “Türkçe” bildiriler dağıtılmıştır. “Bugün Kürtler, Kerkük bizimdir demektedirler. Onlara sormak gerek, eğer Kerkük hayal ettiğiniz gibi Kürt olsaydı, İngilizler Türkçe beyanname dağıtır mıydı?”42
B-)Irak’ta Krallık Dönemi ve 1932 Deklarasyonu
1930 yılından İngiliz mandasının ülkeyi –görünüşte – terk etmesi, 1932 yılında Irak’ı milletler cemiyetine üye olarak sunması ve ülkeden ayrılırken ise Irak hükümeti ile menfaatleri koruyacak olan bir anlaşma imzalaması ile bir nevi düzgün giden Irak düzeni tekrar alt üst olmuştur. İngiltere’nin bölgeyi terk ederken imzaladığı anlaşmanın 1., 4., ve 5. maddeleri bize bölgedeki durumu zaten özetleyecektir;
“1. Irak dış politika konusunda ve ortak menfaatler bahsinde İngiltere’ye danışacak
4. Savaş durumunda Irak, topraklarını, limanlarını, demiryollarını ve diğer tesislerini İngiltere’nin emrine verecekti.
5. Irak’ta devam ede gelen İngiliz askeri üslerine dokunulmayacak”43
İngiltere’nin “bu şekilde dahi” ülkeyi terk etmesinde Türkmenler büyük çabalar sarf etmiştir. Özgürlük, istiklal” bağlılıklarını Irak’ta da sergileyen Türk milleti olmuştur. Fakat yine bu dönem Türklerin devletten adeta küstüğü, soyutlandığı, hiçbir talepte bulunmadığı dönem olmuştur.
Bu dönemde Milletler Cemiyetine aday olan Irak’ta ise “azınlık haklarının kabul edildiği 30 Mayıs 1932 tarihli deklarasyon Irak krallığı adına, Başbakan Nuri Said tarafından resmen yayınlamıştır. Azınlıklara her türlü hakkı sunan deklarasyonda “Türklerin yoğun olduğu bölgede Türkçe eğitim hakkı dahi sunulmuştur”.
3 Ekim 1932’de “bağımsızlık” kazanan Irak devletinde Nuri Saik dönemi Türkmen halk için tam bir zulüm dönemi olmuştur. Kürtlerin Türkmenlere karşı kışkırtılması da daha önce bahsettiğimiz olayların ayrı bir yönü olmuştur. Her şeye rağmen Türklük şuurundan hiçbir şey kaybetmeyen soydaşlarımız 1937 yılında Sadabat Paktı imza töreni için Kerkük’ü ziyaret eden Celal Bayar ve Tevfik Rüştü Aras’a gösterdikleri yoğun sevgi gösteri nedeniyle de ayrı bir cezaya tabi tutulmuştur. Ziyaretten dönüştü hükümete rapor veren Nuri Said; “Geçmişte Abbasilerin Türk nüfusuna girdiği gibi Türkmenlerin de Irak’ı ele geçirebileceğini, bu yüzden daima göz altında tutulmalarının gerekli olduğunu” belirtmiştir. Yönetim o derece ileri gitmiştir ki, bu uyarıdan sonra bölgeye ziyarette bulunmak isteyen hiçbir Türk heyet bölgeye sokulmamıştır.44
1946 yılına gelindiğinde ise, Türkmen tarihinin 2. soykırım katliamı yaşanmıştır. Kerkük petrol şirketi çalışanlarının iş şartları, maaş, hayat koşulları gibi nedenlerle miting düzenlemiş, aileleri ve çocuklarıyla bölgede bulunan işçilere topluca ateş açılmıştır. Türk tarihi sayfalarına kara sayfalarla geçen Gavurbağ katliamı bir çok Türkmen’in ölümü sonuçlanmıştır. Olay sonrasında Kerkük’te ortaya çıkan karmaşa ve kızgınlık ortamına karşı, işten çıkarılan işçiler tekrar işlerine çağrılmıştır. Olaya sebep olanlardan bir kısmı ise tutuklanmış ve formalite diyebileceğimiz birkaç yargılamadan sonra serbest bırakılmıştır.45Bu dönemde Türkmen halkın en önemli sıkıntılarından birisi ise özellikle Kerkük’e atanan valiler olmuştur. 1949 yılında tüm Türkmenler ayaklanmış, genç, yaşlı, öğrenci, çocuk demeden sokaklara dökülmüştür. Tek amacı kendi kültürlerinden, dillerinden anlayan, isteklerine cevap verebilecek bir yönetici olan Türkmenlerin yürüyüşü polis güçleri ile bastırılmıştır. Fakat hükümet 2 ay sonra Türkmen şamil Yakubi’yi Kerkük Belediye Başkanlığına getirmiştir.46
C-)Irak’ta Cumhuriyet İlanı ve Türkmenler
4 Temmuz 1958 sabahı ise Türkmenler için adeta farklı bir dönemin başlangıcı olmuştur. Ülkedeki dengesiz ekonomi, adaletsizlik muhalefet hareketini körüklemiştir. General Abdülkerim önderliğinde Ürdün’ü destekleme gerekçesiyle harekete geçilmiş, Bağdat’a girerek yönetime el koyan örgüt, kral, veliaht ve Nuri Said’in de içinde olduğu monarşi önderleri öldürülmüştür. Böylece Irak’ta cumhuriyet rejimi resmen ilan edilmiştir. Rejimin ilan edildiği sabah radyoda General Kasım tarafından yapılan konuşma ise Türkmenleri bir kez daha şaşırtmıştır. General; “Irak’ın üç esas etnik gruptan meydana geldiğini, Türkmenlerin de bunlardan biri olduğunu” açıklamış, Türkmenler de belli bir süre olsun rahatlamıştır.47
Fakat sinsice gelen zulmün bu iyi niyet görümlü altında saklandığı tahmin bile edemeyen Türkmenler 1958 yılında ilan edilen genel af ile şaşkınlığa uğramıştır. Bu dönemde Moskova’da bulunan Molla Mustafa Barzani’de aftan yararlanarak Bağdat’a dönmüş, silahlandırdığı adamları ile Kerkük üzerinde Süleymaniye`ye giren Barzani, Kerkük’teki Türkmen halka büyük korku verip, kışkırtmalarda bulunmuştur. Barzaninin yoğun tahrikleri bölge sistemini adeta alt-üst etmiş bölgede bir ilk yaşanmasına sebep olmuştur. İlk kez yaşanan Türk-Kürt çatışması Kerkük inzibat Amiri Hidayet Bağ Aslan’ın ölümü ile sonuçlanmıştır. Başarılı Türk büyüğünün ölümü halkı ayaklandırmış fakat yine başarılı bir Türk büyüğü olan Ata Hayrullah’ın girişimleri ile olay sakinleştirilmiştir.48
Fakat devlet içerisinde başlatılan ve adeta Kürt-Komünist dayanışmasına dönen hareketler tüm Irak’ı tehdit eder hale dönüşmüş, halkı tedirgin etmeye başlamıştır. 8 Mart 1959’da Musul vilayetinde Albay Abdulvahap Şevvaf’ın çıkardığı ayaklanma bu isyanın en sesli örneği olmuştur. Fakat sindirme hareketlerinde 4 gün boyunca tam bir soykırım uygulanmıştır. Olayın Türkmenler için en acı yönlerinin başında ise Şevvaf’a destek olmak suçu ile görevden alınan 2. Tümen Komutanı General Nazım Tabak’çının idamı olmuştur. Ayrıca kadrosunu Türkmenlerin oluşturduğu ve olaydan 9 gün sonra 26. sayısını çıkaran Beşir gazetesi yazı işleri müdürü Mehmet Hacı İzzet tutuklanıp, İmara’ya sürgün edilmiş, Habib Hürmüzlü aynı gün Nasıriyye’ye mecburi ikamete yollanmış, Beşir gazetesi baş yazarı Av. Ata Terzibaşı ise tutuklamış ve Bağdat askeri garnizonuna hapsedilmiştir.49 Bu şekilde susturulan Türkmenler yine aynı gün Beşir Gazetesi’nin yayını durdurulması ile de karşılaşmıştır.
Bu derece gergin bir ortamda yaklaşan Cumhuriyetin 1. yılı kutlamaları –yine de – Türkmenler tarafından sevinç ile beklenmektedir. Fakat asıl soykırım bu dönemde başlıyordu. Böyle bir dönemde Kürtler ve yönetim tam tersi bir hazırlık içerisine girişmiştir. İlk hazırlıklar katliamı durduracak yada önleyerek kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması olarak belirlenmiştir. Bu amaçla; “Kerkük Belediye Başkanlığına ise Ojin adlı katliamın elebaşısı getirilmiştir. Ayrıca bölge savunmasına bakan 2. Tümen’in subay kadrosu Baasçılarla doldurulmuştur. Türk aydınların 4000 kadarı ise “Turancılık yaptıkları” iddiasıyla tutuklanmış ve Tecrit kamplarına gönderilmiştir”50 Artık soykırım için her şeyin hazır olduğu gün ise 14 Temmuz törenlerine “rastlamıştır”. Törenin başlaması ile birlikte ilk silah sesi de duyulmuştur. Makineli silah sesleri bir anda tüm bölgeyi sarmış, hedef alınan tek unsur ise özellikle Türkmenler olmuştur.
Yüzlerce komünistin hazır ve pusuda olduğunu dahi bilmeyen Türklerden ilk şehit edilen ise Türklerin mensubu olduğu 14 Temmuz Kahvesinin sahibi Osman Hıdır olmuş, Hıdır “adice” ayaklarına ip takılarak, bir motorlu araca bağlanmış ve yollarda sürüklenmiştir.51
Olayın hemen ardından sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş. Türkmenlerde çaresiz evlerine dönmüştür. Fakat planları henüz tamamlanmayan komünistler ve Kürtler aydın Türk büyüklerini ve ileri gelen Türkmenleri tek tek evlerinden alarak 2. Ordu Tümeni karargahı olarak kullanılan Kerkük kışlasına götürmüşlerdir. Burada her türlü hakarete maruz kalan soydaşlarımız “yargılanmış” ve kurşuna dizilmiştir. “Bu da yetmemiş, Türkmen şehitlerin cesetleri, ip ve sicim aracılığıyla motorlu araçlara bağlanmış, cadde ve sokaklarda dolaştırılarak sürüklenmiştir. Üç gün kızgın güneşin altında elektrik direklerinde asılı durmuş, kiminin gözleri oyulmuş, kimileri diri diri toprağa gömülmüştür.52 Bu katliamın ardından Türkmenlerden yüzlerce yaralı, maddi, manevi birçok zarar saymamızla elbette asla bitmeyecek derecelere vardırılmıştır.
D-)Abdüsselam Arif Dönemi ve Türkmenler
Kerkük katliamının ardından bölgede Türkmenlere sindirme politikası uygulanmış, faillerin yakalanacağı yönünde açıklamalar yapılmıştır. Fakat herkesin gayet net olarak bildiği tek şey zaten bu açıklamayı yapanların olaydan parmağı olmasıydı. 1963 yılına gelindiğinde ise yeni bir iktidar değişikliği meydana gelmiştir. General Kasım’ınn kardeşi olan General Abdülselam Arif, Kasım’ı devirerek yönetime el koymuştur. Görünüşte Baas Partisinin yaptığı bu darbede ise Başbakanlık görevine Albay Ahmed Hasan El Bekr getirilmiştir. Arif takındığı bazı tutumlar neticesinde Baasçıları tamamen yönetimden uzaklaştırmıştır.
Arif döneminde Türkmenler bir nebze olsun, rahatlamıştır. Irak Türkmen Ocağı çalışmalarına başlamış, bazı Türkmen aydınları Arif’e ziyarette dahi bulunmuştur. Bu ziyaret sonucu Kerkük katliamı canileri Kerkük meydanında cezalarını bulmuştur. Fakat bu gidiş 1966 yılında Abdüsselam Arif’in geçirdiği helikopter kazası sonucu, Arif gibi ölmüştür. Yerine ise Arif’in kardeşi Abdurrahman ARİF göreve getirilmiştir.53
Abdurrahman Arif döneminde de yoğun bir baskı ile karşılaşmayan Türkmenler Irak devleti tarihinde ilk kez, vekaleten olsa dahi bakanlık görevine dahi getirilmiştir. Irak Ekonomi ve Ticaret Bakanlığına, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunu Dr. Nizamettin Arif atanmıştır. Bu dönemde Türkmenler ilk defa Vatandaşlık haklarından yararlanma, özgürce yaşama imkanı bulmuştur. Anavatan’a daha kolay seyahat hakkının yanısıra, Türk kültürünün korunması için de çalışmalarda bulunulmuştur.54
Tüm bu imkanlar Türk halkına yoğun bir mutluluk vermiş fakat kimse vahim günlerin kapıda olduğunu tahmin dahi etmemektedir.
E-)Arap Sosyalist Baas Partisi Yönetim ve Türkmenler
Abdüsselam ve Abdurrahman Arif dönemlerinde örgütlenmeleri tamamlayan ve tam bir Arap milliyetçiliği güden Baas Partisi 1968 yılında askeri bir darbe ile yönetimi ele geçirmiştir. Tek amacı bölgede Arap unsurun hakimiyetini güçlendirmek olan şartının başa geldiği ilk günlerde stratejisi açıkça ortaya konmuştur.
Partide görüşlerden –en küçük – farklılık karşısında tek ceza ölüm olarak belirlenmiş, ilk iş olarak ta “İsrail adına casusluk” yapıldığı iddiası ile 51 kişi Bağdat meydanında asılmıştır. Bu ilk infazın tek amacı halka göz dağı vermektir. Bu kişiler arasında eski bakan Türkmen Nizamettin Arif’te yer almıştır. Arif’in ölüm nedeni T.C’deki bir örgüte üye olması olarak açıklanmışsa da olayın tek amacı Türkiye’de okuyan gençleri korkutmak olmuştur. Çünkü Arif’in üzerinden çıkan kimlik açıklanmış, kimliğin Milli Türk Talebe Birliği olduğu söylenmiştir.55
Baas Partisinin direkt olarak Türkmenlere yönelik ilk vakası ise 24 Ocak 1970 günü açıklanan kültürel haklar paketi olmuştur. Paket içerisinde Irak Türkleri için açıklanan 7 özel karar ile azınlıklar özellikle de Türkmenler sakinleştirilmiştir. Bu olayın daha sonra tam bir oyun olduğu anlaşılmıştır. Bunun nedeni ise hakların tanınmasında 1 yıl dahi geçmeden çeşitli zulüm ve baskılarla tüm haklar durdurulmuştur. Bunun nedeni ise Badas yönetiminin 11 Mart 1870 tarihinde Kürtlerle vardığı anlaşma olmuştur. Kürtlerin mecliste temsil edilmesi, özerk bir Kürt bölgesi, Kürt Cumhurbaşkanı yardımcı, bölgede anadilin Arapça ve Kürtçe olması şartlarına karşılık Kürtlerle anlaşan yönetimin artık Türkmenlere ihtiyaç duymaması durumu tekrar değiştirilmiştir.56 Bu tarihten sonra Türkmenler için bitmek bilmez sıkıntılarda baş göstermiştir. Bu dönemden sonra yıldırma politikaları baş göstermiş, Türkmen Kültür Müdürlüğüne Irak Komünist Partisi üyesi Abdüllatif Benderoğlu, Türkmen Kardeşlik Ocağı başkanlığına ise Baas’çı Kürt asıllı Suphi Kemal Hassan getirilmiştir.
Tam bir düzmece ve yıldırma politikası sürdüren yönetim Türk asıllı iş adamlarına, çiftçilere kredi vermemeye, üniversite mezunu Türklere, Türkmen bölgeleri dışında iş vermeye, Türklerin görevde bulunduğu her noktaya Arap görevliler yollayıp Türklerin işine son vermeye dahi başlanmıştır. Türkçe konuşanlar ölüme daha giderek cezalara çarptırılmıştır. Halk bölgeden göçe zorlanmıştır bu yıllarda. Bölgeye yerleşmek isteyen Araplara kolaylıklar sağlamak adı altında 15.000 dinar yardım parası ödenmiş, çiftlik yapmak isteyenlere ise Türklerden zorla alınan topraklar çok ucuz fiyatlara satılmıştır. Hatta bu dönemde yönetim o derece aciz bir tavır sergilemiştir ki “Kerkük” ilinin ismini El-Temim olarak değiştirilmiştir.57 Bunlara benzer ve saymakla asla bitiremeyeceğimiz yüzlerce adi oyuna başvuran Baas yönetimi, Türk kültürünü yok etmek amaçlı her türlü yola başvurmaktan zevk almıştır.
Kerkük o derece Türk kültürüne hakim olan bir il halindedir ki, Baas yönetimi bölgede Türk mimarisinin son örneği olan Muhammed Camii’de yıktırmıştır. Ayrıca yönetim Irak’ın güneyinde inşaa edilerek 20.000 eve Türkmenleri göçe zorlamıştır.
Bu dönem daha önce bahsettiğimiz Baas-Kürt anlaşması gereği Kürt özerk bölgesinin tayinine de sahne olmuştur. Kürt peşmergeleri özellikle silahlandıran Baas yönetimi ve Barzani-Talabani ikilisinin asıl amacını Barzaninin şu sözlerinden açıkça çıkarabiliriz; tabii Türkmenlerin üzerindeki yoğun ve hain baskıyı da; “Yapılacak sayım sonucunda, bir Kürt dahi çıksa Kerkük Kürt olacaktır. Kerkük’ü alamadıktan sonra biz ne için kavga ediyoruz, biz Kerkük’ü istiyoruz” Bu sözleri sergileyene Barzani yönetimi bölge için yapılacak plebitis tartışmalarını bu yönde engellemiştir.

F-)1980’li Yıllar ve Türk Aydınları İdamı
Bu dönem 1971, 1973 yıllarda başlayan nedensiz Türk gençlerinin tutuklamalarının şoku ile başlamıştır. Türkmenlere karşı başlatılan bu nedensiz uygulamalarda Türkmenlerin sorguları dahi alınmadan müebbet hapse veya idama mahkum edilmeleri Türkmenlerin elini kolunu adeta bağlamıştı.
25 Mart 1979 tarihinde ise Türkmen liderlerin tutuklanma girişimleri baş göstermiştir. İçlerinde Doç. Dr. Nejdet Kolçak, Emekli General Abdullah Abdurrahman, Türkmen Lider Dr. Rıza Demirci ve İşadamı Adil Şerif’in bulunduğu grup tutuklanmış ve değerli kişilerden 9 ay boyunca haber alınamamıştır. Bir süre sonra ise ailelerine haber gönderilmiş, idam edilmeden önce ailelerinin son kez görüşmesine izin verilmiştir. 16 Ocak 1980 tarihinde idam edilen aydınlarımız ile Türkmenlerin nedensiz idam safhasıda başlatılmıştır. Bu olayların en adi örneği ise Dr. Rıza Demirci’nin başına gelenler gibi, işkence sonucu öldürülme olayları olmuştur.58
Bu dönem Türkmenleri devletten tamamen uzaklaştırmış, Türkmenlerin derneklere dahi uğramamasına neden olmuştur. Irak’ın İran ile savaşması ile Türk gençler nedensiz savaş meydanların katledilmeye dahi başlanmıştır. 1981 tarihinde ise bir yandan idamların devam etmesi, diğer yandan –sebepsiz-Türkmenlerin kaybolması ve haber alınamaması olayları gerçekleşmiştir. Özellikle Türkmen Şii kesimin yoğun baskıya maruz kalması, birçok Şii Türkmen’inde sebepsiz idamına yol açmıştır. Diğer yandan ise kültür yazması büyük başarı ile uygulanmış, Kerkük’e 600 m genişliğinde otoban inşaa edilecek gerekçesi ile bölgedeki 2000 ev yıktırılmıştır. Daha sonra ise Türk mahallesi olan Tisin’e uluslar arası tren istasyonu inşaa edilecek gerekçesi ile 500 Türkmen evi yıkılmış, el konulan evler ise asla sahiplerine teslim edilmemiştir.59
1988 ve 1989 yıllarında bölgede hiçbir şey değiştirmemiş, değişen tek nokta zulmün bu kez Musul bölgesinde baş göstermesi olmuştur. Musul’da en fazla Türk nüfusun yaşadığı Telafer’de birçok Türk idam edilmiş, Musul’da Türk aşireti olan şebekelerde Süleymaniye’nin Harir ve daha Kuzeye dağıtılmıştır.60
Baas yönetiminin 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi ile de zaten ekonomik olarak bitmiş olan halk, tamamen sonu olmayan bir boşluğa sürüklenmiştir. ABD’nin olaya müdahalesi, Birleşmiş Milletlerin ambargolarını bir yana bırakırsak ilk göze çarpan unsur –bizim için- yine Türkmenler olsun Sebepsiz, kişisel menfaat ve zaaflar ile tam bir çıkmaza giren Iraklılar basında da Türkmenler gelmiştir. Bir çok Türkmenin zorla yedek hizmete çağrılması bu sebepsiz ölümlerin başlangıcı olmuştur. Türkmen, Kurmay Tümgeneral İsmet Sabri ise bu kişilerin başında gelmektedir. Fakat Sabri’nin ölümü cephede değil “Vatan Hainliği” suçlaması ile bizzat Saddam Hüseyin tarafından gerçekleştirilmiştir.61
Diğer yandan ise her geçen gün kendini gösteren savaş ortamı, özellikle müttefik güçlerin yoğun baskısı halkı artık açlık derecesine kadar sürüklemiştir. Artık ayaklanmalar çıkmış, ülkede yaşanan başı boşluk talan ve isyana dönüşmüştür. Fakat Türkmenler her şekilde soğukkanlılığını korumuş olsa da 18 Mart 1991’de Kuzeyden gelen Kürtlerin Kerkük’te çıkardığı ayaklanma engellenememiştir.
Bu tarih ile öldürülen Baas Parti elemanlarının ardından bölgede Baas güçleri Kürt çatışması resmen baş göstermiş, Kürtler bütün resmi kuruluşları acımasızca yağmalamıştır. Ayaklanmayı önlemek amacıyla Bağdat’tan yola çıkan birlikler ise 26 Mart’ta geldikleri Tuz hurmatu’da birçok masum Türk’ü kurşuna dizmiştir.Aynı gün Kerkük Türkmenleri ordu birliklerin bölgeye doğru ilerlediğini öğrenmiş, ordunun rasgele açtığı ateş karşısında çaresizce kaçma girişimine girişmiştir. Kürtler ise bölgeyi –zaten kendilerin olmayan toprakları – terk edip, kaçmıştır. Türkler de çaresizce beklemektense kuzeye doğru ilerlemeye karar verir. Kalanlar ise ordunun onları öldürmesine çaresizce katlanmıştır.62
Kuzeye doğru ilerleyen Türkmenler ise çaresizce çıktıkları bu yolculukta helikopterlerle havadan ateş açılması ile karşılaşmıştır27 Mart’ta ise daha da kuzey kaçmaktan başka çareleri kalmamıştır. Fakat hem karada hem de hekopterlerle takipte olan orduya karşı hiçbir savunmaları olmayan Türkmenler Altunköprü’de ele geçirilmiştir. Altunköprü’de ele geçiren 100’e yakın kişi aynı anda o bölgede kurşuna dizilmiştir. “Aralarında Altünköprü’deki akrabalarının yanına misafir olarak gelen ve hiçbir şeyden haberi olmayan insanlar vardı. 7 ve 8 yaşlarındaki çocukları ile birlikte kurşuna dizilen suçsuz ailelerde bulunuyordu”.63
Bu katliam karşısında ne yapılabilir, ne söylenebilir? Hele de kendi vatanında eziliyor, yurtsuz kalıyor, hiçbir hakkın gözetilmiyor, sen hatırlatmaya kalktığında da kurşuna diziliyor veya idam ediliyorsan.
Bu toplu katliamın ardında bölgedeki zulüm bitmedi bitmeyecek. Özellik 2. Körfez savaşından sonra A.B.D.’nin ya da çekiç gücün “Savunmasız Kürt” halkı korumak amacıyla koruma altında aldığı bölgeler bu tarihten sonra Türkmenler için yaşanmaz hale gelmiştir. Bu bölgelerde adeta özerk bir yönetim oluşturan Kürtler olmuş, koruma altına alan alan ise sınırları itibariyle oldukça dikkat çekmektedir. ABD’nin bu sinsi oyunlarına girmeden bölgede halkın uğradığı taciz ve katliamları sıralayacak olursak; 5 Nisan 1991 tarihinde Altunköprü katliamını protesto eden gençlerden 2’si kendi topraklarımızda, konsolosluk kapısında açılan ateş sonucu öldürülmüştür.64
15 Haziran 1994 tarihinde ise Irak Milli Türkmen Partisi Erbil Komite Üyesi ve Türkmen İnsan Hakları örgütü yönetim kurulu üyesi Avukat Rüştü Tahsin hain bir saldırı ile hayatını kaybetmiş, 17 ve 18 Kasım 1994 akşamları, ise IMTP’nın Erbil-Türkmen Sesi Radyo binası roket, RPG ve otomatik silah saldırılarına uğramıştır. Ve tabi bu olaylarla sınırlı kalmayan ve “çekiç gücün” engel olamadığı onlarca olay yaşanmıştır.65
16 Ekim 1995 yılında ise Kerkük göçe zorlanan ve evini vatanını terk etmemek uğruna kendisini yakarak intihar eden Kerkük’lü genç kız Zehra’nın acısı ile yasa gömülmüştür. Bundan bir yıl sonra Barzani ile Saddam güçleri işbirliği yapmış Erbil’deki Türkmen derneklerini basarak 30’a yakın Türk vatandaşını tutuklamıştır. Bu kişilerden ise o tarihten sonra asla bilgi alınmamıştır. 11 Temmuz 2000 yılında Kürt peşmergeler Erbil’de bulunan ITC Merkezini basmış 2 Türk görevliyi şehit etmiştir.66
Bu ve bunun gibi belki de sayamadığımız, yazamadığımız, bilgilere dahi yansımayan acı, zulüm ve ölüm.

7-)GÜNÜMÜZDE TÜRKMENLER

A-)Bölgede Türkmenlerin Yerleşim Merkezleri ve Nüfus Özellikleri
Tarihe,bölgedeki Türkmen zulmüne göz attıktan sonra şimdide günümüze dönüp bölgedeki belli oluşumlar ele alalım.Irak’ta Türkmenleri yerleşim alanlarına dikkat ettiğimizde ilk göze çarpan unsur Türkmen yerleşim bölgelerinin adeta bir şerit halinde olup Kürt ve Arap nüfusum ayrım alanında yer almasıdır.Irak’taki barış ve Toprak sevgisinin temel taşı olarak elbette Türkmenler ilk sırada gelmektedir Türkmen nüfusun diğer bir özelliği ise Kürt ve Arap nüfustan farklı uğraş ve iş alanları ile uğraşmalarıdır.Türkmen nüfusu iki ana bölüme ayırmamız mümkündür.1.alan Şii Türkmenler ,2.alan ise Sünni Türkmen soydaşlarımızdır.Sünni kesimin Türkmenler arasında yaklaşık % 80 oranında olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz Türkmenler her Türk’ün belki de en önemli özellikler arasında yer alan kültür,gelenek ve göreneklerine son derece bağlı ve her şartta her ne pahasına olursa olsun doğrularından belli şartlarda vazgeçmeyecek özelliğe sahiptir.
Toplam nüfus rakamlarına göz atacak olursak tekrar Irak hükümetinin belli politikaları ile karşılaşmaktayız.Bölgede sağlıklı nüfus sayımı yapılmaması,yapılan nüfus sayımlarında da rakamların “belli bölgelerde”çarptırılması Türkmen nüfus oranını tahminin zorlaştırmaktadır.Fakat bölgeye büyük ölçüde hakim olan Irak Türkmen Cephesinin açıklamaları ile vilayetleri gözden geçirecek olur isek;Musul vilayeti 450.000,Erbil 215.000,Kerkük 700.000,Selahattin vilayeti 3000.000 ,Diyale 220.000,Diğer alanlar ve özellikle başkent ise yaklaşık 3000.000 Türkmen’e yurt teşkil etmektedir.
Yukarıda saydığımız Önemli Türkmen illerini daha dikkatli ele alalım:
1-Kerkük Vilayeti:Kerkük Türkmenler için tarih boyunca en büyük ve önemli nüfus ve kültür merkezi olmuştur.Günümüzde de aynı şartları hala koruyan il,Türk nüfusun Irak toprakları içerisinde en fazla olduğu ildir.Kerkük şehri Irak’ın kuzey ve orta bölgeleri arasında yer alır ve kuzeyden Musul ve Erbil,doğudan Süleymeniye,batıdan Selahaddin,güneyden Diyala şehirleri ile çevrilmektedir.İl tarih boyunca Türkmenlerin sembolik başkenti olmuştur.Şehirdeki Türkmen nüfus 1960’a kadar toplam nüfusun %95’ini oluşturmuş fakat bölgede – özellikle Arap Sosyalist Baas partisi yönetimi sırasında – Araplaştırma politikasının etkisi ile şehrin Türkmen nüfus oranı %60’lara kadar indirilmiştir.

Tavuk,Havice,Tazehurmatu,Tisin,Altunköprü ilçelerinden oluşan şehirde Türkmen nüfusun yoğunlaştığı semtlerden bazıları ise;Kale,Hamam,Ağalık,Meydan,Yedi Kızlar,Helvecılar,Çukur,Hassa,Su,Girit Meydanı,Gavur Bağı, TalimTepe, Köprü Başı,Neft,İmam Kasım,Torbalık Mahallesi…67
2-Musul Vilayeti:Bu vilayet Irak’ın Toplam nüfus u bakımından 2.büyük ilini oluşturur.Türkiye sınırına 70 km uzaklıkta bulunan Musul,kuzey Irak’ta Arap nüfusun en fazla yerleştirildiği ildir.
İl içerisinde yoğun Türk nüfusu olan yerleşim merkezlerinden birkaçı ise;S,na,Ellavi,Meydankulu,Sibate,Efkeni,Butepe,Buhur,Kırmızı,Irfi,Kubuk,Cuma,Yunus Peygamber,Reşadiye,Karakoyunlu,Selamiye’dir.68
Ayrıca bölge”Şebekler “adı ille bilinen ve 50 kadar köye yayılmış olan ,bölge içerisinde çok önemli bir yere sahip olan aşiretinde yaşam alanıdır.1989 yılında nüfus oranları 40-50 bin olarak açıklanan topluluğun nüfusunun günümüzde 75.000 olduğu tahmin edilmektedir.Cornell Üniversitesinde 1988 yılında basılan eserinde Şebekler Topluluğunun Anadolu’dan göç etmiş Osmanlı Türkleri olduğu resmen kanıtlanmıştır.69
3-Erbil Vilayeti:Bölgedeki bir çok hakimiyetten sonra 1637 yılında Osmanlıların eline geçen bu tarihi il,Musul’u 90km güneyinde,Kerkük’ün ise 120km Kuzeyinde bulunan ,Türk Nüfusunun yoğunluk kazandığı Irak illerinden birisidir.Toplam dört ilçesi bulunan ve isimleri: Şaklava,Sadık,Mahmur,Merkez olan ilde “Kürtleştirme”politikalarından büyük ölçüde etkilenmiş Türkmen vilayetlerindendir.Şehirde yaşayan birçok asil ve bilgili ailelerin halen dahi Türkmence konuştuğu ve geleneklerini koruduğu gibi diğer Irak vatandaşlarını da etkilemiştir.Irak Büyükelçiliği ve Bakanlık görevlerinde bulunan Muhsin Dizayi Londra’da yayınlana el-Zaman gazetesinde yayınlanan bir anısında bölge hakkında anlattığı bir olayı özetlersek anlattıklarımız daha iyi anlaşılacaktır.”Erbil valisi Halit Abdulhalim kulüplere uğrar ,konuşmalar kulak asarmış.Bir defasında aralarında İsmail Yakubi,Cevdet Ahmet Naci ve başkalarının da bulunduğu bir grubun aralarında Türkmence konuştuklarını duymuş,isimlerini almış ve vilayete gelmelerini rica ederek ,Türkmen Kültürel Hakları doğrultusunda ocak ve dernekler kurmalarını istemiş. Karşı tarafın yanıtı ise gülerek,bir yanlışlık olduğu,çünkü hepsinin Kürt olduğu doğrultusunda gelmiştir.70
4-Selahaddin Vilayeti:Diğer bir adıda Tikrit olan bu Kuzey Irak İlinde 1976 yılından önce Türk yerleşim merkezi ve nüfusu bulunmamıştır.Fakat nüfus konusunda her zaman telaffuz ettiğimiz belli politikalar ve planlar neticesinde bu bölgede çok farklı bir biçimde etkilenmiştir.Kerkük vilayetinin ilçe sayısının 6 iken 3’e indirilmesi doğrultusunda Kerkük’ten ayrılan ve daha çok Arap nüfusun etkili olduğu Selahaddin iline bağlanan iki ilçe ile bu vilayette Türkmen nüfus varlık alanı içerisine girmiştir.
Bu tarihten sonra ilde Türk nüfusun varlık gösterdiği alanlardan bir kaçı ise :Tuzhurmatu ve Bayat’ın Amirli,Bastamlı,Meftul,I,II,Yegice,Ahseven,Süleyman Bek,Muhsin,Muratlı köyleridir.71
5-Bakuba(Diyala)Vilayeti:Diğer bir tarihi Türkmen vilayeti ise Diyala’dır.1976 yılında alınan karar neticesinde Kerkük vilayetinden koparılan ilçelerle daha da etkili bir Türkmen nüfus oranına sahip olmuştur. Kerkük’te Türkmen nüfus oranını azaltmak için yürütülen bu proje ile Kifri kazası İl ile bağlanmıştır.Ayrıca Aştöken,Birefekire,Tatran,Sendik,Karatepe,Karuk,Çincal,Ali köyleri de bu tarihte Diyala vilayetine bağlanmıştır.72
6-Telafer:Irak’ın 2.büyük ilçesi olan Telafer Musul’dan 70kmve Sincan’dan 55 km mesafededir.Telafer Kerkük ve Musul gibi pek sık duymadığımız hatta ,Türk nüfusunun yoğun etkisinden bahsetmediğimiz bir ilçedir.Fakat %92’lik nüfus oranı ile Kuzey Irak’ta ilk sırada yer almaktadır.200’den fazla Türk köyüne sahip olan ilçe de ayrıca Türkmen aşiretlerinden El- Bayat,Alabay,Seyitler ,İlhanlılar,Muratlı, Şeyhler, Babalar,Çulaklar,Çelebiler gibi önemli aşiretler bu kazada ikamet etmektedirler73

B-)Türkmenlerin Siyasi Örgütlenmeleri:Türkmenlerin siyasi alandaki örgütlaenmeleri1960’li yılların ardından başlamıştır.Normal şartlarda bölgedeki Türkmenler hiçbir şekilde devlet otoritesine ve direktiflerine karşı gelmeyen ,kuralların her kesim için uygulanmasını düşünen kişilerden oluşmaktadır.Fakat özellikle Baas Partisi yönetim esnasında ,Türkmenlere uygulanan yoğun ,yıldırıcı baskı ortamında haklı bir şekilde Türkmenleri örgütleme,dernek ve parti kurarak haklarını siyasi ortamda arama yöntemine gidilmiştir.Bu amaçla bölgede Özellikle İslami eğilim hareketi ile 1960 yıllarda harekete geçilmiştir.Oluşturulan kuruluşlara muhalefet ve resmi olarak kongrelere katılım ise ancak 1991 tarihinde itibaren hayata geçirile bilinmiştir. İlk olarak 1991 yılında katılım sağlana Beyrut kongresi ile başlanmış bu yıldan sonra ise Türkmenlerde her alanda etkinliklerini ve fikirlerini belirtmek,seslerini tüm dünyaya duyurmak için 1992Viyana Kongresi,1992 Şaklava ve Selahaddin heyetini toplantıları,1992 Irak Ulusal Kongresine katılmışlardır.Bu bağlamda ilk olarak Türkmenlerin kurduğu partilere ve belli siyasi akımlara göz atacak olursak:

 Milliyetçi Demokrat Örgütü
 Irak Türkmen Milli Partisi
 Irak Türkmen İslami Birliği
 Birlik ve Kardeşlik Partisi
 Türkmen Halk Partisi
 Irak Türkmen İslami Hareketi
 Türkmen Vefa Hareketi
 Türkmen Eli Partisi
 Türkmen Bağımsız Hareketi
 Türkmen Birlik Partisi

 Demokratik Milliyetçi Türkmen Hareketi74
Irak Türkmen Cephesi:Kuzey Irak’ta Kürtler lehine oluşturulan 32.ve 36.paralellerin ardından Türkmen halkı şart ve gerekli olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.Irak Milli Türkmen Cephesi’nin yanı sıra daha öncede belirttiğimiz gibi Türkmenler arsında birçok fikir ve parti hayat bulmuştur.Çok sesliliğin Türkmenlerin fikirlerini dünya kamuoyuna duyurmak yerine onları adeta iç karışıklığa sürüklediği bir ortamda Türkmen parti ve kuruluşları tek çatı altında birleştirmek fikri benimsenmiştir.Bu amaçla Ekim 1994 tarihinde Irak Türkmen Cephesi’nin kuruluş çalışmalarına başlanmıştır.Cephe tüzüğünün kabulünün oluşumunun ardından 24 Nisan 1995 tarihinde Irak Türkmen Cephesinin kurulduğu resmen ilan edilmiştir.19 Nisan 1995 tarihinde yaşanan fikir uyuşmazlıkları nedeniyle silahlı çatışmalara kadar giden tartışmalar Türkmen Bağımsız Hareketi dışındaki tüm örgüt ve partiler cephe oluşumundan çekilmiştir.Fakat Irak kuvvetlerinin 31 Ağustos 1996 tarihinde Erbil vilayetine girerek tüm Türkmen kuruluşlarına baskın düzenlemesi ve 34 Türkmen vatandaşını tutuklaması Türkmenleri büyük bir hatadan çevirerek birlik ortamının önemini ve bu ortamdan faydalanacak kişileri hatırlatmıştır.Bu noktadan sonra 7 mart 1997 tarihinde imzalanan Erbil Protokolü ile yarım bırakılan birleşme bir nevi bu noktada gerçekleştirilmiştir.Dağılma noktasına gelen Türkmenler ITC önderliğindeki 2 Kurultay ile çözüm noktasına getirilmiştir.75
Irak güçlerinin düzenlediği bu saldırı ile ilk olarak 4-7 ekim 1997 tarihinde bir araya gelerek cephenin tüzük,yönetmelik gibi temel özelliklerini daha sonra 20-22 Kasım 2002 tarihleri arasında düzenlenen 2.Kurultay ile de daha çok sorunlar ve çözümleri üzerinde durulmuştur.
Irak Türkmen Cephesinin bu başarılı politikası ile dönüm noktası gerçekleştiren Türkmenlerin bu ITC’ ye bağlı kuruluş ve faaliyetlerinden birkaçı ise şöyledir:
 Erbil Vilayetinde toplam on bir ilköğretim okulu
 Erbil Vilayetinde toplam beş lise
 Erbil Vilayetinde üç Türkçe öğretim endüstri sınıfı
 Erbil’de2,Zaho’da1,Kifri’de 1,Süleymaniye’de 1olmak üzere toplam beş anaokulu
 Gençlik ve spor Müdürlüğüne bağlı 12 spor takımı
 Erbil’de EF ve Orta Dalga,Süleymaniye’de FM radyo yayınlar
 Erbil Vilayetinde Türkmeneli TV yayını
 Türkmeneli Gazetesi,Türkmeneli Haber Ajansı Bülteni,Türkmeneli Spor Gazetesi,Kardeşlik Bülteni,Türkmeneli Bülteni, Doğuş Bülteni,Fuzuli Bülten, Bağımsız Bülteni,Yeni Kuşak Dergisi,Gökbörü Dergisi,Birlik Dergisi başarı ile yayınlanmaktadır.
 Ayrıca sağlık ,siyasi,sosyal,yardımlaşma,araştırma,planlama gibi bir çok faaliyette büyük bir başarı ile ITC tarafından veya önderliğinde yürütülmektedir.76

C-)

Kerkük’te Yaşana Son Olaylar

ABD’nin Irak’a düzenliği operasyonun ardından Kürtlerin işgalci güçlerden aldığı destek ile Türkmeneli vilayetlerinde Türklere karşı çeşitli saldırılar düzenlenmiştir.Bunların sonuncu ise son olarak Irak Türkmen cephesi sorumlusu Mehdi Bayatlı’nın Kerkük’te gerçekleştirilen suikasta kurban gitmesi ile yaşanmıştır.31 Ocak 2004 tarihinde Bayatlı Tazehurmatı kazasından Kerkük’e giderken Türkiye saati ile sabah 10.30’da arabasının taranması sonucu hayatını kaybetmiştir.Aynı zamanda Bayatlı2nın yardımcısı Hüseyin Mali ve şöförününde yaralandığı saldırının büyük ölçüde Kürtler tarafından geçekleştirildiği düşünülmektedir.77

D-)Türkiye’ye’nin Bölgeye ve Türkmenlere Duruşu
Oldukça zor kararlardan henüz sıyrılarak bölgeye asker göndermeme yönünde karar veren fakat birçok tartışmayı da bitiremeyen Türkiye Türkmenlere karşı nasıl bir yaklaşım içerisinde?Hala “acaba Kuzey Irak’a asker gönderseydik ne olurdu?” sorularının sorulduğu Türkiye peki Türkmenlere gerçek desteği sağlaya biliyor mu?Lozan Konferansında “masa başında”kaybettiğimiz bu topraklara askeri bir operasyon düzenleneceği sözleri bile söylenirken peki biz Kuzey Irak’a gerçektende ne derece yakınız?Bu ve böyle belkide binlerce soru…
Irak Türkmen Birliği Dayanışma Dernek Başkanı Fuat Türkmen Şu sözleri ile bize bölgedeki Türkmenlerin korku ve Türkiye fikirlerini ir nebze olsun özetlemekte:”Biz arkamızda Türkiye dışında bir ülke istemiyoruz.Türkiye’de dileriz bu duyarlılığa karşılık verir.ABD Kürtlerin ağır silahlarını almadı,bu silahlar gizlendi.Birkaç gün önce Kürtlerle Araplar arasında çıkan çatışmada10 kişi öldü,20 kişi yaralandı.Biz bize ne zaman saldıracaklar diye korkuyoruz.Bizi kim koruyacak?”78
Türkiye’nin bölge hakkında özelliklede Körfez savaşından sonra en önemli stratejisi Irak’ın toprak bütünlüğü olmuştur.Özellikle hem Kuzey Irak hem de Türkiye’de yaşayan Kürtler için benimsenen bu fikirden belki de en fazla etkilenenler Türkmenler olmuştur.Türkiye bu bağlamda Türkmenlerin belli şartlarda dahi Irak hükümeti ile ters düşmemesini sağlamayı çalışmıştır.Fakat bu fikir kimi çevrelere belki de büyük bir cesaret kaynağı olmuş,olmaktadır.Türkmenlere destek olmanın Irak’ın bütünlüğünü zedelemek doğrultusunda olacağını,bu olayın Kürtleri de etkileyeceğini düşünen yönetimlerde bu yönde tavırlar sergilemiştir
Diğer yandan her türlü ortamda Türkmenler Türkiye’yi destek ve güvence olarak benimsemiştir.Türkiye için belli noktalardan sonra sadece Türkmen soydaşlarımızın haklarını aşan ülkemizi bölmeyi hayal etmeye kadar varan Kürt sorunuyla kesişen bu politikada zor bir çok karar belkide hala Türkiye’yi beklemekte.Türkmen halkının tek hayal kırıklığı ise Türk askerinin bölgeye girmemesi olmuştur.Türkiye’den aslında sadece destek bekleyen ve yıllardır bölgede kendilerini korumayan çalışan Türkmenler bizden biraz daha güven beklemekte belkide.
Türkiye’nin bölgedeki Türkmen halkı desteklemediği gibi bir fikri asla ortaya atmayız.Fakat daha etkili diplomasi bölgeyi,Türkiye’yi de rahatlatacaktır.Bulunduğu konum itibariyle zor bir ülke olan Türkiye ,yine kurulduğu coğrafyanın en güçlü ülkesidir.Son aylarda yaşadığımız birkaç örnekten sadece birisi olayı çok iyi özetleyecektir . ABD’nin Bağdat’ı ele geçirdiği gün ve ardından özellikle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı kesimlerde başlayan yağmalama olaylarının hemen ardından Türkiya tavrını açıkça sergilemiştir. 10 Nisan sabahı peşmergelerin nüfus ve tapu binalarındaki yağmalama olaylarının hemen ardından Washington saati ile henüz 7:30’u dahi zor bekleyen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,Powell’ı arayıp:”Anlaşma ihlal ediliyor,Kürtler Kerkük’e girdi ve olaylar devam ediyor.Müdahale edin.Eğer yeterli gücünüz yoksa biz iki saat içinde orada oluruz”dedi.Hemen ardından ise düzenlenen “Kerkük Zirvesi”ile Olayın kesinlikle “oldubittiye” getirilmeyeceği açıkça bilirtildi.79
Her ne kadar Kürt basını Türkiye’nin Türkmenleri kullandığı,Türkiye’nin Türkmenlere olan ilgisinin siyasi amaçlardan kaynaklandığının sık sık belirtip tutarsız fikirler ortaya atsa da bizlerin ve Türkmenlerin çok iyi bildiği tek gerçek var bizler Türk’üz,aynı kanı,aynı Kültürü paylaşıp,aynı doğrultuda yürüyoruz.İster Kerkük’te ister İstanbul’da yaşayalım bu Türkler ve Türkmenler için hiçbir şeyi değiştirmez.
8-EKLER
Türkmen parti,dernek ve Iark Türkmenleri İslam Birliği Merkezlerince İsimleri bulunan Türkmen Şehitler
1-İbrahim İsmail Aşur
2-İbrahim Ahmet Hurşit
3- İbrahim Ekber Necef
4- İbrahim Çoban Bakır
5- İbrahim Hamza
6- İbrahim Şükür
7- İbrahim Şükür Tevfik
8- İbrahim Ali Merdan
9- İhsan Hilmi Hamid
10- İhsan Abdurrahman
11- İhsan Kemal Mehdi
12- İhsan Mehmet Ali Haydar
13- İhsan Haşim Aziz
14- Ahmet Hasan Mehmet
15- Ahmet Nurrettin Kayacı
16- Ercan Yavuz Mehmet
17- İsmail İbrahim Mehmet
18- İsmail Beyati
19- İsmail Hasan Sabir
20- İsmail Ali Fazıl
21- İsmail Fazıl Şerif
22-İsmail Mustafa Ahmet
23- Ekrem Hurşit
24- Ekrem Sultan Mehdi
25- Ekrem Kerim Kasap
26- Ekrem Mahmut Şüca
27- Emir Ahmet Efendi
28- Emir Kerim Ali
29- Enver Abdulkırım Abdulsamat
30- Enver Mehmet Ali Saki
31- Enver Mahmut Nefteci
32- Aydın Mustafa
33- Aynur Hamit Mustafa
34- Ayhan Ahmet
35- İbrahim Ekber
36- İbrahim Piryadi
37- Atilla Ahmet Nimet
38- İhsan Asgar Zeynel
39- İhsan Hilmi
40- İhsan Fazıl
41- İhsan Kemal
42- İhsan Mehmet Ali
43- Ahmet Asgar Finiş
44- Ahmet Beşirli
45- Ahmet Beyati
46- Ahmet Hasan Ekber
47- Ahmet Reşit Beyatlı
48- Ahmet Reşit Ali
49- Ahmet Süleyman Kasap
50- Ahmet Şahkulu
51- Ahmet Arab
52- Ahmet Aziz Cemil
53- Ahmet Ali Iryan
54- Ahmet Kanber
55- Ahmet Mehmet Ahmet
56- Ahmet Mehmet Ali
57- Ahmet Mehmet Ali Kahya
58- Ahmet Mustafa Ahmet
59- Ahmet Veli Bektaş
60- Esat Faruk Kayacı
61- İsmail İbrahim
62-İsmail Ahmet
63- İsmail Ali
64- Asgar Hamit Hurşit
65- Asgar Abit Mehmet
66- Ekber Zeynelabidin
67- Ekber Abit
68- Ekber Alladdin
69- Ekber Ali
70- Ekber Ali Behram
71- Ekber Ali Merdan
72- Ekrem Ömer Taha
73- Enver Mehmet Ali
74- Aydın İbrahim Ali
75- Adyın Şengül
76-Bakır Cuma Kazım
77- Burhan Ekber Ali
78- Burhan Tevfik Ali
79- Burhan Suphi Tevfik
80- Burhan İzzettin Nimet
81- Belkis Hamit Abdullah
82- Behattin Eşref Süleyman
83- Behattin Kocava
84- Tahsin Ahmet
85- Tahsin Asgar
86- Tahsin Beşirli
87- Tahsin Korkmaz
88- Casım Ahmet Şahkulu
89- Casım Cuma Kara Ali Beyati
90- Casım Dara
91- Casım Mehmet Ali Haydar
92- Casım Mehmet Ferhan
93- Casım Nurettin
94- Cercis Mehmet Nurettin
95- Cafer Ahmet
96- Cafer Beyati
97- Cafer Cevat Kazim
98- Cafer Rıza Arafat
99- Cafer Kazım Musa
100- Celil İbrahim Kanber
101- Celil İbrahim
102- Celil Demirci
103- Celil Ömer Kümbetli
104- Celil Fatih
105- Celil Mehdi Kazancı
106- Cemal Ahmet Farac
107- Cemal Ekber
108- Cemal Cebbar Kuyucu
109- Cemal Mehmet Sadık
110- Cemal Mehmet Kerim
111- Cemal Nalbent
112- Cuma Pamukçu
113- Cuma Hasan
114- Cuma Hasan Hayri
115- Cuma Saki
116- Cuma Şenin
117- Cuma Kazım Selman
118- Cuma Kemal Beyatlı
119- Cengiz Paşaoğlu
120- Cengiz Kahraman Veli
121- Cengiz Mehmet
122- Cihat Fazıl Tavuklu
123- Cihat Fahrettin Mehmet
124- Cevat Zeynelabidin Musa
125- Cevad Kanber
126- Cevat Hadi Ali
127- Cevdet Avcı
128- Cevdet Kemal Dayı Ali
129- Hacı Mehdi Boyacı
130-Habip Kerem Nuri
131- Habib Mubarek Fetah
132- Hasan Baki
133- Hasan Hüseyin
134- Hasan Zekeriya Mirza
135- Hasan Şakir
136-Hasan Şükür Mustafa
137- Hasan Abbas
138- Hasan Abbas Beahlul
139- Hasan Arap
140- Hasan Ali Bahlül
141- Hasan Ali Uryan
142- Hasan Ali Kurevi
143- Hasan Ali Kenit
144- Hasan Gurap
145- Hasan Mehmet Yunus
146- Hasan Mustafa Dülfikar
147- Hasan Neccar
148- Hasan Nasrattin Kerim
149- Hasan Veheb Elmulla
150- Hüseyin Ahmet Paşa
151- Hüseyin Beyati
152- Hüseyin Hasan
153- Hüseyin Hasan Süleyman
154- Hüseyin Hasan Sabır
155- Hüseyin Haydar
156- Hüseyin Haydar Halil
157- Hüseyin Haydar Abbas
158- Hüseyin Hurşit Kahya
159- Hüseyin Zeynelabidin
160- Hüseyin Safi Sultan
161- Hüseyin Tavuklu
162- Hüseyin Aşur
163- Hüseyin Asker Gani
164- Hüseyin Ali Ahmet
165- Hüseyin Ali Davut
166- Hüseyin Ali Demerci
167- Hüseyin Ali Riza
168- Hüseyin Ali Şakir
169- Hüseyin Ali Abbas
170- Hüseyin Ali Merdan
171- Hüseyin Ali Maruf
172- Hüseyin Ali Hadi Rauf
173- Hüseyin Fazıl
174- Hüseyin Fazıl Sadık
175- Hüseyin Fazıl Abbas
176- Hüseyin Kasım
177- Hüseyin Kalender
178- Hüseyin Koryalı
179- Hüseyin Mehmet Ali
180- Hüseyin Mertazi
181- Hüseyin Yunus
182- Hakkı Mehdi Ali
183- Hilmi Hurşit
184-Hamdi Hurşit Abbas
185- Hamdi Hurşit Mehmet Ali
186- Hamza Ahmet
187- Hamza Ahmet Beyati
188- Hamza Abbas
189- Hamza Kumbetli
190- Haydar Ahmet Şahkulu
191- Haydar Abdurrahman
192- Haydar Kadir Hıdır
193- Haydar Kasim Beşiri
194- Haydar Kamber
195- Haydar Kanber Kahya
196- Haydar Kerim Beşiri
197- Halit Sait Akkoyunlu
198- Halit Şengül
199- Halit Osman
200- Hatice Muhsin Elvehap
201- Kazgel Hüseyin
202- Hıdır Beşerli
203- Hıdır Ali Merdan
204- Halef Hasan Sabır
205- Halil İbrahim Abbas
206- Halil İbrahim Laz
207- Halil Al Muhamed Yunus Telaferi
208- Halil İhsan Taki
209- Halil Hasan Taki
210- Halil Şükür Anbaki
211- Halil Fatih
212- Halil Fahri Ali
213- Hurşit Veli Beşeri
214- Dülfükar Haydar Beşeri
215- Ruşdi Reşat Muhtar
216- Riza Hasan Aşur
217- Riza Raşid Mehmet
218- Riza Kasım Hamu Beyati
219- Riza Murtaza
220- Raad Abbas Mecit
221- Remzi Mehmet
222- Ramazan Cemil Kerim
223- Zeki Mehmet Ali
224- Zaman Mehdi Mevlut
225- Zehra Bektaş
226- Halil Telaferi,nin eşi
227- Zeynelabidin Hayrullah
228- Zeynelabidin Şükür
229- Zeynelabidin Sabır
230- Zeynelabidin Sabır Ahmet
231- Zeynep Tisinli
232- Sakine Kamber
233- Salim İbrahim
234- Salim Hasan Taki
235- Sami Abdullvehap Beyati
236- Settar Beyraktar
237- Sedat Ali Nasih
238- Sertip Hüseyin
239- Sercan Şakir Çaycı
240- Sefil Gaip Mehdi
241- Sefil Mehdi Gaip
242- Sekran Fazıl Cafer
243- Selman Reşit
244- Selman Reşit İbrahim
245- Selim Hasan Taki
246- Selim Hamdi Baki
247- Semin Ahmet İsmail
248- Semin Hayrullah
249- Semin Didar Veli
250- Semin Abdurrahman Beyati
251- Sinan Mehmet
252- Seyit Cafer
253- Seyit Hüseyin
254- Seyit Aşur
255- Seyit Mehmet
256- Seyit Mehmet Salihi
257- Sirvan Celal
258- Seyfettin Ali Haşim
259- Şahin Tazali
260- Şeref Hasan Ağa
261- Şükür Hasan Asker
262- Şükür Halil Cuma
263- Şükür Mahmut Şevket
264-Şükrü Mehmet
265- Şükrü Mahmut Şükür
266-Şükür Mahmut Beyati
267- Şehap Ahmet
268- Şehap Mehmet Hüseyin
269- Şehit Muharrem
270- Şirzat Ahmet Sait
271- Şirvan Süleyman Sait
272- Sabır Mehdi Musa
273- Salih Yunus Ali
274- Sabah Beşiri
275- Sabah Mehemt Emin
276- Sabah Mehmet Ceddu
277- Sabah Mevlid Mehmet
278-SuphiBakir
279- Suphi Baki
280- Suphi Fazıl
281- Suphi Yahya Kazım
282- Sefa Hasan
283- Sefa Hasan Ali
284- Sefa Saki Veli
285- Salahaddin Abduşa
286- Salahattin Necim Hattat
287- Salah Terzi
288- Salah Hasan
289- Salah Hasan Salih
290- Salah Kayacı
291- Salah Mehmet Cudu
292- Salah Nurettin
293- Zıya Kasım Ali
294- Ziya Kasap Oğlu
295- Tarık Mehmet Abdullah
296- Tarık Musa Tevfik
297- Talip Cuma
298- Talip Mulla Hadi
299- Talip Mulla Hadi Çaycı
300-TahirŞakir Şeyhlerzade
301- Tahir Şakir Kasap
302- Taha Numan Müslim
303- Adil Ahmet Demirci
304- Adil Kasım
305- Adil Kasım Ağa
306- Adil Kumbetli
307- Aşur Hasan Heneş
308-Aşur Mehdi
309- Aşur Nazim Tazeli
310- Asi Abbas Hasan
311- Abbas Ekber Kanber
312- Abbas Tevfik Çoban
313- Abbas Celal
314- Abbas Cemal
315- Abbas Reşit Ortay
316- Abbas Riza
317- Abbas Saki Hıdır
318- Abbas Semin
319- Abbas Şükür Safer Beyati
320- Abbas Suphi Tevfik
321- Abbas Ali Ekber
322- Abbas Ali Şükür
323- Abbas Ali Naccar
324- Abbas Fazıl
325- Abbas Fazıl Sadık
326- Abbas Mehmet
327- Abbas Mustafa
328- Abbas Mehdi Riza Bender
329- Abbas Nazlı
330- Abbas Vehap
331- Abdulemir Abbas Mustafa
332- Abdulemir Ali Hadi Ruüf
333- Abdulemir Fazıl Sadık
334- Abdulemir Kazım Tevfik
335- Abdulemir Mehmet Mevlut
336- Abdulemir Hasan Ağa
337- Abdulemir Hüseyin
338- Abdulemir Abbas
339- Abdullhasan HacHüseyin
340- Abdulhüseyin Aziz Şevket
341- Abdulhüseyin Kalendir Şehbaz
342- Abdulhüseyin Mela İbrahim
343- Abdulhüseyin Mehdi Mevlit
344- Abdullhamit Andurrahman
345- Abdullhalik Ahmet Kevter
346- Abdullhalak Hüseyin
347- Abdullhalik Aziz Haydar
348- Abdurrahman Mehmet
349- Abdurrazak Ahmet Şahkulu
350- Abdurrazak Abbas Ali
351- Abdussecad Mehmet Ali
352- Abdussamet Tisinli
353- Abdulemir Ali Hadi
354- Abdullazim Ekber
355- Abdullazim Hacigalip
356- Abdullazim Zaman
357- Abdullgafur Mühsin Abbas
358- Abdullgafur Abdullhalik
359- Abdullkerim Allah Verdi
360- Abdullkerim Haci Aziz
361- Abdullkerim Zeynelabidin
362- Abdullkerim Sefer
363- Abdullkerim Aziz Haydar
364- Abdullkerim Kasım
365- Abdullkerim Mustafa Mehmet
366- Abdullatif Ahmet Kevser
367- Abdullah Ahmet
368- Abdullah Ağme
369- Abdullah Tahsin
370- Abdullah Tahsin Beşirli
371- Abdullah Arap
372- Abdullah Aziz Beg
373- Abdullah Ali İbrahim
374- Abdullah Ali Şükür
375- Abdullah Mümin İbrahim
376- Abdulmecid Hüseyin Tisinli
377- Abdulnasır Refik Kazım
378- Abdulhadi Kerim Kasım
379- Abdulvehap Haydar İmamlı
380- Abdulvehap Mehmet Hüseyin
381- Abdullah Mehmet
382- Adnan Halil İbrahim
383- Adnan Sabır Mehdi
384- Adnan Saygın Hasan
385- Adnan Adil Merdan
386- Adnan Kemal Kanber
387- Adnan Muhsin Al Vehap
388- İrfan Halil
389- İzzettin Celil Abdullhamit
390- İzzettin İsmail Tuzlu
391- İzzet Saki
392- Aziz Haydar
393- Aziz Reşit Riza
394- Aziz Adil Şerif
395- Asker Ahmet Şahkulu
396- Asker Taki Bekir
397- Asker Hasan Ali
398- İsam Ömer Celil Sarıkahya
399- Alattin Hüseyin
400- Allattin Abdulsamad
401- Ali Ekber Rauf
402- Ali Asgar Hasan Taki
403- Ali Asgar Şükür
404- Ali Asgar Musevi
405- Ali Asgar Musa Kazım
406- Ali Ekber Tisinli
407- Ali Ekber Hıdır Beyati
408- Ali Ekber Rauf
409- Ali Ekber Zeynelabidin
410- Ali Ekber Kencav
411- Ali Ekber Kevser
412- Ali Ekber Yusuf
413- Ali İlyas
414- Ali Bakır
415- Ali Bakır Kazım
416- Ali Beşirli
417- Ali Taki
418- Ali Hasan Hüseyin
419- Ali Hüseyin
420- Ali Hüseyin Beşirli
421- Ali Hüseyin Mamasi
422- Ali Hüseyin Mehmet
423- Ali Hilmi
424- Ali Hilmi Hamit
425- Ali Reşit
426- Ali Riza Muhtar
427- Ali Semin Ahmet
428- Ali Seyit Muhsin
429- Ali Sadık
430- Ali Tuzlu
431- Ali Abbas Saatçi
432- Ali Abdullah Hıdır
433- Ali Abdullvehap
434- Ali Asker
435- Ali Fazıl Beyati
436- Ali Fazıl Musa
437- Ali Kasım Tazeli
438- Ali Kanber Halil
439- Ali Kazım
440-AliKazım Tisinli
441- Ali Kazım Hurmatulu
442- Ali Kerim Sefer Beyatlı
443- Ali Kemal
444- Ali Kemal Hasan
445- Ali mehmet Veli
446- Ali Murat hüseyin
447- Ali Merdan Hüseyin Tisinli
448- Ali Merdan Reşit
449- Ali Merdan Şükür
450- Ali Musa
451- Ali hadi Çardaklı
452- Ali Hadi Rauf
453- Ali Vehap ahmet
454- Ali Yayçılı
455- İmat Mehmet Merdan
456- Ömer Esat
457- Ömer Mulla Şakir
458-İmran Hıdır Ali Merdan
459- İmran Asi Musa
460- Avnettin Hüseyin Sabir
461- İsa Riza Ekber
462- İsa Musa
463- Gaip Ahmet Havi
464- Gaaip Mehmet Ali Beşirli
465- Gazi Naccar
466- Fuat Ramazan kerim
467- Fuat İzzet Celil
468- Fuat Kazım Nedim
469- Faik Tazeli
470- Faik Fuat İsmail
471- Faik Musa Tevfik
472- Fatih Şakir Kazım
473- Faruk Namık
474-Fazıl Allah Verdi Sefer
475- Fazıl Süleyman
476- Fazıl Şükür Anbeki
477- Fazıl Abbas Mustafa
478- Fazıl Asker Mehmet
479- Fazıl Ali
480- Fazıl Kamber
481- Fazıl Mehmet Rahim
482- Fettah Gaip Süleyman
483- Ferhat Nasrettin Ali
484- Felah Cuma Süleyman
485- Felah Şükür Abdullah
486- Faysal Beyatlı
487- Faysal Mehmet Hüseyin
488- Kasım Ahmet Şahkulu
489- Kasım Hasan Ağa
490-Kasım Hasan Tazeli
491- Kasım Hasan Kenid
492- Kasım Hamdi
493- Kasım Abbas Veli
494- Kasım Fazıl
495- Kasım Kanber Ali
496- Kasım Kanber Vahit
497- Kasım Kazım Süleyman
498- Kasım Mehmet
499- Kasım Mehmet İbrahim
500-Kasım Mahmut Kanber
501- Kasım Mehdi Mecit
502- Kasım Necef Hüseyin
503- Kazım Abbas
504- Kazım Abbas Yusuf
505- Kazım Yusuf
506- Kerim Zeynelabidin
507- Kerim Zeynelabidin Mehdi
508- Kerim Sefer Beyatlı
509- Kemal Terzi
510- Kemal Cuma Behram
511- Kemal Cuma Yasin
512- Kemal Abdulsamat Tisinli
513- kemal Kanber
514- Kemal Kanber Çayırlı
515- Kemal Mustafa
516- Lebüp Salih Nurettin
517- Mumin Hacı Vahit
518- Müeyyet Hamzalı
519- Malik Hamit
520- Mahir Oktay
521- Mecit Semin Kuravi
522- Muhsin Hasan
523- Muhsin Hüseyin Ferhan
524- Muhsin Süleyman
525- Muhsin Ali
526- Muhsin Ali Hadi Rauf
527- Muhsin Fazıl
528- Muhsin Fazıl Culhacı
529- Muhsin Ferhan
530- Muhsin Maksut Cuma
531- Muhsin Maksut Ali
532- Mehmet Emin Cevat Kazım
533- Mehmet Ahmet Demirci
534- Mehmet Ahmet Şahkulu
535- Mehmet Uzun Şükür
536- Mehmet Taki Ahmet
537- Mehmet Taki Ahmet Muhammet
538- Mehmet Cafer Terzi
539- Mehmet Cafer sadık Hayyat
540- Mehmet hasan Taki
541- Mehmet Hüseyin
542- Mehmet Hüseyin Beşirli
543- Mehmet Hüseyin Mehmet Selim
544- Mehmet Hammu
545- Mehmet Reşit Mehmet
546- Mehmet Riza Mehmet
547- Mehmet Zühtü İbrahim
548- Mehmet Semin
549- Mehmet Seyit Hüseyin
550- Mehmet Sivid Bezirgan
551- Mehmet Şakir
552-Mehmet Şevket Kanber
553- Mehmet Abbas
554- Mehmet Abdullah Ali
555- Mehmet Abdullah
556- Mehmet Ali Cuma
557- Mehmet Ali Hurşit Abbas
558- Mehmet Ali Abbas
559- Mehmet Gani Mübarek
560- Mehmet Fatih Saatçi
561- Mehmet Fazıl Hurşit
562- Mehmet fazıl abbas
563- Mehmet Kasım salih
564- Mehmet Korkmaz
565- Mehmet Mahmut Ahmet
566- Mehmet Murtaza
567- Mehmet Murtaza Davut
568- Mehmet Nuri Hamit Şellal
569- Mehmet veli
570- Mehmet Veli Bektaş
571- Mahmut Allah Verdi sefer
572- Mahmut Beyatlı
573- Mahmut Cafer Terzi
574- Mahmut Reşit
575- Mahmut Saki
576- Mahmut Tavuklu
577- Mithat Hüseyin Kanber
578- Murat Salih Mehmet
579- Muslim Hamdi
580- Mustafa Ahmet Beyatlı
581- Mustafa Hacı Paşa
582- Mustafa Hüseyin
583- Mustafa Ali
584- Mustafa Ali Mehdi Ağa
585- Mustafa Kazım Ahmet
586- Mustafa Kazım Selman
587- Mustafa Mehmet Abbas
588- Muzaffer Beşirli
589- Muzaffer Zeynelabidin
590- Muzaffer Fatih
591- Miktat Cebbar Kuyucu
592- Mulla Hamat
593- Mümtaz Ekrem ali
594- Mümtaz Ekrem Abbas
595- Münir Cuma Şenin
596-Mehdi İbrahim Ali
597- Mehdi Boyağcı
598- Mehdi Hamit Hurşit
599- Mehdi Şeyh İbrahim
600- Mehdi Merdan Derman
601- Mehdi Musa
602- Musa Tisinli
603- Musa Cuma Behram
604- Musa Riza Mehmet
605- Musa Kazım
606-Musa Kazım Selman
607- Musa Mirza
608- Mutlu Abbas
609- Muvaffak hacı Şükür
610-Nasih Abbas
611- Nazım İbrahim Semin
612- Nazım Mehmet Ali
613- Nazım Mendelavi
614- Nafi Yasin Doğramacı
615- Necat İsmail Hasan
616- Necat Ahmet Semin
617- Necat İsmail
618- Necat Celil Paşa
619- Necat Hasan
620- Necat Şükrü
621- Necat Kasım
622- Necat Mehmet Koryalı
623- Necat Musa Kazım
624-Necati İsmail
625- Necah mehmet Emin
626- Necdet İbrahim kerim
627- Necdet Şehbaz
628-Necdet Şehbaz Abbas
629- Necdet Asker Mahmut
630- Necef Tisinli
631- Necef Tuzlu
632- Necmettin Çayırlı
633- Necmettin Halaf
634- Necmettin Halaf Mehdi
635- Necmettin Tahir
636- Nezar Resul cafer
637- Neşet Mithat
638- Neşet Mithat Altuncu
639- Nasrullah hadi Mehmet
640- Nidal Hüseyin Ali
641- Nizam Abdulhüseyin
642- Nizam Abdulhüseyin Mehmet
643- Nihat fazıl Tavuklu
644- Nihat Mehmet
645- Nurettin Süleyman Ağa
646- Nurettin Sıddık
647- Nuri Kerim Kasım
648-Nevzat İbrahim Cuma
649- Niyzi Sıddık kasap
650- Haşim İsmail Kanit

651- Haşim Beşirli
652-Haşim Hamdi Baki
653- Haşim Riza
654- Haşim Zeynelabidin
655- Haşim Abbas
656- Haşim Ali Kara
657- Haşim Gaip Mehdi
658- Haşim Kadir Hıdır
659- Haşim Mehmet Beyatlı
660- Hicran ali Kemal Mehmet
661- Vefi Naki Hayyat
662- Velit Aziz
663- Vehap Mehdi Asker
664- Yasin Mehmet Sıddık
665- Yahya Zekeriya
666- Yaşar halil İbrahim
667- Yaşar Halil Kanber
668- Yaşar İzzettin Tuzlu
669- Yaşar Mehdi Tuzlu
670- Yaşar Namık Hüseyin
671- Yücel Musa İsmail
672- Yusuf Refik
673- Yusuf Şerif Kazım
674- Yusuf Mehmet Beyati
675- Yüksel Veli Ali

I.T.C ŞURA
Yürütme Konseyi
1)Siyasi ve Dış İlişkiler Dairesi
2)Enformasyon Dairesi
3)Eğitim ve Kültür Dairesi
4)Araştırma ve Planlama Dairesi
5)Güvenlik Dairesi
6)Sağlık ve Yardım Dairesi
Ankara anlaşması ardından Irak-Türkiye Sınırı
1.Dünya Savaşı sırasında Bölgediki Türk Savunması
Irak’ın Etnik Yapısı
KAYNAKÇA
I Kitaplar
Saatçi,Suphi;Tarihten Günümüze Irak Türkmenleri,2.Basım,İstanbul,2003
Cemal,Hasan;Kürtler,2.Basım,Doğan Kitap,İstanbul,2003
Özcan,Mesut;Sorunlu Miras Irak,1.Basım,İstanbul,Şubat2003
Hürmüzlü,Erşat;Türkler ve Irak,Kerkük Vakfı,İstanbul,2003
Demirci,Fazıl:Irak Türklerinin Dünün Bugünü,TTK Basımevi,Mart 1991
Meray,L.Seha:Lozan Barış Konferansı Tutamaklar-Belgeler,Yapı Kredi Yayınları,3.Baskı
Armaoğlu,Fahri:Siyasi Tarih(1789-1960),Ankara,1973
Neftçi,Nermin;Kerkük’te Bulduklarım,3.Baskı,İstanbul, Eylül 2003

II Makale,Araştırma ve İncelemeler
Yılmaz,Hasan:Irak’ın Gizlenen Gerçeği Türkmenler,Stratejik Analiz Dergisi,Mayıs 2003,Cilt 4,Sayı 37
Kurubaş,Erol;Kuzey Irak’ta Olası Bir Ayrılmanın Gerçekleşebilirliği, Stratejik Analiz Dergisi,Şubat 2003,Cilt3,sayı 34
Yılmaz,Hasan,Kuzey Irak Kürt Medyasında Türklerin Görüntüsü, Stratejik Analiz Dergisi.Şubat 2003,Cilt 3 sayı,34
Özdağ,Ümit;Irak’ın Geleceği Tartışmaları,Türk Yurdu Dergisi,Şubat 2003,Cilt 23,sayı186
Demirci,Nefi;Musul-Kerkük Türkmenleri ve Kuzey Irak Meselesi,Türk Dünyası,Tarih Dergisi,Ocak 2003,sayı 2003/01-193
Demirci,Nefi;Kerkük Türk Varlığının Dünün Bugünü,Temmuz 2003,sayı2003/7/199
Saatçi,Suphı;Kerkük Katliamı,Zaman Gazetesi,16 Temmuz 20003
Özdağ,Ümit;Kerkük’te Yapılması Gerekenler ,http://www.avam.org/irak/analiz/10_analiz.htm

3Ansiklopediler ve Süreli Yayınlar
Kardaşlık Dergisi
Altuköprü Dergisi
Türk Dünyası Tarih Dergisi
Stratejik Analiz Dergisi
Zaman Gazetesi
Türk Yurdu Dergisi

4 Web Adresleri
www.turkmencephesi.org
www.turkmenfront.org
www.bilimarastırmavakfi.org
www.kho.adu.tr

SİBEL ALKAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir